İsmail Koncuk: Sizler Dik Duracaksınız!
Türk Eğitim-Sen Başkanlar Kurulu Toplantısı, İçkale Otel’de gerçekleştirilen toplantıda Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Genel Merkez Yöneticileri ve tüm şubeler, şube başkanları hazır bulundu.

'Biz 13 yıldır kimseden himmet beklemedik. Siyasal iktidarların ya da bürokrasinin yardımıyla sendikacılık yapmadık. Kendi ahlaki anlayışımızla sendikacılık faaliyetlerini her alanda hakkıyla sergiledik.'

'ALLAH'A ŞÜKÜRLER OLSUN...'

Toplantıda bir konuşma yapan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk; Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in büyüyerek, güçlenerek bugünlere geldiğini belirterek, şunları kaydetti: “Zor dönemleri hep birlikte başarılı bir şekilde atlattık. 13 yıldır adeta üzerimize çöreklenen bir siyasi iktidarın ve bu iktidarın yandaşlarının her türlü gayri ahlaki tavırlarına, uygulamalarına rağmen Allaha şükürler olsun teşkilatımız bugünlere kadar dimdik, eğilip, bükülmeden, kayıplar vermeden geldi. Bu tabi büyük bir mücadelenin, fedakârlığın, alın terinin, emeğin sonucudur. Allah’a hamdolsun tüm teşkilat mensuplarımız bu mücadeleyi yapmaktan çekinmedi ve bugün güçlü bir teşkilat yapısıyla yolumuza devam ediyoruz.'dedi.

Koncuk Konuşmasını şöyle sürdürdü:

Biz 13 yıldır kimseden himmet beklemedik. Siyasal iktidarların ya da bürokrasinin yardımıyla sendikacılık yapmadık. Kendi ahlaki anlayışımızla sendikacılık faaliyetlerini her alanda hakkıyla sergiledik. Kamu çalışanlarına karşı yüzümüzü kızartacak bir kusurumuz olmadı. Gerek kamu çalışanlarına gerek eğitim çalışanlarına karşı bilerek yaptığımız bir kusurumuz olmadı. Onları en iyi şekilde temsil etmeye, onların problemlerine çözüm yolları aramaya gayret gösterdik. Bunda başarılı olduğumuz, çok etkili olduğumuz zamanlar oldu;
başaramadığımız zamanlar da oldu. Başaramamak gayret göstermemenin sonucu değildi. Gayret göstermemize rağmen başarılı olamamamızda siyasi irade, siyasi iradenin şımarıklığı etkili olmuştur. Bundan sonra da hep birlikte aynı anlayışla yolumuza devam edeceğiz.

Biz her zaman iktidar-sendika ilişkisinin sendikacılık literatürü bakımından çok doğru olmadığını, bu ilişkinin bir yere kadar kabul edilebilir olduğunu ama tam manasıyla siyasal iktidarlara teslim olmuş bir sendikacılık anlayışının dünyada sarı sendikacılık olarak ifade edildiğini ve böyle bir sendikacılığın kamu çalışanlarına bir şey kazandıramayacağını dile getirdik.

İktidar-sendika ilişkisini ele alan Koncuk, siyasal iktidarlara teslim olan sendikal anlayışları eleştirdi. Genel Başkan İsmail Koncuk şöyle konuştu: “1 Kasım 2015 tarihinde genel seçimler yapıldı. Genel seçimler, sonuçları itibariyle bizleri memnun etmemiş olabilir ama tabi demokrasi budur. Vatandaşlarımızın hür iradesiyle, kendi tercihlerini ortaya koyması sonucunda Adalet ve Kalkınma Partisi yüzde 49.4 oy olarak tek başına iktidar olmayı başardı.

