Üniversitelerde toplu temizlik...
Özel ve devlet üniversitelerinde bulunan 1100 akademisyenin imzaladığı bildiride, "Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesi gerekiyor" gibi ifadeler yer almıştı.

Yeniçağ yazarı Servet Avcı bugünkü köşe yazısında akademisyenlere tepki göstererek; 'Yeryüzünün hiçbir yerinde hem 'katliam yapan', hem de 'kendisine kâtil diyene maaş ödeyen' devlet olmadığını savunarak; 'eğer Türkiye Cumhuriyeti kendisine 'kâtil' diyenlere maaş ödemeye devam edecek ve onların devletteki akademik kadrolarını koruyacaksa, bir yandan 'kâtil' suçlamasını kabul etmiş, diğer yandan yakın gelecekte çok daha büyük belâları üzerine çekmiş olacaktır.'dedi

TOPLU TEMİZLİK

1100 akademisyenin yayınladığı bildiri resmen suçüstü olduğunu belirten Avcı, 'şimdi 'toplu temizlik' için devlet kararlılığı gerekmektedir... 'Suçu ve suçluyu övmek' bizim ceza kanunlarımızda hâlâ suçsa, terörle mücadele edenleri terör örgütlerinin hedefi hâline getirmek hâlâ suçsa ve yanlış bilmiyorsak, devlet 'katliamcı' suçlamasını bir şeref nişanı olarak kabul etmiyorsa gereğini yapmalıdır.diye ifade etti.

Servet Avcı'nın yazısı şöyle devam ediyor:

Bunun gereği de kınama veya YÖK incelemesi türünden değil, doğrudan savcılık marifetiyle ve hızlı davranmak... Bu konuda tereddüt gösteren ve yutkunarak konuşan bu işi çözemez... Anadolu'ya şehit yağarken, gözü yaşlı yetimler ordusu tabut başlarında titrerken, terörizme 'insan hakları' kılıfı giydirmeye çalışanları kanun önüne çıkarmayan devlet, devlet olarak kalamaz...

KİM BUNLAR?

Aslında bu mesele 'ağır devlet kusurunu' veya 'yönetici ihaneti'ni ortaya çıkardı... Kim bunlar ve bu üniversitelere nasıl yerleştiler? Akademik personel alımında nasıl bir 'klan' veya 'kast' sistemi oluşturarak 'kendilerinden olanları' bu denli çoğaltabildiler? Bir devlet bu süreçte nasıl uyudu veya uyutuldu?

Listeye baktığınızda çok az bir kısmının yurt dışındaki üniversitelerden oluştuğunu görüyorsunuz... Ağırlık Ankara, İstanbul ve İzmir'den... Ve hep yazdığımız gibi İstanbul'daki 'özel' üniversitelerden... Hani şu Ermeni meselesinin Türkiye aleyhine, Erivan'da bile bu kadar Türkiye aleyhine konuşulamadığı 'mütareke üniversiteleri'nden!.. Bağrımızdaki hançerlerden...

Yıllardır uyarmaya çalışıyoruz: "Üniversiteler teröristler için Kandil'den Zap'tan daha güvenli yerler hâline geliyor... Üniversiteler Anadolu'dan gelen bu ülkenin değerlerine sadık çocuklarının hayat alanlarının daraldığı, sadece PKK ve onunla iş birliği yapanların egemenlik kurduğu 'kurtarılmış bölgeler'e çevriliyor" diye...

Merkezî organizasyonlarla hak etmedikleri üniversitelere yerleştirilen öğrenci görünümlü teröristler, işgalleri safha safha yayıyor... Şiddet üretme potansiyelleri sayesinde üniversite yönetimlerini sindiriyor, kimisiyle Marksist ideolojik yakınlık dolayısıyla iş birliğine gidiyor... Ardından üniversitenin akademik kadrolarına sızıyor, kendi 'aydın'ını yetiştiriyor...

Üniversitelerde olaylar çıkınca odasında PKK'lı saklayan akademisyenler bu ülkenin gerçeği artık... Sadece Cebeci Kampüsü bir ibrettir ama o ibreti bu devleti yönetenler yıllarca seyretmiştir... O yüzden şimdi 1100 akademisyenin çıkıp 'devleti şiddet uygulayan katliamcı' olarak sunması asla bir sürpriz değildir, katlanarak büyüyen gerçeğin cesaret bulup diklenmesidir... YAZININ DEVAMI



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211