Mustafa Erdem: ''Azınlık Mallarının İadesi Türk Milleti İçin Zuldür''
 MHP Antalya Milletvekili Tunca Toskay, iktidarın medyayı ''RTÜK, Başbakan'ın siyasi baskıları ve mali baskı'' ile denetlediğini söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda, RTÜK, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'nun 2013 yılı bütçeleri üzerindeki görüşmeler sürüyor.

RTÜK bütçesi üzerinde konuşan Toskay, Türkiye'de farklı grupta medya grupları olduğunu belirterek, ''Merkez medyanın durumu hazin bir manzara gösteriyor. Başbakan kızdığı zaman ilahlara kurban vermek gibi patronlar bunları yolun ortasına bırakıyor. Muhalif medya yazıp çizenleri kadar patronlarını da kutluyorum çünkü ciddi mücadele veriyorlar. Ayrıca sindirilmiş medyanın kapı önüne koyduklarını da alıyorlar. Oraya sığınamayanların yeri cezaevi olabiliyor'' dedi.

İktidarın medyayı RTÜK, Başbakanın siyasi baskıları ve mali baskıyla denetleyebildiğini ileri süren Toskay, şöyle konuştu:

''İlgi çekici bir diğer kontrol aracı reklamlardır. İktidar vasıtasıyla reklam verenlerin çoğunluğu muhalif medyaya reklam vermekten çekiniyor. Artık muhalif televizyon kalmadı. Türkiye'nin siyasi ve sosyal hayatını etkileyen bir araç da küresel sermayenin Türkiye'deki kuruluşları yoluyla medya denetleniyor. Reklam harcamalarının yüzde 50'sinden fazlası yabacı sermaye ve yabancı sermaye ortaklı şirketlerindir. Bu küresel sermayenin AKP iktidarıyla hiçbir sorunu yok. Türkiye'nin çıkarlarını koruyan muhalif gazetelere veya medya organlarına bu gücün reklam vermesini beklenemez. Yabancı küresel güçler ve onların uzantıları olan kuruluşlar, Türkiye'nin medyasını da kontrol etme durumuna geliyorlar. Türkiye'nin bugün en önemli sorunu bölücü terör örgütüdür. Sabahtan akşama kadar belli başlıklar altıda belli kişiler, Türk vatandaşlarının zihnini yıkamakla meşguller. Belli konular sürekli işleniyor. Bu konular, AB ve ABD'nin Türkiye'ye telkin ettiği ve zaman zaman da dayattığı çözüm yollarıdır. Bu kişileri çok iyi biliyoruz, her akşam evimizin içindeler. Türk toplumu akıl sağlığını korumak için bir çareye başvuruyor, uzaktan kumanda aleti...O olmasa Türk toplumunun akıl sağlığı büyük tehlikede. Böyle bir medya devam ettiği sürece Türk demokratik sistemin sağlıklı olduğu iddia edilemez. Demek ki RTÜK görevini yapmıyor.''

MHP Ankara Milletvekili Mustafa Erdem, Vakıflar Genel Müdürülüğü bütçesi üzerinde görüşlerini ifade ederken, yeniden açılan bir kiliseye takılan çanın Türkiye'den değil Rusya'dan getirildiğini vurgulayarak, ''Bu ne zillettir ki Türk milletinin beyninde çan sesi dinlettirilmeye başlanmıştır. Bu AKP'li milletvekillerini üzmediyse memnuniyetine vesile olmuştur. Azınlık mallarının iadesi bu millet için züldür. Başbakan Yardımcısı Arınç, 'gasp ettiklerimizi iade ediyoruz' derken, bizim elimizden alınanlar için bir gayreti, vicdani burukluğu var mıdır-'' dedi.

-''Kurumların sessizliği dikkat çekicidir''-

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, Türkiye'de tarihin hesaplama, Türk dilinin ise meydan okuma ile karşı karşıya olduğunu savunarak, Atatürk ile doğrudan veya dolaylı, haksız eleştiri ve tartışmaların kurucu devlet üzerinden yapıldığını söyledi.

Atatürk, Atatürkçü düşünce, Türk kültürü, Türk tarihi ve dilinin yoğun bir kirlenme kampanyasına tabi tutulduğunu ifade eden Yeniçeri, ''Türkiye'yi yönetenler Türk tarihi ve kültürü üzerinden hesaplaşmaya gitmişlerdir. Cumhuriyet'e karşı suçlama kampanyası devreye sokulmuştur. Para, reyting, popülerlik uğruna tarihe ihanet edilmektedir. Türk milleti dar bir etnisiteye indirgenerek tartışılıyor. Bunlar bizzat tarihin kendisine ihanet etmektir. Kimse kimseye 'gelin size yeni bir ana baba tayin edelim' diyemez. Türküz, Türk kalacağız. 'Türk milleti' yerine, Türkiyeli kavramını koyarsak sorun çözülür' deniyor. Tarihe gücünüz yeterse, geleceği sizinle konuşuruz. Onca cahilane ve haince saldırı olurken, adında Türk olan kurumların sessizliği dikkat çekicidir'' diye konuştu.

MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, tarih konusunda şartlandırılarak bilimsel çalışma yapılamayacağını belirterek, ''Hakikatleri kendinize göre belirlemektesiniz. İsmi 'muhteşem' ile başlayan ve tarihimizi muhteşem şeklinde tahrip eden dizilere karşı araştırma yapılmasını isteyemezsiniz. 2 yıla yakın zaman geçmesine rağmen kendilerine bu görevi verenler yan gelip yatacak, Başbakan başka işi yokmuş gibi açıklama yapacak. Başbakan beyanat vermek yerine, ilgili Bakanlık RTÜK hakkında görevi ihmalden soruşturma açıp işlem yapmalıdır. Türk Tarih ve Türk Dil kurumları birer akademi halinde teşkilatlanmalıdır. Özerk yapıya kavuşmaları gerekmektedir'' dedi.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211