IŞİD Protestolarından Sonra...
Yurdun çeşitli illerinde IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarını protesto etmek bahanesiyle bir anda türkiye’nin bir çok yerinde gösteriler başladı.Ortalığı savaş alanına çeviren göstericiler Molotof ve taşlarla polise saldırdı.

IŞİD'in Kobani'ye girdiği haberleri üzerine HDP bir açıklama yaparak sokağa çıkma çağrısı yapmıştı. HDP'nin bu çağrısına CHP'den de destek vermişti. Çağrılar üzerine sokağa çıkan gruplar IŞİD'e tepki bahanesiyle izinsiz gösteri düzenledi.

Genel olarak gösteriler Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerde olurken Kürtlerin yoğun olarak bulunmadığı bölgelerde ise  eylemlere bazı sosyalist partiler, sol örgütler, sendikalar, öğrenci grupları ve bazı  kadın örgütlerinin destek verdiği görüldü.

Eylemcilerin veya protestocuların talepleri şöyle: "Suriye'nin kuzeyindeki diğer bölgeler ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi üzerinden gelecek askeri yardımın ulaşması için Türkiye toprakları üzerinden Kobani'ye doğru bir koridor açılsın. Türkiye IŞİD'e verdiği (iddia edilen) desteği kessin. Türk ordusu Kobani'ye kara harekâtı yapmasın."

Kürt siyasetçiler nasıl yaklaşıyor?

HDP ve DBP'nin çağırısıyla çeşitli yerlerde protestolar düzenlendi. 'IŞİD'in Kobani içine girmesi ve Türkiye'den beklenen adımların atılmaması üzerine' HDP, 7 Ekim'de ülke çapında sokak eylemi çağrısı yaptı. Bu çağrı üzerine anında organize olan guruplar sözde IŞİD protestosu adı altında şiddet eylemlerine dönüştürdüler. Eylemlerde ölümlerin ve şiddet olaylarının yaşanması ardından 9 Ekim'de HDP'li bir heyet Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'la görüştü, ardından basın açıklaması yapıldı. Açıklamada yaşananlardan dolayı hükümet eleştirildi ancak "Şiddet, yakma, yıkma asla olmamalıdır" denildi.

KCK'den yapılan açıklamada ise eylemler desteklendi Atatürk büstü, Türk bayrağı ve okullara saldırılması ile yağma olayları eleştirildi.

Hükümetin talepler karşısında cevabı:

Türkiye IŞİD'e verdiği desteği reddederek böyle bir şeyin söz konusu olmadığını belirtiyor. Kobani'ye silah yardımı  arada PKK olması hasebiyle gündemine almıyor.

PYD ve HDP'li yöneticiler yardım için bir koridor açılması konusunda Türkiye'nin önce olumlu sinyaller verdiğini ancak daha sonra adım atmadığını iddia ediyor. Dolayısıyla şu an için Türk hükümeti göstericilerin taleplerine olumlu yaklaşmıyor gibi görünüyor.

Türkiye bir tampon bölgeyi savunuyor. Diğer yandan hükümetin PYD'den Suriye yönetimine karşı savaşması ve ÖSO'yu desteklemesi ile kantonlara dayalı öz yönetim sisteminden vazgeçilmesini istediği de görülüyor.

 Eylemler nasıl ölüm ve yaralanmaların yaşandığı çatışmalara dönüştü?

Eylemlerde hem güvenlik güçleriyle göstericiler hem de bazı yerlerde göstericilerle onlara karşı çıkanlar arasında çatışmalar yaşandı. Güvenlik güçleri yer yer gerçek mermi de kullanarak müdahale etti, göstericiler ise taş, sopa, molotof kokteyli ve havai fişek kullandı. Bu durum çok sayıda ölüm ve yaralanmaya sebep oldu. Ölümlerin bir bölümü eylemcilerle Hüda-Par yanlıları arasındaki çatışmalardan kaynaklandı.

 Hüda-Par nedir?

Hür Dava Partisi 2013 yılında kurulmuş, ağırlıklı olarak Kürt illerinde faaliyet gösteren ve İslami çizgiye sahip bir siyasi parti. Kamuoyunda Hizbullah örgütünün partisi olarak biliniyor, parti ise bu nitelendirmeyi kabul etmiyor. Ancak partinin kurulması Mustazaf-Der adlı derneğin Hizbullah örgütüyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatılması ardından gerçekleşti. Partinin genel başkanı ve kurucu kadroları da derneğin yöneticileri oldu.

