Mağdur ile fail Arasında hukuk...
Oğlu cezaevinde olan Bir Baba:“Devlet büyüklerine , bakanlara, milletvekillerine mektup yazdım hiçbirisinden cevap alamadım.” Diyerek şöyle devam ediyor: “Bizler mahkum yakınları olarak devlet büyüklerimizden mahkumlar için yasa istiyoruz. Cinsle istismar suçlardan somut delil olmadan mahkeme tarafından ceza veriliyor.  Bu sebepten dolayı 102 ve 103 maddelerden ceza verilirken somut delil aranmasını istiyoruz. “

Bu konuyla ilgili bir çok açıklama olduğu muhakkak.  Prof. Dr. Ersan- Şen Av. Mert Maviş tarafından kaleme  alınan uzun bir makale  konuyu  açık ve seçik ortaya koyuyor.

Biz bu yazıyı biraz özetleyerek bu sayfada yayınlayalım:

Türk Ceza Kanunu'nun "Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar" başlığı altında yer cinsel taciz suçları, 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanunun 58, 59, 60 ve 61. maddeleri ile değişikliğe uğramıştır.

Bireyin cinsel özgürlüğünü  korumayı hedefleyen bu suç tipleri, ağır ceza yaptırımları öngörmektedir. Uygulamada birçok sorun yaşanmasına sebebiyet vermektedir. Suçun ispatı, değişiklikle kaldırılan ruh sağlığının bozulması halinde cezanın artırılması ve suçların özelliği itibariyle mağdur beyanlarına verilen önem ile vicdan duygusu, bu suç tiplerinin diğerlerinden farklı ele alınmasına yol açmıştır.

 Cinsel hürriyet ve dokunulmazlık, “namus”, “cinsellik” gibi kavramlar insanlar için çok önemlidir, çünkü her insan cinsel hürriyetini ve dokunulmazlığını, şahsiyetini ve öz benliğinin ayrılmaz ve isteği dışında müdahale edilemez bir parçası olarak görmektedir.
Bu nazik kavramlar, mağdur ve fail tarafından suiistimal edilmeye çok açıktır.

Genellikle de açık alanlarda değil, gizli ve kapalı alanlarda gerçekleşen cinsellik içeren eylemlerin içeriğini anlamakta, yalnızca mağdurun beyanı yetinildiği, cinselliğe yönelik müdahalenin diğer suça konu eylemlerden daha etkileyici olabildiği, failin savunmasının yetersiz ve kendisini kurtarmaya yönelik kabul edilebildiği, ispat külfetinin bir anlamda yer değiştirip fail üzerinde kalabildiği, mağdurun muhtaç, ezilen ve yardıma ihtiyaç duyan kimliği ve önyargısı karşısında, cinsel saldırı veya istismarda bulunduğu iddia edilen failin çaresiz kalabildiği veya tersi durumda yalnızca mağdur ile failin bulunduğu ortamda geçen cinsel içerikli davranışlarda yaşadığı hukuka aykırılığı, mağdurun anlatmakta ve ispatlamakta zorlandığı, bu sebeple mağdurun yaşadıklarının ve beyanların öğrenilmesinin önemli olduğu, ancak bu sırada mağdurun yalan söyleme, gerçeği çarpıtma, ruh halini farklılaştırma veya herhangi bir sübjektif nedenle faili suçlama ihtimalinin bulunabileceğinin gözardı edilmemesi gerektiği bir gerçektir.

Kapalı kapı ardında gerçekleştiği ileri sürülen bir eylemde; yalnızca suçlayan ve suçlananın beyanları alınıp da, suçlamayı kanıtlayan başka somut deliller (mağdurun vücudundan elde edilen iz, eser, kalıntı, bulgu, görgü tanığı, kamera veya ses kaydı, mağdurun ifadesini destekleyen yan delil) olmaksızın, yalnızca yargılamada yeminsiz dinlenen ve taraf olan suçlayanın (mağdurun) beyanlarına itibar edilerek, failin savunmalarını gözardı edip bir önyargı ile hareket etmek suretiyle mahkumiyet kararı vermek doğru ve adaletli bir yaklaşım olmayacaktır.

