Şâirler Sultanı Üstâd Necip Fâzıl'a Vefâ

M. Hâlistin Kukul

M. Hâlistin Kukul



27 Ocak 2014, 16:17

M.HÂLİSTİN KUKUL ve NECATTİN DEMİRTAŞ'DAN

Şâirler Sultanı Üstâd Necip Fâzıl'a Vefâ :


( Muhterem Okuyucu; Samsun İlkadım Belediye Başkanlığı, 'altın değerinde üç eser' yayınladı. Bunlar; Doç. Dr. Şahin Köktürk tarafından hazırlanan "Samsunlu Âşık Kemâlî Bülbül, Hayatı-Sanatı-Şiirleri" (2011); Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu tarafından hazırlanan "İlk Çağdan Osmanlılara Samsun" (2012) ve Şâir - Yazar M. Hâlistin Kukul tarafından yazılan Necip Fâzıl'ın fikir ve san'at dünyâsını anlatan "Çilenin Sultanı" adlı eserlerdir. Biz, burada, yazarıyla, "Çilenin Sultanı" hakkında sohbet edeceğiz.)

MÜLÂKAT: RAMAZAN ÇAĞLAR

ÇAĞLAR- Sayın Hocam; şiir, hikâye, tiyatro, deneme, inceleme ve hattâ mektup tarzında eserleriniz var. Peki; Çilenin Sultanı nasıl doğdu, diye sorsam, neler dersiniz?

KUKUL- Çilenin Sultanı, sâdece yaşadığı asra değil, gelecek asırlara da hem fikir hem de san'at bakımından büyük çapta tesir edecek olan Sultanü'ş-Şuarâ unvanına sâhip, büyük bir mütefekkir hakkında yazdıklarımı hâvî bir eserdir. Otuz yıldan beri, Üstâd Necip Fâzıl'ın, bilhassa şiirleri hakkında yazdıklarımdan meydana gelmiştir. Bunda, O'nun şiiri hakkında umûmî görüşlerim ve tahlillerim yer alıyor. Necip Fâzıl'ın eserleri üzerinde düşünmek zor iştir. Düşündürmesindeki bu zorluk, ilgimi daha da artırmıştır.

ÇAĞLAR- Üstâd'ın şiirleri hakkında değişik gazetelerde ve dergilerinde yazdığınız makaleleri kitap hâline getirdiniz, öyle mi?

KUKUL- Evet, tamamen öyle! Tabiî ki, bununla, Necip Fâzıl hakkında yapılan ve yaptığım çalışmaların yeterli olduğunu söylememiz asla mümkün değildir. Gerek üniversite içi ve gerekse üniversite dışında makale veya tez seviyesinde istenen durumda değiliz. Bununla beraber, bu hususta, Çilenin Sultanı'nın önemli bir yer doldurduğunu da düşünüyorum.

ÇAĞLAR- Necip Fâzıl vefât edeli otuz yılı aştı. Sözlerinizden, edebî ve târihî şahsiyetlerimizi ihmâl ettiğimizi anlıyorum. Sizce, bunun sebebi nedir?

KUKUL- İhmâl belki hafif kalır ammâ onun yerine de başka kelime bulamıyorum. Biz, Ahmed Yesevî'yi, Yûsuf Has Hâcib'i, Kâşgarlı Mahmud'u, Mevlâna'yı, Yûnus Emre'yi ve daha nice kıymetlerimizi, bunca zamandır hakkıyla tanıyıp tanıtamadık ki, sıra Necip Fâzıl'a gelsin.

Bilinmelidir ki, bunlar, sathî bakışlarla, 'bir kitap yeter', deyip geçilemeyecek şahsiyetlerdir. Herbiri, değişik cephelerini ele alan kitaplarla hatırlanmalıdır. Kitap, kültürümüzün ana unsurudur,temelidir. Öyle olmak zorundadır. Israrla söylüyorum; en büyük kültür hizmeti kitaba yapılan yatırımdır. Çünkü; kitaba yapılan yatırım, doğrudan doğruya insana ve geleceğe yapılmış olur. Zor, ciddî fakat en faydalı iştir. Kitap; bilgi hazînesi demektir. Tecrübelerin biriktiği/toplandığı yuvalardır.

ÇAĞLAR- Bu hususu biraz daha açmanız mümkün müdür? Kitap mes'elesinde, sanki bize mahsus bir 'buhran' yaşanıyor, doğru mu?

KUKUL- Doğru! Buhranı kendimiz üretiyoruz. İnsanımızı tanımıyoruz. Kendi millî yapımıza göre sistemimizi kuramıyoruz. Okullarımızda çocuklarımız, gençlerimiz ve evde/sokakta da insanımız kitaba âdeta öcü gibi bakıyor. Kitaptan , bizim kadar 'korkan' bir cemiyet var mı bilmiyorum!

