İHH Başkanı 'siyonizmi' işaret etti...
 İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, İHH'nın Kilis şubesine yönelik operasyonun arkasında "siyonistlerin" olduğunu savundu.

2. Uluslararası Suriye Donörler Toplantısı'nın STK oturumları için Kuveyt'te bulunan Yıldırım, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.  

İHH’nın Kilis şubesine geçen salı günü Van Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekipleri tarafından yapılan baskını değerlendiren Yıldırım, "İHH’ya yapılan bu son haksız uygulama ve tezgah deşifre olmuştur. Sadece İHH için gerçekleştirilen bir operasyon değildi, Türkiye’nin bütün kurumlarına yönelik bir saldırı var" dedi.

 İHH'nın yönetim kurulu olan bağımsız teşkilat olduğunu, bu çerçevede hiçbir örgütle ilişkisi olmadığını kaydeden Yıldırım, şunları söyledi:

"Hedeflerimizi yerine getirirken insan eksenli düşünceler içindeyiz. Bizi herhangi bir örgütle bağlantılamaya çalışanların art niyetli olduğunu biz de halkımız da çok iyi biliyor. İHH’ya yapılan bu son haksız uygulama ve tezgah aslında deşifre olmuştur. Bu operasyon sadece İHH için gerçekleştirilen operasyon değildi. Türkiye’nin bütün kurumlarına yönelik saldırı var. Bu saldırı, Türkiye’yi hükümetiyle sivil toplum kuruluşlarıyla ve bütün kurumlarıyla bertaraf etmek, özellikle ülkemizin bölge gücü olmasını engellemek isteyen ve dünyada söz sahibi olmasını istemeyen taraflarca yapılmıştır. Bunun arkasında siyonizmin olduğu çok açıktır"

"Ne yazık ki Türkiye’de yargının ve emniyetin içerisinde siyonizmle iş tutanların varlığı aşikar olmuştur" diyen Yıldırım, hem hükümete hem de Türkiye’nin dünyaca tanınmış "STK"sı olan İHH’ya karşı kirli operasyon yürütüldüğünü vurguladı.

Dışarının iradesiyle hareket eden hiçbir yapının halkın gönlünde uzun vadeli yer bulamayacağının altını çizen Yıldırım, "Şu anda da ne yazık ki bu tezgahı kuranlar artık irşat ve hizmet mantığı dışına çıkarak mafyavari tutum içine girmişlerdir" ifadesini kullandı.

- Suriye'ye yardım için iki ayrı toplantı -

Kuveyt'te Suriye'ye yardım için iki ayrı toplantı yapıldığını belirten Yıldırım, "Bu toplantılardan biri sivil toplum kuruluşlarıyla gerçekleştirildi ve 400 milyon dolar civarında söz alındı. Diğeri de BM çatısı altında devletlerin katıldığı ve söz verilen toplantılar oldu. STK toplantılarında alınan kararların halka az-çok yansıdığını biliyoruz. Fakat devletlerin yapmış olduğu toplantıdaki vaatlerin çoğu, Suriye rejimiyle beraber organize edilen yardımlar" diye konuştu.

Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:

"En azından mültecilerin olduğu bölgelere bu yardımların gideceğine inanıyoruz. Suriye rejiminin kontrolündeki bölgelere bu yardımların yansıması konusunda ciddi tereddütlerimiz var. BM’nin bu konuda iyi imtihan veremediğini düşünüyoruz. Şu anda Suriye’de özellikle Esed’in hakim olduğu yerlerde bu yardımların sağlıklı dağıtılıp dağıtılmadığı konusunda ciddi şüphelerimiz bulunuyor. Yardımların muhaliflerin olduğu yerlere ulaşmada ciddi imkanlar söz konusu, orada gerçek mağdurlara yardımları dağıtma imkanı var."

- Bu savaşın mağduru kadın ve çocuklar -

BM'den ve uluslararası güçlerden yardım koridori açılması talebinde bulunduklarını hatırlatan Yıldırım, "BM toplantısında yardım koridorunun açılması ve özellikle Guta’ya olan ambargonun kaldırılması gerektiği konusu da gündeme geldi fakat BM’nin bunun için yaptırım gücü yok. O nedenle bu ambargonun kaldırılması zor görünüyor. BM Güvenli Konseyi'nden bu konuda karar çıkarması gerekiyor ki güvenlik konseyinde buna itiraz eden Rusya ve Çin gibi ülkeler var. Bu savaşın mağduru kadın ve çocuklar" diye konuştu.

Cenevre-2 toplantısından beklentisinin sorulması üzerine Yıldırım, "Güç dengeleri oluşmuş ve bu savaş kilitlenmiş durumda. Cenevre-2'den çok beklentim yok. Taraflar masaya oturduğunda şartlarını öne süreceklerdir. Muhaliflerin şartları Esed’siz bir Suriye. BM Güvenlik Konseyi'nde yer alanların, muhaliflerin bu talebine olumlu cevap vereceği düşüncesinde değilim. Cenevre gibi mevcut toplantılar dilalog için zemindir ancak orta ve uzun vadede sonuç alınabilecek sürecin başlangıcı olabilir" dedi.

- Çeçen cinayetlerine de göz yumuldu -

İHH Başkanı olarak şahsına karşı eylem hazırlığı içinde olan suikast timinin Türkiye’ye geldiği iddilarına da değinen Yıldırım, bunun arkasında şu ortamdan yararlanmak isteyen ve İHH’yı kendisi için büyük bir tehdit olarak gören İsrail’in var olduğu ihtimaline vurgu yaparak sözlerini şöyle tamamladı:

“Ayrıca kullandıkları tetikçiler var. Eğer bu tetikçilerin izini sürmek istiyorsak, üstü örtülen Çeçen cinayetlerinin de tekrar ele alınması gerekiyor. Türkiye gibi bir ülkede bütün faili meçhuller bulunduğu halde Çeçenlerle ilgili cinayetler henüz çözülememiş durumda. Bu da akla acaba içeriden birileri bu Çeçen cinayetlerine göz yumuyor veya kapı açıyor mu diye soruları akla getiriyor."


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211