‘Yeni Türkiye’ ucûbesi...

Yeniçağ Gazetisi yazarı Adnan İslamoğulları 'Yeni Türkiye' denilen ve ısrarla dayatılan bir ucûbe ile karşı karşı olunduğunu yazdı.

‘Yeni Türkiye’ ucûbesi...
01 Kasım 2014 Cumartesi 01:06

Yeniçağ gazetisi yazarı Adnan İslamoğulları 'Yeni Türkiye'  denilen ve ısrarla dayatılan bir ucûbe ile karşı karşı olunduğunu yazdı.

İslamoğlu, son zamanlarda çokça tartışılan gündemini hep koruyan "YENİ TÜRKİYE' diye sloganlaştırılan ve model olarak ortaya koyulan, içinde Türk'e yarar hiç bir şeyin olmadığı yeni bir anlayışı yazdı.

İslamoğulları'nun bugünkü makalesi şöyle:


Evet, Cumhuriyetin kuruluş yılları ve tek parti dönemi ile ilgili pek çok sıkıntımız vardı. Evet, koskoca bir imparatorluktan mütevâzı bir ulus devlete geçişimiz oldukça sancılı olmuştu. Evet,  “Kıtaları ipek bir kumaş gibi kesip biçerdik, kan damlardı kılıçlarımızdan ve bir biz vardık cihanda bir de küffâr”  günlerinden,  “Yurtta sulh, cihanda sulh”  retoriğine alışamadık.
Evet, Ahlat’tan girip Viyana’ya kadar ilerlemiş bir milletin ahfâdı olarak,  “Şol revanda balam kaldı”  türküleri yakarak Kafkasya’dan, Rumeli’den, Galiçya’dan, Hicaz’dan geri çekilmek ve Anadolu’ya sığışmak giran geldi bize, topraklarımız küçülürken kendimizi de küçülmüş hissettik.  
Evet, Cumhuriyet kurulurken çok sevdiklerimiz de zulme uğradı. Çok sevdiklerimiz dışarıda kaldılar.
Evet, Cumhuriyeti Mustafa Kemal kurmuştu ve biz Mustafa Kemal’i sevdiğimiz gibi, Enver’i de Kuşçubaşı’nı da çok seviyorduk.
Evet, Kâzım Karabekir, Fevzi Çakmak da oyunun dışında bırakıldı ve biz onları da çok seviyorduk.
Evet, Millî Marşımızı yazan Mehmet Âkif de vatanını terke zorlandı ve biz Âkif’i de çok seviyorduk.
Evet, müziğimiz radyolarda yasaklandı, biz yasaklanan müziğimizi de çok seviyorduk.
Evet, ezanımız Türkçeleştirildi, ama biz hiç  “Tanrı uludur”  demedik.
Evet, Cumhuriyet bir avuç seçkinci, lümpen, laik, Batıcı elitin tekelindeydi.
Evet, Cumhuriyet CHP patronajındaydı.
Evet, zâbitân kısmı koruma kollama vazifelerini mübalağa etmişler ve bu millete zulmetmişlerdi.
Evet, böyleydi.. Hatta daha da kötü günler yaşamıştık...
27 Mayıs’ta Başbakan ve bakanlar idam edilmişti...
80’li yıllarda binlerce gencimiz hayatını kaybetti çatışmalarda. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında onlarca gencimiz idam sehpalarında can verdi... İşkencelerde hayatlarını kaybetti... Devlet dediğimiz aygıt ‘yanında/karşısında’ ayrımı yapmaksızın zulmetti...
Fakat, bizim adına Türkiye Cumhuriyeti dediğimiz devlet bizim devletimizdi, hiçbir şeye fedâ edemeyeceğimiz devletimizdi. YAZININ DEVAMI





İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.