Merkez Bankası:'Dolara müdahale'
 Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "Bugünden itibaren yıl sonuna kadar her gün minimum 450 milyon dolar düzenli olarak döviz satıyoruz, 500 milyon dolara da çıkabilir. Pazartesi-salı günü daha da yukarılara çıkabilir. Bu sayede yıl sonuna kadar en az 3 milyar dolar sisteme döviz likiditesi sağlayacağız. Karşılığı gelen Türk lirasını sistemden çekip sistemi fonlama ihtiyacını artırmış olacağız" dedi.

Başçı, "2014 yılında para ve kur politikası" konusunda düzenlediği basın toplantısında, Rezerv Opsiyonu Mekanizması (ROM) katsayısındaki artışların dikkatli şekilde ayarlanması durumunda, döviz satışları ile aynı etkinin oluştuğunu söyledi. Bunu şimdiye kadar yapmadıklarına dikkati çeken Başçı, "Ocak ayının sonunda ilk adımı göstereceğiz. Mayıs'tan bu yana ROM'la ilgili herhangi bir adım atmamıştık. İlk adımı Ocak ayının son gününde devreye girecek şekilde, Ocak ayının ortasındaki cetvelden itibaren atacağız. Bununla ilgili basın duyurumuz bugün yayımlanacak, Resmi Gazete'ye yetiştirebilirsek yarın da orada yayımlanacak" diye konuştu.
Döviz satış yönetiminin çalışma şekli hakkında bilgi veren Başçı, "Diyelim ki Merkez Bankası 400 milyon dolar döviz sattı. Bunun karşılığında sistemin fonlama ihtiyacında (SFİ) 800 milyon Türk lirasından daha fazla artış oluyor. Tüketici kredisinden ticari kredilere bir yönlendirme olmuş oluyor. Mekanizma böyle çalışıyor. Döviz satışları o yüzden dengelenme sürecinde yardımcı oluyor, döviz piyasasına da istikrar getiriyor ve bize daha istikrarlı bir döviz piyasası sağlıyor. Bunun sonucunda tüketici kredilerinin büyüme hızında bir yavaşlama görüyoruz ve görmeye devam edeceğiz" ifadesini kullandı.
Likidite politikasının 2014 yılındaki çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Başçı, düzenli döviz satım ihalelerine ihtiyaç duyuldukça devam edileceğini söyledi. Başçı, Rezerv Opsiyonu Katsayılarının (ROK) da kademeli olarak artırılacağını açıkladı. Böylelikle sistemin fonlama ihtiyacının kademeli olarak artırılacağını kaydeden Başçı, tüketici kredilerinin büyüme hızının da yavaşlatılmış olacağını dile getirdi.
Döviz, mayıs ayına kadar döviz satım kaynaklı olan rezervlerin aşağı gideceğini kaydeden Başçı, ROM kaynaklı rezervlerin önce artıp sonra yataylaşacağını ifade etti. Başçı, toplam rezervlerin Mayıs ayına kadar daha yatay olacağını, bu aydan itibaren artan bir seyir izleyeceğini bildirdi.
Başçı, ROM'u da döviz satışlarıyla eşdeğer bir şekilde kullanabildiklerini gösterdiklerini belirterek, özellikle Mart, Nisan, Mayıs aylarından itibaren bunun etkisinin net bir şekilde görülebileceğini vurguladı.

