Ülkücü Şehitlerin Ünlü Katilleri

“ ’Unutmak tükenmektir’ ilkesini her zaman yüzümüze çarpan muhteşem tablo…”

Böyle tabir ediyordu Yusuf Hoca (Arpacık).

Evet, her ülkücünün gördüğü, bildiği, baktığında hüzünlendiği o meşhur tablo.

Ocaklarımızın demirbaşı.

Şimdilerde her yöneticisinin altında en düşük “Passatlar” olduğu koskoca İstanbul teşkilatının bir tabut parası denkleştiremediği için battaniye sardığı o cenaze…

İnsanın kanını donduracak bir kar yağışı ve tipinin engelleyemediği binler yürüyordu o gün.

Hani Yusuf İmamoğlu’nun cenazesinde başlatılan şu meşhur 9’lu Mangalar 99’lu Bölükler.

Birçoğumuzun Başbuğ’un cenazesi sandığımız sembol resimdeki o cenazenin şehidi, Mustafa Erol’dur.

1 Mart 1977’de Lütfi Yıldız’ın ‘’Destanlaşan Ülkücü Hareket ‘’ kitabına göre sabahın ilk ışıklarında, Yusuf Hocanın hatırladığına göre akşam saatleri vuku bulan hazin olayda şehit düşmüştü…

Gözünü kan bürümüş komünist militanlarca basılan Adana Yurdu’nda patlayan bombadan kaçamayarak şehadet şerbetini içmişti Mustafa Ağabey…

Mustafa Erol hakkında pek bilgiye ulaşılamıyor, ama onun katil zanlısı olan ve Avusturya’ya kaçan kişi dönemin ünlü solcu yazarlarından Demirtaş Ceyhun’un oğlu Ozan Ceyhun’dur.

Peki, kimdir bu kızıl katil?

Yazının en önemli kısmı işte bu.

Yazıyı okuduğunuzda hemen Google’a Ozan Ceyhun yazıp öğreneceksinizdir, biliyorum. Ama hem sizi yormamak için hem de ilgileneceğinizden şüphe ettiğim için ben bildiklerimi yazacağım.

Ozan Ceyhun 1960 Adana doğumlu, olaydan sonra Avusturya’ya, oradan da Almanya’ya yerleşiyor.

Memleketini yazmamın sebebi, bir Adanalı olarak bana göre bir vatan haini olan bu katilin hemşerim olmasına üzülmüş olmam ve olayın Adana Yurdu’nda meydana gelmiş olmasından kaynaklı hazin tesadüfe dikkat çekmek istememdir.

Bölücü ve satıcı siyasi yaşamına burada da devam eden katil, Türk düşmanlığıyla bilinen Alman Yeşiller Partisi’nden Gross-Gerau Milletvekili olarak görev yaptı.

23 Ekim 1998’den beri Avrupa Parlamentosu üyesi olan Ozan Ceyhun, Ekim 2000‘den itibaren SDP üyesi oldu.

20 yıl girmediği Türkiye’ye VIP Kapısından çok önemli adam (!) olarak geri gelmiş ve ODTÜ’de konuşma yapmış. Apo’yu kurtaran idamın kaldırılmasına en çok sevinen isimlerdendi.

Yazının amacı nedir, diyecekler.

O dönemlerde ki kutlu mücadelede bulunmuş ve gazi olmuş bir ağabeyimle sohbet ederken şöyle demişti:

“Hapisten çıktığımda biri bana gelip ‘Seni 77’de vuran adamı tanıyorum, şurada yaşıyor’’ dedi. Ben de ona ‘’Ulan gelip neden söylüyorsun? Ne yapayım yani, zaten içeride hayatım sönmüş!’’

Ben bunları yazarken, amacım hedef göstermek değil tabi ki.

Ama ülkücülere bu ülkede Başbakanlar bile ‘’Eli Kanlı Katiller’’ derken, biz hep aşağılanırken, asıl eli kanlı katil olan vatan hainleri bu ülkede el üstünde tutuldu.

