Türk ekonomisi AB için tehdit

 Amerikalı ünlü İslam araştırmaları uzmanı ve Washington'daki Georgetown Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. John L.Esposito, Türkiye'nin AB üyeliği süreciyle ilgili, "Bazı insanların farkında olmadığı küçük ülkeler Avrpua Birliği'ne alınırken, Türkiye'nin dışarıda bekletilmesi büyük bir ironidir" dedi. 

Esposito, Bosna Hersek İslam Birliği'nin (Diyanet İşleri Başkanlığı) davetlisi olarak geldiği Saraybosna'da, Türkiye'nin AB süreci ile ABD ve Avrupa'daki İslamofobi ile ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Bosna Hersek ve Türkiye'nin çoğunluğu Müslüman nüfusa sahip olan ülkeler olduğuna dikkati çeken Esposito, "Hristiyanlığın tarihi ve kültürel mirası" olarak kabul edilen Avrupa'da, Müslümanlar'ın varlığı ile ilgili endişelerin olduğunu belirtti.

Müslüman varlığından endişe duyulan Avrupa'da, sadece dindar olanların değil üst düzey seküler ya da kendilerini ateist olarak ifade edenlerin de "bizim değerlerimiz nedir ve biz kimiz?" şeklinde konuştuğuna işaret eden Esposito, "Bu insanlar birden Avrupa'daki Hristiyanlık mirası hakında konuşuyor. İşte bunlar bir şekilde 'onlar ve biz' ayrımlarına yol açıyor. Bu şekilde konuşuyorsanız, 'çoğunluğu Müslüman olan bir ülkeye sahip olabilir misiniz?' diye soruları da tartışmaya başlarsınız" diye konuştu. 

İslamofobinin Bosna Hersek ve Türkiye'nin AB'ye katılımı konusunu daha da zorlaştırdığını savunan Esposito, bunun yanı sıra çok sayıda Avrupalı'nın da İslamofobi ile büyük sorunları olduğunu ifade etti. 

Esposito, Avrupa'da ve ABD'de yaşayan Müslümanlar arasında büyük farklar olduğunu, Avrupa'daki Müslümanlar'ın hep iş gücü olarak bu bölgeye gelen eğitim seviyesi düşük, toplumun alt tabakalarından insanlar olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Buna ayrıca, eğitim açısından çok hızlı bir şekilde ilerlemediklerini de katmak lazım. Avrupa'da ekonominin düşüşüyle bütün bu işçilere 'gerek kalmadı' şeklinde düşünceler ortaya çıkmaya başladı. Bu da göçmen karşıtı grupların artmasına sebep oluyor. Müslümanlar da bir çok ülkede çoğunluk olduğu için, göçmen karşıtı bu gruplar onlara odaklanıyor. Aynı zamanda, fakirseniz ve marjinal bir grupsanız eğer, fakirlikten, sosyal sorunlarndan çıkmakla sorunununuz olacak. Aynı şekilde suçlarla, hapislerle sorun yaşayacaksınız. Fakat, Müslüman karşıtı sağcılar hariç, Avrupalı toplumlar Müslümanlar'ı yavaş yavaş kabul etmeye başlıyor."

ABD'de bu durumun farklı olduğunu dile getiren Esposito, ülkede doğmayan fakat ABD'ye 80 ya da 100 yıl önce gelen Müslüman göçmenlerin genellikle eğitim ya da iş için gelenler olduğunu ifade etti. 

ABD'deki Müslüman toplumunun, halen İslamofobi ile sorunlar yaşamasına rağmen, ekonomik ve eğitim olarak bu ülkeye entegre olmuş bir toplum olduğunu kaydeden Esposito, ülkedeki Müslümanlar'ın, ekonomi ve eğitim açısından iyi durumda olduklarını söyledi. 

-"Türkiye, ekonomi açısında AB için bir tehdittir"-

Esposito, Türkiye'nin AB'ye katılım süreciyle ilgili, çoğunluğu Müslüman olan Türkiye'nin ekonomi açısından AB için bir tehdit oluşturduğunu savundu.

Türkiye'nin AB'ye katılımına izin verilmemesinin nedenlerinin artık sadece din ve kültürden kaynaklanmadığını, artık büyük ve güçlü bir ülke olduğu için ekonomik nedenin de ortaya çıktığını ifade eden Esposito, şöyle konuştu:

 "Bazı insanların farkında olmadığı küçük ülkeler Avrupa Birliği'ne alınırken, Türkiye'nin dışarıda bekletilmesi büyük bir ironidir. Türkiye ve Bosna Hersek'in Müslüman ülke oldukları unsuru var. Rahmetli Turgut Özal, zamanında bir arkadaşıma söyledi ki, "Avrupa'da Müslüman bir ülke olmamız 'AB'ye katılımımız konusunda en temel sorunumuz olacak'. Böyle bir sorun var ortada, fakat Türkiye'nin AB'ye alınmamasının sebebi şu anda daha fazla ekonomidir. Avrupalılar bu konuda ne yapacağını bilmiyor ve büyük endişe içerisindeler." 

