MGK
  Bir   hafta , on gün önceydi..  Hükümet   Sözcüsü  Hüseyin  Çelik  Irak'ın kuzeyindeki  bir   televizyona   verdiği  röportajda şöyle diyordu;

-"Bir çok devlet "IRAK KÜRDİSTANI" ile ilişki kurmamızı istemedi. Bu devletler bunu iyi bilsin ki; biz ve "IRAK KÜRDİSAN" halkı akraba ve kardeşiz. Onların dertleri ve sıkıntıları bizim derdimiz ve sıkıntımızdır. "IRAK KÜRDİSTAN" bölgesinin gelişmesi için elimizden ne gelirse "KARDEŞLERİMİZ" için yapacağız..

**

Ve daha dün.. Irak'ın kuzeyindeki Tuzhurmatu'da yapılan saldırıda Irak Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Ali Haşim Muhtaroğlu'nun da aralarında bulunduğu 10 Türkmen hayatını kaybetti.. Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından yapılan açıklamada şöyle deniyordu;

-"Bugün meydana gelen saldırıda şehit olan Irak Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Ali Haşim Muhtaroğlu'nun kaybından duyulan derin üzüntü dile getirilmiş, bu vesileyle bütün "IRAKLI KARDEŞLERİMİZE" taziye dilekleri ifade edilmiştir"

**

"IRAKLI KARDEŞLERİMİZ" öyle mi?

Petrol oyunlarının önemli bir aktörü olduğu için;

-IRAK KÜRDİSTAN'ı diyecek kadar basitleşip, sorumsuzlaşan bir iradeden,

-Üç kuruş petrol parası uğruna, Milli Güvenliği riske atıp, pkk hamisi Barzani'yle sazlı sözlü muhabbet kurabilen, orasını burasını okşayan bir zihniyetten,

-Sözüm ona "Bütünlüğünden" yana olduğu Irak'ın bölünmesini meşrulaştıracak şekilde, kuzeyindeki peşmerge saltanatıyla anlaşmalar imzalayıp, kiraladığı petrol sahalarının hatırına "KÜRT KARDEŞLERİMİZ" diyebilen bir menfaatçilikten,

MGK bildirisinde "TÜRKMEN KARDEŞLERİMİZE TAZİYE MESAJI İLETİLMİŞİR" gibi haysiyetli bir duruş beklemiyorum ama;

Sormadan da edemiyorum..

-Siz nasıl bir aymazlık içindesiniz ki, Türkmen kardeşimiz kan ağlarken, bırakın kılınızı kıpırdatmayı, KARDEŞİM demeye diliniz varmıyor?

Kahrolsun sizin petrolden indireceğiniz paracıklarınız..

Tek bir Türkmen kardeşimin kanının tek damlasına, yansın Irak BİLMEM NEYİNİN petrolleri.

Ve o ateş, Cehennemde de peşinizi bırakmasın..

Vesileyle;

"IRAK TÜRKMENİSTAN"ının ve TÜRKMEN KARDEŞLERİMİZİN, TÜRK MİLLETİ'nin BAŞI SAĞOLSUN..

BAŞBAKAN TORUNUNU YANLIŞ ANLIYOR

Mitinge katılanlar slogan atıyor;

"DİK DUR EĞİLME, BU MİLLET SENİNLE"

Hemen her mitingde atılan bu slogan üzerine Başbakan aynı şeyi tekrar tekrar anlatıyor;

-Siz bunu öyle bir söylediniz ki, 3.5 yaşındaki torunum bile sabahları yanıma geliyor, "Dik dur eğilme, bu millet seninle" diyor..

ÇOCUKTAN AL HABERİ derler..

Türkiye'nin ve Türk milletinin geleceğine ipotek koyanlara karşı hep eğilen, hep eğilen bir dede, belli ki 3.5 yaşındaki çocuğu bile rahatsız ediyor..

Torun bunu sık sık tekrarlıyormuş.. E nasıl yapmasın, dede eğilmeye devam ettikçe o da "DİK DUR" dede demeye devam ediyor..

Dede de binlerce kişinin önünde bunu övünerek anlatıyor.. Hey büyük Allahım !

UEFA..YARGI.. VE TRT.. VE SAMANYOLU...

Dün akşam üzeri iki ekranda aynı dakikalarda belirdi yazı;

-"Fenerbahçe'de deprem!!"

Son dakika bilgisi, "Mahkeme kararıyla Aziz Yıldırım ve iki yöneticinin görevden uzaklaştırılmasına karar verdi" diyordu..

Bakın, medya okur yazarlığı gerçekten önemlidir.. İki televizyon kanalının sıradan bir SON DAKİKA bilgisi gibi duran bu olay, aslında esaslı soruları hak ediyor.. Çünkü bu kardeşiniz 24 yılda öğrenmiştir ki, bizim mahallede birçok şey tesadüf değildir..

TRT Haber ve Samanyolu kanalları bu haberi ilk veren oldu..

İhtimal 1;

-Bu haber öncelikle bu iki kanala üflendi..

İhtimal 2;

-Bu iki kanalın haber ağı diğerlerinden kuvvetli..

