Endonezya’da “kiai” denince Endonez kökenli “ilâhiyatçı” anlaşılır. Endonezlerin kısaca NKRI dedikleri “Endonezya Ulusal Birlik ve Beraberlik Ülküsü”  doğrultusunda  “milliyetçi ve devletçi” çizgiyi izlerler. Ancak Endonezya’ya özgün olan ikicil-üçül işlevli din adamı  ve de din münevverleri olarak da çok etkin ve popülerdirler. Televizyon mikrofonlarının her zaman, hemen her konuda mülâkat yaptığı ve  “Filozof Aristo” gibi her konuda ahkam kesen kişilerdir.

İşte böylesi bir konumda “Cak Nun” lakaplı bir “kiai”  15 Temmuz ihanet hareketi hakkında beyanat verdi ve beyanatı sanal ortam ile  televizyonlarda yayınlandı. Beyanatı tercüme etmeden  önce   hocaefendilerin konumunu genel bir çerçeveye oturtarak arka yüzünü göstermek istedik.
Aşağıda verdiğimiz tabloda hocaefendileri toplum içinde konumları ve yöntemleri açısından sınıflandırdık: 
 
     Bir fikir vermesi bakımından aşağıda beyanatını tercüme ettiğimiz hocaefendinin 15 Temmuz ihanet hareketine bakışının Endonezya’daki arka yüzünü görmeye yardımcı olacağını umuyoruz.  
Esasında dini konumlarından ziyade “hassas, kırılgan, edilgen, kişilik arayan, zayıf ama inatçı”  bir ulusal kişilik içinde “ümmet” sözünün gırtlaklardan aşağı inmediği Endonezya’yı daha iyi anlayabiliriz.   Böylesi bir ulusal karakter ve din adamı konumunda bulunan Cak Nun efendiyi açıklayalım. Özel çerçevesini  şöyle çizeceğiz: Cak; Doğu Cava’da yaşlı, güngörmüş beyleri saygı ile çağırma ifadesidir. (1) Türkçemizde çelebi ifadesi ile karşılayabiliriz. Nun ifadesi ise  (2)  büyük balık ve orada anlamlarında kullanılır. 

Buna göre Kiai Cak Nun ifadesini “yaşlı, güngörmüş hocefendi”  olarak tercüme ettik.  Bu açıdan Kiai Cak Nun ifadesini Endonezya’da mafyadan hocaefendiye kadar her türlü ikicil sıfat ve işlevi haiz biraz genişletilmiş bir  yelpaze içinde sınıflandırma yaparak toplum içinde konumlarını görmekte yarar vardır. Doğu Cava’da popüler din adamlarını İslâm öğretisi çizgisi içinde, tabir caizse koyu yeşilden açık yeşile doğru hat üstünde değerlendirdiğimizde ve bizdeki klâsik “ilâhiyatçı” kimliği ile kıyasladığımızda çok farkettiğini, hemen hemen çok az benzer yönü olduğunu hemen anlarız. Kaldıki Endonezya’da batıdan doğuya doğru gittikçe din adamlarının ve din işlevi ile zihniyetinin de çok farkettiğini belirtmek gerekir.  Aşağıda vereceğimiz yaşam öyküsü görüşlerimizi teyid edecektir.  Kejawen Islâm denen Cava İslâmı zihniyetinin güçlü ve yaygın olduğu bizdeki Alevi kardeşlerimize benzer tarzın egemen olduğu bir dini bakış içinde “Cak Nun”  lakabı alan hocaefendilerden son zamanlarda Endonezya’da çok ünlü olan ve hemen hemen her konuda “vaaz-standap”  yapan   birisinden söz edeceğiz. Ancak önce hocaefendinin sıfatı ve Endonezya’da çok yaygın olan ikicil-üçül işlevli hocaefendiler içinde kitâbi yani yazılı İslâm açısından  bulunduğu konumu belirterek konuya girmek isteriz. 

