Eczacı gözüyle Bonzai ve Madde Bağımlılığı
 Pharmactive İlaç Firmasının sponsorluğunda Samsun 6. Bölge Eczacı Odasının 12. Eğitim Günleri hız kesmeden devam etmekte. Önceki gün Samsun Anemon Otelde Bonzai ve Madde Bağımlılığına Eczacılık Yaklaşımı ile Narkotik Açıdan Madde Bağımlılığı konuları hakkında bilgiler verildi. Eğitim Günlerinde ayrıca TEB 2. Başkanı Ecz. Arman Üney’de Smart Eczacılık hakkında meslektaşlarını bilgilendirdi.

Samsun 6. Bölge Eczacı Odasının 12. Eğitim Günlerinde Türk Eczacıları Birliği, Eczacılık Akademisi Üsküdar Üniversitesi Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Prof.Dr. Tayfun Uzbay ve Samsun Emniyet Müdürlüğünden Narkotik Şube Müdürlüğünden Narkotik Uzmanı Polis Memuru Yavuz Alp’in, Samsun Anemon Otelde gerçekleşen eğitimin sponsorluğunu yapan Pharmactive İlaç firmasının Samsun Bölge Müdürleri Mehmet Gül ve Gökhan Özdinç’de, konuklara Pharmactive İlaçlarıyla ilgili bir sunum gerçekleştirdiler.

Meslektaşlarına hitaben ilk olarak ev sahibi Samsun Eczacılar Odası Başkanı Ecz. Onur Ferhat Karacan, konuşmasında şunları söyledi. “Göreve geldiğimiz günden bu yana her aya bir yeni eğitim yapmak suretiyle siz meslektaşlarımıza mesleki anlamda yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bugün de burada Eğitim Günlerimizin 12. de sizlerle birlikte olmaktan onur duymaktayız. Sosyal bir sorumluluk olan uyuşturucuyla madde bağımlılığla mücadele de eczacının rollerini işleme kararını aldık. Eczanelerimizde yapabileceklerimizi burada hep birlikte paylaşmaya çalışacağız. Yine Mayıs ayı içinde 9 Mayıs tarihinde Alt Üriner Sistem hastalıkların tedavisindeki yaklaşımlarla ilgili bir eğitimimiz daha olacaktır. Onunda şimdiden siz meslektaşlarıma duyurmak isterim. Böylesine yararlı konuları işleyerek hem okulda öğrendiklerimizi hem de güncel gelişmeleri pekiştirmiş olacağız. Bilindiği üzere biz eczacılar ülkenin her bir yanına dağılmış kılcal damarlarıyız. Bunu halkımıza ve meslektaşlarımıza her fırsatta hissettirmemiz gerektiğine inanarak bu çalışmalarımızı yapmaktayız. Hiçbir zaman eczacı kimliğimizi unutmamız gerektiği için TEB 2. Başkanımız Ecz. Arman Üney birazdan size yeni bir projenin yaşama geçirilmesiyle ilgili konuşmasını yapacaktır. Bugüne kadar yaptıklarımızla ilgili birer kitapçık hazırlayıp sizlere sunmayı düşünüyoruz. Örneğin bu ay sonuna kadar Astım ve KOAH kitapçıklarımız sizlerin elleriniz