Erdoğan'ın tutumu ve koalisyon ihtimalleri

Seçimlerin üzerinden bir ay kadar zaman geçti. Ortaya çıkan meclis yapısı bir koalisyon hükümeti kurulmasını kaçınılmaz kılıyor. Bu hükümetin hangi partiler arasında kurulması gerektiği çok açık olmasına rağmen, biraz hazmettirme gayreti, biraz özel hesaplar, biraz da CHP'nin ilk günden teslim olmasının rahatlığı ile süreç uzuyor. Hepsinden önemlisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa tanımazlıkta oluşturduğu fiili durumu devam ettirebilmek ve kalıcı hale getirebilmek için, bu durumu fırsata çeviriyor.  

Demokles'in kılıcı

Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanının seçildiği gün, AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nu çağırıp hükümeti kurma görevi verebilirdi. Bunun yerine meclis başkanlık divanının oluşmasını bekledi. Sebebi gayet açık. Anayasanın hükümet kurulması için öngördüğü 45 günlük süreyi meclisin ve dolayısı ile partilerin başında Demokles'in kılıcı gibi sallandırmak istiyor. Böylece hem kontrolü elde tutuyor, hem AKP üzerindeki saltanatını sürdürüyor, hem de "ya benim durumumu ve şartlarımı kabul edersiniz, ya da seçime gidilir" gibi bir dayatmadan, sonuç alma ihtimalini arttırıyor.

Davutoğlu mazur

AKP'nin ve Ahmet Davutoğlu'nun mazur olduğu herkesin gördüğü, bildiği ve kabul ettiği bir vakadır.Aslında, gerçek anlamda genel başkan ve başbakan olabilmek için eline tarihi bir fırsat geçmiş olmasına rağmen, bunu kullanma ihtimalinin bulunmadığını söz ve davranışlarıyla ispatlamıştır. Tek başına iktidarı kaybetmiş olsa da, seçimden birinci çıkmış bir partinin genel başkanı gibi hareket etmek yerine, Kaçak Saray'a endekslenmiş, oradan verilecek role razı olmuş bir halde devam ediyor. Bunda seçim öncesinde verdiği, "iktidarı kaybedersek genel başkanlığı bırakırım" sözünün ezikliği de var. Bir erken seçimi göze alma ihtimali sıfır. Zira, bütün gelişmeler AKP'deki çözülmenin yeni bir seçimle birlikte çok daha hızlanacağını, bir daha bugünkü sayıyı asla bulamayacağını belgeliyor. Kaldı ki, en geç sonbaharda olağan kongreye gitmesi gerekiyor ve Erdoğan'ı kızdırması durumunda zaten pamuk ipliğine bağlı olan o koltukta oturmasının imkansız olduğunu biliyor. CHP'den başka alternatifi kalmadığı için, kurulacak koalisyonda dominant olma ve her şartını dayatma avantajı da yok. Çaresiz biçimde Erdoğan'a teslim olup, onun himmetine sığınıyor.

CHP'nin teslimiyeti

Erken seçimden nasıl bir sonucun çıkabileceğini, elbette Erdoğan'da görüyor ve biliyor. Ancak, CHP o kadar kolay teslim olup, o kadar sahayı boşalttı ki, Erdoğan'a hayal bile edemeyeceği imkanlar doğdu. Daha seçim öncesinden, "devri sabık oluşturma peşinde olmayacağız" diyerek, sonrasında da "rövanşist bir tavır takınmayacağız" açıklamalarıyla AKP'nin ve aslında Erdoğan'ın yumuşak karnına dokunmayacaklarına teminat verdiler. Böylece Erdoğan'ın işini kolaylaştırmak ve elini güçlendirmek de Ahmet Davutoğlu'nu bile geride bıraktılar. Nitekim, seçimin hemen sonrasında derin bir suskunluğa gömülen ve muhtemelen büyük bir endişe yaşayan Erdoğan, CHP'nin bu teslimiyetiyle birlikte rahatlamakla kalmadı, 7 Haziran öncesindeki Anayasa tanımaz tavrını çok daha ileri götürdü. Şimdi, her akşam millet sırtından düzenlediği saltanat sofralarında partilere ayar veriyor, hiç üzerine vazife olmadığı halde koalisyon hesapları yapıp, içeriye ve dışarıya "güç bende" mesajları yolluyor.

MHP siyaset tarihinin akışını değiştirdi

Kemal Kılıçdaroğlu bu akıl almaz teslimiyetiyle, tıpkı Ahmet Davutoğlu gibi tarihi bir fırsatı heder etmiştir. Hatta daha da ileri gitmiş, MHP'yi de peşinden sürüklemeye çabalamıştır ki, bunda başarılı olması durumunda nelerin olacağını meclis başkanlığı seçimi ibret verecek biçimde ortaya koymuştur. MHP kararlı ve onurlu duruşuyla meclis başkanlığı seçiminde büyük bir oyunu bozmuş ve Türk siyaset tarihinin akışını değiştirmiştir. Buna rağmen, bazı zavallıların hala MHP'yi suçlamaya çalışması, inanılacak gibi değildir. Bre beyin fukaraları, HDP sizi arkadan vurdu. O seçimde sonuç alınması hiçbir şekilde mümkün değildi. Eğer MHP boş bulunsa ve o oyunun içine girseydi, HDP bu kalleşlikle bütün ihanetlerini hazmettirmekle kalmayacak, "görüyorsunuz bunları parmağımda oynatıyorum" diyerek, MHP ve CHP'yi rezil durumlara düşürecekti. AKP'de hemen üzerine atlayacak, hem bu rezilliği, hem de "üçü bir araya geldi, bir AKP etmedi" diyerek, milleti aldatmada bulunmaz bir imkana kavuşacaktı. Özellikle de MHP'ye yönelik yalan ve iftiralarına yeni boyutlar kazandıracaktı ve işte asıl o zaman erken seçim gerçek anlamda gündeme girecekti. YAZININ DEVAMI ORHAN KARATAŞ



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211