- Ocak ayında 3 milyar dolar satacağız

Başçı, düzenli döviz satım ihaleleri konusunu detaylandırarak, şuanda günde minimum 50 milyon dolar, maksimum 500 milyon dolarlık döviz sattıklarını anımsattı. Bu konuda öngörülebilirliği artırabileceklerinin altını çizen Başçı, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Bugünden itibaren yıl sonuna kadar her gün minimum 450 milyon dolar düzenli olarak döviz satıyoruz, 500 milyon dolara da çıkabilir. Pazartesi-salı günü daha da yukarılara çıkabilir. Bu sayede yıl sonuna kadar en az 3 milyar dolar sisteme döviz likiditesi sağlayacağız. Karşılığı gelen Türk lirasını sistemden çekip sistemi fonlama ihtiyacını artırmış olacağız.
Ocak ayında yine en az 3 milyar dolar sisteme enjekte edeceğiz. Bunun için de her gün en az minimum 100 milyon dolar satış yapacağız. Bunun karşılığında da yine ne kadar Türk Lirası likiditesi çekiliyorsa, çekmiş olacağız. Sistemin fonlama ihtiyacı büyük ihtimalle 40-42 milyar lira seviyelerine kadar çıkacak. Ocak ayında ROM'dan ne kadarlık kullanım azalması olursa o kadarlık ilave bir fonlama ihtiyacı olacak. Şubat ayında sistemin fonlama ihtiyacı biraz daha artabilir. Oyun planımız bu şekilde."
Başçı, ROK'un çalışmasına ilişkin de bilgi verdi. Başçı, "Ocak ayındaki cetvelden itibaren rezerv opsiyonlarıyla ilgili ilk adım olarak yüzde 40-60 arası dilimler için ROK'lar 0,4 puan artırılıyor. Dolayısıyla burada en yüksek olan dilim katsayı olarak 2,8'den 3,2'ye çıkıyor ve katsayısı artmış oluyor. Bazı bankalar bunu kullanmayı tercih etmeyebilirler, o zaman onlar sisteme biraz döviz serbest bırakacaklar ve karşılığında TL borçlanma ihtiyaçları artacak. Ne zaman yapacak bunu Şubat ayının başından itibaren" şeklinde konuştu.
Sadeleşme noktasında da bir adım attıklarını bildiren Başçı, bu adım sonrasında Ocak ayının son gün piyasaya 1 milyar dolar döviz likiditesinin sağlanacağını kaydetti. Başçı, yabancı para zorunlu karşılıkları ve Türk lirası zorunlu karşılıkları ile ilgili herhangi bir değişikliğin gündemlerinde olmadığını açıkladı.

- ROM'un otomatik dengeleyiciliği güçlendirilecek

Piyasadaki oynaklığın azaltılmasında kısmen başarılı olduklarını dile getiren Başçı,  şu değerlendirmelerde bulundu:
"Türkiye, özellikle döviz kuru ve bir miktar da faiz oynaklığı açısından, cari açık veren ülkeler arasında daha düşük oynaklığa sahip bir ülke ve bu böyle olmaya devam ediyor. Fakat genel oynaklık oldukça fazla bir şekilde arttığı için siz burada oynaklıktaki artışı gün gün görebiliyorsunuz. Biraz daha oynaklığı azaltalım, yapısal olarak yapmaya çalışalım. Nasıl yapabiliriz? İlk olarak para politikalarındaki öngörülebilirliğin artırılması, dolayısıyla kısa vadeli faizlerdeki oynaklığın sıfıra yakın seyretmesi ve kur oynaklığının azaltılması. Bunu nasıl yapacağız? ROM'un otomatik dengeleyiciliğinin güçlendirilmesi yoluyla ve düzenli döviz satım ihaleleri yoluyla."
Başçı, gelecek yıl faiz oynaklığının sıfır olduğu bir ortamda daha az oynak bir döviz kurunun yapısal olarak sağlanmış olacağını sözlerine ekledi.
Geçen yıl "esneklik vurgusu" da yaptığını anımsatan Başçı, "Oldukça esneğiz, çeşitli alanlarda, boyutlarda politikalarımızı şekillendirebiliriz. Daha ziyade yapısal alanlara ağırlık vereceğiz söylemiyle birlikte yapısal tarafa ağırlık vererek sunumumu yapmışım ve esneklik vurgusu orada yüksek. Bugün bulunduğumuz konjonktürde ise daha ziyade ne yapacağız, onunla ilgili mesajlar ön plana çıkacak. Dolayısıyla esneklikten fazla öngörülebilirlik daha ön planda olacak" diye konuştu.
Merkez Bankası'nın temel amacının fiyat istikrarının sağlamak olduğuna dikkati çeken Başçı, bu çerçevede 2016 yılı enflasyon hedefinin, hükümetle varılan mutabakata paralel olarak yüzde 5 olarak belirlendiğini ifade etti.
Erdem Başçı, Merkez Bankası'nın hesap verme yükümlülüğünün bir unsuru olarak, belirsizlik aralığının önceki yıllarda olduğu gibi her iki yönde "2 yüzde puan" olarak korunduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Enflasyon, yıl içinde 3'er aylık dönemlerin sonu itibarıyla yıl sonu hedefinden 2 yüzde puandan fazla farklılaşması durumunda sapmaya yol açan nedenler ile hedefe ulaşılması için alınan ve alınması gereken önlemler, enflasyon raporu aracılığıyla kamuoyuna açıklanacaktır. Gerçekleşen enflasyonun, yıl sonunda belirsizlik aralığının dışında kalması durumunda ise hükümete açık mektup yazılacaktır. Bu yıl sonunda enflasyonun 7'ye yakın ama belki 7'nin biraz üzerinde gerçekleşmesi mümkün, onu da yine beklemek lazım, acele etmemek lazım ama eğer böyle bir durum gerçekleşirse, hükümete açık mektup yazmamız gerekecek. Dolayısıyla burada hiçbir değişiklik yok. Öngörülebilirlik tam. Yüzde 5'le devam ediyoruz. Artı eksi 2 puan da belirsizlik aralığımız var."