Bu benim kanıma dokunuyor. Herkes bilsin artık bu eli kanlı ülkücü katillerini.

Bu daha ilk yazım. Masum görünen ve önemli şahsiyet olarak sunulan şahsiyetsizleri deşifre etmeye devam edeceğim…

xxxxx

“Ebu Cehil devrinin Eylül uzantısında
Dokuz tekmil kuşandık Ubeyd’lerin ardından…”

Böyle tarifliyordu Hasan Sağındık ağabeyimiz kahpe Eylül’leri…

18 Eylül 1979 günüydü…
Adana Yapı Meslek Lisesi’nde öğretmenlik yapan 6 ülkücü fidandılar…
Ahmet Güleç, Davut Korkmaz, Müslüm Teke, Yılmaz Kızılay, Mustafa Karaca ve Özcan Doruk.

Öğrencilerine dersleriyle birlikte insanı, vatanı, milleti, bayrağı da sevmeyi öğretiyorlardı.

O gece, okulun lojmanında hep birlikte televizyondaki haberleri seyrediyor, kardeşi kardeşe vurduran dış güçlerin yeni kahpeliklerini gördükçe kahroluyorlardı. Bilmiyorlardı ki ecelin enselerinden kahpece yaklaştığını…

Kalaşnikoflarla tarandılar, sırtlarından yediler kurşunları!

THKP/C – Devrimci Yol çetesine mensup katillerden Nedim Soylu, Hasan Tepebaşı, Eyüp Donma ve Erdal Aykaç, 12 Eylül’den sonra yakalandılar. Çıkarıldıkları Adana, Gaziantep, Kahramanmaraş, Adıyaman, Hatay ve İçel illeri Sıkıyönetim Komutanlığı 2 Nolu Asker Mahkemesi tarafından yargılandılar.

Nedim Soylu, TCK’nın 146/1 maddesi uyarınca idam cezası ile mahkûmiyetine karar verildi. Yaşının küçük olması dikkate alınarak, TCK’nın 55/1 maddesi uyarınca idam cezası yerine 20 yıl ağır hapis cezası ile mahkûmiyetine, Eyüp Donma’nın 8 yıl ağır hapis cezası ile mahkûmiyetine, Erdal Aykaç’ın TCK’nın 146/1 maddesi uyarınca idam cezası ile mahkûmiyetine karar verildi. {Servet Kabaklı’nın etikhaber.com ‘da yayınlanan Yazısı (18-01-2006)}

İlki ilgiyle okunan yazı dizimizde, şimdilerde saygın kişiler olarak tanınan ülkücü katillerini hatırlatmayı hedeflemiştik. İlk yazımızın katili Ozan Ceyhun’du. İkinci yazımızda bahsedeceğimiz kişi ise yukarıda ismi geçen Erdal Aykaç’tır.

Erdal Aykaç 1979 yılında, bahsettiğimiz katliamın 1. derece hükümlüsü olarak yakalanmış ve idam cezasına çarptırılmıştır. Ardından yattığı Adana Cezaevi’nden 7 Haziran 1980 günü kaçan katil, uzun süre dağlarda saklanmış, sonra kimlik değiştirerek Gaziantep’e gitmişti.

Ancak bu firarı, İlah-ı Adaletin tecellisi sonucu olarak rutin bir aramada “soruşturulmak” için gözaltına alınana kadar sürdü. İlah-ı Adalet diyorum; çünkü aklıma ”Herkesin bir hesabı varsa Allah’ın da bir hesabı var” deyişi geliyor. Erdal, Cuma B. isimli bir sahte kimlik taşıyordu. 37 günlük gözaltı sonucunda Cuma B. olduğuna emniyeti inandıran sahtekar bir şeyi unutuyordu: İLAH-İ ADALET!