HASTALIKLI BİR SENDİKACILIK ANLAYIŞI

Biz her zaman iktidar-sendika ilişkisinin sendikacılık literatürü bakımından çok doğru olmadığını, bu ilişkinin bir yere kadar kabul edilebilir olduğunu ama tam manasıyla siyasal iktidarlara teslim olmuş bir sendikacılık anlayışının dünyada sarı sendikacılık olarak ifade edildiğini ve böyle bir sendikacılığın kamu çalışanlarına bir şey kazandıramayacağını dile getirdik. Buna rağmen hem kamuda yaratılan tahakküm, hem de maalesef birçok kamu çalışanının kolayı tercih etmesi sebebiyle, siyasal iktidarla kol kola giren bir sendika akıl almaz şekilde büyüdü ve 836 bin üye sayısına ulaştı. Bu; üye sayısı 1 milyon da olsa, 1.5 milyon da olsa kamu çalışanlarının sorunlarını çözmekten uzak, hastalıklı bir sendikacılık anlayışıdır. Bu anlayışın Türkiye’de ne zaman sona ereceğini bilmek mümkün değildir. Öte yandan gayretlerimiz sonucudur ki; hala işin idrakinde olan insanlarla, o büyük kitleyle yolumuza küçülmeden devam ediyoruz. Bizim amacımız, kamu çalışanlarını sendikal haklar konusunda daha şuurlu hale getirmektir. Gerek Türkiye Kamu-Sen, gerekse Türk Eğitim-Sen olarak bütün gayretimiz; Türkiye’de nasıl bir sendikacılığın var olması ve kamu çalışanlarını nasıl bir sendikacılık anlayışının temsil etmesi gerektiği konusunda kamu çalışanlarını bilgilendirmemiz ve kamu çalışanları için gerekli olan sendikal anlayışın Türkiye’de var olmasını sağlamaktır.

Hak arama yerine, kol kola girme anlayışına hep birlikte şahit oluyoruz. Bu yönüyle değerlendirdiğimizde, kamu çalışanlarının, haklarını almaktan uzak bir sendikacılık anlayışla temsil edildiğini söyleyebiliriz.

BİRLİKTE ŞAHİT OLUYORUZ

Türkiye’de bir siyasal iktidarın anti-demokratik uygulamaları, tüm sendikacılık alanlarını, sendikacılık anlayışının çok uzağına sürükledi. Hak arama yerine, kol kola girme anlayışına hep birlikte şahit oluyoruz. Bu yönüyle değerlendirdiğimizde, kamu çalışanlarının, haklarını almaktan uzak bir sendikacılık anlayışla temsil edildiğini söyleyebiliriz. Biz Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen olarak gerçek anlamıyla sendikacılık anlayışının varlığını devam ettirmesinin mücadelesini vermek zorundayız. Bizim omuzlarımıza yüklenen sorumluluk budur, bunu anlatabilmektir. Biz bunu sağlayabildiğimiz ölçüde başarılı oluruz. Türkiye Kamu-Sen’in bu anlayıştan asla vazgeçmeden sendikal mücadeleye hız vermesi, hem kamu çalışanları bakımından önemli sonuçlar doğuracaktır, hem de Türkiye’de gerçek anlamda sendikacılığın varlığının devam etmesi konusunda önemli sonuçlar almamıza neden olabilecektir.

Biz sendikacılığı, idari yönetimi elinde bulunduran insanlara teslim etmek olarak görmedik. Bu çok kolay bir sendikacılık anlayışıdır.

BAŞARILI OLMAK KOLAY BİR ŞEY DEĞİLDİR

Bir elim yağda, bir elim balda sendikacılık yapayım. Hiç kimsenin kara kaşına, kara gözüne karışmayayım. Belaya bulaşmayayım. Hiç kimse beni tahkir edecek işler içine girmesin ama ben sendikacı olayım.’ Böyle bir sendikacılık anlayışı yok. Böyle bir sendikacılık anlayışının dünyada örneği de yok. Bu anlayışla sendikacılık faaliyetine devam edilecekse, bunu, bütün sonuçları ile görerek ve riskleri de değerlendirerek sendikacılık faaliyeti yapmak zorundayız. Çünkü biz sendikacılığı, idari yönetimi elinde bulunduran insanlara teslim etmek olarak görmedik. Bu çok kolay bir sendikacılık anlayışıdır. İnsanlara bunu anlattık, yine anlatmaya devam edeceğiz. Kim neye inanırsa inansın ya da yanlış kanaatlere kapılsın, bizim işimiz doğruyu anlatmak, doğruyu temsil etmek ve insanları sendikacılığın doğru yoluna çekmek olmalıdır. Bunda da başarılı olmak kolay bir şey değildir. Başarılı olmak; donanımı, bilgi birikimini, emeği, alın terini gerektiren bir durumdur. Biz bu işe girdiğimiz tarihlerde de durum farklı değildi, şimdi de durum farklı değil, yarın da durum çok farklı olmayacak.

