Türköne'den cevap bekleyen 'Sümeyye'ye suikast' soruları
Emre Uslu ile CHP Milletvekilleri Umut Oran ve Akif Hamzaçebi arasında geçtiği iddia edilen Sümeyye Erdoğan’a suikast konuşmalarının da yer aldığı, bir dizi Twitter yazışmasının sahte olduğu ortaya çıktığı haberi nerdeyse bütün medyada yayınlandı.

Savcı Parlakkılıç, tarafından hazırlanan ve “Sümeyye Erdoğana suikast” konuşmalarını da içeren 2015/13974 sayılı İddianeme de, bahse konu Twitter konuşmaları için iki ayrı bilirkişi raporu düzenlendiğini, yazışmaların sahte olduğunun ortaya çıktığı belirtildi.

Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne, "Sümeyye'ye suikast" haberlerinin düzmece olduğunun ortaya çıkmasından sonra, Zaman gazetesindeki yazısında cevaplanması gereken çok önemli sorular sordu.

Mümtaz'er Türköne'nin yazısı şöyle:

“Sümeyye suikastı” yalanı, başından itibaren buram buram sahtelik kokuyordu ve hiç kimseye inandırıcı gelmemişti. “Acaba?” dedirtecek tek istisnası vardı bu yalanın ve herkesin o tarafa bakıp “yoksa gerçek mi?” diye sorması makul görünüyordu.

Havuz Medya'sının çarşaf çarşaf yayımladığı masa başında üretilmiş suikast muhaberatı hakkında Erdoğan'ın gazetecilere söylediklerinden bahsediyorum. Erdoğan yarım ağızla da olsa bu iddiaları ciddiye aldığını ve ailesinin tehlike altında olduğunu söylemişti. Bugün savcılığın tespitiyle bu iddiaların, bir iktidar üretme aracı olarak taammüden tasarlandığını ve tedavüle sokulduğunu biliyoruz. Sorun şurada. Kızına suikast iddiası gündeme gelen baba, bu ülkenin başbakanı idi. Durumu anlamak için hangisini öne almamız gerekiyor? Baba olmasını mı yoksa başbakan olmasını mı?

Kabataş yalanı ile Sümeyye'ye Suikast komplosunun, her ikisinin de ortak tek amacı vardı: İktidar enerjisi üretmek. İktidardasınız ama yönetemiyorsunuz; sorgulanıyor ve sınırlanıyorsunuz. Otoriteniz meşruiyetini ve dolayısıyla hükmetme gücünü kaybediyor. Kabataş yalanı, Gezi protestolarına karşı muhafazakâr-mütedeyyin kesimin desteğini harekete geçirmek ve toplumu kutuplaştırarak iktidar üretmek için ortaya atıldı. Bu yalanı ortaya atanların bile hayal edemeyeceği ölçüde başarılı oldu, amacına ulaştı. Gezi eylemcileri bu yalan üzerinden vahşi suçlulara dönüştü, ötekileştirildi ve marjinalleşti. Aynı başarı Sümeyye suikastı yalanında sağlanamadı. Bu yalan tam tersine karanlık atölyelerde iktidar üretme tekniğini ifşa etti ve doğrudan iktidara güç kaybettirdi. Bugün geriye dönüp amatörlüğü, çaresizliği ve hepsinin üzerine çıkan ahlâksızlığı daha net görebiliyoruz.

Sümeyye suikastı basit, sıradan, “olmasa da olurdu” diyebileceğiniz türden öylesine bir yalan değil. Elindeki bütün araçları seferber ederek, kimine havuç, kimine sopa göstererek iktidar üretme politikasının dayandığı sınırı, bu sınırdaki duvara tosladığı andaki çaresizliği ve gerçek anlamda Erdoğan'ın siyasî kariyerinin düşüşe geçtiği anı gösteriyor. Ekibiniz en süflisinden, en ahlaksızından bir tezgah kuruyor ve siz onay veriyorsunuz. O zaman da sorulan iki soru hâlâ ortada duruyor. Gerçekse failleri nerede? Yalansa, sizden habersiz kim hangi amaçla uydurdu? Her iki ihtimal için Başbakan olarak ne yaptınız?

Sümeyye suikastı yalanı, 17/25 Aralık'tan bu güne kadar dört koldan harekete geçen iktidara tutunma savaşının röntgen filmini veriyor. Benzer ne tür yalanlar üretildi? Kimlerin başına ne çoraplar örüldü? Bu yalan kadar sansayonel olmayan komplolarla kim bilir kimlerin hayatı karartıldı?

YAZININ DEVAMI


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211