Türkiye Suriye Savaşını Kaybetti
 Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad, Fransız Paris Matcs Dergisine mülakat verdi.
Mülakatta Koalisyon güçlerinin IŞİD’e yönelik hava saldırılarından “gerçek bir sonuç alındığını söyleyemeyiz” diyen Esad, bunlar göstermelik olduğunu ifade etti.
Esad, terörün ihraç edildiğini belirterek, Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerini işaret etti. Cumhurbaşkanı Esad, Suriye’ye gelen Avrupalı savaşçıların en çok Fransa’dan geldiğini ifade ederken AKP hükümetine de suçlamalarda bulundu.

Röportajın tam metni şöyle:

Cumhurbaşkanı, savaş üzerinden 3 yıl geçmesinden sonra durumlarla bugüne vardığımızda, 2011 yılında ilk devrim işaretlerinin çıktığı zaman durumları daha değişik bir şekilde yönetmediğiniz için pişman mısınız. Olanlardan dolayı kendinizi sorumlu hissediyor musunuz?
Daha ilk günlerde ordu ve polisten şehitler vardı. Öyleyse daha ilk günden terörle karşı karşıyaydık. Gösterilerin olduğu doğrudur lakin sayısı büyük değildi. Bu gibi durumda teröristlere karşı halkını savunmaktan başka bir seçeneğin de yok. Başka bir seçenek bulunmuyordu. Pişman olduğumuzu söyleyemeyiz çünkü ilk günden terörle savaşıyorduk. Bu uygulamada hataların hasıl olduğu anlamına gelmez.

“TÜRKİYE VE KATAR DESTEKLEMESEYDİ…”

Daha açık bir şekilde konuşalım. Katar o günlerde olayların en başından söz konusu teröristlere büyük paralar ödemeseydi, lojistik olarak da Türkiye desteklemeseydi, siyasi olarak batı da onları desteklemeseydi, o zaman durumlar değişecekti. Kriz öncesi Suriye’mizde doğal olan problemler ve hatalar vardı. Bu da olayların gelişme sebebinin dahili olduğu anlamına gelmez.

SİVİLLERİ VURUYOSAK 4 YILDIR NASIL AYAKTAYIZ?

Bu savaş esnasında ordunuzun aşırı şiddet kullanması eleştiriliyor. Neden sivilleri bombardıman ateşine tutuyor?
Bir terörist sana silahla saldırdığında kendi nefsini ve halkını nasıl savunursun? Diyalog ile. Ordu karşı taraf silah kullandığında silahını kullanıyor. Bizim açımızdan Suriye’de hedefimizde sivilleri vurmamız imkansız. Sivilleri bombardıman ateşine tutmak için bir sebep yok. Eğer bizler bugün sivilleri öldürüyorsan bu halkı öldürüyoruz demektir. Aynı zamanda da teröristlerle savaşıyoruz. Bize karşı duran ve teröristleri destekleyen ülkelerle de savaşıyoruz. Körfez, Türkiye ve Batı. Nasıl 4 yıl ayakta durabiliriz. Eğer halkı savunmasaydık
ayakta durmamızın imkanı yoktu. Dolayısıyla sivilleri vurduğumuz mantıksız söylemlerdir.

“EVET O KENTLER…”

Fotoğraflarda Homs ve Hama kentlerinin tamamıyla yıkılmış olduğu görülüyor. Ülkenizin üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Örgütü de bu savaş esnasında 190 bin kişinin öldüğünden söz ediyor. Söz konusu Semtlerin sakinlerinin tümü terörist miydi?
İlk önce BM’nin istatistikleri üzerinde derine inelim. Kaynakları nedir. Şu anda dünyada özellikle de medyada öne sürdüğü rakamlar mübalağa edilmiş rakamlardır. Doğru değildir. İkincisi yıkım fotoğrafları sadece uydu fotoğraflarında değil somut olarak da bulunuyor. Doğrudur. Lakin, teröristler bir bölgeye gelip işgal ettiklerinde orduya düşen görev o bölgeyi kurtarmak düşüyor, çatışmalar oluyor doğal olarak da yıkımın olması da normaldir. Lakin her halükarda teröristler bir bölgeye girdiklerinde siviller o bölgeden kaçıyor. Gerçekte Suriye’de kurbanların büyük oranının devleti teyit edenlerden olduğunu görürüz aksi değildir. Büyük bir bölümü ise terör patlamalarında düşmüştür.  Tabiidir ki savaş halinde olduğunu zaman evinde de terör olduğu zaman masum sivillerin düşmesini engellemenin imkanı yoktur. Bu dünyanın her yerinde olan bir şeydir. Velakin devletin sivilleri hedef alması imkansızdır.

“HAYIR HAYIR”

Yine BM’ye göre, komşu ülkelerde 3 milyon Suriyeli mülteci bulunuyor. Yani Suriye nüfusunun sekizde birine tekabül ediyor. Bütün bunlar teröristlerin ortakları mıdır?
Hayır. Hayır. Genel olarak Suriye’den çıkanlar terör sebebiyle çıkan şahıslardır. Bunlardan terörü destekleyenler de var devleti destekleyenler de var. Güvenlik şartları sebebiyle çıktı. Hiç bir tarafı desteklemeyenlerin sayısı da az değil bunların içerisinde.”