- "Finansal istikrarı gözetmeye devam edeceğiz"

Merkez Bankası'nın, fiyat istikrarına odaklı para politikası duruşunun ve bu politikadaki öngörülebilirliğin korunduğu bir çerçeveyi esas aldığını anlatan Başçı, ayrıca rezerv opsiyonu mekanizmasının otomatik dengeleyici özelliğinin kademeli olarak güçlendirileceğini ifade etti.
Başçı, Merkez Bankası'nın, enflasyonu hedefle uyumlu seviyelerde tutmayı amaçlarken, finansal istikrarı gözetmeye devam edeceğini belirterek, şöyle devam etti:
"Bu doğrultuda Merkez Bankası, sermaye akımlarının yurt içi ekonomi üzerinde oluşturduğu oynaklığın sınırlanmasına yönelik politikalarına devam edecektir. Önümüzdeki dönemde de fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda, geleneksel araçların yanı sıra, yeni politika çerçevesi dahilinde geliştirilen araçlar da kullanılmaya devam edilecektir. Ayrıca krediler ve döviz kuru kanallarının daha etkin çalışması için iletişim kanalı da gerektiğinde destekleyici bir araç olarak devreye alınacaktır. Önümüzdeki dönemde iç talebin artmaya devam edeceği ancak finansal koşullardaki sıkılaşma nedeniyle bu artışın ılımlı kalacağı düşünülmektedir. Temkinli para politikası duruşunun, alınan makro ihtiyati önlemlerin ve zayıf seyreden sermaye akımlarının etkisiyle, kredi büyüme hızlarının daha makul düzeylere geleceği öngörülmektedir. Bu çerçevede ekonomi ılımlı şekilde büyümeye devam ederken, talep bileşenlerinin olumlu yönde dengelenmesi beklenmektedir. Böyle bir kompozisyon altında toplam talep koşullarının enflasyon üzerinde baskı oluşturması beklenmemektedir."

- "TL likiditesi politikasında öngörülebilirliği daha da artıracağız"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, likidite politikasıyla ilgili de bilgi verdi.
TL likiditesi politikasında öngörülebilirliği kademeli olarak artırdıklarını ve bu toplantıda biraz daha artıracaklarını belirten Başçı, "TL likiditesi politikasıyla ilgili kafalarda hiç bir soru işareti kalmayacak şekilde bugün son derece net olacağız ve bundan sonra artık herkes, Merkez Bankası ne yapar, nasıl yapar, hangi araçlarla bunu yapar, net bir şekilde bunu bilecek ve bankalarımız çok rahat bir şekilde önlerini görebilecekler. Burada da oynaklığı sıfıra yakın seviyelere indirmeyi planlıyoruz. 2014 yılında kısa vadeli faizlerde oynaklığı sıfıra yakın seviyelere kadar indirmeyi planlıyoruz" diye konuştu.
Döviz likiditesi politikasıyla ilgili de öngörülebilirliği kademeli olarak artırmayı planladıklarını açıklayan Başçı, kendilerine ufak bir miktar esneklik de bırakacaklarını ancak asıl olanın öngörülebilirlik olacağını bildirdi.

