Suriye’nin kuzeyinde devlet kurdurmayacağız

Türk Kızılay’ının bağışçılarına altın madalya töreni ve iftar yemeğine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son günlerde Türkiye ile ilgisi olmayan olayların çarpıtılarak gündeme getirildiğini ileri sürerek, “Bu tür ithamlarla Türkiye’yi yanı başında olup bitenlerin dışında bırakmaya zorlayarak bölgenin demografisini değiştirme operasyonunu tamamlamak istiyorlar. Buradan Türk milletine, dünyaya sesleniyorum. Suriye’nin kuzeyinde bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz.” dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay’ının bağışçılara yönelik altın madalya töreni ve iftar yemeğine katıldı. Yemekte, Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, İstanbul Valisi Vasip Şahin, çok sayıda milletvekili ve belediye başkanı da hazır bulundu.

Bağışçılara altın madalyalarının verilmesinden sonra kürsüye çıkan Erdoğan, Kızılay’ın önemine, yardım faaliyetlerine değindi. Erdoğan, “Kızılay’ın ve onu temsil eden şu kırmızı hilalin milletimizin gönlünde çok önemli bir yeri var. Bu hilal ülkemizde yaşanan her afette, her mülteci akınında, yaşanan her önemli hadisede mağdurların, mazlumların gölgesine sığındıkları bir güven kapısı olmuştur. Kızılay’ın bu hilali sadece ülkemizde değil dünyanın dört bir yanında umudun sembolü olarak dalgalanıyor. Kızılay’ımız bu mücadelesinde artık yalnız değil. AFAD’ımızla, TİKA’mızla sivil toplum kuruluşlarımızla omuz omuza yardım faaliyetlerini sürdürüyor. Hiç kimsenin girmeye cesaret edemediği yerlerde Kızılay’ın bayrağının dalgalanıyor olması bizi gururlandırıyor.” şeklinde konuştu.

Suriye ve Irak’tan iltica eden 2 milyon insanın Türkiye’ye sığındığını anlatan Erdoğan, gelişmiş ülkeleri bu duruma duyarsız kalmakla suçladı. Erdoğan, şöyle devam etti: “Bize iltica eden 2 milyon insan, 6 milyar doların üzerinde onlara verdiğimiz destek var. Tüm dünyanın bize gönderdiği yardım 363 milyon. Türkiye’nin güney sınırlarında son dört yıldır yaşadıklarımız, Avrupa devletleri başta olmak üzere zengin ülkelerin bu konudaki duyarsızlıklarını göstermeye tek başına yeter. 2 milyon civarındaki bir mülteci hep Türkiye Türkiye diyor. Bunların 260 binini tüm ihtiyaçlarını karşılayarak kurduğumuz kamplarda misafir ediyoruz. Diğerleri de yine devletin sağladığı destek ve kendi imkânları ile ülke içinde barınıyorlar. Bugüne kadar bu misafirler için harcadığımız rakamları batı, yanımıza geldiği zaman övüyor ama ‘haydi siz de…’ dediğimiz zaman maalesef bir şey görmüyoruz.

Batı ülkeleri hala bu meseleyi kendi sınırları dışında tutabileceklerini sanıyorlar. Mülteci teknelerini Akdeniz’de batmaya terk etmekle kendi ülkenizin güvenliğini ve refahını koruyamazsınız. Bunun yolu tüm dünyayı güvene ve refaha kavuşturmaktan geçer. Bu imkana sahip olanlar kapılarını dünyanın kalanına kapatarak aslında kendi geleceklerini tehlikeye attıklarını görmelidirler.

Bu insani dramın neredeyse tüm yükünü Türkiye’nin ve Suriye’yi komşu ülkelerin omuzlarına yüklemenin de haksızlık olduğunu düşünüyorum. Soruyorum; Suriye’ye silah gönderenlerin Suriye’ye bomba gönderenlerin acaba bu fakir fukaraya zerre kadar bir destekleri var mı? Bu yetimlere öksüzlere zerre kadar bir destekleri var mı? Şunu unutmayalım; ‘alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.’ Zulüm ile abad olunmaz. Bunun bedelini er geç hepsi ödeyecekler. Gelişmiş ülkeleri bu konuya daha fazla hassasiyet göstermeye davet ediyorum.”