olacaktır. Oda başkanınız olarak benim sizlerden ricam bu tür etkinliklerimize olabildiğince yüksek katılım sağlayalım. Çünkü bu tür etkinlikler ve organizasyonlar yüksek katılımlı olduğunda çok verimli hale gelmekte. Gücümüzü bu şekilde ortaya koyabiliriz. Oda hizmet binamızın temelini umarız Mayıs ayı sonuna kadar yetiştirip temelini hep birlikte atarız. Bu işler biliyorsunuz 3-5 kişiyle ya da 7 kişilik yönetim kuruluyla ya da yedeklerle olmuyor. Bütün Eczacılar bir araya geldiğimizde anlamlı ve verimli oluyor. Aksi takdirde kısır bir döngüde yürür gideriz. Çok önemli ve bizi bir arada tutacak olan kooperatifler. Bu konuda ki çalışmalara da katılımınız bizim için çok önemli. EDAK Samsun’a geldi ve fizibilite çalışmaları sonrasında Derebahçe’de bir bina tutarak yerleşmeye ve personel alımlarına başladılar. Birlikteliğimizin yolu kooperatifleşmekten de geçmektedir. Samsun Eczacı Odası olarak kooperatifleşmeyi her zaman sözde değil özde destekledik. Bu nedenle kooperatiflere üye olmanız menfaatiniz icabıdır. Bu tarz örgütlerin önemi ancak kaybedildiğinde anlaşılır. Ufak bir örnek vermek istiyorum. Cumartesi Anneleri Derneği diye bir dernek. İstanbul’da her cumartesi Galatasaray Lisesi önünde eylem yapmaktalar. Yaklaşık 20 yıldır çocuklarını bulamayan anneler, orada seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Ben bir tanesinin bile ben çocuğumu bulamadanım bu dernek benim işime yaramıyor diye vazgeçtiğini görmedim. Yırca’da zeytin ağaçlarının kesilmesinin ardından zeytin ağacına sarılarak ağlayan kadının fotoğrafını göstererek iş işten geçmeden önümüzdeki günlerde bizde aynı durumlara düşmemek adına şimdiden gardımızı almamız gerekir. Sinop’ta Hamsilos koyunu hepimiz biliyoruz. Cennetten bir bahçe gibi görünen Hamsilos koyuna Nükleer Santral girişimi var. Mersin Akkuyu’nun deniz kısmı temelleri geçtiğimiz hafta içinde atıldı. Sinop’ta da Nükleer Santral çalışmaları da kararlılıkla devam etmekte. Bizler Samsun Eczacı Odası olarak Nükleer Santrale HAYIR diyoruz. Nükleer enerjiye hayır YENİLENEBİLİR ENERJİYE EVET diyoruz. Önümüzdeki hafta 25 Nisan 2015’te Sinop’ta yapılacak olan NÜKLEER SANTRALLERE HAYIR mitingine Samsun Çevre Platformu olarak katılmaya karar verdik. Bu tarz varlıklara şimdi sahip çıkmaz isek sonradan eyvah ele geçmeyecektir. Bütün çalışmalarda sizlerin desteklerini gördük bu konuda da desteklerinizi bekliyoruz” diye konuştu.

