Demokrasinin kapısı aralandı...
 Mısır halkı, yıllarca süren askeri diktaya son vermek üzere 25 Ocak 2011'de sokaklara dökülerek demokratik rejimin kapısını araladı. 30 yıllık Hüsnü Mübarek rejimi, halk ayaklanmasıyla devrildi. Devrimin ardından geçen 3 yılda, şeffaf seçimlerle ülkenin ilk sivil cumhurbaşkanı seçildi. Daha sonra ordunun yönetime el koymasıyla demokratik süreç kesintiye uğradı ve ülke çalkantılı günler geçirmeye başladı. Mısır'daki siyasi süreci belirleyen kilometre taşları şöyle gelişti:

-Yıl: 2011

Arap Baharı olarak bilinen olaylar çerçevesinde 25 Ocak’ta, Mısır halkını 30 yıl iktidarda kalan Hüsnü Mübarek rejimine karşı gösteriler ve sivil itaatsizlik eylemleri başladı. Ülke geneline yayılan gösteriler 28 Ocak’ta tırmandı. Göstericiler bugünü Mısır’ın tarihi meydanı Tahrir’e girdikleri gün olarak tarihe not düştü.

Tahrir Meydanı'nda göstericileri dağıtmak için  2-3 Şubat 2011'de atlı ve develi bir grup, kesici aletlerle kalabalığın arasına daldı. Bu olay İslam tarihindeki ''Cemel (Deve) Vakası''na atıfla "Deve Vakası" olarak kayıtlara geçti.

Mısır Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ömer Süleyman, 11 Şubat’ta Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in görevinden istifa ederek, yetkilerini orduya devrettiğini açıkladı. Mısır'da yönetimi üstlenen Yüksek Askeri Konsey, 13 Şubat’ta parlamentonun her iki kanadını da lağvetti ve anayasayı askıya aldı.

Mübarek rejimi boyunca sürgünde yaşayan ülkenin önde gelen alimlerinden Şeyh Yusuf el-Karadavi'nin 18 Şubat’ta Tahrir Meydanı’nda cuma namazı kıldırması halka moral verdi.

Başbakan Ahmed Şefik'in 3 Mart’ta istifasının ardından Yüksek Askeri Konsey, bu göreve İsam Şerif'i atadı. 19 Mart 2011'de anayasa referandumu yapıldı. Halkın yüzde 77’si parlamento seçimlerinin yapılması ve yeni anayasanın hazırlanması için evet oyu kullandı.

30 Mart'ta Yüksek Askeri Konsey, 30 yıldır devam etmekte olan olağanüstü hali kaldırdı. Mısır'da devrimden önce iktidardaki Ulusal Demokratik Parti'nin feshedilmesi kararı alındı.
Eski rejimin lideri Hüsnü Mübarek ve oğullarının yargılanmaya başladığı 3 Ağustos, ülke tarihi için önemli gün oldu. 30 yıllık yönetimin lideri Mübarek, mahkeme oturumunda kafesin arkasında göründü.

-Şiddet olayları tırmandı

Kahire'nin Maspero bölgesinde, 9 Ekim'de bir grup Hristiyan ile askerler arasında çıkan çatışmalarda 27 kişi hayatını kaybetti. Bu olay kamuoyunda daha sonra "Maspero katliamı" olarak anılmaya başlandı. 19 Kasım'da devrik lider  Mübarek'ten sonra yönetimi elinde bulunduran Yüksek Askeri Konsey'in yetkilerini sivil yönetime bırakması için başlatılan gösteriler sırasında Muhammed Mahmud Caddesi'nde meydana gelen olaylarda 41 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı.
22 Kasım'da İsam Şerif hükümetinin Yüksek Askeri Konsey'e istifasını sunmasının ardından 25 Kasım'da göreve Kemal el-Cenzuri getirildi ve 3 gün sonra Halk Meclisi seçimleri başladı.

Cenzuri'nin başbakan olması bazı çevrelerin tepkisini çekti ve  23 Aralık'ta protesto gösterileri sırasında eylemciler ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı. Olayda 17 kişi hayatını kaybetti, binden fazla kişi yaralandı.

-Yıl: 2012

Çatışmalarla geçen 2011 yılının ardından ülkenin ilk demokratik ve şeffaf cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapıldığı 2012 yılı, Mısır tarihinde önemli dönüm noktası oldu. 30 yıllık Mübarek rejiminin, yaptığı haksızlıklar telafi edilmeye, demokratik ülkenin temelleri atılmaya çalışıldı. Bu geçiş süresinde ülke, çatışmalara, protestolara, eylemlere ve mahkemelerde yargılanmalara sahne oldu.

