Karataş'tan; Yerli ve Milli...
Ortadoğu Gazetesi yazarı Orhan Karataş'ın yazısı şöyle: 

Önce sayın başbakandan başlayalım: Partisinin aday tanıtım toplantısında diğer partilere teröre karşı ortak deklarasyon çağrısı yaptı. Malum, daha önce de böyle bir çağrı yapılmıştı. Ülkeyi 13 yıldır tek başına yönetenlerin, terörü milletin başına bela ettikten sonra, bulabildikleri çözüm, deklarasyon yayınlamaktır. Oysa iktidar sorumluluğunu elinde bulunduranlara düşen görev, bu ihanete karşı tedbir almak ve durdurmaktır. Bunu yapamıyorsa o koltukları yapabilecek olanlara terk etmektir.

MHP'NİN DURDUĞU YER BELLİ
Ülkenin kan gölüne dönmesini kendi yetersizlikleri ve teslimiyetlerinin sağladığını açık ve kesin şekilde itiraf edenlerin, diğer partilerle birlikte deklarasyon yayınlamadan önce, bu milletten bir özür dilemeleri gerekir. MHP'nin terör karşısındaki duruşu bir deklarasyon gerektirmeyecek kadar açık, net ve kesindir. Nitekim, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli daha önceki çağrıya, bu çağrı için de geçerli olan şu karşılığı vermişti: "Dört siyasi partinin genel başkanın bir araya gelerek teröre karşı ortak bir deklarasyona imza çağrısı samimiyet ve gerçeklerden uzaktır. Milliyetçi Hareket Partisi'nin şiddet ve teröre karşı nerede durduğu bellidir. Bu konuda hiç kimseye ispat yükümlülüğü yoktur. Eğer Sayın Davutoğlu teröre karşı tavır alacaksa ve de imza atacak bir ortak arıyorsa öncelikle çözüm sırdaşı HDP'nin kapısını çalmalı ve bu PKK imalatını ikna etmelidir. Bunun için Dolmabahçe mutabakatından dolayı millet huzurunda özür dilemeli, pişmanlık duymalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi'nin duruşu deklarasyonlara bağlı olmayıp büyük Türk milletinin bizatihi varlık ve vicdanıyla temellenmiştir. Terörle arasına çizgi çekemeyenler, bölücülerle şaibeli ve şuursuz ilişki kuranlar hazırlanacak bir deklarasyona imza yerine Türkiye'nin milli hak ve çıkarlarını savunacak erdemi gösterebilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi kaynak ve gerekçesi ne olursa olsun her türlü şiddet, terör ve bölücülük zehrine hasımdır ve bunların karşı cephesindedir. Bu çerçevede partimiz, konum ve durumundan taviz vermeyeceği gibi sahte oyalamalara ve imza tuzaklarına kapalı duracaktır."

HANGİ ŞARTI KABUL EDİLEMEZ BULDUNUZ?
Sayın Başbakanın bindirilmiş kıtalarına yaptığı konuşmada MHP'yi koalisyon ortaklığını kabul etmemekle suçlaması ayrı bir tiyatrodur. Bin defa yazdık bir defa daha yazalım: Ülkenin bölünmez bütünlüğünün teminat altına alınması, hukukun işlemesi ve Anayasaya uyulması şartıyla MHP'nin değil elini, gövdesini taşın altına koymaya hazır olduğunu bütün dünya duydu. Sayın Davutoğlu, PKK'nın ülkeyi bölünmeye götürecek 10 maddesini hiç düşünmeden kabul edip Dolmabahçe'de anlaşma imzalarken, MHP'nin hangi şartını kabul edilemez bulduğunuzu bu milleti dürüstçe anlatabilir misiniz? Sayın başbakan bir de, "Cumhurbaşkanını siyasi malzeme yapmayalım" diyor. Doğru söylüyor da, yanlış yerlere söylüyor. Bunu sayın Cumhurbaşkanına söyleyeceksiniz. Cumhurbaşkanı siyasi nutuklar atıp AKP'ye oy isteyecek, liderlere her türlü eleştiriyi, hatta hakareti sıralayacak, ama kimse cevap vermeyecek, öyle mi?

TUTARSIZLIĞIN HANGİ BİRİNİ SAYALIM:
Gelelim AKP'nin " Milyonlarca Nefes, Teröre Karşı Tek Ses" mitingindeki komikliklere. "Teröre karşı tek ses" diyerek meydana çıkıp, sonra da AKP'ye oy istemek her ne kadar bizi şaşırtmamış olsa da, duyan ve gören herkesi hayrete düşürmüştür. Ayrıntılar daha da feci. Neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Şehitlerin gelmesinden bizzat sorumlu olduklarını, kendi yanlışları ve yanılgıları yüzünden kan aktığını itiraf edenlerin, şehit ailelerini yanlarına oturtmaları, sözün bittiği yerdir. Tutarsızlığın hangi birini sayalım: Bir taraftan asılsız ve ipe sapa gelmez şeylerle MHP'ye saldırıyorlar, diğer taraftan MHP'nin ve ülkücülerin "Şehitler ölmez vatan bölünmez, Türk Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir" sloganlarına sarılıyorlar. Yahya Kemal'in "Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yarabbi" şiirini okuyorlar, Türk'ü Anayasadan silip, ordusunu hapishanelere dolduruyorlar. PKK uzantılarını "sazcı-cazcı" diye eleştiriyorlar, Barzani ve Şivan Perver'le saz çalıp Türkü söyleyerek, onlarla yarışa girdiklerini unutuyorlar. Milleti 36'ya bölüp ayrıştırıyorlar, "bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız" nutukları atıyorlar. Ülkenin bir bölümünü PKK'ya teslim edip, kışladan bayrağı indirtiyorlar, "tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek vatan" diyerek, milletle ayal ediyorlar.

CUMHURBAŞKANI AKP'DEN ÜMİDİ KESMİŞ
Asıl bombayı sayın Cumhurbaşkanı sona sakladı ve aynen şunları söyledi: "Benim bugün buradan milletimden bir ricam olacak. 1 Kasım seçimlerinde TBMM'ye hangi partiden olursa olsun fark etmez, 550 tane yerli, milli, bedeni ve kalbiyle bu ülke için çalışacak milletvekili göndermenizi istiyorum. Herhalde ne demek istediğimizi anlıyorsunuz değil mi? Şu anda Türkiye'nin tek ihtiyacı budur." Sayın Cumhurbaşkanının bu sözlerine harfi harfine katılıyorum. Bu sözleri duyduktan sonra anladım ki, sayın Cumhurbaşkanı AKP'den ümidini kesmiş. İnsaf ve vicdan sahibi herkes, Türkiye'de "yerli ve milli, bedeni ve kalbiyle bu ülke için çalışacak" tek bir partinin MHP olduğunu bilir ve söyler. Nitekim, "Herhalde ne demek istediğimizi anlıyorsunuz değil mi?" derken, eminim ki herkes MHP'yi anladı.

YAZININ DEVAMI




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211