Pharmactive İlaç firmasının Samsun Bölge Müdürleri Mehmet Gül ve Gökhan Özdinç’de, sponsor oldukları Samsun Eczacı Odasının Eğitim Günlerinin 12. de “çok yeni olan firmalarının (1,5 Yıllık) böylesine önemli bir etkinliğe neden olmasından dolayı çok mutlu olduklarını söylediler. Pharmactive İlaç firmasının en büyük mutluluğu burada verilen eğitimdeki mesajların yerine ulaşmasıdır. Yerine ulaşacağına olan inancımız da tamdır. Gençlerimizi madde bağımlılığı ve Bonzai gibi bir beladan kurtarmaya bir nebze olsun katkımız olduysa bu bizim için gurur kaynağıdır” dediler.

Narkotik Açıdan Madde Bağımlılığı konusunda Samsun Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü Narkotik Uzmanı Polis Memuru Yavuz Alp, sunumunda slayt gösterimi eşliğinde Samsun 6. Bölge eczacı Odası üyelerine uyuşturucu bağımlılığı ve bağımlılık yapan maddeler hakkında eczacılara bilgiler verdi. Verdiği bilgilerde şunları kaydetti. “Ailelerin çocuklarıyla nasıl daha iyi iletişim kurabileceklerini ve ailelerin çocuklarını uyuşturucudan uzak tutmak için yapılması gereken önleyici faktörleri anlattı. Uyuşturucu ve madde kullanımının ilk basamağının sigara ve alkol kullanımı olduğunu belirten Alp, “Çocuklarınızı uyuşturucu ve madde kullanımından korumak istiyorsanız çocuklarınızın yanında sigara ve alkol kullanmayın, çocuklarınızın kimler ile arkadaşlık yaptığını, nerelere gittiklerini onlara hissettirmeden kontrol edin. Arkadaşlarının ailesini tanıyın, tanışın. Aile içi sorunların yaşanması, ailenin ayrı yaşaması çocukların suça ve uyuşturucu madde kullanımına sürükleye biliyor. Çocuklarınızı uyuşturucu ve madde bağımlılığından uzak tutmak için, güçlü ve pozitif aile bağlarının olması bunun için samimi ve dostane yaklaşımda bulunulması, ön yargılar olmadan çocuğun dinlenmesi, sürekli iletişim halinde olunması, sorunların çözülmesinde birbirlerine destek verilmesi gerekiyor. Madde bağımlısı madde alabilmek için parasını bitirir. Parayı bitiren kişi yakınlarını kandırmaya başlar. Günü kurtarmak adına hırsızlık yapmaya başlar. Madde temini adına suç işlemeye zorlanır. Madde bağımlılığı ömür boyu süren bir hastalıktır, tam olarak iyileşmez ama düzelir. Kişi kendini maddeyi bırakmaya hazır hissetmelidir. Uyuşturucu veya uyuşturucu madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alarak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz" diye konuştu.

Eğitim Günlerinde son konuşmacısı olarak Eczacılık Akademisi Üsküdar Üniversitesi Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Prof.Dr. Tayfun Uzbay, sunumunda şunları ifade etti. “Teknolojinin gelişmesiyle birlikte madde bağımlılığı da çeşitleniyor. Gündemde gençlerin maddeye bağlı ölümleri yer alıyor. Özellikle sentetik marihuana, laboratuvar ortamında ot ve benzeri maddelerin kimyasal likitlerle spreylenmesi sonucu oluşturulan, normal marihuananın içinde bulunan THC maddesi gibi etki yapması beklenen bir uyuşturucu türüdür. İlk olarak 2004 yılında Avrupa’da üretildiğinde ‘’zararsız’’, ‘’marihuanaya yasal bir alternatif’’ ve ‘’tasarımcı uyuşturucusu’’ gibi açıklamalarla pazarlanmıştır. Ülkemizde son birkaç yıldır bulunmasına rağmen kullanımı çok hızla yaygınlaşmıştır. Geçtiğimiz günlerde uzun süredir sentetik kannabinoid bağımlısı iki gençle görüştüm. Gençler arasında hızla yayılan ‘nargilede sentetik kannabinoid içimi’ne vurgu yaptılar. Kamuoyunu aydınlatmakta ve uyarmakta fayda var. Sâdece sentetik maddelerin değil bütün uyuşturucu maddelerin hedefi genç nüfustur. Bağımlılık illeti her ülke için ciddî bir millî güvenlik sorunudur. Bu bütün dünyada böyledir. Geçtiğimiz haftalarda bir bilim insanının demeci çok dikkati çekti ve tartışıldı. Uyuşturucu bağımlılığına karşı ilaç geliştirme çalışmaları yapan Üsküdar Üniversitesi Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Tayfun Uzbay; Türkiye’de son yıllarda artan, sıvı kimyasal maddelerin karıştırılmasıyla elde edilen Bonzai’nin doğrudan doğruya genç nüfusa yönelik olarak yapılan biyolojik bir silah olabileceğini dile getirdi. Bonzai adı verilen sentetik uyuşturucu kullanımı sebebiyle meydana gelen ölümlerin “salgın” olarak adlandırılabileceğini belirtti ve “Bunun basit bir uyuşturucu meselesi olarak değerlendirilmemesi gerekir” dedi.