Hüda-Par ile PKK geriliminin arkasında ne var?

Hizbullah ile PKK arasında 1990'lı yıllarda yoğun çatışmalar yaşandı. PKK Hizbullah'ın bu dönemde devlet tarafından kendisine karşı kullanılan bir örgüt olduğunu öne sürüyor ve örgütten kontrgerilla tabirini anımsatacak şekilde Hizbulkontra diye bahsediyor.

Hüda-Par'lılar ise PKK'yı, Kürt illerinde kendilerinden olmayan siyasi yapıların çalışmalarına engel olmakla, baskı kurmakla suçluyor.

Hüda-Par ile de Kürt siyasi hareketi destekçileri arasında dönem dönem gerilimler yaşanıyordu. Bu gerilimlerin zaman zaman Diyarbakır, Batman gibi kentlerin mahallelerinde zaman zamansa üniversitelerde kavgalara dönüştüğü olmuştu.

Hüda-Par sık sık PKK'nın kendisine saldırdığını öne sürmüştü, PKK'lılar ve BDP'lilerse tam tersini. Son çatışmalarda da iki taraf da olaylardan karşı tarafı sorumlu tuttu.

Eylemler Batı kentlerinde nasıl bir etkide bulundu?

Güvenlik güçleri Batı kentlerinde de birçok gösteriye müdahale etti ve çatışma görüntüleri ortaya çıktı. Bazı kentlerde göstericilerle, milliyetçi bazı kesimlerin öncülüğünü yaptığı düşünülen bazı karşı göstericiler arasında kavgalar yaşandı. Gaziantep'te de benzer bir durum yaşandı.

Batı kentlerindeki karşıt eylemlerde atılan sloganlar, bozkurt işaretleri ve bayraklar, bunlara MHP'lilerin, ülkücülerin öncülük ettiğini düşündürüyor. MHP'den yapılan açıklamada 'ülkücü-milliyetçi hareketin kavga ve çatışmadan uzak durması' istendi. Kürt siyasetçilerse eylemlerin planlı bir şekilde, güvenlik güçlerinin de göz yummasıyla yapıldığını iddia ediyor.

 Eylemler sürer mi?

KCK, 8 Ekim'de yaptığı açıklamada eylemlere devam edilmesini istedi. 9 Ekim'de HDP'liler tarafından yapılan açıklamada eylemlerin öneminden bahsedilirken şiddetten uzak durulması istendi. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Abdullah Öcalan'ın kendisine gönderdiği mesajında ise diyalog ve müzakereye hız verilmesini önerdiğini açıkladı.

Eylemler devam edecek gibi görünüyor. Ancak eylemlerin boyutunun ve eylem yöntemlerinin Türkiye'nin Kobani'yle ilgili izleyeceği politikalara ve Kürt siyasetçilerin politikalarına bağlı olduğu düşünülüyor.

Eylemler çözüm sürecini nasıl etkileyecek?

Kobani krizinin zaten hassas bir zeminde yol aldığı düşünülen çözüm sürecini olumsuz etkilediği ortada. Öyle ki PKK liderinden Murat Karayılan 23 Eylül'de yaptığı açıklamalarda Kobani'deki saldırılar nedeniyle Türkiye'yi suçladıktan sonra "Bizim için süreç bitmiştir" dedi.

 

Abdullah Öcalan kardeşi Mehmet Öcalan'la ilettiği bir önceki mesajında ortada bir müzakere süreci olmadığını belirtti ve "Çözüm için 15 Ekim'e kadar biz bekleriz" dedi. Öcalan'ın 9 Ekim mesajında ise müzakere ve diyaloğa çağrı vardı. Hükümet tarafından yapılan açıklamalarda ise eylemlerin çözüm sürecini tehlikeye attığı belirtilerek Kürt tarafı sert dille eleştirildi. Hükümet yetkilileri sürece bağlı olduklarını da söyledi.

Çözüm sürecinin nereye evrileceği sadece Kobani'ye bağlı değil ama bugünkü aşamada en önemli sıcak gündemin Kobani olduğu görülüyor. Kobani krizinde öncelikle hükümetin ve sonrasında Kürt tarafının politikalarının sürecin nasıl bir seyir alacağını ve hatta bitip bitmeyeceğini etkileyeceği düşünülüyor.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211