'Halkın büyük kesimi,ahlaklı siyasetçi aramıyor’
 AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Türkiye için ümitli olmadığının altını çizerek “Halkın büyük bir kesiminin bireysel menfaatlenme üstünden, yüksek ahlaki niteliklere sahip olması gereken siyasilerin o düzeyde ahlaki bir yapıda olmamalarının, toplum üstünde çok fazla etkili olmadığını görmek beni ümitsizliğe götürüyor” dedi.

Menderes’in idamından söz eden Fırat, “Bir gün önce alkışlamış olduğu iktidardaki insanı ertesi gün hain olarak nitelemekten de bu toplum çekinmemiştir.” diye konuştu. 

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın (GYV) bünyesinde faaliyet gösteren Akademik Düşünce Platformu organizatörlüğünde ilki düzenlenen ‘Başkent Buluşmaları’ toplantısında konuşan AK Parti’nin kurucuları arasında yer alan Dengir Mir Mehmet Fırat, “Kendi ülkem için çok umutlu olduğumu söylemek durumunda değilim. Toplumun sosyal yapısına baktığımız zaman, maalesef toplumun temel hak ve özgürlüklerle çok fazla ilgilenmediğini, belli bir kesim haricinde çok kısıtlı olan bir kesim haricinde halkın büyük bir kesimin Osmanlı’dan tevarüs edilen bireysel menfaatlenme üstünden, kendi hak ve özgürlüklerini göz ardı edebildiğini veya yüksek ahlaki niteliklere sahip olması gereken siyasilerin o düzeyde ahlaki bir yapıda olmamalarının toplum üstünde çok fazla etkin olmadığını görmek, seçim sonuçlarını değerlendirdiğimiz zaman bunun netleştiğini görmek maalesef beni bir yerde ümitsizliğe götürüyor.” şeklinde konuştu. Ümitsizliğin uzun süre devam etmeyeceğini kaydeden Fırat, yeni nesiller yetiştiğine dikkat çekti. Bununla beraber kısa bir süre içinde olumlu yönde bir değişimin olacağına inanmanın da çok fazla iyimserlik olacağını kaydetti. 

‘ŞEHZADEYİ ÖLDÜRENLER KARDEŞİNE BİAT EDİP CÜLUS ALIYORLARDI’


Biat ve bahşiş kültürünün yok olmadığını kaydeden Fırat, “Halkın yüzde 12’si devletin doğrudan desteğiyle yaşadığını ifade ediyor. Bu yüzde 20’ler civarında. Böylesine bir sistemin şekil değiştirmiş olması yüzde 20’nin devlet tarafından beslenmesi aslında Osmanlı’da padişahların cülus dönemlerini hatırlatıyor. Tanrının kutsal saydığı bir yönetimi birileri tarafından alınıyor Yedikule’ye götürülüyor, boğularak öldürülüyor ama aynı grup onun kardeşine gidip biat ediyor ve cülusunu alıp gidiyor.” dedi. 

‘EVİM ELDEN GİDECEK KORKUSU TOPLUMUN KARARINI MENFİ ETKİLİYOR’

Dengir Mir Mehmet Fırat şunları ifade etti: “Anayasanızda özgürlüklerin belirtilmesi ama bunun yanında egemen gücün onu sınırlandırması öylesine bir noktaya varmıştır ki, aslında otokratik bir yapının oluştuğunu görmek mümkün. Ama toplum bundan rahatsız değil. Toplum, istikrarın devamı yani mevcut olan iktidarın değişmesinin kendisine gelen devlet yardımının ortadan kalkması ya da istikrarın bozulması halinde elde ettiği ev ve aracın gideceği korkusu onun karar mekanizmasını menfi yönde etkileyebiliyor.” şeklinde konuştu.