 6545 sayılı Yasa ile getirilen değişikliklerle birlikte ağır cezaların öngörüldüğü cinsel suçlarla ilgili ispat açısından sadece müştekinin beyanını yeterli görüp, "niye namusunu ortaya koysun, bu hayatın olağan akışına aykırı olur" anlayışı ile sanığı mahkum etmek kabul edilemez.

Müşteki-müdahilin davada bir taraf olduğu ve olayla ilgili tanıklığına da yeminsiz başvurulduğu dikkate alındığında, yalnızca müşteki veya bir müştekinin diğer müştekiyi destekleyen veya müşteki olayı görmeyen, sırf müştekinin anlatımına dayalı veren müşteki yakının beyanı ile iddiaya konu cinsel istismar veya cinsel saldırı suçunun şüpheyi yüzde yüz yenen delillerle kanıtlandığını söylemek doğru ve adaletli bir yaklaşım olmayacaktır.

 Suçsuzluk/masumiyet karinesini ve İspat Hukukunun ilke ve esaslarını ihlal eden, sırf müştekinin bazı durumlarda gerçekle bağdaşmayan veya gerçekliği olmayan suçlamalarına dayanan, yan ve somut başka delillerle desteklenmeyen cinsel istismar ve saldırı iddialarını doğru kabul etmek, birçok durumda maddi hakikate ve adalete aykırı sonuçlara yol açabilir.

 Bununla birlikte, her somut olayın özellikleri ile müşteki, müdahil, şüpheli veya sanık beyanları, bunun yanında bilimsel deliller ve olayın oluş  şekli ve buna bağlı yan deliller birçok farklılık gösterebilir. Bunları dikkatli değerlendirmek gerekir, ancak bu sırada Ceza Hukuku yargılamasının ilke ve esasları terk edilmemelidir. Çünkü cinsel maksatlı olduğu ileri sürülen bir dokunuşun bile, sonuçta ağır bedelinin olduğu, tersi durumda da cinsel dokunulmazlığı ihlal edilen bir kişinin mağduriyetinin giderilmemesi de benzer ağırlığa sahip olduğu gözardı edilmemelidir.

 Uygulamada, cinsel hürriyeti ve vücut dokunulmazlığının ihlal edildiğini ileri süren mağdurun beyanı mahkumiyet esas teşkil etmektedir. Yargıtay içtihatları yönünde şekillenen uygulamada, mağdurun namusunu ve iffetini ortaya koyacak şekilde bir başkasına iftira atmasının hayatın olağan akışına aykırı olmaktadır. Somut olaya ilişkin diğer sübjektif unsurlar değerlendirilmeden önyargılı kararlar verilebilmektedir. Cinsel suçlar bakımından mağdur beyanın delil olduğu mahkumiyet hükmüne pekala dayanak teşkil edebileceği tartışmasızdır. Ancak cinsel hürriyeti ve vücut dokunulmazlığının ihlal edildiğini ileri süren kişinin, “namus ve iffetini ortaya koyarak bu şekilde iftirada bulunması hayatın olağan akışına aykırıdır” kabulü ile (somut olaydaki mevcut delil ve sübjektif diğer ögeleri değerlendirmeden önyargılı şekilde) “mağdur” olarak görülmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı düşecektir.
 Sadece mağdurun ve/veya bir tanığın beyanından hareketle cinsel saldırı, cinsel istismar veya cinsel taciz fiillerinin varlığı kabul edilmemelidir. Fiili ve faili tereddütsüz olarak gösteren, hukuka uygun şekilde elde edilen ve ispat yükünü iddia makamına yükleyen anlayış, cinsel hürriyete karşı işlenen suçlarda önem kazanmıştır. 

Bu konuyla ilgili makalenin tamamını okumak için lütfen tıklayın.
 
 
 



 
 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cetin kavas 1 ay önce

Tabiki kapsam gazetesindeki yazi ya katılıyorum çünkü somut delil yokken şahsın beyanı esas alarak ceza veriliyor bu sebepten dolayı somut delil ve aranması lazım 102 ve ya 103 maddelerden somut delil olması lazım

banner211