12 Eylül darbesinin 35. yıl dönümü!
Bugün bir döneme adını veren 12 Eylül darbesinin 35. yıl dönümü...

Hem sağcı hemde solcuların hayatlarını altüst eden kara bir gündür 12 Eylül…

1979 Kasım'ında Demirel başkanlığında, dışarıdan MHP ve MSP destekli AP azınlık hükümetinin kurulması da siyasal istikrarsızlığı sona erdirmeye yetmedi. Bu arada günde 25-30 kişinin yaşamına mal olan siyasal ve toplumsal şiddet olayları da bütün hızıyla sürüyordu.

12 Eylül tarihi, Sokaklarda, caddelerde asayişin sağlanamadığı, her gün bir cinayet, gasp haberinin duyulduğu, insanların sokaklara çıkmaktan çekindiği bir süreçti. Görevlerini yerine getirmeyen ordu güçleri, bu yaşananlarla ilgili olarak “şartların olgunlaşmasını” bekledik diyecekti. Bu beyan, hukukun iflas etmişliği ve vicdanın kararmışlığını göstermesi bakımından manidardır. Olaylara bilerek “göz yumanlar” daha sonra ise “olayları engellemek” adına ülke yönetimine el koyacaktır.

“Bizim çocuklar, işi başardı” diye ABD’den de destek gören darbecilerin, ihtilal kararı aldıklarını da yine bu ülkeye önceden bildirdikleri, bugün açığa çıkmış ve darbenin dışarıdan desteklendiği de kanıtlanmıştır. İki yüz binden fazla kişinin yargılandığı, yüzlerce insanın sorguda hayatını kaybettiği, işkencenin her türlüsünün acımasızca uygulandığı bir dönem başlamıştır. İhtilal döneminde “denge” adına “bir sağdan bir soldan” idamlar infaz edilmeye başlamıştır. Vatanına kara sevdayla bağlı olan ülkücüler; vatana ihanet etmiş, devletin askerine kurşun sıkmış kimselerle aynı kefede tutulmuşlar, eziyeti iliklerine kadar hissetmişler, hücrelere tıkılmışlar ve gençliklerinin baharında idam sehpalarına çıkmışlardır.

Ölümü kıskandıran bir mağrurlukla sehpalara yürüyen yiğitler, tevekkül içerisinde tekbirler eşliğinde darağacına çıkmışlardır. “Cellâtlarından helallik istemiş”,”nişanlısına mutluluklar dilemiş” ve tarihe “ülkücü şehitler” olarak asla unutulmamak üzere geçmişlerdir. Mustafa Pehlivanoğlu, İsmet Şahin, Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan, Ahmet Kerse, Cengiz Baktemur, Cevdet Karakaş, Halil Esendağ ve Selçuk Duracık isimleri hiç çıkmamak üzere ülkücülerin aklına ve gönlüne kazınmıştır. Yolları yolumuzdur. Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun ve makamlarını âlî eylesin.

Binlerce ülküdaşımız ise “Taş Medrese” adını verdikleri zindanlarda çile doldurmuş, hayatlarının en verimli çağlarını cezaevlerinde çok zor şartlar altında geçirmiştir. 12 Eylül neresinden bakarsak bakalım asla affedilemeyecek ve aklanamayacaktır. Tarihe zulmün ve işkencenin tarihi olarak geçecek ve her zaman öfkeyle anılacaktır. 12 Eylül’le hesaplaşacağını iddia eden hükümetin, dönemin hiçbir komutanını mahkemeye getirtemediği ve yargılamanın sembolik olmaktan öteye gidemediği de görülmüştür.

Ancak 12 Eylül darbesi ve zihniyeti milletimizin vicdanında çok daha önce yargılanarak hüküm giymiştir.

Bu vesileyle 12 Eylül zulmünden dolayı şehit olan bütün ağabeylerimize Allah’tan rahmet, geride kalanlara ise sabır ve esenlik diliyorum. Cenab-ı Allah ülkemize ve milletimize bu acıları bir daha yaşatmasın.





Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211