BUNDAN ÖTESİ VAR MI?

Kalabalık içerisinde bir adam.

Fark edilmek istiyor.

Kendini göstermek istiyor.

Ve aşağıda ki mektubu kaleme alıyor.

Bu mektubu yazan sıradan bir kişi değil. Doçent ünvanlı bir öğretim üyesi. Cumhurbaşkanlığı seçiminden bir gün önce daha evvel Başbakan’a yazdığı mektubu gazete köşesinde yayınlayarak cümle aleme duyuruyor.

Ben buradayım diyor. Ulema ( Bilim erbabı) nın ümera (devlet adamları)nın hizmetine girdiğinde neler olabileceğinin trajikomik bir göstergesidir aşağıdaki ibretlik mektup.

Daha fazla söze ne hacet! İşte o mektup:

Muhterem, Müşfik, Hamiyetli ve Sevgili Başbakanım.

Yüz yıl önceki büyük felaketten sonra Türkiye’miz, muhteşem bir mazinin ardından elimizde kalan son dayanağımız, sığınağımız ve vatanımız oldu. Asırlarca hüküm sürdüğümüz öz yurtlarımız talan ve yağma edilirken, biz yeni nesillere de yüz yıllık suskunluk ve sabır imtihanı düştü. Düşmanımız gözlerimizin içine baka baka bizi biz yapan ruhlarımızı ve inançlarımızı da söndürmek ve sömürmek istedi. Hafız Mehmed’i, Hacı Hasan’ı, Fadime Hala’yı; George Mehmet, Henry Hasan, Elisabeth Fatma yapmak istediler. Aramıza ikilik düşürüp fitne ateşleri yandırdılar; bizi öz yurdumuzda garip, öz vatanımızda parya yaptılar.

Dedelerimizden dinledik, babalarımızdan öğrendik, başımız önümüzde yıllar gördük. Üniversite kapılarında, kışla nizamiyelerinde hallerden hallere girdik. Bin yıllık şerefli bir mazinin evlatları olan bizleri, yetmiş yıllık bir hafızaya mahkûm ettiler. Aynı sofranın, aynı kıblenin evlatlarını sofrasız, kıblesiz bırakıp birbirlerinin kanlarını döktürdüler. Yüzyıl önce kurulan hakkın kuvvette olduğu zalim bir dünyaydı ve adaletsiz egemenler iş başındaydı. Bir yüzyılda iki dünya savaşı ile dünyamızı karartanlar, bugün de kudurmuş ihtirasları ile coğrafyamızı dişlemeye devam ediyorlar. Ağladık, ağladıkça gözyaşlarımızı içimize akıttık. Ama hiçbir şey yapamasak da hiç olmazsa “Doğacaktır sana vaat ettiği günler Hakk’ın; kim bilir belki yarın belki yarından da yakın” nidasını umut taşımıza yazdık. “Evet, ümitvâr olunuz! Şu yükselen istikbal inkılâpları içinde en gür seda İslam’ın olacaktır.” müjdesini ab-ı hayat suyumuz yaptık. Çünkü güzel günler yola çıkmış geliyordu ve şairin dediği gibi bizler mezarlardan bile yükselen bir bahar görecektik. 

Başbakanım,
Sonra bir güneş gibi sessiz ve derinden, İstanbul’un o bizim nazlı dersaadetimizin ufkundan tulu ettiniz. Süleymaniye’nin kubbesinin, Sultan Ahmet’in minarelerinin ve mahzun Ayasofya’nın mermerlerinin nabzında hala tekbirlerin çarptığını bize söylediniz. Yükünüz ne kadar ağırdı ve tehlikeler ne kadar yakın ve çoktu. Her bir yokuşta sizin gayret, himmet ve hamiyet dolu haykırışlarınız ile yeniden irkildik; aynı yağmurda ıslanmanın heyecanını tekrar tekrar yaşadık.  Allah büyüktür! O Davudi ve lahuti sesinizin eşliğinde beraber yürüyeceğimiz destansı bir yola çıkıyoruz.

