Bahçeli “son sözü” söyledi
Selcan Taşçı Yeniçağ Gazetesinde gördüklerini yazdı: "Ya MHP lideri sadece iddialı oldukları yerlere gidiyor, ya da MHP bu yerel seçimde her yerde çok iddialı."

 Kütahya’nın pınarını bilmem benim gün boyu tek görebildiğim izdihamı!

Ya MHP lideri sadece iddialı oldukları yerlere gidiyor, ya da MHP bu yerel seçimde her yerde çok iddialı.
Orta Anadolu’da gittiği her yer doldu taştı.
Trakya, eski bir il başkanının ifadesiyle  “fazla iyi”ydi. 
Sabaha karşı 4’te vardık Kütahya’ya; uyu uyuyabilirsen, sabahın köründe  “Evlatların seninle” sloganlarıyla miting alanına çevrildi kaldığımız otelin önü.
Atlılar, Mehter, davul-zurna; ne ararsanız var... Kızlı-erkekli liseliler, üniversiteliler, pusetinde bebeğiyle gelmiş kadınlar....

***

MHP 30 Mart’ta, Kütahya Milletvekili Prof. Dr. Alim Işık’la çıkıyor seçmenin karşısına. Kimi  “Alim Hoca”  diyor, kimi  “Alim” ...  “Alim Bey” diyene rastlamadım; çok samimi şehir halkıyla. Aday yapılması talebi Kütahyalılardan gelmiş zaten. 
2004’te MHP’nin Belediye Başkan adayıydı Işık. O süreçteki performansıyla dikkat çekince milletvekili adayı yapıldı. Seçildi. TBMM’nin tescilli  “en çalışkan vekili”. Seçmenin yolu Ankara’ya düştüğünde güler yüzle çayını, kahvesini içebildiği, derdini anlatabildiği biri.
Bahçeli dün seçim bürosu açılışında yaptığı konuşmada da anlattı; Hayme Ana / Göç etkinliklerinde bir  “kara çadır” sohbetinde 90 küsur yaşında bir Yörük dedesi istemiş  “Alim’i bize verin” demiş, Bahçeli de “verdim gitti” diyerek adaylığını oracıkta ilan etmiş. Nitekim aday belirleme takvimi başladığında da Bahçeli  “kara çadırda verilen söz hiçbir koşulda bozulmaz” kaidesi uyarınca hareket etmiş.

***

Ulu Cami’de kıldığı cuma namazıyla başladı Bahçeli Kütahya programına. Namaz çıkışı seçim bürosuna kadar yürüdü, önce mehter, arkasında binlerce kişilik kalabalıkla. Bahçeli’nin camiden çıkışında da, yürüyüş sırasında da izdiham yaşandı.
Konuşmasında, Cumhurbaşkanı’nın onayladığı “Demokratikleşme Paketi”ne dönük eleştirileri sertti. “Özerk yönetimi meşrulaştırıyorlar” dedi. MHP çevrelerinden sıkça duyduğumuz o cümleyi tekrarladı:
 “Son sözümüzü söylemedik.” 
Ve sonra hanidir söylemedik     denilen o “son söz”ü de söyledi:
“Türkiye’yi kimseye vermeyeceğiz!” 
Yolsuzluk operasyonu sonrasında yaşanan gelişmeleri değerlendirirken de, kendisine dönük eleştirilerinden bahsederken de alaycı bir üslubu tercih etti Bahçeli. Erdoğan’ı ciddiye almıyor gibiydi.

