Tellioğlu: Cumhuriyetin Sonu Gelmez

Prof. Dr. İbrahimTellioğlu, “Tarihe yön vermiş bir milletiz bugün ise farklılıklarının farkında değiliz"dedi.

Tellioğlu: Cumhuriyetin Sonu Gelmez
29 Kasım 2012 Perşembe 14:50


Türkler çok güçlü devlet yönetme yeteneğine sahip bir topluluktur
 
Prof. Dr. İbrahimTellioğlu, “Tarihe yön vermiş bir milletiz bugün ise farklılıklarının farkında değiliz. Birikim olarak Tarihi kıymetimiz anlamında yoksunuz. Geçmişte neler yapıp başardığımızı kavrayamıyoruz “dedi. Tellioglu, Tarihin büyük kısmında dünyaya yön veren bir millet olmasına rağmen, Türklerin günümüzde bu tarihî birikiminin farkında olduğunu söylemek mümkün değildir. Türkler geçmişte yaptıklarını yeterince kavrayamadığı için bugün neler yapabileceğini anlamaktan uzak olduğunu da söyledi.
 
TARİHİN AKIŞINI DEĞİŞTİREN TOPLULUK
 
Geçmişe ilgi duymadığımızdan tarihi meselelere popüler olarak bakıyoruz. Oysa Türk Milleti, devlet kurduğu her coğrafyada tarihin akışını değiştiren toplum olmuştur. Bu münasebetle de bulunduğu topluluklar Türk Devleti çatısı altında tarihlerinin en iyi dönemlerinden birisini geçirmiş demektir. Türkler çok güçlü devlet yönetme yeteneğine sahip bir topluluktur. Türkiye Cumhuriyeti de günümüzde yaşayan son devletlerden biridir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden itibaren, iç ve dış sıkıntılarla karşılaşmış ve bunların üstünden gelmeyi başarmıştır. Bu gün de iç problemleri var devletimizin. Ancak her zaman üstünden gelebilecek gücü ve enerjisi de var tabiî ki. Bu güçle milletin sağduyusu ve birbirine beslediği muhabbet ikili trol oynamaktadır.
 
CUMHURİYETİN SONU GELMEZ

Devlet, gerek kanuni, gerekse sosyal durumları ile hayatına devam edebilecek güçtedir. Buna karşıda her zaman tedbirlerini almak zorundadır. Değişen dünya şartları bazı düzenlemeleri zaruri hale getirir. Toplumla barışık yaşamaya çalışan ve her devlette olduğu gibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına daha rahat ve huzurlu yaşatabilmek adına çeşitli düzenlemeler gelmektedir. Bütün vatandaşların kendisine birinci sınıf vatandaş hissettiği bir devlet ve toplum düzeni oluşturabilmek ve bu devleti idare edenlerin en önemli kaygısıdır. Toplumun tüm katmanlarının sesine doğru kulak verildiği müddetçe bu arayışlar doğru karşılık bulacaktır. Türkiye Cumhuriyetinin ilelebet var olacağına dair milletin kalbindeki inancı hiçbir güç yıkamayacaktır. Bugünkü bölünmeyle alakalı meseleler günlük siyasi sonuçlar olarak değerlendirmeliyiz. Bir milletin devlet kurma ve bu milleti yaşatma yeteneği hiç şüphesiz, o milletin kendisine has değerlere sahip olmasıyla ilgilidir. Türklerin devlet kurma ve yaşatmadaki başarısını anlayabilmek için Türk kültürünü, vatan ve millet anlayışını, hâkimiyet gücünü, idarî ve askerî yapılanmasını yakından tanımak gereklidir. Türk Milleti sadece kendisi için değil, hâkimiyeti altındaki tüm milletler için de Türk'e yakışır şekilde hareket etmiştir. Bu bilinçle milletimiz böyle bir şeye asla müsaade etmez.

