banner255

KARTAL DÖNÜŞÜMÜ VE MHP


Turan Tok

Turan Tok

30 Kasım 2015, 12:06

Kartal yüksek uçar.

Gücün, cesaretin ve medeniyetlerin simgesidir.

Selçuklularda, Artuklularda, Mengüceklilerde, Eyyubilerde ve Bizans İmparatorluğu’nda semboldür.
Kartal, kuş türleri içinde uzun yaşayanlardan. Ortalama kırk yıl.

Değişim ve dönüşüm yapabilen kartallar, daha uzun yaşayabiliyor.

Kartal yaşlandığında, pençeleri ve gagası işlevini yitirmeye başlıyor. Eski müthiş avcılık özelliklerini kaybediyor.
Bazı kartallar, ölümü beklemiyor, dönüşüne geçiyor.

Issız yalçın bir kayalıkta yuva yapıyor. Gagasını sert kayalara vurmaya başlıyor. Zamanla gagası yerinden düşüyor. Bir süre sonra yeni gaga çıkıyor.

Kartal yeni gagası ile eski tüylerini yoluyor ve yeni tüyler oluşmaya başlıyor. Güçlü gagası ile pençelerini de söküyor. Yeni pençelerle de tüylerini yenilemeye devam ediyor.

Kartalın dönüşüm süreci yaklaşık beş ay sürmektedir.

Kartalın ömrü uzamış, yenilmez bir avcı olarak dağlar ve yüksekler artık uçuşuna, av alanına açılmıştır.
Değişim hayatın gerçeğidir.

Dönüşüm ve değişim cesaretini gösterip istenen biçimde gerçekleştirebilenler, ayakta kalır, geleceğini kurtarabilir.
Avrupalılar, yeniçağa girerken müthiş bir değişimle skolastik zihniyeti terk etmişlerdi. Böylece yeni bir uygarlığa yönelebildiler.
Biz ise, Batılıların terk ettiği hastalıklı zihniyete yakalanarak çöküşe geçmiştik.
Avrupalılar, bilime yaklaşarak, kiliselerinden uzaklaşmışlardı.
Bizler ise, bilimi terk ederek, dinimizden uzaklaşmıştık.

Batılıların yaptığı değişim ve dönüşümleri, bırak anlamayı, bizler o dünyaya kapıları kapatmış, açık denizlere çıkamamış, iç denizlere kapanmıştık. İçimize kapandığımız gibi.

Adamlar, pozitif ilimlerde büyük hamleler yaparken, biz rasathaneleri kapatmış, uçma denemeleri yapan insanlarımızı İstanbul’dan sürgün etmiştik.

Aydınlanmayı, sanayi devrimini pas geçmiş, çağdaşlaşamamış, bilim teknoloji üretememiş, Devlet-i Aliye-yi Osmaniye’nin bitişini de Enver’in üzerine yıkmıştık.

Değişmeyen, dönüşemeyen, yenileşemeyen yaşayamıyor.

Bugün MHP ciddi bir yol ayrımındadır.

MHP ve Türk milliyetçileri, kendi geleceklerini kendileri belirleyeceklerdir. Rabbimin iradesi dışında kendi iradeleri de önemli bir faktör olacaktır.

MHP, bugünkü yapısı, lider ve kadrosunun yönetim anlayışı ile gelecek açısından ciddi gerileme gösteren partinin üst kademesinin, suçlu olarak iktidar partisini ve toplumu işaret etmesi şaşırtıcıdır.

Neden kaybettik? Sorusunu sormayan parti yönetimi, kendileri hatasız bulmakta, yeni bir kongre ile camianın önünü açmayı düşünmemektedir.

Bu durum yeni krizlere, sorunlara, endişelere davetiye çıkarmaktadır.

Parti tabanı, moralsiz, umutları kırık, heyecansız ve genel merkez yönetimine karşı tepkilidir.
Parti lider ve ekibinin, açıklamaları ve yaklaşım tarzı çok düşündürücü ve vahimdir.

Muhalif Türk milliyetçilerine bu kadar ağır suçlamalar hakaretler edebilen üst yönetim, Türk milletini nasıl kucaklayacaktır?
“Türk milliyetçisiyim“ diyenlerin arasında “saray lejyoneri” “fiyatı olan devşirme” “saray hafiyesi” “kirli yapıştırma” “yarım akıllı” “fitne kafilesi” biçiminde tanımlanan ve kategorize edilen şahsiyetler olabilir mi?

“Bizimle yürü Türkiye” derken neden kendi yol arkadaşlarımızla yürüyemiyoruz? Diye sorgulanmalıdır.

“Türk milleti” kavramının tartışmaya açıldığı bir sürece girerken, bütün Türk milliyetçilerinin bütünleştiği kucaklaştığı bir iklime girmek ülke için hayati bir konudur.

Bu ülkede “Türk milliyetçiliği” düşünce ve kimliğini benimsemiş önemli insanların bir araya toplandığı bir MHP, ülkede yeni bir hava ve heyecan dalgası yaratacaktır.

Heyecanın, imanın, güçlü umutların, yüksek ideallerin olmadığı bir hareket ve camianın başarı şansı yoktur.
MHP’nin mevcut üst yönetimi çekilerek, yeni isimlerin heyecanların ve söylemlerin önünü açmalıdır.
Türk milliyetçileri, ülkenin her yerinde, her etkinliğinde her kuruşunda aktif ve önde almalıdır.
Ülkenin gündemi olmalıdır.

Şehitlerimizin kanları kemikleri hatıraları üzerinde, kimse art niyetli ve kişisel hesaplar yapmamalıdır.
Türk milliyetçiliğinin, ülke siyasetinde ağırlığını kaybetmesi hatta siyaset dışı kalması gibi vahim bir sonuçta, hiç kimse tarih önünde sorunlu olmamalıdır.

Yakın tarihte Ahmet Vefik Paşa, Süleyman Paşa, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul’lar ile başlayan Türk milliyetçiliği hareketini, günümüzde kişisel politik kaygı ve hırsları ile hiç kimsenin geriletmeye hakkı yoktur.

Türk milleti var oldukça, Türk milliyetçiliği düşünce sistemi de yaşayacaktır.

Kendine dönmenin, yeniden ayağa kalkmanın, iri diri ve bir olmanın zamanıdır.

Türk milleti, yeni yüzler yeni sözler bekliyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.