Sıra 'Türkiye' Adını Değiştirmeye Geldi!
AKP’nin destekçileri deşifre oldu
İktidara geldiği günden beri Türklüğe karşı planlarını adım adım uygulayan AKP’nin CHP ve BDP içindeki Kürtçülerle birlikte önce ana dilde savunma, ardından da dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda su yüzüne çıkan ve artık gizlenmesine gerek duyulmayan derin ittifak, gözünü ‘Türkiye’ye dikti. Ağırlıklı seçenek ise Turgut Özal’ın hayali: Anadolu Federe Devleti!
 
 
Dilim dilim kesilen salam bitti gibi
Türk adını kışlalardan, okullardan, sokaklardan, ders kitaplarından, anayasadan çıkaran, milli bayramları okullara tıkan, garnizon koşusu, seğmen yürüyüşü, saygı duruşu ve anıta çelenk konulmasını yasaklayıp Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözünü dağlardan silen derin ittifak, Başbakan Erdoğan’ın “Türk milliyetçiliğine karşıyım” çıkışıyla sabırsızlanmaya başladı.

 
MHP’li vekillerden tepki yağıyor
Gelinen noktaya isyan eden Yusuf Halaçoğlu, “Erdoğan’ın ne istediği 1992’de hazırlattığı Kürt raporunda var! Yapılanlar bölücülüktür, anayasal suçtur” derken, Mehmet Erdoğan, parça parça tamamlanan mozaiğe dikkat çekti. Tunca Toskay ise “AKP’nin söylemleriyle icraatları tamamen farklı. Özü sözü aynı olmayan bir ekiple karşı karşıyayız”  diye konuştu.
 

Türk milliyetçiliğine
karşı “derin ittifak!”

AKP ve BDP’den sonra CHP’nin de neo İslamcı, neo liberal ve neo muhafazakâr kanadına mensup “Kürtçü akım”, Türklüğü yok etmek için ortak hareket kararı aldı.
Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Türkiye’nin adını “Anadolu Federe Devleti” olarak değiştirme politikası AKP, CHP ve BDP ile adım adım hayata geçiriliyor. Başta Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” vecizesini silmek için harekete geçen AKP’nin “Türklük”, “tek devlet, tek bayrak” ve “tek dil”e olan alerjisi, CHP’nin neo liberallerinden de destek buldu. AKP-BDP ve CHP’nin neo liberal isimleri Genel Başkan yardımcıları Sezgin Tanrıkulu ve Binnaz Toprak aynı yönde görüş bildirmeye başladı.

 
Psikolojik operasyon
AKP ile birlikte CHP ve BDP’nin, “Türklüğe” ve “Türk milliyetçiliğine” karşı “derin ittifak”ı, “Türk” adını kışlalardan, okullardan ve dağlardan, “Türk milliyetçiliğini” ise gönüllerden silmek için harekete geçti. Bu 3 parti içindeki neo liberaller, neo İslamcılar, neo muhafazakârlar ve neo solcular “ittifak” oluşturup, “Türk” kelimesini Anayasa’dan çıkarmak için ilk adımlarını attılar. Bununla yetinmeyen “anti Türkler”, Çankaya ve medya desteğini de arkalarına alıp, psikolojik operasyonlarla Atatürk’ün izlerini silip, “Türk” ve “Türklüğü” ders kitaplarından çıkarmayı başardılar. Startı Gül verdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 10 Mart 2009’da “Önümüzdeki günlerde Kürt sorunuyla ilgili çok güzel şeyler olacak” açıklamasıyla “demokratik açılım projesi” start almış, AKP, 12 Haziran seçimlerinden sonra BDP ile ittifak yaparak anayasayı değiştirmeyi planlamıştı. Yeni anayasada “Türk Milleti” ve “Atatürk” sözleri bulunmayacak. İmralı’nın isteği doğrultusunda anayasaya “Kürt Halkı” ibaresi yazılacak. Arkasından kanun ve yönetmelikler Anayasa’ya uygun hale getirilerek “Türk” adı her yerden silinecek.

 
“Anadolu Cumhuriyeti”
“Derin ittifak”, TBMM Anayasa Uzlaşma Alt Komisyonu’nda “vatandaşlık” maddesi ele alınırken suçüstü yakalanmıştı. AKP, CHP ve BDP içindeki “Anti Türkler”, “Türk” kelimesinin anayasada yer almamasını isterken, “Türk Milleti” kavramına karşı, dolayısıyla Türk Milleti’nin birlik ve bütünlüğüne karşı mücadele edeceklerinin sinyalini vermişlerdi. Bilindiği gibi 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kardeşi Korkut Özal, yıllar önce çok çarpıcı bir iddia ortaya atmıştı. Korkut Özal, “Rahmetli ağabeyim sorunun çözülmesi için Türkiye’nin isminin değiştirilebileceğini, Anadolu Cumhuriyeti yapılabileceğini söylemişti” demişti. “Derin ittifak”ın çabaları ile bölünmüş eyaletlerin ABD’de olduğu gibi bir başkanla yönetilmesi hedefleniyor. Bu sistemin temellerini adım adım gerçekleştiren AKP’nin yetkili ağızları “Başkanlık Sistemi” ni dillendirerek bu amaçlarını açıkça itiraf ediyorlar.