29 Ocak'ta başlayıp 11 Mart'ta 3 aşamalı olarak tamamlanan ilk şeffaf genel seçimler, Müslüman Kardeşler Teşkilatı'nın (İhvan) siyasi uzantısı Hürriyet ve Adalet Partisi'nin (HAP) yüzde 47 ile birinci, Selefi eğilimli Nur Partisi'nin yüzde 24,5 oyla ikinci olmasıyla sonuçlandı.

Ülke demokratikleşme yolunda ilerlerken, eski rejim yetkililerinin hesaba çekilmesi süreci devam etti.

Hüsnü Mübarek ile oğulları Ala ve Cemal'in yargılandıkları dava, 2 Ağustos'ta karara bağlandı. Mübarek ömür boyu hapis cezasına çarptırılarak, göz hapsinde bulunduğu hastaneden Tora Cezaevi'ne götürüldü. Yıl içerisinde Hüsnü Mübarek, bir çok kez rahatsızlığı dolayısı ile hastaneye kaldırıldı.

Sancılı geçiş süresi çeşitli şiddet olaylarına da sahne oldu. 1 Şubat'ta bir futbol karşılaşmasından sonra yaşanan ve 74 kişinin öldüğü Port Said Faciası, Yüksek Askeri Konsey'e karşı gösteriler, Cenzuri hükümetine karşı protestolar ile 2012'nin son ayı içerisinde meydana gelen anayasa karşıtı eylemlerde şiddet kendini gösterdi. Çıkan çatışmalarda onlarca kişi hayatını kaybederken, binlerce kişi de yaralandı.

-Ülkenin ilk sivil cumhurbaşkanı seçildi

Mısır'da ilk şeffaf cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Ancak, seçimlerin resmi sonuçları henüz açıklanmadan Yüksek Askeri Konsey, cumhurbaşkanının yetkilerini elinde toplayan yeni kararları ilan etti. Yüksek Askeri Konsey, seçilecek cumhurbaşkanın yetkilerini kısıtladı.

İki turlu seçimlerin ardından 24 Haziran'da cumhurbaşkanı seçilen Mursi 30 Haziran'da Anayasa Mahkemesi önünde yemin etti. Böylece Mısır, 5 bin yıllık tarihinde ilk defa seçilmiş bir lider tarafından yönetilmeye başlandı.
Mübarek'in devrilmesinden itibaren ülkede kontrolü sağlayan asker, kışlasına geri döndü.

5 Ağustos'ta Mısır'ın Sina bölgesinde düzenlenen saldırıda 16 asker hayatını kaybetti. Olayın ardından Mısır, İsrail ile anlaşarak bölgede askeri operasyonlara başladı. Olayda ihmali görülen Mısır İstihbarat Şefi Murad Muafi, Sina Valisi ve bazı emniyet mensupları görevlerinden alındı. Mısır İstihbarat Şefi'nin ardından Mübarek yönetimi boyunca Savunma Bakanlığı yapan Mareşal Hüseyin Tantavi, Genelkurmay Başkanı Sami Annan ve kuvvet komutanları da görevden alınarak yerlerine yenileri atandı.

Ekonomik açıdan ise Mısır'da 2012 durağan bir yıl oldu. Mısır ekonomisinin sahip olduğu döviz rezervi 36 milyar dolardan 15 milyar dolara geriledi. Mısır cüneyhi 2012 yılının son aylarına doğru hızlı şekilde değer kaybederken, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye, Mısır'a mali yardım yapacaklarını açıkladı.

-Yıl: 2013

Mısır’da 2013 yılına, seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye karşı yapılan darbe, Rabiatul Adeviyye ve Nahda meydanlarındaki katliam, kriz ve kaoslar damgasını vurdu.

2013’ün ilk günlerinde Mübarek rejimi yanlıları, Mursi’nin aldığı ekonomik ve siyasi kararları bahane ederek sokaklara döküldü. Mursi'nin 4 Ocak'ta Hişam Kandil Hükümeti'ndeki 10 bakanı değiştirmesi de protestoları dindirmedi.

Ülke, her gün artan protestolarla boğuşurken 15 Ocak'ta, askerleri taşıyan bir trenin Bedreşin bölgesinde devrilmesi ve kazanın 18 askerin ölümüne, 118 kişinin de yaralanmasına yol açması, yeni bir kaos sürecinin kapısını araladı.

25 Ocak Devrimi'nin 2. yıl dönümünde hükümet ve Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) aleyhinde yapılan gösterilerin şiddeti arttı. Protestoların ağırlık merkezi 3 sahil kenti Port Said, Süveyş ve İsmailiye kentlerinde, 27 Ocak'ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Mursi'ye ve hükümete yönelik gösterilere Haziran'a kadar tepki göstermeyen ordu, Tahrir'i dolduran kalabalıkların, erken cumhurbaşkanlığı seçimi taleplerinde taraf oldu. Ordu, 30 Haziran'da Mursi'ye ülkenin içinde bulunduğu durumdan çıkarması için 48 saat süre tanıdığını açıkladı.

