'Ankara'nın Sürpriz Partisi MHP Olacak'
 MHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mevlüt Karakaya EtikHaber’e özel açıklamalarda bulundu.

Mevlüt Karakaya EtikHaber’in tüm sorularına açık ve samimi şekilde cevap verdi.

İşte Mevlüt Karakaya’nın EtikHaber’e verdiği röportaj:

ŞU AN ANKARA SOKAKLARINDA MHP’DEN BAŞKA ÇALIŞAN PARTİ YOK

EtikHaber: Sayın Karakaya, yoğun seçim çalışmalarınızdan bize ayırdığınız vakit için çok teşekkür ediyoruz. Yaklaşık 3 ay önce MHP’den Ankara Büyükşehir adaylığınız açıklandı. O günden bugüne gece-gündüz alandasınız. Biraz bugüne kadar yapmış olduğunuz çalışmalardan bahseder misiniz?

Mevlüt Karakaya: Öncelikle bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Ulusal medyada ciddî bir karartmaya tâbi tutulduğumuz şu günlerde, sunduğunuz bu imkân bizim için çok anlamlı ve değerli. Bu vesileyle size bir kez daha teşekkür ediyorum.

Efendim, sizin de dediğiniz gibi biz yaklaşık 3 aydır sahadayız. Çok yoğun bir tempoda Ankara’yı karış karış geziyoruz. Bu karış karış gezme tabirini de mecaz olarak söylemiyorum. Hakikaten Ankara’da değmediğimiz nokta kalmasın diye uğraşıyoruz. Özellikle Ankara’nın ilçelerine ve köylerine henüz hiçbir parti gidemedi, biz bu yerleşim yerlerinin ilk tur ziyaretlerini büyük oranda tamamladık. Allah’a şükür şu ana kadar buralarda bize büyük bir teveccüh olduğunu gördük. Ankara’nın merkez ilçelerini de ihmal etmiyoruz tabiî. Seçim iletişim merkezlerimizi bir bir faaliyete geçiriyoruz. Şu an Ankara sokaklarında MHP’den başka çalışan parti yok.

Bu arada geniş bir gönüllü kesim oluştu, bunların önemli bir bölümü nasıl seçim faaliyeti yürütüleceğini bilmeyen insanlar, ama bir şekilde memleketin ve Ankara’nın durumundan rahatsızlar. “Biz ne yapabiliriz?” duygusu içinde destek olmak istiyorlar. Şüphesiz bu büyük bir güç ve biz de bu gücü organize edip sonuç almak istiyoruz. Zaten buna mecburuz, çünkü medyanın yok sayma politikasını ancak gönüllü binlerin, on binlerin gayret ve dualarıyla değiştirebileceğiz. O yüzden ana yaklaşım olarak insanlara dokunmayı tercih ettik bugüne kadar. Bizim ekran başında verilen boş vaatlerle halkı kandırma ya da uyduruk tesisleri peyderpey açarak hizmet ediyor görüntüsü verme gibi bir niyetimiz yok. Çünkü biz “kem aletle kemalât olmayacağına” inananlardanız. Bu anlayışla da samimî bir biçimde kendimizi, partimizi ve dünyaya bakışımızı anlatmaya çalışıyoruz.

ANKARA’NIN SÜRPRİZ PARTİSİ MHP OLACAK

EtikHaber: Karşınızdaki rakipler AKP’den Melih Gökçek, CHP’den de “MHP’yi CHP’lileşmek”le suçlayarak MHP’den ayrılmış Mansur Yavaş. Bu adaylar karşısında şansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mevlüt Karakaya: Siyasette de normal hayatımda da çok iddialı laflar etmekten sakınırım, çünkü bunu bir nefs hastalığı olarak görürüm. Aşırı iddialı tutumların gerisinde kibir ve mânâsız bir gurur bulunduğunu düşünürüm. İnanırım ki Allah da büyüklenenleri sevmez. Ama şu kadarını söylemeliyim ki 2014 yerel seçimlerinde Ankara’nın sürpriz partisi MHP olacak, Allah ömür verdiyse bunu hep beraber yaşayıp göreceğiz.

