Cinsel Taciz ve Guru


ALİ OSMAN MUŞ

ALİ OSMAN MUŞ

28 Ağustos 2017, 09:36

Hindistan yeryüzünün en büyük İslâm nüfusu barındıran ama İslâm devleti olmayan başta Güneydoğu Asya İslâm ülkelerini gerek geleneksel idari yapılanma gerekse Sanskritçe vasıtasıyla oldukça etkileyen ve  özellikle „din“ merkezli yaşamın adeta iliklere kadar işlediği    

bir ülkedir. Din zihniyeti ise bir din içinde birkaç dini bulabileceğiniz bir senkretik yani bağdaştırmacı;  amiyane tabirle tarhana çorbası gibi hiç birisini inkâr etmeyen dünya görüşü içinde algılanır ve yaşanır. Toplayıcı, uzlaştırıcı olup bir tahlil ve incelik değil de eritilmemiş ve  inanışların bir araya getirildiği tek din içinde „kolleksiyon dini“ gibi bir din    zihniyeti ilk bakışta bir hoşgörü ve  dünyeviliği empoze etmekteyse de yaşayış biçimi tam bir taassup ve inadı içinde barındırır. Bu açıdan Hindu milliyetçiler „Hindistan dünyanın bir özüdür.“ derler ve övünürler.

Son üstad yani guru (Türkçesi hocaefendi, üstad) denen Sih tarikatının ünlü hocasının cinsel tacizden tutuklanması olayına „sosyal konumu“ açısından baktığımızda önümüze bir ibret vesikası gibi   derin derin düşünmemiz gereken    „lâik“ ülke yapısının önemi ortaya çıkar. Sih dini ise 16. asırda Nanak adlı bir üstadın İslâm, Hiristiyan ve Hindu   dinlerinden devşirip karıştırarak ortaya çıkardığı karma bir inanış olup şekerli suyla abdest alan, ömür boyu sakal kesmeyen, sigara hiç içmeyen dini esasları vardır. İşte böylesi bir inanışın önderlerinden birisinin işlediği yüz kızartıcı suç müritleri tarafından „suç“ olarak algılanmamakta ve hükümet ile çatışmalara neden olabilmektedir. Neden? Çünkü „guru“ lar kutsaldır ve dokunulamazlar.     Doğuştan ayrıcalıklıdır. 11. asır Avrupası gibi.

Hindistan’da din vardır, mezhep vardır. Tarikat vardır. Sanskritçe gibi insanlığa katkısı üst düzeyde harika bir lisan vardır  ama „ülke, vatan“ yoktur.   Bu dünyanın her yerinde böyledir. Eğer sadece din merkezli yaşıyorsanız  vatan ve bayrağınız olmasa da olur. 25 Ağustos 20017 günü dünya gündemine düşen Guru efendi olayına bakalım:  Hindistan'da guru isyanı: 29 ölü, 200 yaralı.  Hindistan'ın ünlü gurularından biri olan Ram Rahim Singh’in cinsel tacizden suçlu bulunması üzerine, 200 bin kişilik grup karara tepki vererek sokağa döküldü. Guru Singh'ın müridleri Haryana'daki Panchkula bölgesine gelerek, güvenlik güçleriyle çatıştı. İlk belirlemelere göre 29 kişi hayatını kaybetti, 200 kişi yaralandı. Guru Singh'ın destekçileri, hükümet binalarını, araçları ve Pencap’daki Balluanna demiryolu istasyonu ateşe verdi. Yetkililer, 2 bin 500 kişinin tutuklandığını bildirdi. Ayrıca, bölgedeki tüm seferler iptal edilirken, sokağa çıkma yasağı ilân edildi.  Hindistan'ın ünlü gurularından Ram Rahim Singh'ın cinsel saldırıdan suçlu bulunması üzerine ülkede çıkan çatışmalarda 29 kişi hayatını kaybetti, 200 kişi yaralandı. www.aksam.com.tr/dunya/hindistanda-guru-isyani-29-olu-200-yarali/haber-654819)

 Yüz kızartıcı suça „suç“ diyemeyen bir beyin olsa olsa bir „mürit“ sıfatlı bedende bulunur.

Avrupa’nın geldiği aşamayı bu noktada düşünebiliriz. Daha yeni Avustralya’da   Avustralya Polisi, Katolik Kilisesi'nin en üst düzey üçüncü ismi olan Vatikan Hazinedarı Avustralyalı Kardinal George Pell'e cinsel taciz suçlamasıyla mahkemeye çıkarılacağını duyurdu. 29 Haziran 2017 tarihli dünya gündemine düşen olay yukarıdaki Hindistan sıkandalı ile aynı özü taşıyor ama hiçbir hiristiyan fanatik sokağa dökülmedi. Aynı olay eminimki Dekameronun Aşk Hikâyeleri’nde işlenen temalar gibi 10-15. asırda meydana gelmiş olan Avrupa’da yaşandığında bugünkü Hindistan gibi kan gövdeyi götürürdü.  Avrupalıların birbirlerini boğazlaya boğazlaya öğrendikleri „lâiklik“  din merkezli yaşayan toplumlar için numunei imtisal olmaya devam etmektedir vesselâm. Devlet işine din işini ve din adamını karıştırmıyorlar. Yasalar karşısında herkes eşittir. Vesselam. Guru da Hint fakiri de aynı yasa aynı madde ile yargılanır. Bu lâik bir yapılanmanın erdemidir. Hindistan bunu aşamıyor. Neden? Din bir afyon gibi işlev üstlenmiştir bu toplumda da ondan.   Uyuşturucudur. 

2013 yılında Endonezya’daydım. Bir gün TV şöyle bir haber geçti Hindistan’daki guru ile kıyaslanabilecek konumda layüsel dokunulamaz olan veya kendisini öyle gören kiyai denen bir hocaefendi motosikletle trafik ihlali yapıyor ve polis cezayı kesiyor. Kiyai yeri göğü inletiyor. Ben kiyai’yim bana nasıl ceza kesersin diye?  Muhabir  tam yerinden yakalamıştı olayı.  Ha Hindistan‘daki guru, ha Endonezyadaki kiyai. Aralarında hiçbir fark yoktur.

Seyrediniz Yutupda manzarayı:   ttps://www.youtube.com/watch?v=HgGAXFs2T0k

Ne güzel diy mi? Bir de ardından yaptığı lutfu kereminden bahşettiği hareket:

Ardından da özür lutfediyor efendi hazretleri:    İzleyiniz:

https://www.youtube.com/watch?v=O3xIS_N0XUg

 Düşünelim; ülkemizdeki „bademlemecileri“ düşünelim;  kurslardaki taciz olaylarını. Efendim  hepsi aynı türdendir de ondan.   Ülkeme Allah‘ım böyle günler göstermesin.    

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.