Kiai Cak Nun, Muhammad Ainun Nadjib kim?
Kiai’ler gibi yüksek din eğitimi almamış ama kiai işlevi gören bir “münevver” dir.       
Kiai denen ulama sınıflaması içinde yukarıdaki tabloda ikinci sırada yer alan cak nun efendi vaazlarına “pangajian akbar” adını takıyor. Anlamı “büyük duyuru, tebliğ” demektir. Birinci tabloda sırada yer alan kiai sınıfı ise vaaz ve etkinliklerine “tabliğ akbar”  yani “yüce tebliğ” adını takarlar. Böylece  Kiai Cak Nun olarak diğerlerinden “farklı” ve “özgün” olduğunu vurgulamak istiyor. İslâm dünyasında düşünceden ziyade sılogan öne çıktığından aradaki farklılığın sadece kelime anlamında bir farklılık değil de herkesin kendi İslâmının en doğru olduğu inatlaşması içinde bölünmenin haysiyet ve ahlâk ile bir görüldüğü dünyada yani Endonezya’da son zamanlarda çok ünlü bir kiai cak nun olarak bilinmektedir.

Şimdi 15 Temmuz ihanet hareketine ne gözle baktığını tercüme etmeden önce çizgisi hakkında bir bilgi vermek için kısaca görüşlerine de değineceğiz: “Cava İslâmı haram mı?” (3) diye sorarak Endonezya’da iki ana çizgide giden İslâm hareketini sorguluyor.  Devlet Başkanı Joko Widodo, Cakarta Valisi Ahok gibi önde gelen şahsiyetlere karşı da ağır ifadelerle eleştiriler yönelten bir çizgi içinde FPI denen radikal İslâm hareketi lideri Arap asıllı Endonez  hocaefendi Habib Riziek’in geliştirdiği İslâm söylemine karşı çıkıyor. (4) Cakarta Valisi hiristiyan Çin asıllı  Ahok beye ileri gitme (jangan sampe) küfre girersin (5) diyecek kadar da patavatsız. “Patavatsız”  diyoruz; çünkü  protokol zihniyeti ve dinleme adabının çok zayıf olduğu bir gelenekten söz etmekteyiz

Muhammad Ainun Nadjib  Cak Nun lakabıyla bilinir. Doğu Cava ili Jombang ilçesi 1953 doğumlu olup kitapları da vardır. Her Endonez gibi o da şairdir. 15 kardeşin dördüncü çocuğu olarak doğmuş ve Gajah Mada Üniversitesi İktisat Fakültesinde okumuştur. 1926 yılında kurulmuş olan meşhur  Pondok Modern  Darussalam Gontor adlı Yatılı İmam-Hatip Mektebi’nden hükümete karşı eylemlere katılmak (demo) nedeniyle kovulmuştu. (diusir) Edebiyat öğretmeni etkisiyle 1970-1975 arasında beş yıl Yogyakarta merkezde Malioboro caddesinde  evsiz yaşadı.1985 yılında Neneng Suryaningsih adlı eşinden boşandı. Ardından 1997 de Bandung’lu “Novia Kolopaking”  hanımla evlendi.  Müziyen, şarkıcı ve aktrist olarak “Kiai Kanjeng”  denen geleneksel orkestra merkezli müzik etkinlikleri ile birlikte sinema işleri de yapan bir hanımdır. Tiyatro işleri de birlikte yaparlar. Sanal adresi şöyledir: https://caknun.com/   Hümanist, müslüman aydın ve yazar olarak sanat, din, eğitim, siyaset ve ekonomik dinamikleri  birleştiriyor. Kiai Kanjeng denen geleneksel orkestra eşliğinde sitendap yaparak meşhur oldu.  (tokoh intelektual Islam) Geleneksel orkestra ile  ayda ortalama 10-15 kez, adalarda çeşitli bölgelere seyahat ederek kitlelere ulaşmaya çalıştı.   Aşk, dostluk, kültürel ve insani forumlar,  partiler üstü tavrı ile toplum problemlerine çözüm üretmeyi İslâmi değerler merkezli çerçeve içinde aramaktadır. Ona göre "Atalarımızın zamanından beri, bu millet çoğulluk ve uyum içinde yaşayabilir. Belki şimdi ülke dışından müdahale olsa bile ısrarla  çoğulculuğa destek vereceğini ilân etti. Çoğulculuk adına tüm dinleri takdir etmemiz gerekir.”  (6)

