Son yıllarımız, kim ne derse desin, 'kâbûs yılları'dır. Gün geçmiyor ki, askerlerimize, polislerimize ve mâsûm insanlarımıza yapılan saldırılar sonucunda ölenlerin cenâzeleriyle karşılaşmayalım, gözyaşına, mâteme boğulmayalım.

Umûmî âsâyişsizlik yanında, terörün sebebiyet verdiği bu azgınlık, maalesef, tedbirlerin, gereken zamanda  ve gereken tarzda  alınmaması/alınamamasıyla da, cemiyet hayatımızı sarsar olmuştur.

İktisâdî kayıplarımız bir yana, belki de çok az kişinin üzerinde durduğu p(i)sikolojik ve ahlâkî tahribatla, zaman israfımız çok ileri safhalara ulaşmıştır.    

Hâdiselerin üzerine gidilmemekte midir/gidilememekte midir bilemiyorum, vaziyet budur  ve sâdece 'yakınma" ve "dert anlatma" ile, vakit geçirilmektedir .

Şu var ki, hâdiseleri, ' görünen üzerinden' tahlil etmek istediğimizde her şey âşikârdır: Bilhassa, Güney Doğu illerimizin bir çoğu harabe hâlindedir. Yine başta Güney Doğu illerimiz olmak üzere, Karadeniz Bölgemiz dâhil,  Akdeniz ve Ege sâhilleri, İç Anadolu, "göçmen"lerin âdeta işgalindedir.

Bunların getirdiği sosyal dengesizlik hat safhadadır ve mes'ullerin ilgisizliği de aynı umursamazlıktadır. Bu durum, umûmî ahlâk bakımdan olduğu kadar, dilenen bu kişilerin zaman zaman câmi içlerine kadar  girmesi, sık sık kapı zillerini çalmaları, işin ayrı ve vahim bir tarafını teşkil etmekte ve başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere her yaştaki insanımız bundan tedirginlik duymaktadır.

Bin yıldan bu yana, Anadolu coğrafyası, elbette ki, şehitler mekânı olmuştur.
Fakat;  Anadolu coğrafyasında, iç çekişmeler yüzünden, Cumhuriyet'in ilânından bu yana bu kadar şehit cenâzesi kaldırılmış mıdır, düşünmek lâzımdır.

Şehit anaları başta olmak üzere, şehit babaları, dedeleri, nineleri, ablaları, ağabeyleri, kardeşleri, dayıları, halaları, teyzeleri, amcaları ve safha safha bütün millet, gözyaşına boğulmuştur/ boğulmaktadır.

Terörde ne kırılan bel, ne susturulan dil vardır; elbette ki, ne de tetik çeken eller bükülüp  parçalanabilmiştir!..

Bu hususta,  yapılan son hamlelerden, biraz ümitli olduğumu söylemekle iktifâ ediyorum!..
Bir tarafta "şehitlik mertebesi"nin ulvîliğinin iftihar vesîlesi oluşu, dîğer taraftan ise, ihmâlin, güyâ temkinin, güyâ  itidalin netîcesi olarak gelinen noktada zayıf irâdenin, tâvizin ve icraat noksanlığının bizi  getirdiği yerin iç açıcı olduğunu söylemek ve kabûllenmek hiç de mümkün değildir / görünmemektedir.

    Sâdece 2016 yılı îtibâriyle düşünüldüğünde bile, durumun vahameti kendini göstermektedir. Nasıl mı?

