Ağlamak ve Ağlamamak
Başbakan Mısırlı Müslüman Kardeşler’in liderinin kızı Esma için televizyonda ağladı, gözyaşlarına boğuldu(!)

Eşi Emine Erdoğan, dün Diyarbakır’da eşinin Barzani buluşmasında gördüğü tablo ve dinlediği türkü nedeniyle ağladı, gözyaşlarına boğuldu(!)

***

Bakan ve hükümet sözcüsü Bülent Arınç, Başbakan için “civanım delikanlı(!) ne hale geldi” diyerek Başbakan’ın Meclis kürsüsünde yaptığı kimi konuşmalarında hep ağladı.

BU ağlamalara inandınız mı?

Bunu herkesin takdirine bırakıyoruz…

Biz, bu ağlamaları hiçbir zaman samimi ve gerçekçe bulmadık.

Plana, projeye yönelik taktik ağlamalardı…

***

Son yıllarda, bağrı yanık Türk analarının gözyaşları neredeyse durmadan sular seller gibi aktı.  

PKK karşısında aciz kalan iktidarın basiretsizliği ve başarısızlığı pek çok gencimizin hayatına mal oldu…

Demokratik mücadele içerisinde olan pırıl pırıl “Türk gençleri” Taksim meydanında, alanlarda, caddelerde, vatanın her yerinde, orantısız polis saldırıları sonucu; can verdiler, gözlerini kaybettiler ve yaralandılar…

Ancak, zirvelerde, sözde demokrasi havariliği yapılan yüksek tepelerde; bu gençlerimiz için “tek damla gözyaşı” dökülmedi…

***

Buradan, Diyarbakır semalarına doğru haykırıyoruz!

Şehit olan Mehmetçikler boşuna mı can verdiler hazretler?

“Dağlardan inilecek ve cezaevleri boşalacak” tı da, neden anaların babaların bağrına ateş düşürdünüz?

Güneydoğu’da Kürdistan’ın kurulacağına ses çıkartmayacaktınız da…

Niçin gencecik yavrularımızı PKK eşkiyalarının kurşunlarına, bombalarına hedef yaptınız?

Öldüler, yaralandılar!..

Sizin çocuğunuz, sizlerin çocukları; nerede ve nasıl askerlik yaptılar, söyler misiniz muhteremler?

***

ADALETSİZLİĞE AĞLAMAK

Ülkede son yıllarda yoğun biçimde ve sürekli olarak insanları isyan derecesinde ağlatan diğer bir talihsiz olay da…

“Kindar ve dindar” gençlik yetiştirmenin yoğun çabası içerisinde olunan bu ülkede adaletsiz “adalet”!

İşlemeyen, taraflı, bağımlı, haktan yana olmayan ve güven vermeyen adalet!

Balyoz, Ergenekon, 28 Şubat vb. gibi davaların görüldüğü mahkemelerin önü adeta ağlama mekanı haline geldi…

Verilen cezalar kamuoyunda, militanca düşünmeyen, “kindarlık” duygusu içinde olmayan sağduyulu insanları isyan ettirdi.

***

İleri yaşlardaki sanıklara verilen cezalar neredeyse idam hükmündeydi…

Pek çok usul ve takdir hatası yapıldığı iddia edilen kararların adil olduğuna inanmak ve kabullenmek olanaklı değil…

Baştan beri Ergenekon ve Balyoz davalarının siyasi bir dava olduğunu, perde arkasında ABD’nin olduğunu, amacın PKK’yi sahiplenmek adına; Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmak hatta bitirmek olduğunu düşünen ve buna içtenlikle inananların sayısı, toplumda çok fazla…

Böyle düşünenler sonunda haklı da çıktılar!

***

Ağlamak yılın ve dönemin modası oldu ya…

“Yüce rabbim verdikçe veriyor…” denilerek önüne gelen ağlıyor ve mendiller doluyor…

Gerçekçi ağlamak çoğu zaman çekilen acı ve kederdendir, kimi zaman da sevinçten ya da vedadan ötürüdür…

***

Ama…

En hazini de; nedametten yani “pişmanlıktan” ağlamaktır!..

Evet “pişmanlıktan” ağlamak!..

Allah kimseyi “hak edenler” dışında, “pişmanlıktan” ağlatmasın!

 

SONUÇ

Bakalım, önümüzde ki süreçte, bu vatan sathı üzerinde; kimler, hangi muhteremler “hak eden” olarak gerçekten ağlayıp sızlayıp “pişmanlık gözyaşı” dökecek?

İbretle göreceğiz!..

Burhan Özbey/pressturk



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211