 Endonezya’da Suharto döneminde saraya davet edilecek kadar meşhur olan bir din münevveridir.  (cendekiawan) Ülkemizden 12 saat uçak mesafesindeki Endonezya insanının kafasına elimizi sokmak istiyoruz. Hainlerin de boş durmayarak “tavşana kaç tazıya tut” diyen İngiliz, Amerikan  “abileri”  gibi sosyete Endonezlere “Türkiye’de radikal İslâm hükümeti var”, santri-kiai çizgisindeki ulamaya da “Türkiye’de sosyete İslâmı var”  şeklinde telkin yapıp  şeytani yalanlar peşinden koşarak boş durmadıklarını internet ortamından öğrendiğimizi belirtelim. Açıkçası 15 Temmuz’dan sonra artık hainler için yalan bile deseler “acaba doğru bunun neresinde?” diyecek kadar öfkemizin de dinmeyeceğini belirterek mezkur münevverin görüşlerini yukarıdaki uzun bir girişin ardından tercüme edelim ve arka yüzünü vermeye çalıştığımız beyanatı verelim. 31.Temmuz.2016  tarihli internet ortamı haberi adresi ve  tercümesi şöyledir: Sanal adresi;

https://www.salafynews.com/cak-nun-turki-meremehkan-nkri.html
İndirim tarihi ve saati: 24.Ekim.2016, 15.56

Beyanat metni şöyledir: Cak Nun Hocaefendi “Türkiye; Endonezya Ulusal Birlik ve Beraberlik Ülküsü’nü küçümsüyor.” dedi. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan  Fetö ile ilgili tüm etkinlik ve kolaylıkların durdurulmasını isteyerek ortalığı karıştırıyor. Vatanımızdaki  Fetö ile bağlantılı okulların kapatılması istemi de buna dahildir. Türkiye Büyükelçiliği Endonezya Devleti  Ulusal Birlik ve Beraberliği Ülküsünü hafife alıyor diye söz konusu etti.

Cak Nun samimi çağrı yaparak Türkiye’nin herhangi bir  teyit yapmadığını  söyledi. 
“Endonezya ülkesi bir devlet geleneğine sahiptir. Beyanat vermeden önce  denetim (teyit) yapılması gereklidir.  29 Temmuz 2016 , Cuma günü Yogyakarta ili Bantul İlçesinde (Kabupaten) Cak Nun “Bu Endonezya’yı hafife alıp ayıplamak demektir”  dedi.  Cak Nun;  eğer okulların Türkiye ile bağlantılı kurumlarla işbirliği yapmışlığı olsaydı terörle ilişkili olduğu hususunu kabul etmenin  zor olduğu  gözüyle (telâkkisiyle) olaya bakıyor.

O Yogyakarta Kesatuan Bangsa Billingual adlı yatılı orta-lise mektebinde okuyan Aqiela Fadiya Haya (Lise 11.) ile Jembar Tahta  Aunillah (Ortaokul 9) öğrencisi olarak iki çocuğunu izlediğinde kolayca kontrol edilebilir ve tamamı bilinen etkinlikler düzenlediklerini görmektedir.  Devlet kesinlikle istihbarata, veritabanına sahiptir. Yani ülkede neler olup bittiğini biliyor. Terör olasılığını biliyor. Eğer bir zarar gelecekse bilir" diye açıkladı. Novia Kolopaking hanımın kocası Türkiye en fazla bilgilendirme yolu aramadı. Cak Nun; Fetö ile kimlikleşen (özdeşleşen)  terörist lâik ya da eksrem solun sorunuyla ilişkili suçlamaları sorgulamaktadır. Ona göre, esasında  Cumhurbaşkanı Erdoğan bir duyuru yapacağı zaman doğru bilgilendirme yapması gerekir. Her halükârda kampüsler ile siyaset aynı formül içinde görülür. Eğer bir olay olursa o zaman bilgilendirme, teyit ve tebeyyün etmiş kesin doğru bilgi gerekir. Eğer bir yalan ve iftira olursa guruba zarar verirsek sonra özür dileriz. Kanaatime göre Endonezya Hükümetinin durumu da aynıdır. Dengeli olmak gerekir” diye açıkladı. Endonezya'da Türk Büyükelçiliği resmi açıklamasında dokuz okulun faaliyetleri durdurulmalıdır, diye çağrı yaptı. Nedeni de mezkur kurumların Fetöş’e bağlı eğitim kurumları olarak kabul edilmesidir.Darbenin arkasındaki beyni şimdi Amerika'da yaşayan müslüman liderin  bir süre önce başarısız olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı askeri darbe yapmasıydı. Hükümet bir Terör Örgütü (Feto) olarak yönetenin  FG olduğunu  söyledi. Endonezya Türk Büyükelçiliği yaptığı açıklamada "Bu darbe girişimi, Fetö terör örgütü tarafından yürütüldükten sonra, ülkede bir dizi  okulların kapatılmasına karar verildiğini önemle belirtti" şeklinde duyurdu.
 
