Ülkücüden Mektuplar
Bizim gençlik yıllarımız merhum Necdet Sevinç'in her biri mermi gibi yazılarının heyecanı ile geçti. O'nun "Ülkücüye Notlar" adlı eseri ençlerin teşkilatçılık eğitiminin teorilerinden oluşurdu.Yıllarca Necdet Ağabeyi anlamadılar. Dahası anlamayanlar aziz naaşı önünde fotoğraf çektirdiler. Bu sütunlardan zaman zaman ülkücülere mektup niteliğinde yazılar kaleme aldım. Bugünden itibaren Ülkücülerden gelenleri paylaşarak, memleketin içinde bulunduğu ortamda nelerin yapılmasıyla ilgili yeni ufuklar açılmasını sağlamaya gayret edeceğim. Bu fikir aşağıdaki mektubun yazarına ait. Adı bende saklı. Aslında bizim "yitik kuşak" O'nu Harbiyeli, Mülkiyeli günlerinden tanır. Şu anda vatan hizmeti ile ilgili önemli bir görevde olduğu için adını mahfuz tutuyorum. Sonuçta zaman kötü uzatmadan paylaşalım:

04 Nisan 1997'den 1 Kasım 2015 tarihine kadar geçen sürede, umudun da, hüznün de sahibi olduk. Uzun uzun bunu yazmayacağım, ilgili herkes zaten biliyor.

Türk yurdunun üzerinde oynanan oyunları, kapitalist/ emperyalistlerin desteği ile talep edilen topraklarımızın ne karanlık senaryolara sahne olduğunu da yazmayacağım.

Ben "Güzel Vatanımızın bitmeyen Makus Talihi" adlı bir yazıyı da kaleme almıyorum.

Başarıları ile efsane olmuş Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve onun şanlı Subay/ astsubay/erbaş ve erlerinin,"kandırılmış siyasi iradenin!" düştüğü gafletle birlikte değerlendirmesini yapıp, 2008 yılı Güneş Harekatı'ndan sonra hedef tahtasına konarak yüreğinin kurşunla doldurulmuş olduğunu ve bu kapitalist/emperyalist vahşilerin sevinç içerisinde naralar attığını da yazmak istemiyorum. Nice olgun vatansever kalemler ve bizzat bu linçe uğrayan sağ-sol vatanseverler yazıyorlar, bunları.

Türk milletinin büyük kurtarıcısı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk'ten başlayarak İsmet İnönü, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir ve Sabiha Gökçenlere kadar küfür edenlerin düştüğü ihanet çukurunda debelenmelerinin hikayesine hiç girmeyeceğim.

İçerimde, yüreğimde dert olan en büyük şeyi de yazmacağım:

Bunlar; Siyasi Türk Milliyetçiliği hareketinin en büyük temsilcisi Ülkücü Hareketin göz bebeği MHP'nin bütün bu süreçte ne ciddi bir siyasi aksiyon alabildiği, ne fikir üretebildiği ne de milletin verdiği desteği değerlendiremediğidir.

Ben sana kısa ve öz olarak, şunu yazacağım;


Türk Milliyetçiliği Hareketinin; Kırım Harbi'nden hemen sonra emperyal güçlerin rüyalarının da etkisiyle oluşturulan yapıdan başlarsak, zaman zaman artan Kürtçü siyasi hareketin karşısında bu kadar etkisiz olduğu bir dönem asla olmamıştı ve bunun sorumlusu da bizleriz, biz yaşayan ülkücüler, diyeceğim.

Tabii bu hareketin siyasi organı olarak da en büyük sorumluluk MHP'nindir ama bizler de bu etkisizliğin bir parçasıyız. Yaptıklarımızla değil yapmadıklarımızla.

MHP kendisini; Türk-Kürt- Çekes, Gürcü, Laz ne olursa olsun kendini bu vatana ait hisseden, Türk'üm diyen diyebilen insanlara anlatamamış ve Ülkücü fikrin derinliğini artıramamıştır. Bunun neticesinde 2015'de Kürt siyasi hareketi Meclis'te de sokakta da sesi çok daha gür çıkan bir hareket haline gelmiştir.

Peki gerçekten Türk milliyetçiliği zor durumda mıdır? Cevabım; asla!

Türk Miliyetçiliği; entelektüel derinliği,bilgi yoğunluğu oluşmuş olgunluk seviyesine 1970'lerde verdiği büyük fikri mücadelenin tecrübeleri ışığında ulaşmış, 1980 darbesi ile de sarsılsa da yıkılmamış bir harekettir. Büyük insanlar yetiştirmiştir. O kadar ki bugün Nobel Kimya Ödülü'nü alan dev Türk Aziz Sancar dahi bu hareketin mensubu olduğunu yüreklilikle söyleyebilmiştir. Rahmetli olsa da fikriyle yaşayanlar ve tabii daha nice cevherler de aramızda sessiz sakin ve çoğu kırgın yaşamaktadırlar.

Güney-Doğu/ Orta Doğu sorununa da, ekonomik geri kalmışlığa da, uzay çağını yaşayan ülkeleri yakalayabilecek bir teknolojik atılımı yapabilecek, iç ve dış siyasi sorunları tespit ederek elindeki araçlara uygun elde edilebilir amaçları en kısa sürede elde edebilecek insan kaynağına da sahip Kürt'ün de Türk'ün de umudu bir harekettir.

Yavuz kardeşim;

Eğer bu vatana bağlı ise her insana, fikre saygımız sonsuzdur.

Ama bu hareketin içerisinde yetişerek, elllili yaşlarının ortasına yaklaşan iddialı bir eğitim hayatı olan bir ülkücüyseniz ve hala koltuğunu korumaya çalışan ya da iyimser bakışla, başarısızlığı hazmedemediği için bırakıp gidemeyen kendi dava arkadaşlarınızı görüyorsanız, lütfen! Bir daha düşünün 1 Kasım dönülmez bir kavşaktı, bu dava sizlerden büyüktür, demek ve duygularımı seninle paylaşmak için sana yazdım.

Sevgi ile.."

Doğru söze ne denir...

Yeniçağ/Yavuz Selim Demirağ



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211