- "Tüketicilerin aşırı hızda borçlanmalarının önlenmesini amaçlıyoruz"

İstikrar için belirlenen amaç ve araçlara da değinen Başçı, şunları söyledi:
"Burada amaç ve araçlarımız var. Bunlardan birincisi, tüketicilerin aşırı hızda borçlanmalarının önlenmesi. Bu amaç, fiyat istikrarıyla çok yakından ilişkili. Eğer biz tüm politika yapıcılar olarak mümkün olduğu kadar üretimi ve üreticiyi destekler, aşırı tüketimi önlersek, bu, enflasyonu düşürücü etki yapar. Enflasyon açısından böyle. Dış denge açısından da benzer bir etki var. Eğer aşırı hızlı kredi büyümesi frenlenirse, dış dengedeki dengelenme süreci de daha hızlı bir şekilde gerçekleşir ve dolayısıyla oraya da faydası var. Dolayısıyla bu amaç hem Merkez Bankası'nın fiyat istikrarıyla uyumlu hem de diğer kamu otoritelerinin Orta Vadeli Program'da (OVP) ve 10. Kalkınma Planı'ndaki tasarrufların artırılması amacıyla uyumlu bir amaç.
Peki araçlar ne burada? Hangi araçlarla tüketicilerin aşırı hızda borçlanmalarını önleyeceğiz bu yıl? Birincisi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun aldığı ve alacağını açıkladığı tedbirler. Bunları biliyorsunuz, açıklandı. İkinci araç, bugün sizlerle paylaşacağım. Merkez Bankası'nın uyguladığı likidite programı. Onun bağlantısını da burada kuracağız. Dolayısıyla destekleyici bir araç olarak Merkez Bankası'nın likidite politikası da tüketici kredilerinin aşırı hızda artmasının önüne geçmeye yardımcı olacak."

- "Tüketici kredilerinin büyüme hızını düşüreceğiz"