EL ELE KOL KOLA BİZ BU MÜCADELEYİ YAPACAĞIZ

Şu da bilinmelidir ki; bu şekilde sendikal anlayışını temsil eden insanların her dönemde rahat bir sendikacılık yapması beklenemez. Bizim temsil ettiğimiz bir kitle var. Ülkemizde yapılan yanlışları dile getiren sendikal anlayışı temsil ediyoruz. Bu nedenle bir elim yağda, bir elim balda olsun gibi bir sendikal anlayışı kabul etmiyoruz. Savunduğumuz değerler, ilkeler adına bu mücadeleyi bundan sonra da en tepeye çıkarabilmenin mücadelesini vereceğiz. Nefesimizi sorumluluklarımızla ilgili olarak yoracağız. Hangi sorumlulukların omuzlarımızda olduğunu bileceğiz. İştigal alanımızı da bileceğiz. İnsanların bizden neyi beklediğini bilerek hareket edeceğiz. Bizim sorumluluğumuz; Türkiye Kamu-Sen’in, Türk Eğitim-Sen’in sendikal anlayışını hem ülkenin, hem de çalışanların geleceği adına daha da ileriye taşımaktır. Nefesimizi buna yoracağız. Zaten biz ülkemiz adına bu faaliyetlerin içindeyiz. El ele, kol kola bu mücadeleyi yapacağız.

Bizim abdestimizden şüphemiz yok. Bizim ahlakımızdan, savunduğumuz değerlerin gerek bu ülke bakımından, gerekse kamu çalışanlarının geleceği bakımından önemli olduğundan şüphemiz yok. Bu nedenle dimdik duracağız.

SENDİKACILIK MASA BAŞI BİR İŞ DEĞİLDİR

Bizim abdestimizden şüphemiz yok. Bizim ahlakımızdan, savunduğumuz değerlerin gerek bu ülke bakımından, gerekse kamu çalışanlarının geleceği bakımından önemli olduğundan şüphemiz yok. Bu nedenle dimdik duracağız. Sizler dik duracaksınız. Dik durduğunuzu her yerde göstereceksiniz. Diğer insanlar da size bakarak dik durmanın önemini kavrayacak. Bundan sonra daha fazla çalışacağız. Bir kere gittiğimiz yere iki kere, üç kere gideceğiz. Zaman ayıracağız. Gayret göstereceğiz. Planlı, programlı çalışacağız. Temsil ettiğimiz kitleye ciddi bir sorumluluk taşıdığımızı ve bunun idrakinde olduğumuzu herkese göstererek örnek olacağız. Zamanımızı sendikacılığa ayıracağız. Sendikacılık masa başı işi değildir. Zamanımızı, fikirlerimizi, kalemimizi bu işe yönlendireceğiz. Bunları yapabildiğiniz oranda başarılı olursunuz. Çünkü içinde bulunduğumuz şartlar, Türkiye Kamu-Sen’i, Türk Eğitim-Sen’i güçlü kılmaya mecbur bırakıyor. Bunu herkes böyle biliyor. Böyle bilmeyenlere de öğretmeniz lazım

İnsanlar; siyasal iktidarla birlikte yürüyen sendikal örgütlerin iş güvencesini korumada kendilerine hiçbir faydası olmadığını anlamalılar.

Kamu çalışanlarının iş güvencesinin kaldırılması konusunun yeniden gündeme geldiğini ifade eden Koncuk, iş güvencesinin önemini anlatmaya devam edeceklerini bildirdi. Koncuk, “İş güvencesi yine gündemde. Yıllardır anlatıyorum, dilimizde tüy bitti. Yine anlatacağız, daha fazla anlatacağız. İnsanlar; siyasal iktidarla birlikte yürüyen sendikal örgütlerin iş güvencesini korumada kendilerine hiçbir faydası olmadığını anlamalılar. Hem siyasal gücü vereceksin, hem de onların emrine sendikal gücü vereceksin. Böyle bir şey yok. İş güvencemizin ne kadar önemli olduğunu, bundan vazgeçmemizin mümkün olmadığını anlatacağız.

