Türkiye’de deprem riski artıyor
'Türkiye Diri Fay Haritası'na göre; ülkemizi etkisi altına alan diri fayların sayısı 150 iken; güncelleme çalışmaları ile bu sayı 326 olmuştur. Söz konusu 326 adet olan diri faylar, alt segmentleri ile birlikte değerlendirildiğinde deprem üretebilecek fay sayısının yaklaşık 485 adet olduğu ortaya çıkmaktadır.'

Bülent Üzeltürk, Türkiye’nin yüzölçümü olarak yüzde 92'si, nüfus yoğunluğu olarak yüzde 95'i deprem kuşağında yer aldığını belirterek, “Türkiye Diri Fay Haritası'na göre, ülkemizi etkisi altına alan diri fayların sayısı 150 iken güncelleme çalışmaları ile bu sayı 326 olmuştur.” dedi.

İl Temsilcisi Bülent Üzeltürk, toplumda deprem bilincinin oluşturulması ve daima hazırlıklı olunması amacıyla, her yıl 1–7 Mart tarihleri arasının 'Deprem Haftası' olarak kutlandığını açıkladı.

Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu anlatan Üzeltürk, şu ifadeleri kullandı: “Stabil olmayan yeryuvarı, dünyanın değişik noktalarında hala her an depremler meydana getirmektedir. Ülkemizde son yüzyıldaki aletsel dönemde, 1939 yılında 7,9 richter büyüklüğünde Erzincan Depremi, 1999 yılında 7,4 büyüklüğünde Marmara Depremi, 1953 yılında 7,4 richter büyüklüğünde Yenice-Gönen (Çanakkale) Depremi, 1912 yılında 7,3 richer büyüklüğünde Mürefte (Tekirdağ) Depremi, 1999 yılında 7,2 richter büyüklüğündeki Bolu-Düzce Depremi ve daha onlarca sayıda büyük ölçekli depremler meydana gelmiştir. Ülkemiz jeolojik konumu nedeniyle dünyada deprem tehlikesi en yüksek olan ülkelerden birisidir. Türkiye’nin yüzölçümü olarak yüzde 92'si, nüfus yoğunluğu olarak yüzde 95'i deprem kuşağında yer almaktadır.

Türkiye Diri Fay Haritası'na göre; ülkemizi etkisi altına alan diri fayların sayısı 150 iken; güncelleme çalışmaları ile bu sayı 326 olmuştur. Söz konusu 326 adet olan diri faylar, alt segmentleri ile birlikte değerlendirildiğinde deprem üretebilecek fay sayısının yaklaşık 485 adet olduğu ortaya çıkmaktadır.”

Bülent Üzeltürk, Türkiye’nin içinde bulunduğu aktif deprem kuşağındaki ülkelerde depremler olmaya devam edeceğini anlatarak, bugün bile büyük ve küçük depremlerin dünyanın her yerinde olmaya devam ettiğini söyledi.

Kayseri’nin de deprem kenti olduğunu vurgulayan Üzeltürk, şunları kaydetti: “Şehrimizde aletsel dönemden önceki yıllarda meydana gelen 240 yılı, 1205 ve 1717 yılı Kayseri merkezli, 1835 yılında ise Develi merkezli depremler ile son yıllarda meydana gelen depremlerde göstermektedir ki şehrimiz; bir deprem kentidir. Güneşli Depremi, Kayseri kentinin 1940 yılındaki Erciyes ve Yeşilhisar depremlerinden sonra son aletsel dönemin en büyük depremidir. MTA tarafından 2012 yılında yayımlanmış olan Türkiye Diri Fay Haritası'na göre, Kayseri’yi etkisi altına alacak olan Ecemiş Fayının dışında ve Sarız Fayı da aktif bir fay olarak güncellenmiştir.”

YAPI GÜVENLİĞİ DENETİM DIŞI

İl Temsilcisi Bülent Üzeltürk, etkin ve bütünlüklü bir yapı denetim sistemi, arsanın imar parseline dönüştüğü aşamadan başlamak üzere parametreleri iyi belirlenmiş zemin ile bu zemin üzerine yapılmış afete karşı güvenli yapı süreçlerini denetleyecek bir sistematiğin oluşturulması ile mümkün olabileceğini bildirdi. Üzeltürk, “Yapı Denetim Sistemi bina inşasının denetimine indirgenerek işletilmiş, temel ve zemin etütleri kapsamında yapılan jeolojik-jeoteknik araştırmalar denetim süreçlerinin dışında bırakılmıştır. Yapı denetim firmalarının bünyesinde, zeminleri ve davranışlarını en iyi bilen mühendislik grubu olan jeoloji mühendisleri mutlaka yer almalıdır. Gerekli yasal düzenlemelerle bunun sağlanması gerektiğine yürekten inanıyoruz.” dedi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211