Erdoğan'nın 'Yeşil Sevgisi' Yalan Çıktı...
 Ağaçlar, Haziran başından buyana Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri. Ülke genelinde sürdürülen doğa yıkımlarına giderek biriken ve Gezi Parkı’nda bardağın taşmasıyla tüm ülkeye başlayan ‘yeşil öfke’, siyasetin üslubuna da etki etmeyi sürdürüyor.
BAŞBAKAN ERDOĞAN: 'YEŞİLE HASTAYIM'

Son olarak Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde Uluslararası Kamu Denetçiliği Sempozyumu'nda yaptığı konuşmada, AB ülkeleri ile ağaç dikme konusunda rekabet içinde olduklarını belirterek kullandığı, "Yeşile hayranım hastayım. Bize çevre düşmanı gibi yaklaşım içinde olmak haksızlık olur" ifadeleri ağaçların siyasetin gündemine yaptığı etkinin göstergesiydi.

DOÇ. DR. ÇAĞLAR: 'BAŞBAKAN'IN SÖZLERİ GERÇEĞİ YANSITMIYOR'

Ancak Başbakan Erdoğan’ın bu sözleri, AKP iktidarı boyunca uygulanan çevre ve yaşam alanlarına yönelik yıkımların mağdurlarının yanı sıra uzmanların da tepkisini çekmekte gecikmedi. Türkiye ormancılığı konusunda önemli çalışmalara imza atan Orman Yüksek Mühendisi Doç. Dr. Yücel Çağlar, Başbakan Erdoğan’ın ormancılıkla ilgili sözlerinin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

'İKTİDARIN EN BÜYÜK ALDATMACALARINDAN BİRİ DE ORMANLAR'

Gezi Parkı başkaldırısının yaşamsal önemde bir deneyim olduğuna işaret eden Çağlar, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, bu deneyimle avunmak yerine kalıcı dersler çıkarılmasını ve yaşama geçirilmesi gerektiğini dile getirdi. ‘Her yer Taksim her yer direniş’ söyleminin gereklerinin belirlenip tüm alanlarda yaşama geçirilmesi gerekliliğine vurgu yapan Çağlar, “Bence bu alanlardan birisi de siyasal iktidarın, ‘muhteşem Başkan’ın ve emir erlerinin aldatmacalarının bıkmadan usanmadan sergilenmesidir. Siyasal iktidarın en büyük aldatmacalarından birisi ise ‘yeşillikler’, özel olarak da ormanlar ve ormancılıkla ilgilidir” diye konuştu.

'ORMAN DIŞI AĞAÇLANDIRMA HİÇ YAPILMADI'

AKP döneminde ülkemizde ‘orman’ sayılan alanları artırabilecek bir çalışma hemen hemen hiç yapılmadığını öne süren Çağlar, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1. maddesindeki tanıma uygun olarak ‘orman’ sayılabilecek alanları genişletebilmek için hukuksal olarak ‘orman’ sayılmayan arazileri, hukuksal olarak 'orman' sayılabilecek duruma getirmek gerektiğinin altını çizen Çağlar, "Söz konusu hukuksal tanımın değiştirilmesi zorunludur; böyle bir değişiklik yapılmamıştır. Hukuksal olarak 'orman' sayılmayan arazilerde orman ekosistemi oluşturma çalışmalarının yapılması gerekir. Ormancılık kesiminde 'orman dışı ağaçlandırma' olarak adlandırılan bu çalışmalar hemen hemen hiç yapılmamıştır. Hukuksal olarak 'orman' sayılmayan arazilerde yapılan çalışmalar karayollarının çevresinde yapılan ağaçlandırma ile 'hatıra ormanları' vb çalışmalardır. Bu çalışmalarda başarı oranları skandal sayılabilecek denli düşüktür" ifadelerini kullandı.

'ORMAN EKOSİSTEMLERİNDEKİ GENİŞLEME OTUZ YILIN ÜRÜNÜ'

Orman ekosistemlerindeki genişlemelerin AKP döneminde gerçekleştirilen orman ekosistemi oluşturma çalışmalarının sonucu olmadığını da ileri süren Çağlar, orman ekosistemlerinin genişlediğini gösteren verilerin, en azından otuz yıllık çalışmaları sonuçlarını yansıttığını kaydederek bunun çoğunluğunun da terk edilen tarım arazilerinde doğal olarak orman ekosistemlerinin oluşmasından kaynaklandığını dile getirdi. Çağlar, bu gerçeğin Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) kaynaklarında da açıklıkla belirtildiğine işaret etti.