Tüketici kredilerinin büyüme hızının, ticari kredilere göre daha dalgalı bir seyir izlediğini anlatan Başçı, "Lehman krizi" ile neredeyse sıfıra kadar düşen tüketici kredilerinin büyüme hızının, 2011'in ortalarında tekrar yüzde 40'lara yükseldiğini ifade etti.
"Yüzde 40, kesinlikle sürdürülebilir bir büyüme hızı değil, onun mutlaka aşağı çekilmesi gerekiyordu" diyen Başçı, o dönemde alınan tedbirlerle bunun yüzde 15'e kadar indirildiğini anımsattı.
Ticari kredilerin ise daha istikrarlı bir büyüme seyri izlediğine dikkati çeken Başçı, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Şu an büyüme hızlarına baktığımızda tüketici kredileri, yüzde 30'un biraz altında büyümeye devam ediyor. Ticari krediler ise yüzde 20-25 arasında bir hızla büyüyor. Bizim amacımız ne? 2014 yılının başlarından itibaren oldukça belirgin ve hissedilebilir şekilde tüketici kredilerinin büyüme hızının kademeli bir şekilde önce yüzde 25'e, daha sonra yüzde 20'ye, daha sonra da yüzde 15'e indirilmesi. Tüketici kredilerinin büyüme hızı gelecek sene içinde yüzde 15'e inerse hem enflasyon açısından sonuç almamız sağlanacak hem de dış denge açısından çok daha iyi bir noktaya geleceğiz. Bu arada ticari kredilerde ne olacak? Büyük ihtimalle ticari kredilerin büyüme hızında çok hafif bir azalma olabilir ama yüzde 20'lere doğru o da büyüme hızında gerileme gösterebilir, 15-20 arasında bir seviye, orada sürdürülebilir görünüyor ama tüketici kredilerinin büyüme hızının mutlaka ticari kredilerin büyüme hızından daha yavaş olması şart ki biz enflasyonla mücadelede sonuç alalım, aynı zamanda dış dengede de sonuç alalım. Yaklaşımımız bu."
Gelecek yılın başından itibaren belirgin ve hissedilir bir biçimde tüketici kredilerinin önce yüzde 25'e, daha sonra yüzde 20'ye, ardından da yüzde 15'e indirilmesinin hedeflendiğini dile getiren Başçı, şöyle konuştu:
"Tüketici kredilerinin büyüme hızı gelecek yıl içinde yüzde 15'e inerse, hem enflasyon açısından sonuç almamız sağlanacak hem de dış denge açısından çok daha iyi bir noktaya geleceğiz. Büyük ihtimalle ticari kredilerin hızında çok az azalma olabilir ama yüzde 20'lere doğru büyüme hızında gerileme gösterebilir. Tüketici kredilerinin büyüme hızını mutlaka ticari kredilerinin büyüme hızından daha yavaş olması şart ki enflasyonla mücadelede ve dış dengede sonuç alalım."
Başçı, 13 haftalık yıllıklandırılmış hareketli ortalamalara bakıldığında ticari kredilerdeki mevcut trendin 2007-2012 yıllarının ortalamasına yakın, trend olarak bakıldığında yüzde 20 ile 25 arasında olduğunu, bunun oldukça güçlü sayılabileceğini söyledi. Erdem Başçı, tüketici kredilerinde ise alınan tedbirlerin ve alınacağı açıklanan tedbirlerin işe yaramış gibi göründüğünü, yılın ortalarında yüzde 40'lara doğru bir artış eğiliminin söz konusu olduğunu, daha sonra bunun kademeli olarak yüzde 15-20 arasındaki bir trende gerilediğini, bunun geçmiş yıllar ortalamasının altında kaldığını belirtti.
Alınan tedbirlerinin sonuç vermeye başladığının görüldüğüne işaret eden Başçı, ilave tedbirler devreye girdikçe buradaki hızın yüzde 15'e doğru kolaylıkla geleceğini tahmin ettiklerini dile getirdi.
Merkez Bankasının likidite ve faiz politikasına ilişkin yapıyı biraz sadeleştirip netleştirdiklerini ifade eden Başçı, şunları kaydetti:
"Bundan sonra referans faiz olarak marjinal fonlama oranını kullanabiliriz. O nedir? Merkez Bankasının bir gün vadeli yani gecelik vadeli borç verme faiz oranı. Bunun oranı 7,75. Yüzde 7,75'ten Merkez Bankası, bankalara gerek Borsa İstanbul'dan gerek kendi nezdindeki para politikası içerisinde geçerli teminat karşısında sınırsız likidite verebiliyor. Bize Hazine kıymeti getiren her bankaya biz 7,75'ten istediği kadar borç verebiliyoruz.
Bunu referans almak doğru, çünkü, bu şu anda bankalar arası piyasada, ikinci piyasada faizleri belirleyen tek faiz. Orada belirlenen faiz de kısa vadeli Hazine kıymetleri ve diğer faizler üzerinde etki yapıyor."
İkinci faiz oranının İstikrarlı Fonlama Oranı-1 (İFO-1) olduğunu ifade eden Başçı, bunun 1 hafta vadeli repo ihalesiyle sağlanan fonlamanın faiz oranı olduğunu söyledi. Başçı, burada bankalara 1 hafta vadeli borç verildiğini, bunun faiz oranının da yüzde 4,5 olduğunu dile getirdi.
Bunun dağıtımında bir yenilik yaptıklarını anlatan Başçı, likiditeyi daha önce bankalara eşit dağıttıklarını, artık Türk Lirası zorunlu karşılıkları ile orantılı dağıtacaklarını bildirdi. Başçı, "Türk lirası zorunlu karşılık yükümlükleri ne kadarsa onunla orantılı bir pay alabilirler fondan. Bugün itibariyle buradan 6 milyar lira fonlama yapıyoruz. 6 milyar lira bu formüle göre dağıtılacak, 6 Ocak 2014'ten itibaren" diye konuştu.
Üçüncü faiz oranın İstikrarlı Fonlama Oranı-2 (İFO-2) olduğunu belirten Başçı, bunun, gecelik vadede piyasa yapıcısı bankalara sağlanan fonlamanın faiz oranı olduğunu söyledi. Yüzde 6,75'ten borç vermeye dayanan bu fonlamanın dağıtımının piyasa yapıcılığı kapsamında belirlenen formüle göre yapıldığını anlatan Başçı, 17 Aralık 2013'te bunu revize ettiklerini anımsattı. Başçı, bunun azami tutarının bugün için 6,5 milyar lira olduğunu kaydetti.

- "Oynaklığı orada sıfıra indirmiş olacağız"