Türkler, tarih boyunca farklı coğrafyalarda devletler kurarak pek çok milletle iç içe yaşamış bir millettir. Bu vasıfları ile dünyanın diğer milletlerinden farklılık kazanırlar.


“TÜRK MİLLETİ DÜNYAYI YÖNLENDİRECEK BİRİKİME SAHİPTİR”


Türkler, tarih boyunca kurdukları devletlerle dünyaya yön vermiş bir millettir. Türklerin devlet tecrübesi ve idare etme kabiliyeti bütün dünya tarafından kabul edilmektedir. Asya Hun devletinden günümüze neredeyse 23 asırdır dünyanın pek çok ülkesinde kurulan Türk devletlerinde, farklı kökenden, farklı dinden, farklı kültürden pek çok topluluk birbiriyle çatışmaksızın bir arada yaşatılmıştır. Yugoslavya’nın dağılmasından sonra Balkanlarda yaşayan soykırım üzerine tarihçiler, Makedonla Yunanlının, Sırp ile Boşnağın, Hırvat ile Arnavut’un bir arada barış içerisinde yaşadığı dönem olmuş mu diye araştırdığında, sadece Osmanlı hakimiyeti sırasında bölgenin huzur bulduğunu anlamıştı. İkinci olarak Türkler, askerî güçleri ile bütün dünya milletlerine üstünlük kurmuş bir millettir. Başta Çinliler ve Avrupalı topluluklar olmak üzere dünyadaki pek çok topluluk Türk askerî sistemini örnek almıştır. Üçüncüsü, Türkler, uygarlığın gelişimine büyük katkıları olan bir millettir. Yıllarca ilk medeniyetler ortaya çıktığında Türkleri geri kalmış bir millet olarak niteleyen çevreler, 1949’da dünyanın en eski halısının Türklere ait olduğunu gördüğünde, 1970’de Almatı yakınlarında bulunan 2500 yıl öncesine ait altın elbisenin Türklerden kalma olduğunu anladıklarında bu düşüncelerini değiştirmek zorunda kalmışlardır. BİRUNİ, ALİ KUŞCU, CABİR BİN HAYYAN, FARABİ, GAZALİ, HAREZMİ, ULUĞ BEY, İBN SİNA , PİRİ REİS, CEZERİ, MİMAR SİNAN gibi bilginleri dünyaya yön veren Türkler bilimsel açıdan da üstünlüğünü ispat etmiştir. Türklerin günümüzde olduğu büyük yer altı ve yer üstü kaynakları, dünyaya yön vermenin ekonomik alt yapısına büyük katkı sağlayacak önemli bir zenginliktir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan 200 milyonun üzerindeki nüfus gücü de diğer önemli zenginliktir.

Ayrıca önemli ölçüde özgüven eksikliği vardır. Teknolojik bakımdan da çağdaş dünyanın gerisinde oldukları gözlenmektedir. Dünyadaki Türk devlet ve topluluklarının ortak hareket etme kabiliyetleri zayıf olduğu gibi genellikle iç meseleleriyle uğraşmak zorunda bırakılmaktadırlar. Bununla birlikte, dünyayı yönlendirme iddiasındaki topluluklar arasında sempati alanı en geniş olanıdır. Türk Milleti tarihî birikimin farkına vardığı ve misyonunun gereğini yerine getirmeye başladığı anda, yeniden dünyaya yön vermeye aday olabilir.

Türk Milleti tarih boyunca her biri diğerinden güçlü 16 devlet kurmuş ve bu devletlerin yönetiminde gösterdiği üstün kabiliyetle tüm dünya milletlerine tarih boyunca örnek olmuştur. Selçuklu ve Osmanlı devletleri başta olmak üzere, Müslüman-Türk Milleti'ni güçlü kılan unsurları sadece askeri güçle açıklamak ise mümkün değildir. Dünyanın en karışık ve en hassas bölgesini asırlar boyunca hakimiyeti altında tutan gücün altında o dönemde Kuran ahlakına dayanan bir ahlak anlayışı yatmaktadır.



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.