Her iki ihtimal de aynı sokağa çıkıyor aslında.. Bunca yıllık tecrübeleriyle bunca haber kanalı dururken, Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım ile ilgili duruşu belli olan bu iki kanalın süratli haberciliği enteresan.. Üflendiyse neden ve kim üfledi? Mesele haber ağının gücüyse, bu iki kanalın adliyedeki haber ağı neden bu kadar güçlü?

Sorular garip gelmesin..

Efendim bu TRT Haber, Samanyolu'nun eski haber patronu Ahmet Böken'in başında olduğu bir kanaldır.. TRT bünyesinde, iktidarın "SİYASİ SORUMLULUĞU OLMAYAN" cenahı için kurulmuş bir kanaldır.. TRT TÜRK gibi milyonlarca Euro'nun yatırıldığı bir haber kanalı kurulurken, bir de bir topluluğa hediye olarak, TRT Haber adlı kanalın kurulmasını başa türlü kim, nasıl açıklar ki?

Kafanız karıştı, farkındayım.. Ama karışmasın.. Sözün özü şu;

-Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım meselesinde, adını vermediğim ama sizlerin tahmin edebileceği o "TOPLULUĞUN" duruşu ne?

-3 Temmuz sürecinde (Eğrisi-doğrusu hakkında fikri haklarım saklı) Fenerbahçe'yi ele geçirmek için çırpınan topluluk kim?

-Bu mevzuda Mehmet Baransu kimler adına,neden canhıraş çırpınıp durdu?

Bu soruların cevabını verdikten sonra, İstanbul'daki mahkemenin kararının isabet ettiği günü de ekleyin değerlendirmenize.. Fotoğraf netleşsin..

Fenerbahçe taraftarı başkanına sahip çıktı.. Ben çok hak etmediğini düşünsem de bu bir gerçek.. Ve UEFA Fenerbahçe'yi ve başkanını yakan kararını açıklamadan birkaç saat önce, İstanbul'daki mahkemenin Aziz Yıldırım'ın başkanlık ünvanını ortadan kaldıran kararı açıkladığı da bir başka gerçek..

İki yıldır süren soruşturmayla, aylar süren soruşturmanın aynı saatlerde karar almasına dikkat çekmeme "komplo teorisi" diyen çıkabilir..

Mevzuya TRT Haber ve Samanyolu'nun "HIZLI HABERCİLİĞİ" ile girmemin sebebi de bu..

-Çünkü biz bu "HIZLI HABERCİLİĞİ(!)", Ankara sokaklarında, askerin silah sevkiyatını "TERÖR ÖRGÜTÜ" faaliyeti gibi canlı yayınladıkları günden biliyoruz..

-Balyoz, Kafes gibi davalarda, evin önünde tek bir polis bile yokken, "BİLMEM KİMİN EVİ ARANIYOR" haberlerinden de hatırlıyoruz..

-Türk Ordusu'nun komutanları henüz savcıya ifade verirken, "TUTUKLANDI" yazılı "SON DAKİKA" bilgilerinden de biliyoruz..

Dün, Fenerbahçe'nin, UEFA kararıyla başlayan sürece YARALI girmesine sebep olacak kararı veren irade ile, bu kararı en önce duyuran yayıncı kuruluşlar, aynı topluluğa biat ve aidiyet taşıyor..

Açıkça iddia ediyorum ki, Aziz Yıldırım hakkında İstanbul'daki mahkemenin tavrı ile UEFA'nın tavrı arasında ortaklık var.. Karşılıklı konuşarak değil belki ama NİYET açısından..

O yüzden diyorum.. Medyada bazen neyin ne olduğu, hangi haberin neden ve niçin yapıldığı, hangi haberi kimin, ne zaman yaptığı çok ama çok önemli veridir..

Medyayı sadece okumak ya da izlemek yetmez.. Bazen soru sormak "ANLAYABİLMENİN" tek koşuludur..

Dün buna bir kez daha şahit olduk..

NOT: Bu satırların yazarının, Aziz YILDIRIM ve yönetim anlayışı hakkındaki fikirlerini bilen bilir.. Soran olursa, bilen, bilmeyene anlatsın lütfen..

BDP SORUŞTURUYORMUŞ..

BDP eşbaşkanı Selahttin Demirtaş açıkladı;

-"Cizre'de pkk'lıların oluşturduğu asayiş gücü partimiz tarafından soruşturulmaktadır."

Güler misin, ağlar mısın? Soruşturan BDP, yan gelip yatan devlet..

Memleketin herhangi bir yerinden gönderilen Twitter mesajının izini sürüp, birkaç saat sonra mesajı atana kelepçe vurabilen güvenlik gücümüzün, Cizre'nin göbeğinde şov yapan serserilere yönelik bir hamlesi yok henüz..

İster misiniz, Cizre sokaklarında şov yapan serseriler, "SORUŞTURUYORUZ" diyen Şırnak Valisi hakkında soruşturma açsın..

Gülün gülün.. Başımıza ne geldiyse "YOK YAHU, O KADAR DA DEĞİL" dememizden geldi..



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211