Politika faiz oranlarına bakıldığında bir sadeleşmenin olduğunu ve öngörülebilirliğin arttığını vurgulayan Başçı, bankalar arası gecelik repo faizinin 5 günlük hareketli ortalamaya bakıldığında yüzde 7,75'te olduğunu ve oynaklığın neredeyse sıfıra indiğini, ağırlık ortalama faiz oranının bugünlerde 6,75'in hafif üzerinde devam ettiğini söyledi. Başçı, şöyle konuştu:
"Önümüzdeki dönemde sıfır oynaklığa devam ediyoruz. Bankalar arası piyasa da yüzde 7,75'te oluşmaya devam ediyor. Ağırlıklı ortalama fonlama faiz oranını da kademeli olarak sıfıra doğru indiriyoruz. Tam sıfır olmasa bile en aza indiriyoruz. En son kurul toplantısında 6,75 ve belki üzerinde bir ifade vardı. Dolayısıyla Kurul, eğer 6,75 derse, arkadaşlar likiditeyi öyle bir ayarlayacaklar ki 4,5'tan, 6,75'ten ve 7,75'ten verdikleri likiditenin kompozisyonunu öyle ayarlayacaklar ki tam 6,75 ağırlık ortalamada fonlama oluşacak ve oynak olmayacak.   
Bunun ek parasal sıkılaştırmalarla da alakası var. Burada da ek parasal sıkılaştırmaya olan ihtiyaç azalacak. Dolayısıyla ek parasal sıkılaştırma sayısı da azalacak ve kademeli bir şekilde şubat ayından itibaren ek parasal sıkılaştırma büyük ihtimalle yapma ihtiyacımız kalmayacağından tamamen oynaklığı orada sıfıra indirmiş olacağız. 6,75 şeklinde ağırlıklı ortalama bir fonlama maliyetimiz var.
Sistemin fonlama ihtiyacı bugünlerde 30-35 milyar lira civarında. Bunun bir kısmını yüzde 7,75, bir kısmını yüzde 6,75, bir kısmını da 4,5'ten veriyoruz hali hazırda. Daha önce 1 ay vadeli borç veriyorduk bankalara, o bir ay vadeli borç vermeyi sona erdirdik ve şu anda 1 ay vadeli verdiğimiz fonlamanın bakiyesi sıfır. Dolayısıyla 3 kanaldan likiditeyi veriyoruz."

- 3 farklı faizin avantajları

Üç farklı faiz oranı kullanılmasının bazı avantajları olduğunu dile getiren Başçı, bu likidite politikasının kredi büyümesinin tüketici kredilerinden ticari kredilere doğru yönlendirilmesine katkı sağlayacağını söyledi. Sistemin fonlama ihtiyacının kademeli olarak önce 40 milyar, daha sonra 45 milyar liraya gerekirse daha da yukarıya çıkarılmasının mümkün olduğunu ifade eden Başçı, bununla ilgili ellerinde iki araç olduğunu, bunların rezerv opsiyonu mekanizmasının katsayıları ve kullanım oranı, ikincisinin ise döviz ve döviz satışları olduğunu dile getirdi. Başçı, döviz satıldığında sistemden lira çekildiği için, likidite açığının ya da Merkez Bankasından fonlama ihtiyacının arttığını ifade etti.
Başçı, Merkez Bakasından yapılan fonlamanın vadesinin kısa tutulmasıyla ticari kredi vermenin son derece kolay ve mümkün olduğuna değindi.    
Tüketici kredisi verildiğinde kısa vadeli faiz oranlarının ilerde izleyeceği seyre bağlı olarak risk alındığını anlatan Başçı, dolayısıyla burada bir vade uyumsuzluğu söz konusu olduğunu, ticari kredisi verildiğinde ise bir vade uyumsuzluğunun söz konusu olmayacağını kaydetti. Başçı, dolayısıyla kısa vadeli fonlamanın artırılmasının ticari kredilerinin bankacılık sistemi tarafından daha fazla verilmesini sağlayacağını, üretimin destekleneceğini, bunun da arzı destekleyip fiyatların bu yolla daha makul seviyelerde seyretmesine yardımcı olacağını belirtti.

- Bankaların aracılık maliyeti azalacak

Aracılık maliyetlerinin kademeli olarak azaltılacağını ifade eden Başçı, bunun, yüzde 4,5'tan sistemi fonlamaya devam ederek yaptıklarını anlattı. Başçı, yüzde 4,5'ten verdikleri 6 milyar liralık rakamı kademeli olarak artıracaklarını bildirdi. Erdem Başçı, buradan gelecek olan etkiyle bankaların aracılık maliyetlerinde bir miktar kademeli azalmanın söz konusu olacağına değindi. Başçı, böylece ticari kredi faizlerinde bir miktar aşağı yönde ama mevduat faizlerinde bir miktar yukarı yönde etki olacağını belirtti.   
Merkez Bankası Başkanı Başçı, "Bunun anlamı şudur; şu ana kadar kullandığımız araçların 2 kanalda etkisi vardı. Birisi maliyet diğeri likidite kanalıydı. Şu anda daha ziyade likidite kanalını kullanıyoruz, maliyet kanalını daha az kullanıyoruz bundan sonra. O anlama geliyor" dedi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211