Ey salon akilleri nerelerdesiniz?
Rota haber yazarı Ünal Tanık çarpıcı açıklama'da bulundu: "Bir dönem ülkede yaşanan her türlü kötülüğü yüklemek için Ergenekon’u bulduğunu unuttuk. Ergenekon’la yatıp Ergenekon’la kalktığını aklımıza getirmedik."

 Toplumun önemli bir kesimi, endişelerini yüreğinin derinliğinde hissetse de, 2013 yılı başında uygulamaya konulan ve adı kılıktan kılığa girse de genel olarak “Çözüm Süreci” diye anılan çabalara destek verdi.

“Bilmem kaçıncı kez bu girişim oluyor” diyenleri yüksek perdeden, “Bu kez faklı. İlk defa iki taraf da samimi görünüyor” diyerek susturduk. Daha ilk aylardan itibaren PKK’nın çekilme takvimine uymamasını bile fazla ciddiye almadık. Nasılsa yoluna girer diye iyimserliğimizi koruduk.

İşlerin yolunda gitmediğine dair emareler yama tutmamaya başladığında, bu kez sürecin sahibi gibi gördüğümüz Tayyip Erdoğan en üst perdeden devreye girdi. “Bir yıldan bu yana Güneydoğu’dan şehit cenazesi gelmiyor” diye çıkışarak sesi çıkanları susturdu.

Endişeleri giderme yerine susturma perdesinden yapılan bu çıkışı, o dönem algılamak istemedik. “Nasılsa ülkede genel bir asayiş hakim” diyerek aklımızın önümüze koyduğu endişeleri, ruhumuzun hazır lezzete tav olan tarafı ile susturduk.

PKK’nın güvenlik kuvvetlerine nanik yaparak şehir merkezlerinde fink atmasını, menfaatini her türlü değerin önüne koyan medyamız sayesinde bizler de duymadık, görmedik. Yüreği vatan aşkı ile tutuşan askerimizin, polisimizin, bölgede her kademedeki memurumuzun  yaşananlar karşısındaki yutkunurken hafif başlarını eğmelerini kafaları ile onay veriyor sandık.

Nasılsa “İki tarafın da teminatı benim” diyerek ortada dolaşan işin mutemet  bir patronu var sandık.

Oysa ortada tarafların teminatı değil, iki tarafı da kendi menfaatleri için işine geldiği yere kadar kullanan biri varmış.

Oysa bu şahsın, bir dönem ülkede yaşanan her türlü kötülüğü yüklemek için Ergenekon’u bulduğunu unuttuk. Ergenekon’la yatıp Ergenekon’la kalktığını aklımıza getirmedik.

AK Parti’yi kapatmak isteyen Ergenekon olduğu gibi, 17 Eylül 1961’de Menderes’i asan da Ergenekon’du, 3 Mart 1924’te Hilafeti kaldıran da, 21 Temmuz 1905’te II. Abdulhamit’e suikast düzenleyen de hatta, Yavuz Sultan Selim’in ölümüne sebep olan şirpençe çıbanını çıkaran da Ergenekon yapılanması idi. Buna inandırıldık.

Bu martavalların hepsine inandık. Ortada tarihin görebileceği en büyük bir oportünistin olduğunu anlamak istemedik. Çünkü bizler de birer oportünist idik. Öteki isim, bizim oportünizmimizin sinerjisinden oluşan bir gücü kullanıyordu.

Topluma bu deli gömleği gibi duran “Çözüm Süreci”ni sahiplendirmek amacıyla o dönemde akıllıca bir yol bulundu. Her kesimden insanlar tarandı ve önümüze “Akil Adamlar” ya da “Akil İnsanlar” grubu çıkarıldı.

Kimi bu gruba seçildiği için, “Ben bu işte yokum” diye tavır koydu, kimi de “Ben niye yokum” diye gönül koydu.

Gittikleri pek çok yerde “hak ettikleri” karşılamalar yapıldı. Kimileri en büyük onurun onlara ait olduğuna inandı, ayaklarının altına kırmızı halılar serdi, en mutena yerlerde ağırladı. Kimilerine göre ise yaptıkları çok yanlıştı ve onlara bu yanlışı anlatmak gerekiyordu. Onlar da taşla, yumurta ile karşıladılar.

Fakat gittikleri her yerde şu ya da bu şekilde gündem oldular. Kimi zaman konuştukları ile, kimi zaman yaşadıkları ile. Aylarca ülkenin gündeminde kaldılar.

Sonra birden bire bu isimler ortadan yok oldular. Aslında bu yok oluş, buharlaşıp gitme değildi. Sadece ortada görünmediler. Görünenler de bu konuda bir daha görüş ortaya koymadılar.

Evet bu Akil İnsanlar grubunda aktör ve aktristler vardı. Onlar, bunu daha önce oynadıkları rollerden biri gibi üstlenmiş olabilirlerdi. Ama bu isimlerden bazıları toplumun “kanaat önderi” gibi görmek istedikleri isimlerdi.

Bu simalar, acaba Anadolu’yu birlikte gezdikleri perde sanatçılarından rol mü kaptılar? Bunu anlamadık. Bundan dolay mı, “O bir roldü oynadık bitti” diyorlar. Ya da “Biz Akil İnsan gömleğini çıkardık” diyen bir tavır içindeler mi? YAZININ DEVAMI İÇİN





Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cafer 2 yıl önce

Boktan bir yazi yazarın boktan biri olması gibi

banner211