Adayları değerlendirecek olursak… Ankara Melih Gökçek’ten bıktı. Melih Gökçek hizmet aşkını, iş yapma iştiyakını, coşkusunu, heyecanını yitireli çok oldu. 2009 seçimlerinde Melih Bey’in bir dolu vaadi vardı. Açın bakın o vaatlere, yüzde kaçını yapmış Melih Bey? Metroyu bile Ulaştırma Bakanlığı devraldı da yatırımlarda bir miktar ilerleme sağlanabildi. Dolayısıyla AKP’nin Melih Gökçek’den dolayı ciddî bir oy kaybı içinde olduğunu değerlendiriyorum.

Diğer yanda da Mansur Yavaş’ı aday göstermiş bir CHP var. Bir kere şunu söyleyeyim, seçim işi bir bütündür, kadrolar arasında ahenk ve eşgüdüm gerektirir. Mansur Yavaş ile CHP’nin malum zihniyetinin nasıl anlaşacağını, bu birliktelikten ortaya nasıl sakil bir şey çıkacağını biz de izleyeceğiz. Üstelik CHP, Mansur Yavaş’ı aday göstererek seçmene “Ben kendi kadrolarımla başa güreşecek imkâna sahip değilim” mesajını vermiş oldu. Henüz bunun farkında değiller, ama zaman ilerledikçe seçmen bu örtülü mesajı daha iyi yorumlayacak. Ayrıca şunu da söylemeliyim: Parti ve adayı ayrıştırarak analizi yapmak doğru bir yaklaşım değil. Daha önce Türkiye bunu Bedrettin Dalan örneğinde yaşadı. “Partisinden daha fazla oyu var” denen, üstelik İstanbul Belediye Başkanı olan Dalan mağlup oldu, seçimleri kaybetti. Mansur Yavaş önceki seçimde ülkücülerin oyunu aldı, ama sanılanın aksine diğer partilerden oy alamadı. MHP’nin İl Genel Meclisi’nde aldığı oyla Büyükşehir’de aldığı oy arasında çok az bir fark var. Bu oyun nasıl bir alın terinin, nasıl cefakârca bir gayretin ürünü olduğu inşallah bu seçimlerde daha iyi anlaşılacak.

EtikHaber: Konuşmalarınızda “Ben kazanacağım, ben kazanamazsam, Melih Gökçek kazanır” diyorsunuz. Bu ifadeniz Ankara halkı üzerinde nasıl bir etki oluşturuyor? Ayrıca bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?

Mevlüt Karakaya: MHP’nin Ankara’yı alabileceği 2009 seçimlerinde bir kez görüldü, yani bir kritik eşik aşıldı. Geçmiş dönemlerde Melih Gökçek tarafından ürkütülen sağ seçmenin büyük çoğunluğu blok hâlinde Melih Bey’e gidiyordu, çünkü ciddî bir alternatif olmadığı düşünülüyordu. Ama artık MHP’nin Ankara’daki seçimlerde başa güreştiğini herkes gördü. Bu bir. İkincisi, Ankara uzunca bir süredir kötü yönetiliyor. 20 senedir aynı kadrolar, aynı yüzler, aynı zayıf vizyon Ankara’yı bir kısır döngüye hapsetti. Bunun değişmesi gerektiği halk arasında çok yüksek sesle dillendiriliyor. Biz o yüzden “Ankara İçin Değişim Zamanı!” sloganıyla yola çıktık. Bunun bir karşılık bulduğunu da sahada görüyoruz. Milliyetçilerin, ülkücülerin, vatanseverlerin gayretli ve inançlı çalışmaları var. Ayrıca öngörümüz o ki daha önce Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veren hatırı sayılır bir seçmen kitlesi de bu seçimlerde bize oy verecek. Dolayısıyla biz söylemimizin karşılık bulduğunu düşünüyoruz.

Gelelim neden “Ben kazanamazsam Melih Gökçek kazanır” dediğime. Hesap aslında basit: Ankara’da çok uzun yıllardır sol en fazla %30 civarında oy alabilmiş. Bu da demektir ki Ankara’da kabaca %70 civarında bir sağ oy potansiyeli var. Bu %70 oy tam ortadan AKP ve MHP arasında ikiye bölünse bile, her iki partinin oy oranı %35 olacaktır. Ki bu da CHP’nin alacağı maksimum oy oranı olan %30’dan daha fazla eder. Dolayısıyla, Ankara’da CHP’nin kazanma şansı yok. Melih Gökçek, daha önceki seçimlerde “ben gelmezsem CHP gelir” diyerek bir kısım MHP seçmeninin desteğini aldı ve başkan seçildi. Üstelik kendisine kızgın olan ve MHP dışında partilere oy veren sağ seçmen de “Ne yapalım, sol gelmesin diye içimiz kan ağlayarak oy vereceğiz” tutumu içinde oldu. Bu seçimlerde Melih Gökçek’in “Ben gelmezsem CHP gelir” söyleminin aslında gerçekçi olmadığını bütün sağ seçmenlere açıklayacağız, açıklıyoruz. Bunun belli oranda anlaşılmaya başladığını da sevinerek gözlemliyoruz.