Prof. Dr. Uzbay, “Bonzai ölümlerinin kuşkuyla karşılanması gerektiğini ve Bonzai sebebiyle hayatını kaybeden gençlerin aileleri ile işbirliğine gidilerek otopsi yapılması gerektiğini söylüyor. “Bonzai’nin sentetik bir madde olduğu ve sürekli formülü değiştirildiği için tespit edilemediği söyleniyor. Bu bana bilimsel anlamda çok inandırıcı gelmiyor. Bunun içeriğinin ve ölen çocukların başka ne tür alışkanlıklarının olduğunun araştırılması gerekir. Bonzai içip ölmeyen de bir sürü insan var. Hayatını kaybedenler bu kimyasalı başka bir ilaçla birlikte mi alıyorlar? Vücut geliştirici mi kullanıyorlardı? Yoksa genetik yatkınlıklarından dolayı aldıkları bu kimyasalla karşılaştıkları için mi ölüyorlar? Yoksa bu maddeye başka bir zehir mi katılıyor? Bunları bilemiyoruz. Bunları çok dikkatli araştırmamız lazım. Sâdece belli yerlere baskın yaparak Bonzai problemi ile başa çıkmak mümkün değil. Çok yönlü laboratuvar çalışmaları ile ölümlere yol açan asıl maddenin ne olduğunun belirlenmesi gerekir. Bonzai basit bir uyuşturucu olayı değil bir biyolojik saldırı da olabilir. Ülkemizin güneyinde bir savaş var ve oradan çok fazla şeyler girip çıkıyor” şeklinde konuştu
.
Dünya tarihinde başka ülkelerde uyuşturucuya bağlı kitlesel ölümlerin meydana geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Uzbay, “20. Yüzyılın ikinci yarısında Amerika’da bir grup genç Parkinson’ular bulundu. Bir yaşlılık hastalığı olan Parkinson’un 20li yaşlardaki bu gençlerde görülmesi bilim dünyasında şaşkınlık uyandırmıştı. Bu arada uzman bir akademisyen, kendisine gelen gerek adlî gerekse tıbbî vakaları gözlemledikçe vahim durumun farkına varıyor ve vicdanının sesini dinleyerek ‘çok acil’ diye gönderdiği mektubunda aileleri uyarıyor ve âdeta haykırıyor: “Sentetik kannabinoid bağımlısı gençler son dönemlerde bu illeti nargilelerde içmeye başladılar. Bu durumu gören ya da bilen sanıyor ki gençler nargile içiyorlar. Oysa durum öyle göründüğü gibi değil. İçilen kesinlikle nargile değildir. Nargilede tüten duman, tütün değil sentetik zehirdir. Anne ve babaları uyarıyorum. Evdeki nargile düzeneklerini zaman kaybetmeden imha edin. Ne yazık ki çoğu nargile salonunun bu durumdan haberi bile yok. Sentetik kannobionidlerin öldürücü etkisi yazılı ve görüntülü medyada işlendikçe gençler ihbar edilme korkusuyla içecek yer bulmada zorlanıyor. Bu sefer de kimsenin şüphelenmeyeceği ve aklına getiremeyeceği nargile devreye giriyor. Nargile içilen ortamda tütün koyulan bölmenin yerine sentetik kannabinoid eklenerek gençler ne yazık ki bu zehiri ciğerlerine çekiyorlar. Konuyla ilgili olarak aileleri uyarmak ve dikkatlerini çekmek boynumuzun borcudur” dedi.

AİLELER NASIL FARKETMELİDİR?