Kısacası adam patavatsız bir tarzda  diyorki bu kurumlarda terörist eylem yoktur, bilgilerin teyit edilmesi gerekir. Bu noktada şunu diyeceğiz: Bunlar okul adı altında para toplama gişeleridir.
Türkiye’de din dilenciliği yapılarak “İSLAM DİNİNE HİZMET EDİLECEK, ALLAH RIZASI KAZANILACAK, Fİ SEBİLİLLAH “ denerek toplanan 150 milyar dolar olduğu söylenen bir varidatın parçasıdır.  Sümük akıtılarak toplanmış paralarla açılmış şirketlerdir.  İslâm bunun neresindedir?   
    Bu fikri 2 çocuğu gişelere devam eden hocaefendiye sormak lâzım. Siz yılda kaç para ödüyorsunuz? 2012- 2013 yılı itibariyle bir yıllık  Cakarta Polis Havaalanı karşısındaki “gişeler” için 4500 dolar ödeniyordu. Endonezya’da resmi asgari ücret ise 100-225 dolar arasında değişiyordu. Peki bu hırsızlar Türkiye’de ne diyerek toplu dilencilik yapıyordu? Yurt dışında ne yapılıyordu? Kısacası hainler sadece hain değil aynı zamanda  “din hırsızı” idiler.

 Bu görüşlerimizi Endonez aydınına kanıtlamak zorundayız. İşimiz zordur. Çünkü Endonezya’da insanların para hareketlerini çözmek çok zordur. IBAN yoktur, Endonezya’da. Kaldıki bu hocaefendi ile hainler arasındaki ilişki de öğrenilmesi gereken bir husustur. İslâm  falan bahane; bastır parayı devletin din kurumu MUI den  Japon suşi bara “helâldir” fetvasını al düzeni olan bir ülkedir burası.  

Din adına konuşanların hiç de utanmadan rüşvet aldıklarını beyan ettikleri bir ülkeden söz dyoruz. Acizane kanaatimiz odurki en az iki nesil 60 yıl daha sürecek bir Fetö ihanet hareketi ile mücadele edeceğiz. O zaman hadiseye daha geniş bakmak ve kazanmak zorunda olduğumuz bir mücadeleyi doğru güzergâha oturtmak zorundayız. Acizane kanaatlerimizi üzerinde 7 yıldır çalışmakta olduğumuz Endonezya örneğinden vererek arzedeceğiz. Yukarıdaki örneği kişiselleştirdiğimizde rahat ve kolay olanı yaparız. Böyle yapmadan yani Cak Nun ve Fetö hainleri arasındaki ilişkiyi mücadelenin ikinci aşamasına bırakarak genel bir çerçeve içinde nasıl hareket etmemiz gerektiğini söylemek isteriz.
Art niyetsiz baktığımız Cak Nun haleti ruhiyesi Güneydoğu Asya insanının hassas ve edilgen kişiliğini yansıtır. Bize düşen de bu kişiliği ürkütmeden nasıl ikna edeceğimizdir.

Fetö ile yurt dışında mücadele etmek için kısa vadeli önerilerimiz şunlardır:
1.Topluma mal olmuş kişileri bir araya getirerek bir yemek, konferans ve benzeri etkinliklerde sidi, buroşür hazırlayıp  Türkiye’de neler yaptıklarını Türkiye’de dilenirken müslüman ülkelerdeki din kardeşlerimize yardım amaçlı eğitim kurumları açmak için sadaka topladıklarını ama bu ülkelerde ise  en pahalı para toplayan gişelere dönüştüklerini belgelendirerek anlatabiliriz.  Bunlar okul değil para toplama gişeleridir. Bunu anlatmamız gerekmektedir.  Okulları kapatın  şeklinde değil de “devletiniz el koysun, Türk Milleti’nin hediyesidir, Fetö hırsızlarının malı değildir” noktasına getirmeliyiz. Kendi ülkelerinde de türdeşleri vardır. Böylesi bir hareketi anlatarak kendi ülkelerindeki benzeri hareketlere de dikkatlerini çekmek şansımız vardır.  Örneğin Endonezya’da “sadaka mucizesi”  adı altında bağış toplayıp şahsına şirketler kuran  Üstad Yusuf Mansur gibi.