Bakınız; Peygamber Efendimiz, bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyuruyorlar: " İlmi yazıya bağlayınız" Yazıya bağlanmamış bilgi, bilgi midir? Böyle bir şey olabilir mi? Şâyet İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş Bey'in kitap sevdâsı olmasaydı, açıkça söylüyorum, bu kitap yine raflarda kâğıt olarak kalırdı. Çünkü, bu tür eserlerin basılması çok zor. Herkes, kitap işine de patates, limon, domates satar gibi ticârî bakıyor! Kitabın, medeniyet olduğunu düşünenimiz çok az!

ÇAĞLAR- İşin özüne, milletlerarası seviyede nüfûz edemiyoruz değil mi?

KUKUL- Okumanın önemini bir türlü kavrayamıyoruz. Sanki, sâdece okula gidenler okurmuş veya okumalıymış gibi bir anlayış, bir zihniyet mevcut. Bakınız; Çilenin Sultanı'nın kitap hâline getirilmesi için, 2003 yılı sonuna doğru, -2004'ün, Necip Fâzıl'ın doğumunun 100. yılı olması münâsebetiyle - Kültür Ve Turizm Bakanlığı'na gönderdim. O zamanki ismi, bu değildi. 'Şâirler Sultanı Necip Fâzıl'dı. Bir de, aynı tarzda hazırlamış olduğum " Mehmet Âkif'in Şiir Dünyâsı'ndan" adlı çalışmam vardı. İkisini birden, ilgili bakanlığa arzettim.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphâneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü'nden bana gelen cevap gerçekten hüzün vericidir. 08 Ocak 2004 târihli cevâbî yazıda, sözünü ettiğim eserlerimin basılmasının mümkün olamayacağını ifade ettiler. Yazıda aynen şöyle deniliyordu:

" Bakanlığımız "kısıtlı bütçe imkanlarına bağlı olarak gelişen sınırlı sayıda yayın yapılabilmesinin yanı sıra Türk Edebiyatının dışa açılması çalışmaları çerçevesinde kültürel dinamizmi ve yaratıcılığı destekleyecek ve kültürümüzün yurtdışında tanıtımını sağlayacak projeleri uygulamaya geçirebileceği" bir yayın stratejisi izleyecektir."

ÇAĞLAR- Ne demek bu; oldukça karmaşık bir ifade?

KUKUL- Karmaşık tabiî! Ne anlıyorsanız, ne anladıysanız o! Böyle bir cümleyi kim kurabilir? Hani inceltme, kesme işâretleri? Nerede virgül, noktalı virgül vs.? Bir de kullanılan dile bakınız: "dinamizm, proje, strateji" , hâşâ "yaratıcılık" ve " izlemek" , bir kültür bakanlığı lisanı mıdır, bu? Kurulan cümle de zâten ismen cümle, o kadar! "Türk Edebiyatının dışa açılması çalışmaları çerçevesinde", acaba,neyin "çerçevesi"dir bu?

"Dışa", şâyet, Necip Fâzıl gibi biriyle açılmayacaksan, kiminle açılacaksın veya kiminle açıldın, diye sormamız gerekmez mi? Bu lisanla, hangi "kültür" ve hangi "dinamizm"in , "stratejik proje"sini uygulayacaksın?

ÇAĞLAR- Yâni, bakanlığın yapamadığı bir faaliyeti, bir belediye mi yaptı demek istiyorsunuz?

KUKUL- Evet, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yapamadığını Samsun İlkadım Belediye Başkanlığı yaptı. Fakat, aradan tam on yıl geçti, dile kolay! Yazık değil mi?

Bir ülke düşününüz ki, UNESCO istatistiklerine göre kitap okuma sıralamasında dünyada 86. sıradadır ve kitap okuma oranı da "binde bir"dir. Bunların sebebini nerelerde ararsınız? Elbette, Millî Eğitim ve Kültür Bakanlıkları'nın yetersizliklerinde. Şâyet bu bakanlıklar vazîfelerini yapmış olsalar, bizim çocuklarımıza ve gençlerimize okuma aşkını ve zevkini verebilecek sistemi teşekkül ettirebilseler neler başaramayız ki! Bizim insanımızın nesi noksan ki, okuma nispetleri bu kadar düşüktür. Yanlış mı düşünüyorum?

ÇAĞLAR- Hayır Hocam, yanlış söylemiyorsunuz da, bunun çaresi nasıl bulunacak?

KUKUL- İlkönce, evet ilkönce, inandığımız dinin emirlerini yerine getireceğiz. Mukaddes kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'de, Alak sûresinin birinci âyetinde, Yüce Rabb'imiz şöyle buyurmaktadır: " (Her şeyi) yaratan Rabbinin adiyle oku." Demek ki, önce bu emre kulak vereceğiz. Fert fert ve cemiyet olarak istisnâsız hepimiz!

Sonra; Kâinatın Efendisi'ni dinleyeceğiz: "Dünyayı isteyen ilme sarılsın, âhıreti isteyen ilme sarılsın, ikisini birlikte isteyen ilme sarılsın."

