Tanal:'İmralı ile görüşmek istesem görüştürürlerdi, basınla görüştürülmedi'
 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi olarak Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca ile görüşmek istediğini ancak savcının izin vermediğini söyledi.

Tanal, "Eğer Adalet Bakanlığı'na 'İmralı'ya gitmek istiyorum beni görüştürün' demiş olsaydım beni hemen görüştürürlerdi. Ama 'basın mensuplarıyla görüştürün' dediğim için görüştürmüyorlar." dedi. 

Özgür medyayı hedef alan 14 Aralık operasyonunda gözaltına alınan gazeteciler görüşmek için Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne gelen CHP Milletvekili Mahmut Tanal, savcının kendisine izin vermediği için görüşmeyi yapmadan emniyetten çıktı. Tanal, çıkışta basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. 

Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyesi olduğu için gözaltında bulunanları görmesi gerektiğini aktaran CHP'li Tanal, "Ben dosyanızla ilgili bilgi de sormayacağım. Sadece ve sadece fiziki koşullarını görmek istiyorum. Çünkü ben Meclis insan Hakları Komisyonu üyesi olarak bunu bağımsız denetleme hak ve yetkim var. Netice itibariyle bunu görmek istiyorum. Emniyete hitaben yazdığım dilekçeye cumhuriyet savcısı diyor ki; her ne kadar Mahmut Tanal soruşturma nedeniyle gözaltında bulunan şüphelilerin kaldıkları nezarethanede fiziki koşulları Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin İnsan Hakları Komisyonu üyesi olması gerekçesiyle inceleme talebinde bulunmuş ise de, TBMM ilgili komisyonu denetimle görevlendirilmediğinden nezarethane cumhuriyet başsavcılığın denetiminde olduğundan dolayı talebini reddediyorum. Cumhuriyet başsavcılıklarının denetiminde olan nezarethanelerde insan hakları ihlal edilmiyor mu? Suç işlenmiyor mu? Pozantı Cezaevi, cumhuriyet başsavcılarının denetiminde değil miydi? Şanlıurfa cezaevi cumhuriyet başsavcılarının denetiminde değil miydi? Silivri cezaevi cumhuriyet başsavcılarının denetiminde değil miydi? Buraların hepsinde insan hakları ihlalleri yapıldı. İnsanlar yaşamlarını kaybetti. İnsanlar, bulaşıcı hastalıklar kaptılar. Yani bu açıdan cumhuriyet başsavcılıklarının, cezaevlerinin denetiminde olması demek, insan haklarının ihlal edilmediği anlamına gelmez. Zaten iktidara bağlı olmaya, bağımsız, tarafsız cumhuriyet savcılıkları olmuş olsaydı, bugün bu soruşturmalarda olmazdı zaten. Bu cumhuriyet başsavcılıkları temel hak ve hürriyetlerin güvencesi olmaktan çıkmış durumda. Siyasi iktidarın sopası olmuş durumda. Cumhuriyet savcısı hangi yetkiye dayanarak gelip burada ifade alıyor? Hiçbir hukuksal dayanağı yok. İnsan haklarını ihlal ediyorlar. İnsan hürriyetini ihlal ediyorlar. Bu soruşturmanın takipçisi olacağız. Eğer Adalet Bakanlığı'na 'İmralı'ya gitmek istiyorum beni görüştürün' demiş olsaydım beni hemen görüştürürlerdi. Ama 'basın mensuplarıyla görüştürün' dediğim için görüştürmüyorlar.” diye konuştu.

Emniyetin girişinde polislerin etten duvar ördüğünü anlatan Tanal şunları söyledi: “Bu soruşturmayı yerinde görmek ve incelemek, bir de içeride gözaltında bulunanların fiziki koşullarının insan haklarına uygun olup olmadığını yerinde incelemek ve tespit etmek, aynı zamanda Ekrem bey ve Hidayet beyin gerçekten medeni uygar ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığını yerinde görmek istedik. Bunun üzerine dediler ki 'efendim cumhuriyet savcısı sizinle görüşmek istemiyor.' Dedim ki 'İlhan beyle beni bırakın biz gidelim. Cumhuriyet savcısı desin ki ‘ben sizinle görüşmek istemiyorum.’ Bu sefer diyorlar ki; ‘yok efendim biz sizi cumhuriyet savcının yanına götüremeyiz.’ Netice itibariyle emniyetin girişinde etten bariyer kurdular ve bizi içeri girmemizi engellediler. Ben burada sizin vasıtanızla tüm Türkiye’deki emniyet mensuplarına sesleniyorum; siz, milletvekillerine bariyer olmayın, milletvekillerine etten tırnak olmayın. Türkiye Cumhuriyeti’nin devletinin sınırları bu ülkenin namusu, şerefi ve haysiyetidir.”

Bu ülke sınırlarının kevgire döndüğünü dile getiren CHP'li Mahmut Tanal, “Terör örgütlerinin kevgir gibi gelip geçtiği bir ülkede maalesef sınırlar korunmuyor, sınırlar muhafaza edilmiyor; milletvekillerinin basın mensuplarıyla görüşmesi engelleniyor. Bu engellemeler neticesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne şu dilekçeyi yazdım: Hatta dilekçemde 'bir memurun nezaretinde görüşmek istiyorum' dedim. 'Koşullarını yerinde görmek istiyorum' dedim. Efendim, ‘dosyada kısıtlama var’ dediler. 'Dosyanızı okumayacağım, incelemeyeceğim, ben dosyanızla ilgili bilgi de sormayacağım' dedim. Çünkü ben İnsan Hakları Komisyonu üyesiyim. Sadece ve sadece benim bunu denetleme hakkım var.” ifadelerini kullandı.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211