Kapanış konuşmasına şube başkalarına katılımları ve katkıları için teşekkür ederek başlayan Koncuk şunları söyledi:

OLGUNLUK YAŞ İLE OLMUYOR

Türk Eğitim Sen’in varlığı hem eğitim çalışanlarının hak mücadelesi hem de milli varlığımız açısından çok büyük bir anlam taşımaktadır. Teşkilatımızın her durum ve şartta taviz vermeden sürdürdüğü hak mücadelesi ve milli duruşu dosta güven sevmeyenlerimize korku salmaktadır. Bu gurur verici tablonun mimarı teşkilatımızın emektar ve yiğit yöneticileridir. Bu toplantımızda çok verimli bir çalışmanın ortaya konulduğuna şahit oldum. Bütün arkadaşlarımız, sendikamızın, eğitim camiasının ve memleketimizin geleceği için ne kadar ehemmiyet arz eden bir sorumluluğu taşıdıklarının ziyadesiyle şuurundadır. Bütün şube başkanlarıma bu olgunlukları için teşekkür ediyorum. Yaş itibari ile genç arkadaşlarımızın da aramızda olmasına rağmen, teşkilatımızın bu kadar olgun insanlardan oluşması gurur vericidir. Pek tabii ki, olgunluk yaş ile olmuyor, yaptıklarınızla alakalıdır. Örneğin, ben Ali Yalçın’a hep acemi diyorum. Hatta kendisi, geçenlerde acemi dediğim için alınmış ve diyor ki; ‘Bizim yaşımız genç, toy olduğumuz için böyle diyorsunuz.’ Bunun yaş ile alakası yok ki, sen yirmi sene de geçse şu yaptıklarınla yine acemi olacaksın.

Biliyorsunuz Memur-Sen, daha önce defalarca olduğu gibi bu sene ki Toplu Sözleşme görüşmesinde de çok büyük bir hata yapmıştır. 2013 yılında imzalanan metinde enflasyonun “öngörülen kümülatif artış oranını aşması halinde” ifadesini “verilen kümülatif oranı aşması halinde…” olarak değiştirerek kamu çalışanlarının ve emeklilerinin cebinden 1,8’lik bir kazanımı çaldırmıştır. Ki, bu da 40 ile 160 TL arasında aylık kayıp demektir. Memurlarımız, 31 Aralık 2015 tarihi itibari ile enflasyon farkını alamadığı zaman bu gerçeği biraz daha net anlamaya başlayacaktır. Bu sözde sendikaya, ‘Biz 2015’in toplu sözleşmesini yapıyoruz 2013’deki maddeyi neden tekrar gündeme getirdiniz’ diye sormak lazım.

BİR KİMSE CEBİMİZDEN BİR KURUŞU DAHİ ÇALMIŞ OLSA, HIRSIZLIK YAPMIŞ OLUR. AMA BUNLAR BİR KURUŞU GEÇTİK AYDA 40 İLA 160 LİRA ARASINDA PARAYI ÇALIYOR.

Biliyorsunuz biz bu konuyu gündeme taşıdıktan 15 gün sonra güya cevap verebildiler. Yani 15 gün nerede hata yaptıklarına dahi kafaları basmadı.

Anlaşılıyor ki, maliye bürokratları bu acemi sendikacıları ayakta uyutup kandırmış. Zaten böyle değilse açık bir ihanet söz konusudur. 2013 mutabakatı değiştirilmese idi biz 2015 sonu itibariyle maaşlara yapılan % 6,1’lik zammın üzerindeki her rakamı enflasyon farkı olarak alacaktık. Ancak şimdi % 6,1 2015 zammı ve Temmuzda yapılan %1,76’lık enflasyon farkının toplamı üzerinde bir enflasyon gerçekleşirse ancak fark alabileceğiz. Yani %7,9’luk bir oranın üzerinde enflasyon gerçekleşirse fark alabileceğiz. Yani her halükarda %1,8’lik bir artış oranımız cebimizden çalınmış durumdadır. Şu anda bile enflasyon 7.86’dır. Önümüzdeki Kasım- Aralık ayında enflasyon yükselir mi çıkar mı bilmiyoruz.

Bu kadar hataya ve beceriksizliğe karşın normalde sendikanın Genel Başkanının bir dakika durmadan istifa etmesi gerekir. Tabi bunların üyeleri de bu garabetin hesabını onlara sormalıdır. Bir kimse cebimizde bir kuruşu dahi çalmış olsa, hırsızlık yapmış olur. Ama bunlar bir kuruşu geçtik ayda 40 ila 160 lira arasında parayı çaldırdılar. Böyle bir sendikaya insan halen nasıl sorgulamadan üye kalabilir?



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211