Daha sonra? Dünyâyı tanıyacağız. Dünyâ milletleri ne yapıyorlar, hangi ilmî usûlleri tatbik ediyorlar, öğreneceğiz, bileceğiz. Gençliklerini nasıl yetiştiriyorlar, yakın tâkipçisi olacağız. Yeter mi? Hayır, yetmez! Kitabı, aşk derecesinde seveceğiz ve sevdireceğiz. Herkes tarafından paylaşılan, büyük millî hedeflerimiz olmalı! Zihnî ve bedenî uyuşukluk, vurdumduymazlık ve nemelâzımcılıktan kurtulmalıyız!

ÇAĞLAR- Hazret-i Ali, "Çocuklarınızı sizin yaşadığınız çağa göre değil, onların yaşayacağı çağa göre yetiştirin" buyurmuştur. Biz, niçin, bu sözleri dâimâ kulak ardı ettik?

KUKUL- İlim hazînesine bizi ulaştıracak olan müesseseler 'üniversite'lerdir. Bugün, bunlar, maalesef çeşitli sebeplerden dolayı verimli çalışamıyorlar. İlme/okumaya önem vermeyen cemiyetler, 'hâkim' değil, 'mahkûm' cemiyetlerdir.

Bakınız; yol, köprü, bina, kanalizasyon, park...hepsi, hepsi lüzûmlu ve önemlidir. Yaptığınız köprünün üstünden geçenler, o köprü yıkılıncaya kadar ondan ve onu yapandan söz ederler. Târihî ise, ve bir san'at değeri varsa o ayrı! Yol, asfalt veya parke yapılabilir ammâ sonra gelen onların hepsini değiştirebilir. Öyle zaman gelir ki, kim yaptı diye, soran bile çıkmayabilir!

Şunu söyleyebilirim ki, ÇİLENİN SULTANI, şu ânda,hemen hemen Türkiye'nin her şehrinde okunmaktadır. Hemen hemen her şehrinin bir kitaplığına girmiştir. Birçok üniversite kütüphânesine kayıtlanmıştır.Türk milleti, bir büyük şâiri ve mütefekkiriyle buluşturulmuş, kucaklaştırılmıştır.

İnanıyorum ki, bundan, benim kadar İlkadım Belediye Başkanı Necattin Demirtaş da bahtiyardır.

Zâten, Çilenin Sultanı'na yazdığı "Takdîm"de, Demirtaş, şunları söylüyor: " Bizim medeniyetimizin adı; 'kitap medeniyeti'dir.(... ) Kitap yazmaya ve okumaya önem vermeyen milletler, mâzînin bilgi ve tecrübelerinden-maalesef-mahrûm olurlar. Bilinmelidir ki; gelecek, okuyan toplumların hâkimiyetinde olacaktır.

Ve yine bilinmelidir ki; tahrip olan yollar tekrar yapılabilir; çöken köprüler, binalar, kanalizasyonlar daha yenileriyle değiştirilebilir. Ammâ, bir kitabın kalıcılığı ve nesiller boyu yapacağı hizmet, hiçbir şeyle ölçülemez."

Bilelim ki, bizler, şehitlerimiz, gaazilerimiz ve âlimlerimizle ayaktayız.

Samimî duygularla, onların yolundan yürüyenlere ne mutlu! İnşâ-Allah, bizler de, o kafilelerle beraber oluruz! Bütün mes'ele bunda!

ÇAĞLAR- Sayın Hocam, son bir sorum olacak: Necip Fâzıl, bugün yaşasaydı?..

KUKUL-Yâni, tahminde bulunalım, diyorsunuz. Necip Fâzıl, bugün hayatta olsaydı, vaziyeti nasıl değerlendirirdi? Zor iş!..Şöyle diyeyim: Meselâ, şu mısralarını tekrar edebilirdi:

" Aman efendim, aman! / Galiba Âhir Zaman!

Manzarası yurdumun /Tufan gününden yaman!

Görmez göz aydınlıkta;/Âsümanadek duman.

Yer dumanmış ne çıkar,/Duman dolu âsüman.

Türk evi delik deşik; /Yıkık dökük hânüman."

Meselâ; bir de şu mısraları haykırabilirdi, sanıyorum:

"Şu dil belâsı nedir / Vakvaka ve lâklâka.

Mektep isyân ocağı / İmana ve ahlâka.

Son moda bölücülük, / Türk'ü bastırmak faka.

Türkiye'de Türk'e yok,/ Köşe, bucak, mıntıka.

Her yandan kuşatılmış, /Her taraftan abluka."

Necip Fâzıl bu! Nerede ne söyleyeceğini kestirmek çok zor!

ÇAĞLAR- Teşekkür ederim Hocam!

KUKUL- Ben de teşekkür ederim, Sayın Çağlar! Sağolun!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.