'ALDATMACANIN DANİSKASI YAPILIYOR'

Siyasal iktidarın bürokratlarının, görevlerini çok iyi bildiğini ve “Yalandan kim ölmüş” diyerek her türlü yalan yanlış bilgiyi siyasal iktidarın önde gelenlerinin ellerine tutuşturup 'komşuda pişer, bize de düşer' uyanıklığıyla beklediğini dile getiren Çağlar, "ola ki, takdir edilip bir yerlere 'müdür', 'daire başkanı' ya da 'genel müdür' yapılabilirler. TBMM’de sunulan soru önergelerini yanıtlarken, bütçe önerisi görüşülürken siyasal iktidar sözcüleri tarafından öne sürülenler o denli yanıltıcı ki, ben olsam bana bu bilgileri, verileri, yorumları verenlerin, deyim yerindeyse 'canlarına okurum'. Sözgelimi; muhteşem Başkan'a, ormanlara ve sulara 'bakana' aşağıdaki çizelgeyi veriyorlar, sonra da; 'biz, bizden öncekilerin yaptıklarının üç katını yaptık', 'rekorlar kırdık' vb saçma sapan açıklamalar yapmalarını öneriyorlar. Ne bilsinler; onlar da 'bizimkilerin her verdiği doğrudur' kolaycılığıyla bu türden açıklamaları yapıyor; aldatmacayı somut eyleme dönüştürüyorlar. Örneğin, aşağıdaki çizelgeyi tümüyle ilgili genel müdürlüğün verilerinden yararlanarak hazırladım. Bu veriler doğruysa eğer, siyasal iktidarın her sıkıştığında yinelediği 'ağaçlandırmada' savı düpedüz bir aldatmacadır" diye konuştu.



'2003-2013 DÖNEMLERİNDEKİ AĞAÇLANDIRMALARIN YÜZDE 27'Sİ YANAN ORMANLARDA YAPILDI'

Çizelgedeki verileri değerlendiren Çağlar, şöyle konuştu: "2003-2010 döneminde gerçekleştirilen 'ağaçlandırma' çalışması, aynı uzunluktaki önceki dönemdekinin üç katıdır! Ancak, 'küçük' bir sorun var: Bu çalışmaların hepsi de 'ağaçlandırma' çalışması değildir! Örneğin; siyasal iktidar döneminde bu kapsamda yapılan çalışmaların yalnızca yüzde 16,5’i (Orman İçi Ağaçlandırma+Özel Ağaçlandırma+Suni Gençleştirme) 'ağaçlandırma' çalışması sayılabilir. Ayrıca; bu çalışmaların çoğunluğu zaten 'orman' sayılan yerlerde ormancılık tekniği gereği yapılır. Ayrıca, bu çalışmaların kimileri, önceki yıllarda yanan orman ekosistemlerinin yerinde yeniden orman ekosistemi oluşturmak amacıyla yapılır. Örneğin, 2003-2010 dönemindeki 264,1 hektar orman içi ağaçlandırma çalışmasının yüzde 27’sini oluşturan 71,5 bin hektar, yanmış orman ekosistemlerinin yerinde yapılmıştır. Üstelik, söz konusu sayılar, bu ağaçlandırmaların başarılı olmadığı yerlerde birkaç kez yapılan ağaçlandırma çalışmalarını da kapsar. Kısacası; söz konusu ağaçlandırma çalışmalarıyla hukuksal olarak 'orman' sayılan yerlerin genişliği artmaz!"

'ORMAN REHABİLİTASYONU AĞAÇLANDIRMA DEĞİLDİR'

1995-2002 dönemindeki tüm çalışmaların içinde yüzde 3,2’lik bir paya sahip olan 'orman rehabilitasyonu' çalışmasının, AKP siyasal iktidarı döneminde 20,5 katlık bir artışla yüzde 65,5’e çıktığına değinen Çağlar, yarısı 'verimsiz' sayılan orman ekosistemlerine sahip Türkiye’de bu çalışmaların yapılmasının gerekli olduğunu ancak, burada da yine 'küçük' bir sorun olduğunu vurguladığı değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "Orman rehabilitasyonu çalışmaları, 'ağaçlandırma' çalışması değildir! Bu kapsamda ağaçlandırma da yapılıyor olabilir kuşkusuz, ancak payı sözü edilemeyecek denli küçüktür. Gerçekte bu çalışmalar bir yanıyla da, şimdilerde AKP Karabük Milletvekili olan önceki Orman Genel Müdürü’nün söylediği gibi, döner sermaye bütçesiyle çalıştırdığı personelin maaşlarını bile ödeyemeyecek duruma gelebilecek OGM’nin 'görüntüyü kurtarmaya' amacının bir ürünüdür.

