Osman Kara: İftiranın Suç Ortağısın!
Samsun'un önde gazetelerinden biri olan Haber Gazetesinin gözde yazarı Osman Kara, Zaman zaman ısıtılarak Türk Milletinin önünü seriler "SOYKIRIM"  yalanını köşesine taşıdı. 

Haber Gazetesi köşe yazarı Osman Kara'nın  "BEN SUÇLARIM SEN SUÇLAYAMAZSIN" başlığıyla kaleme aldığı yazı şöyle:

Sakın ola ki suçlamaya kalkmayasın. Sen suçlayamazsın. Çünkü sen o ithamın, o iftiranın suç ortağısın. Suçlanacaksa ben suçlarım, itiraz edilecekse ben itiraz ederim, isyan bayrağını ben açarım ve cevabı ben veririm.
Sen, ideolojik bağnazlık, etnik eziklik ya da siyasi kurnazlık uğruna kendi tarihini damgalayan ve yargılayan adam… Sen, ezelden ebede bir bütün olan Türk tarihini ikiye bölen ve bağımsızlığımızın eseri ve sembolü son döneme iftiraların ve hakaretlerin en adisini savuran ucuz siyasetçi, sahte âlim ve sözde aydın…

Sen, üç beş oy fazla devşireceğim diye isyanı görmezden gelip bastırma hareketini yargılayan zamane kurnazı, sen asileri ve hainleri bırakıp mağdurları ve görevini yapanları yargılayan mensubiyet sorunlusu allame bozuntusu…
Sen, Papanın ya da AP’nin dediğinin bir benzerini ve hatta çok daha netini söyleyeni danışman diye yanına alan etkili ve yetkili… Sen, daha TBMM’ne adım atmadan ahkam kesmeye başlayan ve “1915 nefis müdafaasını” tıpkı Erivan parlamentosunda görevli bir milletvekili üslubuyla “soykırım” olarak niteleyen kerameti kendinden menkul vekil adaylarını bulup listeye koyan güç…

Ve sen, tarihimizi ve milliyetimizi kıçı kırık bir ödüle ve o kıçı kırık ödülün arkasına takılan dolarlara peşkeş çeken adam…

Hayır, o ne kadar haksız ve insafsız olursa olsun ve suçlanmayı, yerden yere vurulmayı ne kadar hak etmiş olursa olsun, Papa’yı ve Avrupa Parlamentosu’nu siz suçlayamazsınız, siz yargılayamazsınız; sizin buna hakkınız yok, yüzünüzün de olmaması lazım.

Onları biz suçlarız; biz yargılarız ve biz mahkum ederiz. Bu milletin sevdalısı ve bu millete mensup olmanın gururunu hayatın en büyük kazancı sayan millet evlatları… Mensubiyet sorunu olmayan, aklını ve irfanını hırsına ve basit çıkarına feda etmeyen ve kutsalları bu ucuz kazançlar uğruna pazara sürmeyen insanlar dikilir o süfli kararların karşısına. Ve onlar verir hem siyasete hem de tarihe cevapların en alasını.

İlk defa Mütareke dönemi İstanbul’unda yargılanır vatanseverler Ermeni soykırımı saçmalığı ve iftirasıyla ve de İngilizlerin talimatıyla. Sanıklardan biri de büyük Türk mütefekkiri Ziya Gökalp’tir. İddia makamında oturan kimliksiz ve kişiliksiz zat Türk Milletine ve milliyetçilerine “katliam” suçlamasını yapınca o büyük mütefekkir isyan eder “Bu Türk Milleti’ne hakarettir. Ortada bir katliam yoktur sadece bir mukatele(karşılıklı öldürme) vardır” der.
Evet; bir mukatele yaşanmıştır 1915’de bu topraklarda. Bir isyan, hem de savaş içinde bir isyan, hem de ölüm kalım anında ve cephe gerisinde bir isyan, üstelik de cephe karşısındaki düşmanla işbirliği ve koordine halinde bir isyan vardır ve tehcir o isyanın bastırılmasıdır, tehcir cephenin korunmasıdır, tehcir vatanın savunulmasıdır, kısacası tehcir bir nefsi müdafaadır. YAZININ DEVAMI


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211