Olay şöyle gelişti: Gerçek Cuma B. ehliyet işlemleri için emniyetteydi. Bir polis memuru masanın üstünde duran iki nüfus cüzdanını görünce olan oldu. Hangisi gerçek Cuma B. idi? Sorgu uzun sürdü. İkisi de işkence görüyordu. İkisi de “gerçek Cuma B. benim” diyordu. Sonunda Cuma B.’nin babası emniyete getirildi. Adam oğlunu teşhis etti.

Ve sahtekâr katil 2. kere yakalanmıştı. 19 Eylül 2010 Sayılı Cumhuriyet Gazetesinin Pazar ekinde yazan Ayşe Yıldırım, bu olayı tesadüf (!) olarak nitelendirerek, bizlerle onların arasındaki iman farkını ortaya koymuştu.

Yaptıkları kahpeliklerin cezasını yeryüzünde yatarak geçireceğini sanan zavallı gafillerden olan bu kızıl militan, yeryüzünde bile cezaya dayanamamıştı. Tutuklu bulunduğu Kırşehir Cezaevi’nden 17 Eylül 1988 tarihinde, kendisine göre “bugüne dek kazılmış dünyanın en uzun tünelinden” 18 kişiyle birlikte firar etmişti. 118 metre kazılmış; ama kimseler fark etmemişti!!!

Kırşehir’den toplu firar adeta göstere göstere yapılmıştı. Çünkü Devrimci Yol’a dönük bir operasyonda yakalananlar, Kırşehir Cezaevi’nde firar gerçekleştirmek üzere çalıştıklarını söylemişlerdi. İfadelere göre; cezaevinin karşısında bir arsa satın alınmış, yine cezaevi çevresinde bir ev kiralanmıştı. Bu bilgiler basınla bile paylaşıldı. Tutuklular satın alınan arsaya doğru tünel kazacaklardı.

Firardan sonra Almanya’ya kaçan ve 23 yıldır orada saklanan bu vatan haini, yüzsüzce o dönemlerde işlediği suçları ”Olmazsa Yeniden Dene” isimli bir kitapta anlatıyor. Şimdilerde Cumhuriyet Gazetesinin ve birçok internet sitesinin methiyeler düzerek yücelttiği bu yazar (!) Adana’da 6 Ülkücü öğretmeni hunharca katleden kızıl katillerdendir.

Cennet mekân 21.Dönem MHP İstanbul Milletvekili Rahmetli Mehmet Gül’ün dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’a verdiği yazılı soru önergesiyle ismi meclis tutanaklarında da geçen bu tescilli katili kamuoyunun tanıması gerekmektedir.

Allah kalemimize zeval vermedikçe, bu ve bunun gibi katilleri deşifre etmeye devam edeceğim.

Saygılarımla….



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
bezge 31 3 yıl önce

Bu yaziyi kim yazdi

Avatar
Hilal Ş. AKYILDIZ 2 yıl önce

mustafa erol beni̇m ağabeyi̇mdi̇..yillarca onun kati̇li̇ni̇ aradim..şi̇mdi̇ si̇z bu adamin ozan ceyhunun onun kati̇li̇ olduğunu söylüyorsunuz ? neye dayanarak..kanitiniz var mi peki̇ ???...

Avatar
can beslen 2 yıl önce

Yaziyi ben yazdim. Bilgi icin sosyal medya hesaplarindan ulasabilirsiniz. /canbeslen

Avatar
Gakgo23 2 yıl önce

cezası verilecek!

Avatar
ManWebWar 2 yıl önce

almanların yeşiller partisi türk düşmanlığı ile bilindiği yanlıştır. tam tersi yeşiller partisinin genel başkanı, türk kökenli alman vatandaşı cem özdemir dir.

Avatar
Mustafa 2 yıl önce

@manwebwar: cem özdemir ne kadar türk? ermeni sözde soykırımını kabul eden ilk dallamalardandır kendisi. türk kökenli olmak türkiye sevdalısı olmak demek değildir. sen yeterki aslını inkar et, genel başkan bile yaparlar..

banner211