Zaman yazarı mı? İsrail lobicisi mi?
 Haftalık Şalom gazetesine konuşan Zaman’ın eski İsrail temsilcisi, şimdinin Zaman gazetesi yazarı ve Turkish Review genel yayın yönetmeni Kerim Balcı, Türkiye ile İsrail ilişkilerini İsrailli bir siyasetçinin lafından mülhem metres-karıkoca ilşkisi şeklinde özümseyerek tanımlamaktan, Filistinlileri PKK gibi terör uygulayıcıları olarak aynı kategoride değerlendirmekten, Siyonistlerin Türkiye üzerinde nasıl sağlanacağına dair İsrail’e tavsiyelerde bulunacak kadar şaşırtıcı düzeyde bir Siyonist lobisi ağzıyla analizler yaptı. Balcı, Suriye BAAS’ı , İran(Şiiler), İsrail ve Batılıların kavramı olan “cihadcı-selefi” tehlikesine karşı İsrail ile ilişki geliştirilmesini öneriyor. Balcıya göre İsrailin Mavi Marmara’ya saldırısı sonrası kopan ilişkilerden dolayı her iki ülkenin yönetimleri ve halkı ders çıkarmış(mış) ama İsrail ‘devleti’ taktik olarak özür dilediği için İsrail halkı üzülmemeliymiş!

İşte Balcı’ya göre İsrail Türkiye ilişkileri analizi:

“Eskiden Türkiye ve İsrail arasındaki ilişkiler ortak düşmanlara ve iki ülkenin de Ortadoğu’da yalnızlaşmış olmalarına bina edilmişti. Her iki ülke de terörden mustaripti ve her iki ülke de diktatörlükler arasında demokrasi vahası durumundaydılar.”

Evet yanlış okumadınız, bunu yazan muhafazakar dindar çevrelerin takip ettiği Zaman’ın yazarı. Her iki devlet hangi terörden mustaripti? PKK ve Filistinliler! Filistinlilerin kendi topraklarının işgaline, katliamlara, sürgünlere, vahşiliklere karşı verdiği mücadele PKK’nın terörü ile aynı öyle mi?

İki ülkenin ortak düşmanları kim? İran mı, Suriye mi? Arabistan mı? Filistin mi? Mısır mı? Libya mı? Sudan mı? Kim ya da kimler? Bunu yazan isim olarak bir Müslüman!

Bitmedi.

Kerim Balcı, İsraillilere nasihat ediyor: Afrikayı Türklerle birlikte sömürürseniz, Mavi Marmara gibi olaylarda Türk şirketleri ve halkı İsrail ilişkileri bozulmasın diye tepki verir. İşte eski ilişkilerdeki boşlukları bir istihbarat uzmanı gibi tespit eden o satırlar:

“Bir kriz yaşandığında köprülerin atılmasına engel olacak üçlü angajmanlar yoktu. Söz gelimi Türk ve İsrailli tarım mühendisleri birlikte Afrika’da tarım arazisi zenginleştirmesi çalışması yapmıyorlardı. Eğer bu yapılıyor olsaydı, siyasi ilişkilerdeki bir kriz, üçüncü ülke hesaba katılmaksızın sivil topluma yansımazdı. Sanıyorum her iki ülkede de bu durum idrak edilmiş durumda ve bundan sonra ilişkilerin bu eksik ayağı tesis edilecek.”

Bitmedi!

Balcı, İsrail’in Mavi Marmara’dan dolayı özür dilemesi ve Gazze ablukasının kaldırılması konusunda İsraillileri rahatlatacak bir çözümleme yapıyor ve İsrail’in taktiğinin Türkiye tarafından yenilmiş bir zoka olduğunu ima ediyor:

“Elbette Türkiye’nin Gazze ablukası ile alakalı öne sürdüğü uygulama şartları İsrail’in kolay kolay yerine getirebilecekleri şeyler değil. Dahası bu şartlar kontrol edilebilir şeyler de değiller. Bunların bir yüz kurtarma çabası olduğunu zannediyorum. Netanyahu da özrünü, yaşanmış olan olaylarla alakalı bir kanaat değişimine değil de Suriye’deki şartların değişimine bağlarken benzer bir hamle yapıyordu. Siyasilere bu kadar manevra alanı sağlamak gerekir bence.”

Bitmedi!

Balcı’ya göre İsrail’le ilişkilerin kötüleşmesi sadece diplomatikti. Bu büyük bir iddia. Buna hükümetin ve Başbakan’ın cevap vermesi gerekir. İşte o cümleler:

“Yaşanan olaylardan sadece ordular ve hükümetler değil, halklar da dersler çıkardı. İşadamları da dersler çıkardı. Öncelikle siyasi krizlerin artık ekonomik krizleri tetiklemediğini gördük. Büyükelçiler geri çekildiklerinde bile karşılıklı ticaret artmaya devam etti. İkincisi, turizmin halklar arası ilişki anlamında yeterli olmadığını da gördük.”

Bitmedi!

