27 Aralık'a ertelendi...
 12 Eylül Davası, sanıklar ve avukatlarının esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için 27 Aralık saat 09.30'a ertelendi.

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, katılanların ardından dosyaya giren belgeler tutanağa geçirildi.

Ardından söz alan müdahil avukatı Ömer Kavili, usule ilişkin itirazda bulundu. Kavili, sanıkların daha önce de sesli ve görüntülü sistemle duruşmaya bağlandıklarını anımsatarak, "o sırada kemaraların açısının sık sık değiştiğini, ses ve görüntü kaybı yaşandığını" ifade etti.

Kavili, verilen rapora göre, Tahsin Şahinkaya'nın sağlık durumunun hastanede bulunmasını gerektirmediğini savunarak, Şahinkaya'nın mahkemeye getirilmesini ve tutuklanmasını talep etti. Kavili, bunun hukuki ve toplumsal bir talep olduğunu iddia etti.

Mahkeme heyeti, talepleri reddettikten sonra duruşmaya devam edildi.

Müdahil avukatlarından Senih Özay da sanıkların duruşmaya gelemeyecekleri yönünde rapor veren doktorlar hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

Mahkeme Başkanı Süleyman İnce, 12 Eylül'e giden süreçte hazırlanan Bayrak Harekat Direktifi'ndeki "Sivil İşler Koordinasyon Grubu" ile 12 Eylül'e giden süreçte yer alan diğer sivil unsurlar hakkındaki bilgi ve belgelerin istendiği MİT Müsteşarlığından yanıt geldiğini açıkladı.

Yanıtta, "müsteşarlık kayıtlarında yapılan araştırma neticesinde gönderilenler dışında bilgi ve belgeye rastlanılmadığı” tutanağa geçirildi.

Cevaba itiraz eden avukat Kavili ise mahkemeden belge gizlendiğini savunarak, "Bu yazı, devletin atanmış memurlarının, devletin belgelerini yok ettiklerinin göstergesidir. Kan kusturan insanları örgütleyen sivil suçluların gizlenmesiyle ilgili perdeleme işlemidir. Yazışma tekniği açısından profesyonelcedir. Bayrak Harekat Direktifi suçun omurgasıdır. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği böyle bir birimin var olduğunu belirtirken Genelkurmay Başkanlığı sorumlu planı gönderirken, bu kadar işkence yapılan yargısız infaz edilen insanlar ortada dururken, bunun sorumlularını ortaya çıkmasını sağlayacak evrak neden mahkemeye gönderilmemiştir? Darbecilerin ortaya çıkmasını engelleyenler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz" diye konuştu.

Cumhuriyet Savcısı Selçuk Kocaman'ın esas hakkındaki görüşünü açıklamasından sonra duruşmaya yaklaşık bir buçuk saat ara verildi.

Aranın ardından başlayan duruşmada, sanık avukatı Bülent Acar söz alarak, şunları söyledi:

"Kanunlara ve Anayasa'ya açıktan aykırı sözlü açıklamanın hukuki mütalaa değeri taşımadığı açıktır. İddia makamının hukuki nitelik ve beyan taşımayan sözlü açıklamasını yanıtlamaya değer bulunmamıştır. Ancak tarafımıza yazılı esas hakkında mütalaa sunulmuştur. Metnin incelenmesi, hukuki nitelik taşıyıp taşımadığı, taşıyorsa yanıtlanması ve savunmaların hazırlanması için makul süre verilmesini talep ediyoruz. İddia makamına nisan ayından ekim sonuna kadar süre verildi. Arada atamalar oldu, savcı meslektaşlarımız değişti tabii. Ancak 6 ay, makul bir süre değildir. Bu talep davanın uzatılması amacını taşır. Böyle bir niyetimiz yok. Biz, yaptığımız planlamaya göre, 10-15 Ocak 2014'ü geçmemek üzere kamusal ve bireysel savunmaları hazırlamak için süre istiyoruz. Savunmamız sanıyorum iki, iki buçun saat civarında olacaktır. Bunun da gözönüne alınmasını istiyoruz."

Acar'ın ardından sanıklara sesli ve görüntülü sistem aracılığıyla, bir diyecekleri olup olmadığı soruldu.

Sanık Kenan Evren, "Efendim, avukatım size gerekli hazırlığı yapıp, cevabını verecektir", Tahsin Şahinkaya da "Ben de savunmamı avukatım kanalıyla yapmak istiyorum" karşılığını verdi.

Duruşmada daha sonra müdahil avukatlarına söz verildi. 

Avukat Mehmet Horuş, mütalaayı soyut bulduğunu belirterek, savcının 12 Eylül 1982 Anayasası referandumunun kanunsuz yapıldığını ileri sürdüğünü kaydeden Horuş, "bunun, ülkenin şu anda da gayrımeşru bir anayasayla yönetildiği anlamına geleceğini" söyledi.

Horuş ve diğer bazı avukatlar, sanıkların emekli cumhurbaşkanlığı ve general aylıklarına tedbir konulmasını istedi. 

Sanık avukatı Acar, esas hakkındaki görüş verildikten sonra müdahil avukatlarının görüşe ilişkin beyanda bulunamayacaklarını, ancak taleplerini dile getirebileceklerini bildirdi.

Avukat Aydın Erdoğan ise Acar'ın sözlerini, "Ceza muhakemesinde yeri olmayan beyanlar" diye niteledi. Avukat Senem Doğanoğlu, Türkiye'nin en uzun süre cezaevinde kalan kişilerinden müvekkili Tahir Canan adına bir kez daha müdahillik talebinde bulundu.

Aynı zamanda "müşteki" sıfatı da bulunan avukat Osman Başer ise Evren ve Şahinkaya'yı sanık sıfatıyla görmekten çok mutlu olduğunu dile getirerek, "İnşallah hükümlü sıfatlarını da göreceğim" dedi.

Müdahillik taleplerini kabul etmeyen mahkeme, Yurt-Kor belgesinin imhasını sağladığı iddia edilen Abdullah Recep adlı subay hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vererek, duruşmayı 27 Aralık 2013 saat 09.30'a erteledi.

Evren duruşmayı Ankara GATA'daki, Şahinkaya ise İstanbul GATA'daki yataklarından, sırtlarına destek için yastık konulmuş halde takip etti. İki sanık da duruşmayı sakince dinledi. Evren'in elinin zaman zaman titrediği dikkati çekti. 

Duruşma sırasında cep telefonuyla fotoğraf çektiği söylenen bir izleyici heyetçe belirlendi. Polis eşliğinde salondan çıkarılan izleyici, savcılığa gönderildi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211