TÜRKİYE’DEN SİLAH AKIYOR

Askeri görüş açısından, bu savaşı sizlerin kazanmasını sağlayacak alternatif vesilelere sahip misiniz?
Bizler sadece çetelerle değil ülkelerle savaşıyoruz. Bunlara milyarlarca dolar sarf ediliyor. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu muhtelif ülkelerden silah akıyor kendilerine. Bundan dolayı askeri açıdan kolay bir savaş değildir. Buna rağmen Suriye ordusu bir çok bölgede ilerlemektedir. Öte yandan bu savaşın nasıl biteceğini sana kimse söyleyemez. Lakin esas savaş onlar için başlardaydı bu da Suriyelilerin kalplerini nasıl kazanacaklarıydı. Bu savaşı da kaybettiler. Teröristleri kuluçkası da çok dar bir hal almaya başladı. Bu kuluçkanın günden güne gerilemesi de ordunun ilerleme sebebi oldu. Öyleyse bu savaşa askeri, sosyal ve siyasi açıdan bakmamız gerekiyor.”

SINIRDAN GELİP GİDİYORLAR

Lakin onlar topraklarınızın hakimiyet alanınız dışında olduğuna göre, onlar daha kaybetmedi demek?
Suriye Arap Ordusu her yerde mevcut değildir. Her yerde olması da imkansızdır. Dolayısıyla ordunun bulunmadığı her yere teröristler sınırdan geliyor ve o bölgeye giriyor.  Velakin ordu hangi bölgeyi geri alma kararı aldıysa geri aldı ve oraya girdi. Onlar bir parça aldı bizler bir bölüm aldık demek için iki ordu arasında var olan bir savaşın olması lazım ki öğle değildir. Şu anda savaş düşündüğün gibi değildir. Sen bir anda herhangi bir kente veya bir köye aniden sızan terörist gruplardan bahsediyorsun. Bu yüzden uzun ve zor bir savaş olacak.”

KADDAFİ’DEN SONRA NE OLDU?

Bir çokları çözümün gidişinizde olduğunu söylüyor. Çözümün gidişinizde olduğuna inanıyor musunuz?
Dünyanın herhangi bir ülkesinde Cumhurbaşkanı anayasal icraatlarla gelir anayasal icraatlarla da gider. Bir başkanın kaos kanalıyla gelmesi mümkün değil, kaos yoluyla gitmesi de öyle. Bu sözlere en somut delil de Fransa politikasının Kaddafi’ye saldırı yoluyla Libya’da ulaştığı noktadır. Sonucu ne oldu. Kaddafi’nin gidişinden sonra kaos oldu. Gidişi çözüm getirdi mi? Durumlar iyileşerek Libya demokratik bir ülke mi oldu? Devlet gemi gibidir. Fırtına çıktığında mürettebat gemiyi bırakarak kaçmaz. Yolcular çıkma kararı alırsa o gemiden en son çıkan kaptan olur yolcular değil.

SURİYE’Yİ BATI’NIN KUKLASI YAPMAYIZ

Bu Kaptanın ölüme hazır olduğu anlamına geliyor. Muammer Kaddafi’den söz ettiniz, aynı kaderle karşı karşıya kalmaktan, Saddam Hüseyin veya Kaddafi gibi ölmekten korkuyor musunuz?
Evvela kaptan ölüm veya yaşamı düşünmez. Gemiyi nasıl kurtaracağını düşünür. Bunu düşünür. Eğer gemi batarsa bütün herkes ölecektir. Dolayısıyla bize düşen görev ülkeyi kurtarmaktır. Lakin önemli bir şeyin üzerinde durmak istiyorum o da, Cumhurbaşkanı olarak kalışım, ne krizden önce ne esnasında ne de krizden sonra benim açımdan hedef olmadı. Lakin biz Suriyeliler Suriye’nin batının elinde kukla olmasını kabul etmeyiz.
En önemli hedeflerimiz ve ilkelerimizi çok açık ve net bir şekilde söylüyorum.”

IŞİD LİDERİ SURİYE’NİN DEĞİL ABD’NİN HAPİSHANELERİNDE KALDI

“İslam Devletinden” söz edelim. Bazıları Suriye rejiminin topraklarını bölmek için aşırı İslamcı radikalcilerin çıkışını  teşvik ettiğini söylüyor. Buna cevabınız nedir?
Suriye’de devletimiz vardır rejimimiz diye bir şey yoktur. İlk önce deyimler üzerinde uzlaşalım. İkincisi bu sözlerin doğru olduğunu farz edersek, IŞİD’i bizler destekledik görüşü, bu şu demektir, bizlere saldırması için bizler bu örgütten talep ettik, askeri havaalanlarına saldırsın, yüzlerce askerimizi öldürsün kent ve köyleri işgal etsin. Bu sözlerde ki mantık nerede? Bunlardan kazancımız ne olacak? Dedikleri gibi muhalefeti bölmek ve zayıflatmak mı? Bizler muhalefette ki o tarafların öneminden bir şey eksiltme haceti içerisinde değiliz. Batı’nın kendisi şu anda muhalefetin hayal bir muhalefet olduğundan söz ediyor. Obama’nın kendisi aynen bunları söyledi. Öyleyse  bu tez yanlıştır. Lakin hakikat nedir. Hakikat odur ki IŞİD 2006 yılında Irak’ta kuruldu. Irak’ı da Suriye değil Amerika işgal etti. Abu Bekir el Bağdadi Suriye’nin değil Amerikan hapishanelerindeydi. Öyleyse IŞİD’i kim kurdu? Suriye mi ABD mi?”


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211