Son zamanlarda, Almanya ve Fransa'nın olumsuz tavırlarının bu endişelerin en iyi göstergesi olduğunu belirten Esposito, "Gördüğüm bazı istatistiklere göre, Türkiye'de de bunun farkında olduklarını gördüm. Eğer istatistikler doğruysa, AB'ye girmek isteyen Türklerin sayısı yüzde 71'den yüzde 44'e düştü. Hükümet yetkilileri ile bu konuda konuşursanız, artık sinirlendiklerini görebilirisiniz ve bir anda milli gururlarından dolayı diyecekler ki, 'tamam, eğer bizi istemiyorsanız sorun yok'. Ben Türkiye'nin AB'ye katılım konusunun, Avrupalılar'ın büyük bir kısmında İslamofobi ile daha da komplike edildiğini düşünüyorum" şeklinde konuştu. 

-"Süniler ile Şiiler arasındaki çatışma sadece bölgesel bir çatışma değil"-

İslam dünyasında Sünniler ile Şiiler arasındaki çatışmalara da değinen Esposito, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son yıllarda Sünniler ile Şiiler arasındaki çatışma diğer Arap ülkelerine ve İslam dünyasına yayılarak farklı boyutlara geçti. Daha önce Pakistan ve Irak'ta olduğu gibi, ülke sınırları içerisinde bir çatışma değil, artık ülkeler blogunu kapsayan bir çatışma söz konusu. Çatışmalar ülkeler içinde yaşanıyor, fakat dış etkileri olduğu için etkileri de ülke sınırlarını aşıyor. Örneğin, İran'ın Hizbullah'ın üzerinde etkisi var ve Suriye açısından İran ve Hizbullah'ın ülke sınırları dışında etkileri var. Diğer taraftan, Sünni olan ülkeler Suudi Arabistan gibi, belki de tüm Körfez krallıkları, Şiilerden çok endişelidir." 

 İslamofobi sorununun çözülememesinin en büyük engelinin terör saldırılarını düzenleyen grupların tüm dünyada etkin olmasından dolayı olduğunu savunan Esposito, "Sıradan insanlar, bazı Hristiyanlar'ın kürtaj kliniğini havaya uçurduğunu ya da bu klinikte çalışan doktorlara ateş açtığını duyabilir. Sonra diyorlar ki bu ne kadar korkunç, fakat buna yine münferit bir olay olarak bakacaklar. Fakat İslam dünyasında ya da İslam adına yapılan bir saldırı duyduklarında, insanlar farklı düşünmeye başlıyor" dedi. 

Bugün demokrasinin daha yeni geliştiği bazı ülkelerde yaşanan çatışmaların İslamofobiyi ve Müslüman karşıtı duruşları beslediğini savunan Esposito, "Mısır ordusu ve bazı 'sekülerler' ne diyor, Müslüman Kardeşler, sadece siyaseti ve dinini sevmediğiniz bir grup değil, onların hepsi teröristtir. İnsanlar da bunları duyunca diyor ki, bu adamlar teröristmiş. Bu çok büyük bir sorundur ve bunun düzeltilmesi de büyük işaret altındadır" diye kaydetti. 

Terör örgütlerinin kimler tarafından finanse edildiğini söylemenin zor olduğunu dile getiren Esposito, fakat tarih boyunca bazı istatistiklerin Körfez ülkeleri ve Arap dünyasındaki zengin bireylerin bu grupları finanse etmeye ilgili duyduklarını gösterdiğini iddia etti.

Dünyada gün geçtikçe sayısı büyüyen terör saldırılarının siyasi durum ile alakalı olduğunu da belirten Esposito, sözlerini şöyle tamamladı:

"Terörizm sıradışı bir savaş şeklidir, bu yüzden de hep daha fazla büyüyor. Normal savaş şeklinde işler öyle kolay yürümüyor. Askerler gerekiyor, silahlar, eğitim, her şey çok iyi bir şekile planlanması lazım. Fakat terörizmde küçük gruplar dünyanın herhangi bir yerinde bir ülkeye saldırabiliyor. Bunu 1 kişi ya da 4 kişi yapabilir. El yapımı bomba üretirler, uçağa binerler ve 100 kişiyi ya da istedikleri kadar insanı öldürebilirler. İnsanlar, bu yüzden daha da çok korkuyor, terör her an her yerde olabilir. Normal savaş şartlarında, hükümet halkına askerlerin nerede bulunduğu ile ilgili bilgi veriyor. Ama terör saldırılarında böyle bir durum söz konusu değil."


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211