MEYVE AĞACI DİKEREK DEVLET ORMANLARI ÖZELLEŞTİRİLDİ

1995-2002 döneminde yalnızca 26,6 bin sahip 'özel ağaçlandırma', AKP’nin sekiz yılık iktidarında 2,9 kat artarak 79,1 bin hektara çıkmıştır. Bu çalışmaların da hemen hemen tümü hukuksal olarak zaten 'devlet ormanı' sayılan yerlerde, çoğunlukla da kestane, badem, ceviz vb meyveli ağaç türleriyle yapılmıştır. Başka bir söyleyişle; özel ağaçlandırma çalışmaları zaten 'devlet ormanı' sayılan arazilerde yapıldığı için 'orman' sayılan yerleri artırmaz; meyve ağacı türleriyle de orman ekosistemi oluşturulamaz çünkü. Bu uygulama gerçekte 'devlet ormanı' sayılan yerlerin dolaylı yoldan ya da ikinci elden özelleştirilmesidir; her yönüyle de Anayasanın 169. maddesine aykırıdır! Çevre/doğa korumacı 'yiğitleri', çoğu kez 'sağı gösterip sol vuranlar' ne düşünüyorlar bilemiyorum: Bu sözcüğün tam anlamıyla, 'devlet ormanı' sayılan arazilerin özelleştirilmesi için ardına değin açılmış bir yoldur; bu süreç kimin umurunda?"

'AKP DÖNEMİNDE ORMANLAR YOLGEÇEN HANINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ'

AKP döneminde 'devlet ormanı' sayılan yerlerin her türlü ormancılık dışı yatırımcının 'yol geçen hanına' dönüştürüldüğünü de öne süren Çağlar, yapılan hukuksal düzenlemelerle başta orman ekosistemleri olmak üzere akla gelen tüm yeşil alanlar (meralar, bitkisel üretim arazileri, bozkırlar vb) yerleşmeye; madenciliğe, turizme, spor tesisi, üniversite yerleşkesi, alt yapı vb yatırımcılara tahsis edildiğini dile getirdi.



'15 BİN MADEN İŞLETMESİNE 437 MİLYON METREKARE ORMAN TAHSİS EDİLDİ'

2003-2011 döneminde 15 bin maden işletmesine 43,7 hektar (437 milyon m2) orman tahsis edildiğinin altını çizen Çağlar, 2011 yılı sonuna değin 17,4 bin turizm, üniversite, vb yatırımcısına 'devlet ormanı' sayılan 319 bin hektar arazi tahsis edildiğini ve bu işlemlerin çoğunluğunun AKP döneminde gerçekleştirildiğini belirterek şöyle konuştu: "Özel kişi ve kuruluşların badem, ceviz, kestane, adaçayı vb tarım yapmaları için 'bozuk devlet ormanı' sayılan yaklaşık 100 bin hektar arazi tahsis edilmiştir. Bu süreç, çevreci/doğa korumacı yürekli yurttaşlarımızın dışımda kimlerin umurunda?"

'AKP DÖNEMİNDE İKİYÜZLÜLÜK DEVLET GELENEĞİNE DÖNÜŞTÜ'

Siyasal iktidarın yalnızca '2B' değil, '2A' arazileri ile Hazinenin mülkiyetindeki tarım arazilerini de 'değerlendirmeye' çalıştığına işaret eden Çağlar, "kısaca söyleyelim, '2A'; 6831 sayılı Orman Kanunu’nun Anayasanın 169 ve 170. maddelerine dayanan 2. maddesinin 'A' bendidir; yani '2B'nin arkadaşıdır. 1980’li yıllardan beri yürürlükte olan ama hiç uygulanmayan bu düzenlemeye göre; '…orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler ile halen orman rejimi içinde bulunan funda ve makilerle örtülü yerlerden tarım alanlarına dönüştürülmesinde yarar olduğu tespit edilen yerler…' Kısacası; 'devlet ormanı' sayılan araziler ile 'Hazineye ait tarım arazileri' AKP döneminde deyim yerindeyse yolgeçen hanına dönüştürülmüştür. Böyleyken; 'Gerçekler bu denli çarpıtılır mı?' demeyin artık. AKP döneminde aldatmaca, ikiyüzlülük devlet yönetiminde bir geleneğe dönüşmüştür çünkü" görüşünü savundu. 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211