 Ülkemizin yaklaşık yüz yıldır süre giden makûs talihinin döndüğüne olan inancımız sayenizde artık somutlaşmıştır. Ecdadımıza Cenab-ı Allah’ın bir zaferler ayı olarak lütfettiği ağustosta yeni Türkiye’nin müjdesini alacağımıza olan kanaatimiz tamdır. Bugün artık büyük Türkiye’nin gerçekleşeceği bir dönemece girdiğimizi hissediyoruz. Bu büyük ve yeni Türkiye için gerekli olan değişim ve dönüşümün sizin maharetli ve dirayetli yönetiminizle sağlanacağını biliyoruz. 

Sizler bu doğrultuda kararlılıkla yürüdükçe içeride ve dışarıda pek çok tuzak ve saldırılar kurulduğu ve kurulacağı açıktır. Ancak bu tuzaklara karşı milletimizin birlik ve beraberliğine dayalı büyük gücün ve iradenin Allah’ın izniyle tüm bunların üstesinden geleceğini de biliyoruz. Gizli vesayetlerin çirkin yüzleri ile karşılaşıp, millet egemenliğine dayalı bir devlet yönetimini hassasiyetle kurmak noktasındaki gayretleriniz ne kadar takdire şayandır.
Saygıdeğer büyüğüm,

10 Ağustosla birlikte başlayacak dönemin yıllardır devam eden çalışma ve gayretlerinizin bir sonucu olmaktan öteye yeni bir başlangıç olacağı aşikârdır. Artık seçeceğimiz cumhurbaşkanının Kosova’dan Delhi’ye, Filistin’den Doğu Türkistan’a değin büyük bir coğrafyanın ufkuna hitap edeceğinin farkındayız. Geçmişte aynı kaderi paylaştığımız mazlum ve mazbut milletlerin yeni Türkiye’nin bu yükselen ışıltısını hasretle beklediklerini biliyoruz. Sessizce yaşadığımız tarihi bir değişimin, nihayet görülmekte olan yüzyıllık bir hesabın ve kudretle kurulan yep yeni bir dönemin heyecanı içerisindeyiz. Cenab-ı Allah’tan bu büyük ve kutlu yolda sizi esirgeyerek, başarılı kılması niyazımızdır. Şehit kanlarında İslam hilalinin aydınlattığı Türk yıldızının göklere alem olduğu Ayyıldızlı bayrağımızı tutan elleriniz hiç yorulmasın. Bahtınız her daim açık olsun; Allah yâr ve yardımcınız olsun.

 

 



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
suat 2 yıl önce

bu türk insanlardan korkulur, yalama ve yıkama şubesi gibi adam.

Avatar
tolga sevinç 2 yıl önce

gerçekten üniversite de hocamı?

Avatar
Veli 2 yıl önce

hoca! diline sağlık

Avatar
omü'den bir vatandaş 2 yıl önce

28 şubatta da askerlerin adamlarına yalakalık yapıyordu. i̇smet şenel'in turgut'un peşinden ayrılmıyordu.şimdi de ak partililere yalakalık yapıyor. herdevrin adamı. yılan gibi kıvrıla kıvrıla yol alıyor.

Avatar
esat 2 yıl önce

baki olan bakiymiş zaten.ancak okumakta cehaleti köreltmiyormuş

Avatar
Murat 2 yıl önce

Senin yalakaliginin bir sınırı var mı cok merak ediyorum

Avatar
bukalemun 2 yıl önce

ne istiyorsunuz adamcağızdan. sevgisini göstermiş,

Avatar
aysun kola 2 yıl önce

insanların dünlerinde yanlışlıkları bu günlere taşıma mecburiyeti yok. hoca daha önce yanlış yaptığını anlamış olabilir. belki bu günde yanlış yapıyor yarın yine yanlışını anlayabilir. ne var bunda arkadaşlar. bir insan sevgisini bir şekilde gösterebilir bunu hepimiz yapıyoruz, tamam kabul edelim ki hoca biraz abartmış. sevgisinin çokluğundan olabilir.

banner211