Yalçın Akdoğan:'Ergenekon intikamdır'
 
Ergenekon davasıyla ilgili tespitlerimiz, statükonun iki yüzünü temsil eden MHP ve CHP ile onların uzantısı olan aşırı sağ/sol medyayı çok rahatsız etmiş. Yazıyı okumak yerine sadece başlıktaki iki kelimeyi sağa sola çekip yaptıkları yorumlar, çarpıtma ve saptırmalar hangi düzeyde bir anlayışa muhatap olduğumuzu gösteriyor.

Geçen haftaki yazımızda söylediğimiz, Ergenekon davasının Cumhuriyet tarihinin en büyük “hukuki” hesaplaşması olduğu, bu davanın “sembolik” açıdan geçmiş müdahalelerden gelen darbeci anlayıştan bir tür hesap sorma olduğu, hiçbir demokratik ülkede kabul edilemeyecek darbe teşebbüsü iddialarının hukukun konusu olması ve cezalandırılmasının başlı başına tarihi bir olay olduğudur. Bu yorumlardan kalkarak yapılan “Cumhuriyetle hesaplaşıyorlar”, “siyasi muhaliflerinden yargı marifetiyle hesap soruyorlar”, “davanın siyasi hesaplaşma ve intikam olduğunu söylüyorlar” gibi eleştirilerin bizim meramımızla hiçbir ilişkisi olmadığı çok açık.

28 Şubat müdahalesinin ürettiği travma hayatın her alanında derin yaralar açmıştır ve bir yönüyle AK Parti’nin iktidara gelmesi, bu zihniyetten bir tür ‘siyasi hesap sorulması’ olarak da görülebilir. Darbelere ve dolaylı müdahalelere maruz kalan insanlar her türlü haksızlığa rağmen sokağa dökülmemiş, başka yol ve yöntemlere sarılmamış meseleyi ‘hukuka’ havale etmiştir. Bu tür durumlarda vatandaşın yapabileceği tek şey (Allah’a sığınmaktan başka) hukuk zemininde hesap sorulmasını beklemek olmuştur. Bu açıdan hukuki hesaplaşma siyasileştirilmiş bir yargılamayı veya mücadeleyi değil, hakkın yerini bulması için mağdurların başvurduğu demokratik bir yöntemi ifade eder. Bizim söylediğimiz de budur. Elbette yapılan haksızlıklar hukuki zeminde karşılığını bulmak durumundadır.



Ergenekon davası, darbe teşebbüsü iddialarının yargı konusu yapılması sebebiyle tabii ki demokratikleşme açısından önemli bir olaydır. Bu, davanın genel muhtevasıyla ilgili bir tespittir, tek tek kişileri veya konuları ele almamaktadır ve dava sürerken bile yapılabilecek bir yorumdur, ayrıca yargılama da tüm aşamalarıyla nihayete ermemiştir.

Mahkeme kararını eleştirmek, alınan cezaların ürettiği insani durumdan üzülmek ayrı bir durumdur, davayı ve mahkemeleri gayrı meşru ilan etmek, tanımamak, hukuk katliamı diye nitelemek, intikam duygusuyla büyük zulümlerin yapıldığını söylemek apayrı bir durumdur.

Tarafsızlıktan bahsedenlerin, kin ve intikam eleştirisi yapanların ortaya koydukları söylem tam anlamıyla fanatik bir tarafgirliktir, aleni kin ve nefret yaymaktır. Savcısından hakimine, davayı önemseyen yazarlardan siyasetçilere kadar herkesi hedef tahtası yapmak, en ağır suçlama ve hakaretleri yöneltmek nasıl bir adalet anlayışıdır?

Yargı kararı sonrasında yapılan yorumlar karşısında ‘tarafsızlık’ vurgusu yapanlar dava süresince yargıyı etkileyecek her türlü söylemi ortaya koymuş, yetmemiş mahkeme salonunu basmış, sayfa sayfa yargıyı hedef alan yayınlar yapmıştır.

Yargılamanın delilsiz, ispatsız, keyfi şekilde geliştiğini söyleyenlerin çoğunluğu dava dosyalarından bihaberdir. Bu davada organize ve örgütsüz olamayacak darbe teşebbüsü iddialarının yanında silahlı şebekelerin gerçekleştirdiği kanlı eylemler ve kriminal suçlar da bulunmaktadır. Bu olayların mağdurları (ve müdahale dönemlerinde yapılan türlü türlü haksızlıkların hala gözyaşı dinmeyen mağdurları) da büyük üzüntüler yaşamışlardır.

Özellikle yabancı basında görülen ‘muhalifleri tasfiye etme’ söylemi, Ergenekon’un avukatlığına soyunan muhalefet partilerinin ortaya koyduğu “yargı marifetiyle muhalefeti susturmaya çalışıyorlar” söylemi kadar gerçeklikten uzaktır. Yargının siyasi mücadelede bir araç gibi kullanıldığını söylemek ortada duran olayları ve dava dosyasını hiçe saymak anlamına gelir. Hükümet, kendisine yöneldiği için bu davaların bir kısmında mağdur sıfatıyla ‘taraftır’ ve davalara müdahildir. Bu, en tabii hakkını hukuk yoluyla aramayı ifade eder, yargı aygıtını kendi lehine kullanma anlamını taşımaz.

Davanın Yargıtay, AYM, AİHM gibi aşamalarını serinkanlı şekilde beklemek en doğru yoldur. Bu süreçte leyhte aleyhte eleştiriler ise elbette yapılacaktır. Meseleye siyah-beyaz yaklaşmak, kategorik davranmak, nefret söylemleri geliştirmek kimseye fayda sağlamaz. Davaya konu olan olayların yaşandığı zor günleri milletçe nasıl göğüslediysek, dava sürecini de milletçe sağduyu ve soğukkanlı şekilde geçirmek durumundayız. Hiçbirimiz, adalet ve hakkaniyetin tecellisinden başka bir şey istemiyoruz.

 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211