Ilıcak: 'Dikkat dikkat delil karartılıyor!!!'
 Nazlı Ilıcak, 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dinleme ve takip işlemlerinin son verilmesine ilişkin gönderdiği yazıyı köşesine taşıdı.

Ilıcak'ın yazısı şöyle:

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlar Şube Müdürlüğü'ne 8 Ocak 2014'te bir yazı gönderdi: "Yürütülmekte olan 2012/656 soruşturma nolu 'suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve ihaleye fesat karıştırmak' suçlarıyla ilgili dosya evrakı, 15 Aralık 2013 tarihinde Emniyet Müdürlüğünüz tarafından fezlekeye rapten gönderilmiş olmakla beraber, daha önce Başsavcılığımızın talebi ve mahkeme kararlarına istinaden yapılan telefon dinleme, iletişimin tespiti ve fiziki takip işlemlerinin, 15 ARALIK TARİHİ İTİBARİYLE SONLANDIRILARAK, İMHA İŞLEMLERİNİN Başsavcılığımız nezaretinde yapılması rica olunur."

Bu ne demek biliyor musunuz? Mahkeme kararıyla gerçekleştirilen teknik takip ve izlemelerin imha edilerek, resmen delillerin ortadan kaldırılması. Çünkü 17 Aralık'ta mahkeme kararıyla izleme ve dinleme devam ediyordu. Savcı da dosyasının başındaydı, o akşama kadar adli kolluk da. 17 Aralık'ta operasyonu haber alan şüphelilerin paniğe kapıldıkları ve kendilerini ele verecek başka ciddi delillerin ortaya çıktığı anlaşılıyor. Bunun örneğini, oğlunu arayan eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'de gördük. Bakanlığa ait bir telefondan oğlunun avukatını aramış ama gene de dinlemeye takılmıştı. Tayyip Erdoğan ile Bilal Erdoğan'ın görüşmesi de o telâşı yansıtıyor. Baba-oğul arasında cereyan eden konuşmayı destekleyen ve paranın kararlaştırılan kişilere gönderildiğini gösteren farklı konuşmalar ve görüntüler mevcut... 17 Aralık'ta şüpheliler cenahında büyük bir hareketlilik göze çarpıyor. Bunlar, teknik takiple tespit edilmiş; şimdi imha edilmesi isteniyor. Resmen delil karartılıyor.
 
Kripto
 
Kriptolu telefondan söz ediliyor. Tayyip Erdoğan ile Bilal Erdoğan, acaba kriptolu telefondan mı konuştular? Kriptolu telefondan konuştularsa, Bilal Erdoğan'ın böyle bir telefona sahip olma hakkı var mı? Bu telefonlar, sadece devlet işleri için kullanılmaz mı? Eğer Bilal Erdoğan'ın kriptolu telefonu yoksa o zaman zaten görüşme rahatlıkla dinlenebilir.Tayyip Erdoğan "Devletin kriptolu telefonlarını dinlemişler" derken neyi kastediyor? Kendisi ve oğlu arasındaki konuşmayı mı? Yoksa devletin üst kademelerindeki insanları mı?

Bir başka husus: "Bilal Erdoğan dinlensin" diye mahkemeden bir karar alınmamış. Ama belki onun kullandığı bir başka telefon, mesela şirket telefonu için dinleme izni çıkarılmıştır. Çünkü unutmayalım, Bilal Erdoğan, her iki soruşturma dosyasında da yer alıyor; Bosphorus 360'ın gizli ortağı olduğu, Etiler Polis Okulu arazisini Yasin El Kadı, Usame Kutub gibi kişilerle birlikte ucuza kapatmak istediği ileri sürülüyor.

Montaj!
 
John Marshall Studios'dan (JMM'den) sonra, Kaleidoscope Sounds şirketi de Star'ı yalanladı."Biz sadece, 5 ayrı konuşmanın birbirine montajlandığını söyledik" dedi. (Bunu zaten herkes biliyor) Ve ilave etti: "Biz adli bilişim uzmanı değiliz." 

"Aptal dostlar" vaziyeti kurtarmaya çabaladıkça, aksine Erdoğan ile oğlunun konuşmasının gerçek olduğu kanaati daha da güçleniyor.

Bu kadar sıkleti çekmez
 
HSYK'yı ele geçirince bütün yargıyı ele geçirmiş oluyorsunuz. Diyelim ki "paralel devlet"ten şikâyetiniz var. Çünkü onlar size kumpas kuruyor. Yapılacak şey, daha bağımsız ve daha çoğulcu bir HSYK'nın önünü açmak. Aksine, Teftiş Kurulu, Adalet Bakanlığı'na bağımlı hale getiriliyor. Üstelik bir yargı mensubu hakkında soruşturma mı açılacak ya da açılmayacak mı? İnisiyatif görünüşte 3. Daire'ye ait ama 3. Daire "Soruşturulsun" dese, Adalet Bakanı bunu engelleyebiliyor;

"Soruşturulmasın" hükmünü verse de, bakan, o kişinin soruşturulmasını sağlayabiliyor. Her iki halde de nihai karar bakana ait. Ayrıca HSYK üyelerinin soruşturulmasında da bakan etkili.

Tekrar edelim: Alelacele değişikliğin sebebi, yolsuzlukların üzerini örtme çabasıdır. Mevcut yargı yapısına güvenilmiyorsa, daha çoğulcu ve tarafsız bir kadronun oluşmasına hizmet edecek adımlar atılabilirdi. Aksine, gelişmeler, daha bağımlı bir yargıya bizi götürüyor. Yolsuzlukların ayyuka çıktığı bir ortamda, son derece vahim bir tablodan söz ediyorum.

Bu terazi bu kadar sıkleti çekmez.
 
İnternet 
 
Yolsuzluk belgelerinin üzerini örtmek amacıyla çıkarılan kanunlardan biri de İnternet Kanunu'ydu. Şimdilik birçok belgeye Youtube aracılığıyla erişebiliyoruz ama muhtemel gelişmeleri bilmemizde fayda var.

*Mahkeme eğer arzu edilen amaca ulaşamayacağını düşünürse, sadece URL (sayfa sayfa) bazlı değil, bütün bir web sitesini veya internet hizmetini (Youtube, Facebook, Twitter, Ekşi Sözlük, Vimeo gibi) engelleyebilir. Youtube, Facebook, Twitter vs. farklı kullanıcılar tarafından yüklenen videolar yüzünden tamamen kapanabilir.

*İkinci önemli nokta, İnternet Yasası'na aykırılıkla ilgili konuları inceleyecek olan Sulh Ceza Mahkemesi, artık Adalet Bakanı'na iyice bağımlı hale gelen HSYK tarafından belirlenecektir.

Bu durumda Cumhurbaşkanı, HSYK Kanunu'nu onaylarken, aynı zamanda internetin de ipini çekmiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin kanunu incelerken bu hususlara dikkat etmesini dilerim.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211