Din sömürüsü;  geri kalmış ülkelerde ne İslâm ne de gayri İslâm tanır.  Bir ilâhiyatçı olarak itiraf ediyorum: Bizim sorunumuz din zihniyetimizdir.

2. Türkiye’de adalet, İslâm derken Kamu Sınavlarında yaptıkları  yetimin hakkını yeme yöntemleri ve milletin yardım paralarının nasıl holdinglere, sözümona  dini bütün  ailelere peşkeş çekildiğini anlatmalıyız.

3.Türkiye’ye eğitim amaçlı çocuklara gönderdikleri nasıl davrandıklarını belgelendirmeliyiz. Doğru dürüst burs vermedikleri gibi çocukları buralarda yol üstünde bıraktılar.

Uzun vadeli önerilerimiz: Bir kere yurt içinde kapamlı bir “15 Temmuz Müzesi” açılmalıdır.  O geceye mal olmuş tüm şehit ve gazilerin kayıt kuyudatını  bir enstitü gibi toplayacak “Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi”nde olduğu gibi halk  mektebi tarzıyla çalışacak yapısı olmalıdır.   Ortak bir akıl ve topyekün mücadele için devlet adamları değil halkla işbirliği yapacak şekilde ve gerek yurt içi gerekse yurt dışı kamu oyu bilgilendirmesi yapacak her türlü kayıt kuyudatı  kitaplaştırarak mücadeleye devam etmeliyiz. CHP Genel Başkanı’nın 1960 lı yıllardan başlayarak olayı inceleyelim teklifi üzerinde durulmalıdır. Artık vatanları ve milleti olmayan, Amerikan, İngiliz, İsrail hedefleri doğrultusunda gayret eden bu ülkede mezarları olamayacak olan hainleri teker teker tespit edip, teker teker üzerlerine gitmek boynumuzun borcudur. İsrail nazilere ne yaptı ise biz de bu bayraksızlara aynısını yapmalıyız. Vatandaşlıktan çıkarma yolu onlara daha rahat hareket ettirme imkânı verir. Vatandaşlıktan çıkma korkusu ile her saniye yaşayarak azap çekecek şekilde bu pisliği paklayacak yolları denemeliyiz.

Amacımız şudur; Endonezler neden bize göre “tarafgir” kalıp Fetö kurumlarına el koymuyor?  Soruyu böyle sorup üzerinde “müşavere, müzakere ve ortak akıl” yöntemiyle akıl yürütmeliyiz.
Ülkemizin seçilmiş Cumhurbaşkanına “ortalığı karıştırıyor” ifadesi kullanması İslâm ülkelerinde konuşma ve dinleme kültürünün genel olarak çok düşük olması ve görgü kurallarının protokol zihniyetini kaldırmamasındandır. Metinde geçen “ortalığı karıştırıyor” anlamını “Obok-obok“ ifadesine dayandırdık.  Aslında “obok-obok” sözlükte  durmadan suyu çalkalamak,  suyu bulandırmak  demek olup anlama öylece uyarladık. 

Biz bu noktada “destekliyor” ifadesini kullanmak istemiyoruz. Çünkü bir “savaş” içindeyiz. Destekliyorlarsa “hırsızları” değil Türk Milleti’ni desteklemeleri için ne yapmalıyız? “Destekliyorlar” ifadesi duygusal kalmaktadır.  Konuya uzun soluklu ve acizane daha akli ve bilimsel bakmak zorundayız. Savaş nesiller boyu sürecektir. Her zaman “kusuru” ve “eksiği” kendimizde aramalıyız. Türk basını tutumuna dikkat etmeli ve 250 milyonluk yeryüzünün en büyük İslâm pazarını kazanmanın yollarına engel koymamalıdır.  

(1) http://www.artikata.com/arti-322893-cak.html
(2) http://www.artikata.com/arti-126134-nun.html
(3)http://pengajian.org/kb7euj6X-AY/Cak_Nun_Terbaru_Juni_2016_-_Tradisi_Jawa_Islam_ Diharamkan? _%5BFULL%5D/
(4)  https://www.youtube.com/watch?v=Baehur4L0MA
(5)   https://www.youtube.com/watch?v=0N1VTgMkq54
(6)  http://bio.or.id/biografi-emha-ainun-nadjib/
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211