***

İzdihamdan araçlar, heyet; herkes bir yana savruldu bir ara. Geleneksel olarak kayboldum! Seçim bürosuna gitmek üzere bindiğim taksinin şoförü  “AKP ile MHP başa baş gidiyor” dedi. Ve ekledi;
 “AKP’liler muhafazakar kesimde sahiplenme duygusu oluşturmaya çalışıyor; bu duygu sömürüsü tutmazsa Alim’de birleşir Kütahyalı.” 
AKP’nin daha doğrusu Erdoğan’ın buradaki en büyük tutar dalı  “Menderes sömürüsü”. DP’nin  “sandık kapattığı”, Menderes’e vefalarından dolayı  “Vefa” adı konan bölgeleri var Kütahya’nın; “kefen edebiyatı”ndan etkileniyorlar.
Buna karşın Kütahya’da     MHP’nin elini güçlendiren de     cemaatler ve öteki dini gruplar.     O kesimden 17 Aralık operasyonu, yahut dershane krizinin çok öncesinde başlayan bir teveccüh varmış Alim Işık’a. 
“Yapılabilecek ne varsa yapıyoruz. Halka ulaşmamızı sağlayacak bütün araçları kullanıyoruz. Gerisi Kütahyalıların vicdanına kalmış...” diyor Işık.
Bahçeli de tam oraya sesleniyor konuşmasında:
 “Oyunuzu kullanırken, vicdanınızın sesine kulak verin.” 
Üstüne basa basa yaptığı en önemli uyarı:
 “Oyunuzu çaldırmayın...” 

İranlı uşak tehditle mi serbest kaldı?

“Gelin ata binmiş, ya kısmet demiş” işine döndü MHP’nin seçim gezileri. İpsala, Keşan, Beyendik; hiçbiri yoktu Bahçeli’nin programında. Ve fakat davet olunca icabette tereddüt edilmedi; 18.30’da bitmesi gereken program gece yarısına kadar devam etti. Bulgaristan sınırında başladığımız günü Yunanistan sınırında noktaladık. 
Programına göre Bahçeli’nin Ankara’ya dönmesi gerekiyordu ama  “korsan ziyaretler” araya girince, sabaha kadar makam aracının camından kamyon şoförlerine Bozkurt yapa yapa Kütahya’ya geçti.
Trakya’nın gündüzünü yazmıştık, gecesini de özetleyelim:
- Edirne’de tarihinin en büyük mitingini gerçekleştirdi MHP. Organizasyona “kadın eli”nin değdiği çok belliydi.
- Yeni Karpuzlu; ülkenin bir ucu. Severken öldürecek denir ya işte o misaldi karşılama da uğurlama da burada. İzdihamda sürüklendi MHP heyeti... Gecenin bir vakti yağan ışıltılı konfetiler, uçurulan kırmızı beyaz balonlar; şölen gibiydi. Belediyesi MHP’de; öyle olmaya da devam edecek herhalde.
- İpsala’da CHP’li Belediye Başkanı karşıladı MHP liderini. Plaket verdi, başarılar diledi. Bahçeli’nin baştan sonra espriyle dolu İpsala konuşması dinleyenleri kırdı geçirdi. Bir ara tapelerden bahsederken, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’i hedef alan sözleri sertti:
“Niye İranlı uşağa bent oluyorsun, milletine bent ol! Hiçbirimiz geri zekalı değiliz. Bu uşak çok şey biliyor da ’beni kurtarın, yoksa hepinizi yakarım’dedi diye dışarı çıktıysa, hepinize yazıklar olsun!” 
İpsalalıların tepkisi manidar:
“Saddam gibi olacak,     Saddam!” 
- Keşan da hesapta olmayan duraklardan. Esnaftan bir kadın, “Hırsızları deliğe süpürün” deyip bir el süpürgesi hediye etti burada Bahçeli’ye.     Keşan seçim bürosunun sürpriz ziyaretçileri de vardı. DSP     İlçe Başkanı ve yöneticileri  “Ecevit’in hiç evladı olmadı ama sayenizde bir kardeşi     oldu” diyerek, üzerinde     Ecevit ile Bahçeli’nin fotoğrafı bulunan tişörtleri imzalattılar MHP liderine. Parti içindeki     muhalifleri de yalnız bırakmadı Keşan’da Bahçeli’yi. “Mevzu bahis MHP ise gerisi teferruattır” diyerek özetlediler     verdikleri bu resmi.

Selcan Taşçı


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211