-3 Temmuz’da Mursi’ye darbe

Ordunun çağrısına 2 Temmuz'da cevap veren Mursi, erken seçim taleplerini karşılamadı. Savunma Bakanı Abdulfettah es-Sisi, 3 Temmuz'da ülke yönetimine el koydu. Sisi, yeni başkan seçilene kadar askeri yönetimin, Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur'u geçici süreyle cumhurbaşkanlığına getirdiğini açıkladı.

Darbeye direnen Mursi, yapılan baskınla gözaltına alınarak bilinmeyen bir yere götürüldü. Tahrir'de, eski rejimin yanlıları Mursi'yi deviren darbeyi devrim olarak değerlendirip, sevinç gösterileri yaptı. Mursi yanlıları da Rabiatul Adeviyye ve Nahda meydanlarını doldurarak, karşıt gösteride bulundu.

Rabia ve Nahda'da başlayan darbe karşıtı gösteriler, diğer tüm kentlere yayılınca, darbe yönetimi olayları bastırmak için katliamlara başvurdu. Önce 8 Temmuz'da Cumhuriyet Muhafızları Alayı önünde Mursi'nin tutulduğu düşünülen bölgede toplanan kalabalığa sabahın erken saatlerinde askerler tarafından ateş açıldı. Güvenlik güçleri, 15 Temmuz'da Ramses'te, 27 Temmuz'da Enver Sedat'ın kabri önünde bulunan alanda, 14 Ağustos'ta Rabia ve Nahda meydanlarında kanlı müdahaleler gerçekleştirdi.

Rabia ile Nahda meydanında göstericilere açılan ateşte, Mısır Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, aralarında kanlı müdahalenin sembol ismi Esma Biltaci'nin de bulunduğu 578 kişi öldü, 4 bin 201 kişi de yaralandı.

-İhvan'a yönelik sistematik gözaltı furyası

Rabia ve Nahda'daki bu katliam bütün dünyada büyük infiale yol açtı. El-Feth Camisi'ne sığınan 300 gösterici 17 Ağustos'ta güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı.

Gösterilere katılım arttıkça darbe yönetimi bu kez İhvan ve HAP'a yönelik yeni ve sistematik gözaltı furyası başlattı. İlk önce İhvan Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii, 20 Ağustos'ta gözaltına alındı, ardından dalga dalga büyüyen operasyonlar kapsamında Rabia'daki katliamında kızını kaybeden HAP Genel Sekreteri Muhammed Biltaci'nin de aralarında olduğu binlerce kişi tutuklandı.

Ülke, "Darbeyi Ret ve Meşruiyete Destek için Ulusal İttifak" hareketinin organize ettiği geniş katılımlı protestolar eşliğinde 4 Kasım'a gelince, gözaltına alındığı 3 Temmuz'dan bu yana gizli yerde tutulan Muhammed Mursi, aralarında Muhammed Biltaci'nin de bulunduğu "dava arkadaşları" ile hakim karşısına çıkarıldı. Mursi, burada Rabia işareti yaparak, mahkemeyi tanımadığını söyledi ve hakimleri, gayri meşru ilan ettiğini açıkladı. Mahkemede beyaz mahkum elbisesi giymeyi de reddeden Mursi, yargılamanın ardından Burcu'l Arab Hapishanesi'ne, Biltaci ile diğer sanıklar da Tora Hapishanesi'ne nakledildi.

Öte yandan Anayasa Uzlaşma Komisyonu, hazırladığı yeni anayasa metnini Cumhurbaşkanı Adli Mansur'a sundu. Mansur, aralık ayı başında metni onayladı ve ocak ayı ortasında yeni anayasanın referanduma sunulacağını açıkladı. İhvan, referandumu boykot edeceğini duyurdu.

-İhvan "terör örgütü" ilan edildi

Kanlı baskınlar ve ardından gelen gözaltı operasyonları da darbe karşıtı gösterileri dindirmeyince bu kez İhvan'a yönelik yeni yaptırımlar gündeme alındı.

Dekahliye'de, Emniyet Müdürlüğü'nde 24 Aralık'ta meydana gelen ve 16 kişinin ölümü, onlarca kişinin de yaralanmasına yol açan saldırı düzenlendi. Saldırıyı El-Kaide bağlantılı Ensar Beyt el-Makdis örgütü üstlense de darbe yönetimi İhvan'ı saldırılardan sorumlu tuttu. Daha önce kapatılan Müslüman Kardeşler Örgütü (İhvan), bakanlar kurulu kararıyla "terör örgütü" olarak ilan edildi.

İhvan için alınan bu karar üniversiteler başta olmak üzere, ülke genelinde tüm darbe karşıtları tarafından protesto edildi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211