Yazılarında Türklerle Arapların ortak yaşam havzasına dair çözümlemelere, tespitlere, ortak payda vurgularına rastlanmayan Kerim Balcı, bakın Türk Yahudi havzasını(!) ise nasıl tanımlamış:

“Türk-Yahudi ilişkileri Türkiye-İsrail ilişkilerinin tarihi ve kültürel arka planını oluşturur. Bu açıdan bakıldığında tarihi altmış yılı biraz geçmiş iki ülke ilişkilerinden değil, bin yılı aşkın bir ortak yaşam ilişkisinden bahsediyoruz.(…) İki ulus, yer yer acılar da içeren, ama ağırlıklı olarak barışçıl ilişkiler geliştirmişlerdir. Türkler ve İsrailliler zaman içinde Akdenizlileşmiş milletlerdir. Ortak bir kültürün havasını kokluyoruz. İsrail’in güçlü bir mutfağı yok ama iyi yemek yiyen insanları var. Damak tatlarımız uyuşuyor. Müzik zevklerimiz uyuşuyor. Tek kelime bilmeden Türk dizilerini seyredip hüngür hüngür ağlayan İsrailliler tanıdım ben. Bunlar sağlıklı bir halklar arası ilişki için çok değerli veriler.”

Zaman yazarı Balcı için Filistin topraklarının işgal edilmesinin, milyonlarca Filistinlinin evlerinin yıkılıp sürgün edilmesinin, Kudüs’ün işgal altında olmasının, katliamların hiçbir anlamı yok; Müslümanların ve Türklerin kızgınlığının sebebi sadece Mescid-i Aksa’da namaz kılma sıkıntısı! Üstelik “İsrail kızılacak şeyler yapıyor” derken bile Türklerin kızgınlığının daha çok hurafelerden kaynaklandığını hemen aynı cümleye sıkıştırmayı ihmal etmiyor. Balcı’ya göre kızgınlıkların çoğu hurafeden dolayı ve bu hurafelerden doğan kızgınlıklar Antisemitizm üretir! İşte o cümleler:

“İnsan bilmediğinin düşmanıdır. Türkiye’de İsrail’e çok kızgın insanlar var. Doğrusu İsrail çok kızılacak şeyler de yapıyor. Ama çoğunluk kızgınlıklar haklı sebeplere değil, haksız hurafelere dayanıyor. Söz gelimi Aksa Camii’ne Müslümanların rahatlıkla girip ibadet edebildiklerini gören Türklerin kızgınlıkları yatışacaktır. İsrail parlamentosunda mescit olduğunu bilenler, dindar Arapların İsrail’de seçimlere girip milletvekili çıkardıklarını bilenler olaylara farklı bir pencereden bakacaklardır. Kızgınlık, işgal olduğu müddetçe bitmez, devam eder. Ama doğru bilgiye dayanan kızgınlık, doğru politikalar üretmeyi sağlar. Yanlış bilgiye dayanan kızgınlık ise ancak antisemitizm üretir.”

Bitmedi!

Zaman yazarı Balcı, Siyonistlere bir strateji uzmanı gibi tavsiyelerde bulunmaya devam ediyor. Bir Müslümanın asla sahip olamayacağı zihin refleksiyle bakın Türkiye’yi de içine alacak biçimde İsrail’i hangi alanlarda rol almaya çağırıyor:

“İki ülke arasında uluslararası ilişkilerde işbirliği alanlarının mühim olanlarıyla acil olanları örtüşmüyor. Acil olan işbirliği alanları Suriye’nin kaosa sürüklenmeksizin ve ülkedeki kitle imha silahları terör örgütlerinin eline geçmeksizin sağlıklı bir şekilde dönüştürülmesi ve tabi İran’ın nükleer silah edinmesine engel olunması. Ama bunlar en mühim konular değil. Asıl mühim konular dev bir sorun olarak büyümekte olan Selefi Cihatçı hareketin İslam dünyasında yayılmasına set olmak; bu çerçevede Hamas’ın bir an önce İsrail’le masaya oturmasını sağlamak ve Ürdün’ün dağılmasına engel olmak.

Elinde nükleer silahlar olan bir İran her iki ülke için tehdit olmakla birlikte Lübnan’dan, Suriye, Irak, Bahreyn, Güney Arabistan ve Yemen üzerinden Şii hilalini tamamlamış olan ve dünya petrolünün yüzde seksenine hükmeden bir İran da o kadar tehlikelidir. Nükleer tesisler her zaman bombalanabilir. Ama petrol kuyuları bombalanamaz. Türkiye ve İsrail, İran ve Şii yayılmacılığı konusunda aynı politikayı benimsemek zorunda değiller, ama aynı neticeyi verecek farklı politikalar konusunda uzlaşmak zorundalar.”

Bu bakış açısının bir Türklere/Kürtlere/Araplara/ Farslara, Müslümanlara ait olabileceğini düşünmek zor. Neresinden tutarsan tut buram buram İsrail çıkarlarına göre konuşan bir kişi karşınızda:

“Hamas’ın İsrail’le masaya oturmasını sağlamak” !

Peki, İsrail’in Hamas’ın bir isteğini yerine getirmesini sağlamak cümlesi yazarın aklına neden gelmiyor?

Kerim Balcı’nın Siyonistlerin dilinin aynısını kullandığı ve büyük tartışmalara neden olacağı anlaşılan bu analizlerinin tam metnini aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz. Yıllardır İsrail yanlısı haber ve analizleriyle dikkat çeken Kerim Balcı’nın bu son çıkışı, “İsrail lobisinin Türkiye ve Hizmet içindeki temsilcisi Zaman yazarı Kerim Balcı mıdır?” sorusunu ciddi olarak gündeme getireceği sanılıyor.

Zaman gazetesi yönetiminin de bu konuda bir çift sözü olacak mı? Merakla bekleniyor!

Haber10



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211