Türkiye’nin Suriye ve Irak konusunda gösterdiği iyi niyetin çarpıtıldığını iddia eden Erdoğan, şunları söyledi: “Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta yaşanan krizler konusunda sergilediği iyi niyet ve yaptığı fedakarlık ortada iken içeride ve dışarıda bir takım çevreler ısrarla farklı bir görüntü yansıtmanın çabası içinde. Daha önce bir Kobani meselesi yaşandı. Suriye ve Irak’ın onlarca şehrinde yüzlerce kasabasında süren çatışmalar Kobani’de de yaşandı. Bu olayı bahane eden çevreler 6-7-8 2014 tarihinde Türkiye’nin pek çok yerinde olaylar çıkardılar. Bu olaylarda 50 kişi hayatını kaybetti. Şimdi yine aynı şehirde birtakım olaylar yaşanıyor. Aynı çevreler Türkiye’yi ataşe vermek için bir kez daha bahane olarak kullanmaya çalışıyor. Utanmadan sıkılmadan ‘terörist Türkiye’ diye tweet atanlara sesleniyorum. Eğer sizlerde haysiyet varsa, onur varsa Kobani’den kaçıp gelenleri kamplarda barındıran bir ülkeye terörist deme hakkını nerden elde ediyorsunuz? Tweet atarak elde ettiğiniz dereceler sizin o kapkara yüzlerinizi beyaza çıkarmayacak. Türkiye’nin ismini herhangi bir terör örgütü ile yan yana zikreden bu millete ve bu ülkeye en büyük iftirayı atıyor. Türkiye, Suriye’deki özgürlük mücadelesine elbette destek veriyor. Irak'ta haklarını savunan insanlara elbette iyi niyetle yaklaşıyor. Türkiye bu işleri yaparken asla terör örgütleri ile yan yana gelmiyor. Ne devlet terörü estiren Esed rejimi ile ne de oradaki terör örgütleri ile Türkiye’yi kimse yan yana gösteremez. Kobani DEAŞ saldırısı altındayken buraya yardım elini uzatan yine bizdik. Üstelik bölücü örgütün tehditlerine karşı çıkmasına rağmen bu yardımları oraya ulaştırdık. Esasen biz insanlara çok daha fazla yardım etmek istiyorduk. Buna engel olan bize o suçlamayarı yöneltenlerdir; PYD’dir, PKK’dır.

İşte meşhur Hatay olayı, Adana olayı, Bayırbucak Türkmenlerine giden TIR’larımızı çevirenlerin, o yol kesen eşkıyaların kimler olduğunu herkes şu anda çok daha açık ve net olarak görüyor. Bölgedeki insanların mağduriyetini dünyaya kendi PR’larını yapmak için kullandılar. Buna rağmen çatışmalardan kaçanların tamamına, yaklaşık 200 bin kişiye sınırlarımızı açtık.

Son günlerde yine, Türkiye ile ilgili hiçbir ilgisi alakası olmadığı belgelerle ispatlanmış olan hadiseleri aynı amaçla çarpıtıyorlar. Bir yandan Esed rejimi, bir yandan bölücü örgüt sözcüleri bir yandan da ülkemizdeki bir siyasi partinin sözcüleri aynı ağızla konuşuyorlar. Amacın dünya kamuoyuna yönelik bir algı operasyonu olduğu çok açık. Bu tür ithamlarla Türkiye’yi yanı başında olup bitenlerin dışında bırakmaya zorlayarak bölgenin demografisini değiştirme operasyonunu tamamlamak istiyorlar. Buradan Türk milletine, dünyaya sesleniyorum. Suriye’nin kuzeyinde bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz.

Sonuçlara baktığımızda Esed’in DEAŞ’ın ve bölücü örgütün aynı çizgide yürüdüğünü görüyoruz. Biz bölgedeki demografinin değiştirilmesine asla göz yummayacağız. Hangi etnik gruba, hangi inanca, hangi mezhebe mensup olursa olsun Suriye halkı, Irak halkı çok büyük acılar çekti. Bu insanlık dışı süreci biran önce sona erdirmek gerekiyor”  


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211