‘TÜRK HALKI DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK İÇİN HERHANGİ BİR BEDEL ÖDEMEDİ’

Özgürlük adına toplumun mücadele etmemiş olması ve o uğurda herhangi bir emeğin sarf edilmemesi durumunda demokrasinin anlamının yeterince anlaşılamayacağını kaydeden Fırat, Türkiye ve İslam dünyasında böyle bir mücadelenin olmadığını ancak Batı’da bireysel özgürlükler ve demokrasi uğrunda gerektiğinde savaşa dahi gidildiğini aktardı. Fırat, “Demokrasi ve özgürlükleri elde edebilmenin bir bedeli vardır. Halkımız maalesef böyle bir bedel ödememiştir. Egemen güç başa geçtiği andan itibaren bir gün önce alkışlamış olduğu iktidardaki insanı, ertesi gün hain olarak nitelemekten de bu toplum çekinmemiştir. Bunun en güzel örneklerden birisi Menderes’in idamıdır. Toplumdan beklenen reaksiyon korkusuyla idam ertelenmiştir. Ama o reaksiyon görülmediği zaman da idam gerçekleşmiştir. Bedel ödenmeden demokrasi ve özgürlüklerin yerleşeceği kanısında değilim.” değerlendirmesinde bulundu. 

‘BU, TÜRKİYE’DE GİDEREK SİSTEMİN OTORİTERLEŞMESİ SONUCU DOĞURMUŞTUR’ 


Türkiye’de seçimle iş başına gelmiş olan parlamenter, belediye başkanları ya da muhtarların aslında temsili demokraside toplumu temsil eden seçilmişler olmasının ötesinde lideri temsil eden kişiler olduğunu ifade eden Fırat, “Bu, Türkiye’de giderek sistemin otoriterleşmesi sonucu doğurmuştur. Yasama ve yürütmeyi bünyesinde toplayan irade, yargı üstünde meydana getireceği operasyonla onu kontrol altına aldığı andan itibaren rejimin adının ne olacağını ben belirtmek istemiyorum.” diye ifade etti.

‘OTOKRASİLERDE DEVLET GÜCÜ KULLANILIRKEN BUNUN DENETLENEMEYECEĞİ KABUL EDİLİR’

Dengir Mir Mehmet Fırat, ‘Devletin Gücü ve Sınırları’ konusunda yaptığı sunumda bir politikacı olarak halk diliyle konuyu anlatmak istediğini ifade etti. Fırat, toplumlarda devlet oluşumundan söz ederek kavganın devletin elde etmiş olduğu güç ile bireylerin özgürlükleri arasında geçtiğinden söz etti. Dengir Mir Mehmet Fırat, “Birileri devlet gücünü kullanırken bu kaynağın tanrısal bir kaynaktan geldiğini dolayısıyla sorumsuz olduğunu ve her yaptıklarının denetlenemeyeceği söylemini otokrasilerde ve monarşilerde görmek mümkün.” dedi.

‘BU MÜCADELE HİÇBİR ZAMAN SONA ERMEYECEK’


Devlet ile bireyler arasındaki mücadelenin günümüzde de devam ettiğine dikkat çeken Fırat, “Bu mücadele hiçbir zaman sona ermemiştir. Şuanda da bu mücadele devam etmektedir. Bir yerde bireyler kendi özgürlüklerini savunurken ya da özgürlük alanlarını korumaya çalışırken egemen olan devlet gücü bu alanı mümkün olduğu kadar kendi egemenlik alanını genişletme yönünde bir temayül göstermektedir. Dolayısıyla bu çatışma devam etmektedir.” şeklinde konuştu.

‘SİYASİ PARTİLERDE DEMOKRASİ VARSA TOPLUMDA DEMOKRASİDEN SÖZ EDİLEBİLİR’


Demokrasilerde devletin gücünün sınırlandırılması ve bireyin özgürlüğün arttırılması gerektiğini kaydeden Fırat, “Türkiye’de özellikle iki erkin tek bir elde toplandığını görmek mümkün. Hiç sevmediğim bana göre bulunması gereken yer olarak çöp kutusu olan 1982 Anayasa’sının çok sevdiğim bir cümlesi vardır; ‘siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır’. Eğer siyasi partilerde demokrasi var ise toplumda demokrasiden bahsedebilmek mümkündür. Siyasi partilerde böyle bir yapı yoksa o zaman yürütmenin yasamaya hakimiyeti ve yasamanın ki milli irade dediğimiz yasama meclisinin aslında yürütmeye bağlı bir kurum olduğunu söyleyebilir.” dedi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211