 
 
Kürtçü akım geçmişimizi
inkar eder hale getirdi

CHP’li Sezgin Tanrıkulu, ana dilde savunma konusunda partisinin görüşlerine katılmadığını ilan etmesi, AKP’de de kendini gösterirken, Galip Ensarioğlu, “Dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşıyım” demişti. CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Binnaz Toprak ve Salih Fırat ise “Ana dilde savunma hakkının verilmesini istiyoruz” görüşünde direnmişlerdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le aynı çizgide yürüyen Başbakan Erdoğan da her fırsatta Türklüğe ve milliyetçilere karşı öfkesini dışarı vurmaktan çekinmedi. Erdoğan, en son Türk milliyetçiliğine karşı olduğunu söyledi. Abdullah Gül de, 2008’de “Düşünüyorum ama söyleyemiyorum” dediklerini, 15 yıl önce 1993’te dillendirdi. Gül, “Ne mutlu Türk’üm diyene lafını olmayacak yerlere yaza yaza Türkiye ilkel hale dönüştü” demişti. AKP’li Ayşenur Bahçekapılı ise “Demokratikleşmek için Türklük tanımının Anayasa’dan çıkması gerektiğini” dile getirmişti.
 

“Mozaik tamamlanıyor
federatif yapıya az kaldı”

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 1991-1992 yılında Kürtlerle ilgili hazırladığı raporda ne yapılmak istendiğinin açıkça belirtildiğini söyleyen MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, “Birisi bayrak istiyor, diğeri ortak dil istiyor. Buna ses çıkarmayan bir hükümet var. Dünyanın neresinde olursa olsun bu bölücülük anlamına gelir” dedi.

 
4 parçalı Kürdistan
Bu durumun Anayasa’ya aykırı olduğu için kovuşturma açılması gerektiğini söyleyen Halaçoğlu, şöyle konuştu: “AKP döneminde 10 yıldır adım adım federatif yapıya doğru gidiş var. Bu sadece Büyükşehir Yasası değil, aynı zamanda 2013’te Anayasayı değiştirmeyi gerek bile duymadan gelecek olan Kürtçe savunma meselesi var. Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Kürtlerin temsilcisi PKK ise büyük bir ayaklanma mı var. Bütün bunları göz önüne aldığınız zaman tutarsızlıklar üst üste biniyor. Gün ortasında PKK’lılar ile BDP’liler kucaklaşıyor. Bir kilometre ötesinde karakol var ses çıkmıyorsa, Habur kadar büyük bir rezalettir. Büyük devletseniz, hukuk ne gerekiyorsa yapılır. Hem Oslo’da görüşme yapacaksınız, hem de PKK ile görüşen vekillere fezleke çıkartacaksınız. Mozaik tamamlanmak üzere.”
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan da, “AKP hükümetinin  sistematik olarak 4+4+4 olarak bilinen yasayla Kürtçeyi seçmeli derse olarak kabul ettirmesi, TRT Şeş, Habur açılımı, Oslo ve İmralı görüşmeleri, Büyükşehir kanunu ve Kürtçe savunma. Hepsini bir bütün olarak düşündüğünüzde, bunu Kürt kökenli vekiller mi istiyor yoksa Erdoğan’ın düşündüğü bir şey mi. Başbakan, BOP’un eş başkanıyım diyor. BOP zaten 4 parçalı Kürdistan’ı içeriyor bunun bir parçası da maalesef Türkiye’de” dedi.
 
Şeytani zeka
MHP Antalya Milletvekili Tunca Toskay, Türkiye’nin bölünmesine karşı olduklarını belirtirken, “Erdoğan ’açlık grevleriyle ilgili tehdit ve şantajla iş yapmayız, buna da pabuç bırakmayız’ demişti. En önemli talepleri yargıda ana dilde savunmaydı. Bunu yerine getiriyorlar. Söylemleriyle eylemleri birbirini tutmayan enteresan bir siyasi ekiple karşı karşıyayız” dedi. CHP Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner ise “Bir yandan İslam Federasyonu kurulurken bir yandan da ABD ve İsrail’in emellerine hizmet edildiği ortada. Karmaşık konuları şeytani zekayla yürütmeye çalışıyorlar. Milleti aldatma da bu sürecin içinde yer alıyor” diye konuştu.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211