Hatay karışırsa Türkiye karışır
Suriye krizi ile gündeme gelen Hatay'da özellikle yabancı ajan kaynadığına aylardır dikkat çekiyoruz. Sayılarının 2 bin olduğu söylenen yabancı ajanların en büyük hedefi, Hatay'ı karıştırıp, bir Sünni-Alevi çatışması çıkarmak. Aslında Türkiye'nin yumuşak karnı olarak sünni-Alevi çatışması önem kazanıyor. Ne Suriye krizi, ne PKK ile mücadele, böyle bir çatışmadan daha iyi sonuç vermeyecek. Bunun hesaplarının da çok iyi yapıldığını biliyoruz.

Hatay, bu açıdan değerlendirildiğinde daha da önem kazanıyor.

Dış güçlerin hedefi, bölgede haritaların değişmesi, BOP çerçevesi içinde Bağımsız Kürt Devletinin kurulup hayata geçirilmesi, Türkiye'nin iç sorunlarına yenilerinin eklenip, güçsüz düşürülmesidir. PKK ile mücadelede zayıflayan siyasi otoritenin, olası bir mezhep çatışmasında çökmesi kaçınılmaz görünüyor. Bu nedenle de Sünni-Alevi çatışması dış güçlerin en önemli kozlarından biri haline gelmiş görünüyor.

"HATAY'DA TEZGAH KURULUYOR"

Murat Sökmenoğlu, değerli bir dostumuzdur. Geçmiş dönemlerde birlikte çalışmışlığımız da olmuştur. Siyasi hayatını noktaladıktan sonra, Hatay'daki baba ocağında, çiftliğinde sakin bir hayat sürdürüyor. Bölgeyi de en iyi tanıyan ve bilen birisidir. Kendisi ile telefonda görüştük. Son olaylar konusunda bir analiz yapmasını istedik. Sökmenoğlu'nun bu görüşlerini sizlerle paylaşalım:

" 1978 Maraş olayları, ilk önce Hatay üzerinde kurulmuştu. Ancak, Hatay halkı kurulan bu tuzağa düşmedi. Sonra, olayı Maraş'a taşıdılar. Bunu yapanların dış güçlerin ajanları olduğu biliniyordu ve sonradan da bunun böyle olduğu görüldü. Şu anda Hatay, ajan kaynıyor. Halkı kaşıyorlar. Burada bir Sünni-Alevi çatışması çıkarmak için planlar yapıyorlar. Kim geliyor,kim gidiyor,kimin eli kimin cebinde belli değil. Devlet sanki buradan kopmuş gibi bir görüntü var. Şu anda Hatay'da 100 binin üzerinde mülteci bulunuyor. Kaçak gelenler de çoğunlukta. Bunları hiç kimse sorgulamıyor. Asıl konu şudur: Hatay'daki ajanlar gazeteci, yardım kuruluşu yetkilisi, sağlıkcı gibi kendilerini saklıyorlar. Amerikalı, İngiliz, Fransız, İtalyan ajanları cirit atıyor. Sınırlarımız delik-deşik konumundadır. Kim giriyor,kim çıkıyor askere emir verilmiş kimse bunlara da karışıp müdahale etmiyor. Benim endişemi soracak olursanız, Hayat'daki Nusayriler (Şii) ile Sünnileri çatışma ortamına sürüklemek için yapılan çalışmalardır. Eğer, burada böyle bir mezhep çatışması çıkarsa, bu hiç kuşkusuz bütün Türkiye'yi de içine alacak şekilde genişleyecektir. Biz, burada bunu görebiliyoruz bizi yönetenleri de bu konuda uyarmayı kendimiz için bir görev biliyoruz."

MEZHEP ÇATIŞMALARI YAYILABİLİR

Murat Sökmenoğlu'nun endişeleri ve söyledikleri bu kadarla sınırlı değil. Yerimiz darlığı nedeni ile bu görüşmemizden kısa bir alıntı yaptık. Daha sonraki yazılarımızda bu konulara ve açıklamalara daha geniş şekilde yer vereceğiz. Çünkü, Sökmenoğlu'nun açıklamalarında çok önemli bazı noktalar var. Bunları da sizlerle paylaşmayı düşünüyoruz.

Günlerdir Suriye konusunda yazıyoruz. Bizim de endişe duyduğumuz konuları sizlerle paylaşıyoruz. Sökmenoğlu'nun açıklamaları bizim aylardır yazdıklarımızla kesişiyor. Konuyu sadece Hatay ile sınırlı tutmamak gerektiğini biliyoruz. Ortadoğu'daki şekillenmeler bundan sonra mezhep çatışmaları üzerine kuruldu. Bunun dışında kalmamız mümkün değil. Yanı başımızdaki İran gerçeğini de görmemiz gerekiyor. Bölgede baş gösterecek bir mezhep çatışmasında İran boş durmayacak, etrafımız bir nda ateş toğu haline dönüşecektir. Bu endişemizi bir kez daha dile getirmek istiyoruz.

Bu satırlar yazılırken, Ortadoğu'da mezhep çatışmaları nedeni ile çok büyük yıkımlara uğrayan Lübnan'da yine mezhep çatışmalarının başladığı haberleri geliyordu. Zaten Suriye'deki çatışmalardan en çok etkilenen ülklerin bşında bulunan Lübran'da mezhep çatışmaları uzun zmandır sürüyordu.

İSLAM ÜLKELERİNİ BEKLEYEN TEHLİKE

Daha önce yazdığımız bazı yazılarda, İslam ülklerini bekleyen en büyük tehlikenin mezhep çatışmaları olabileceğine dikkat çekmiştik. Bugün, bu konu daha bir önem kazanmış görünüyor. Suudi Arabistan, böyle bir çatışmadan en fazla rahatsızlık duyan bir ülkedir. Yanıbaşındaki Bahreyn, her an patlamaya hazır bir bomba durumunda bulunuyor. Geçmiş dönemde Bahreyn'deki Şii ayaklanması, Suudilerin gönderdiği askerlerle bastırıldı ama, bugün bu rahatsızlıklar daha da artmış görünüyor. Kaldı ki Suudi Arabistan'ın Doğusundaki Şii'lerin de zaman zaman ayaklandıklarını izliyoruz.

İslam ülkeleri içindeki etnik grupların harekete geçirilmesi ve iç çatışmaların çıkarılması, özellikle dış güçler tarafından daha kolaylıkla gerçekleştiriliyor. Geçmişe baktığımızda bunun örneklerini görürüz. Biz, bu nedenle, Ortadoğu'daki yeni şekillenmenin mezhep çatışmaları ile yeni bir boyut kazanacağı görüşündeyiz. İnşallah bu öngörümüzde yanılmış oluruz.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211