     Yer:  Ankara/Çankaya. Târih:  17 Şubat. 28 şehit.
     Yer : Ankara/Kızılay. Târih: 13 Mart. 34 şehit.
     Yer:  Gaziantep. Târih: 1 Mayıs. 2 şehit.
     Yer:  Diyarbakır/ Dürümlü.  Târih: 12 Mayıs. 16 şehit.
     Yer : İstanbul/Vezneciler. Târih: 7 Haziran. 12 şehit.
     Yer:  Midyat. Târih: 8 Haziran. 4 şehit.
      Yer: İstanbul/Atatürk Hava Limanı. Tarih: 28 Haziran. 45 ölü.
       Yer:  Türkiye. Târih : 15 Temmuz. 246 şehit.
      Yer: Gaziantep  Târih: 20 Ağustos. 57 ölü.
      Yer: Cizre. Târih: 26 Ağustos. 12 şehit.
      Yer: Hakkari/Şemdinli. Târih: 9 Ekim. 18 şehit.
      Yer: Bingöl, Hakkari/Çukurca, Diyarbakır/Hani. Târih: 27 Ekim. 4 şehit.
      Yer: Hakkari/Dağlıca. Târih: 31 Ekim. 3 şehit.
      Yer: Hakkari/Çukurca. Târih: 1 kasım. 9 şehit.
      Ve; en son olması dileğimizle, en son:
      Yer: Diyarbakır/Bağlar. Târih: 4 Kasım. 11 şehit.
      .......
        Şüphesiz ki, bu listeye kayıt edemediğimiz daha niceleri vardır.
        Dîğer taraftan; şehit âilelerinin feverânı  da apayrı bir mevzûdur:
        "Kurban olurum sana"; "Ali'm beni bırakma, ne olur gel"; "Hepiniz benim oğlumsunuz hepiniz bu vatanın kahraman askerlerisiniz"; "Sensiz ne yaparız"; "Oğlum bu vatana feda olsun"; "Bana, bir gün şehit olursam ağlama aşkım" dedin. Ağlamayacağım, o üzülmesin. Zalimleri sevindirmeyeceğim"; "Şehidim gülüyor vallahi benim. Gururluyum, vatan sağ olsun kuzum"...

Samsun'un Vezirköprü ilçesinden bir başka şehit anası ise, yirmi bin kişinin katıldığı cenâze töreni sırasında, tabutuna sarılarak, herkese, belki de hepimize tercüman olacak bir şahlanışla, Diyarbakır/ Hani'de şehit edilen 23 yaşındaki Jandarma Uzman Çavuş olan oğlu Adnan Uluışık  için şöyle gözyaşı döküyor ve şöyle yalvarıyordu:

" OĞLUM BİZE HAKKINI HELÂL ET!.."     

Evet, şehit anası Fatma Uluışık, bize, kimin kime hakkını helâl etmesi gerektiğini de bu sözleriyle öğretmiş oluyordu.

İmam efendinin, k(ı)ravatlı, ütülü elbiseli, saçı taralı, çevresini  ben de buradayım  dercesine süzen  zatlar önünde: "Şehidimize hakkınızı helâl ediyor musunuz?"  hitabı ve  mukabili olarak da: "Helâl olsun!" kükreyişiyle değil; "Bu tabutta yatan şehidin, Rabb'imiz katındaki makamı inşâ-Allah çok yüksektir. Duâmız olsun ki, bu şehidimiz âhirette, bizlerden dâvâcı olmasın ve  bizlere de şefaatçi olsun!"  deyişini ve cemaatin de, boyun bükerek, bu söze : "Âmin!" demesini beklerdim.

Ömründe; tabutundan başka hiçbir şeyini görmemiş, tek nefeslik, tek kelimelik sesini duymamışların, canını,  Allah rızâsı için fedâ etmiş 'kişi'  için 'helâl ettikleri hak' nedir, onu anlayamıyorum.
Çünkü;  Allahü teâlâ: "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Onlar diridirler."(Âl-i İmrân,170/Bakara, 154) buyurmaktadır.

Ve yine buyurulmaktadır ki: " O gün, Allah ü teâlânın kendisine şefâat etmeye izin verdiği ve sözünden hoşnûd olduğu kimselerden başkasının şefâati fayda vermez."(Tâhâ, 109)

Şefâat ise: " Kıyâmet günü, Allahü teâlânın izni ile, başta Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem olmak üzere, dîğer peygamberler, âlimler, şehîdler, sâlihler (iyi kimseler) ve küçük yaşta ölen müslüman çocuklar ve Allahü teâlânın izin verdiklerinin günâhkâr olan mü'minlerin günahlarının  affedilmesi, cennetlik olanların da Cennet'te derecelerinin artması için Allahü teâlâdan istemeleri, bu hususta vasıta olmaları"dır. (Bknz. Dînî Terimler Sözlüğü, Cild:2, Türkiye Gazetesi Yayınları, İstanbul, Târihsiz, Sf. 203)

O hâlde; şehit anası Fatma Uluışık'ın sözleri çok önemlidir ve bu sözlere kulak kesilmemiz gerekir!..
Dîni, vatanı,  bayrağı, nâmusu, şerefi için gencecik yaşlarında canlarını fedâ eden bu insanları anarken bile çok dikkatli olunmalıdır.

Hepimiz, bu vatanın bu asîl ve yiğit evlâtlarına Allahü teâlâdan rahmet dileyelim.
Onların,  bizlere, haklarını helâl etmeleri ve şefâatçi olmaları için duâ edelim.
 

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211