Eczacılık Akademisi Üsküdar Üniversitesi Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Prof.Dr. Tayfun Uzbay; “Bazı ailelerin çocuklarının madde bağımlısı olduğunu 10 yıl veya 4 yıl sonra fark ettiklerini söylediklerini duydum. Ailelerin çok dikkat etmesi lâzım bu durumda çünkü yaşanan ölümlerin her geçen gün sayıları artmaktadır. Ebeveyn olarak görev sizlere düşüyor. Nasıl fark edilebilir: Eve geç geliyorsa, asabî davranıyorsa, cep telefonu çok sık çalıyorsa, gözbebekleri büyük veya gözleri kızarıksa, uyku hâli oluyorsa, içine kapanıksa ve kimseyle konuşmuyorsa, mide bulantısı, konuşma bozukluluğu varsa, ansızın aşırı tepki verip panikatak gibi bir davranış biçimine giriyorsa sizin de evlâdınız kullanıyor olabilir. Benim çocuğum kullanmaz demeyin. Alkol ile birlikte alındığı vakit ölümü hızlandıran bu madde adını tabak ya da taş üzerinde yetiştirilen (bon(tabak), sai (ağaç)) minyatür ağaçtan alır. Satıcıların gençlere “Bir fırt nedir ki? Bir fırt’tan bir şey olmaz. En fazla güleriz, eğleniriz, coşarız.” cahilliği ve söylemiyle sattığı, daha ilk kullanımında insanı ölüme götüren bu sinsi zehiri toplumun tüm kesimlerinin bilmesinde fayda var. Tıp otoritelerinin yaptıkları açıklamalara göre Bonzai, içindeki zehirli kimyasal maddelerin etkisini artırma amacıyla içine fare zehiri, saç spreyi gibi maddeler katılarak piyasaya sürülüyor. Bonzai etkisiyle yaşananlar: Panik atak, ölüm hissi, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi riski, aşırı kilo kaybı, terleme, kocaman sivilceler. Psikopati (kişilik bozukluğu) riskini artırması, yoğun bir açlık hissi, artan şekilde ağız kuruluğu, göğüs ağrısı, kan basıncında ve kalp ritminde artış, sürekli halsizlik, iştah kaybından dolayı zayıflama, göz kızarıklığı. İlk defa kullanımlarda, yüksek miktarda alınması durumunda ise bad trip denilen ve ölümle sonlanan vakalar da yaşanabiliyor” diye konuştu.

GENÇLER UYUŞTURUCUYA HAYIR DİYEBİLMELİ
Eczacılık Akademisi Üsküdar Üniversitesi Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (NPFUAM) Prof.Dr. Tayfun Uzbay; “Uzak dur, hayır de, ortamdan kaç. İnanma, korkma, çekinme, önemli olan sensin unutma. Sigara ortamında bulunma, uzattıklarında hayır demesini bil, konuşulanlara aldırma. Bırak ‘içemiyor, bilmiyor, çocuk, sübyan’ desinler, aldırma, sakın elini uzatma. Bir gün o el seni yakacak el olur unutma. Önce sigaradan geçer uyuşturucunun yolu. ESRAR BONZAİ EXTAZİ KOKAİN bunların ortamlarından uzak dur. Korkma zorla veremezler. Tehdit ederler, inanma sakın. ‘Bir kereden çok şey olur’ der narkotik polisi İsa ALTUN hocamız. Sakın içme, inan çok şey olur. En önemlisi, her şeyden önemlisi çevre. Sakın bilmediğin arkadaşınla bir yere gitme; kendinden, ailenden başka kimseye güvenme. Arkadaşlarına dikkat et, kolana meyve suyuna atarlar haberin olmaz. Gözleri irileşen, asabî, ağzı bozuk, özellikle façalı gençlerden uzak dur. Unutma her şeyden ve herkesten önce sen koruyacaksın kendini ve geleceğini ve seninle beraber doğacak nesillerini… Sen evlâdın kullansın ister misin? Bence istemezsin. O zaman sakın bunu kendi ailene yaşatma; koru kendini, hayallerini, ideallerini, gençliğini. Kimsenin senin verdiğin doğru kararlarını yıkmasına izin verme. Bir kere ’hayır ben KULLANMIYORUM’ de. Bunu dediğinde birçok şeyi başarmış olursun” şeklinde konuştu.

M.Rabi Özdemir



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211