ANKET SONUÇLARI MHP DİYOR

EtikHaber: Siz sahada halkın nabzını tutuyorsunuz, ama anketler yaptırarak da durumunuzu ölçüyor musunuz?

Mevlüt Karakaya: Biliyorsunuz anketler günümüzde toplumu yönlendirmek için birer manivelaya dönüşmüş durumda. Özellikle AKP tarafından medyaya servis edilen anketlerin bu maksada hizmet ettiğini düşünüyoruz. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim: Bizim sahada gördüğümüz ilginin bu anketlere yansıdığını henüz müşahede etmedik. Yaptırdığımız anketlerde biz MHP’nin Ankara’daki oyunu %30 olarak ölçüyoruz. Bizim elde ettiğimiz sonuçlara yakın olması sebebiyle Gezici Araştırma’nın yaptığı ve yayınladığı bir anketi sizinle paylaşayım. Gezici Araştırma şirketinin yayınladığı son ankette Ankara’da MHP’nin oy oranının %27,6 olduğu açıklandı. Bu da son yerel seçimlerde MHP’ye oy veren seçmenlerin -CHP ve AKP’nin beklentisinin aksine- başka bir partiye kaymadığını, aksine MHP’de toplandığını ortaya koyuyor. Bu araştırma sağ seçmenin ne yapılırsa yapılsın CHP’ye gitmeyeceğini de gösteriyor. Bir anlamda CHP’nin tabiî sınırları bu anketle ortaya çıkmış oldu. Ankara’da CHP’nin bu oranın üstüne çıkması mümkün değil. Oysa bizim tabiî sınırlarımız %70, dolayısıyla %27-30 bandı bizim zirvemiz değil zeminimiz. Yani aslında bu araştırma, “Ben gelmezsem Melih Gökçek kazanır” şeklindeki tespitimizi doğruluyor.

Aynı araştırmaya göre AKP’nin oy oranı %38,4. Demek ki AKP ile MHP arasındaki puan farkı %10,8. Melih Gökçek’ten memnun olmayan ama AKP’ye oy veren seçmenlerin %5,5’luk dilimi bana oy verdiğinde, Ankara’yı alabileceğiz... Tekrarlayarak söylüyorum, yarış benimle Melih Gökçek arasında geçecek.

Şunu da eklemeliyim: Biz medyada yer alan anketlere temkinli yaklaşmaya devam ediyoruz. Çünkü özellikle yerel seçimlerde anketlerin çok farklı niyetlerle kullanıldığını biliyoruz. Seçimler yaklaşırken, MHP’nin oylarını düşürüp başka bir partinin oyunu artırmak gibi bir yola tevessül edilmesi mümkün. Bütün bunlara karşı hazırlıklıyız. Biz Ankaralılar’a projelerimizi, yönetim anlayışımızı ve nasıl bir Ankara hayal ettiğimizi anlatmaya devam edeceğiz. Belediyecilik bir kadro işi. Bizim de inanmış, Ankara’ya yeniden başkent kimliği kazandırmaya hazırlıklı, işsizliği, adaletsizliği ortadan kaldırmaya kararlı, Ankara’yı yaşanır ve güzel bir kent yapmak için yola çıkmış güçlü bir kadromuz var. O yüzden 30 Mart günü seçimin bizim galibiyetimizle neticeleneceğine inanıyoruz. Çünkü biz Ankara’yız, çünkü biz Türk milletini oluşturan ve birada tutan bütün değer ve idealleri bünyesinde barındıran bir siyasî partinin, MHP’nin, ülkücülerin, Türk milliyetçilerinin adayıyız.

TANINIRLIK SORUNU VAR MI?

EtikHaber: 2009 yılındaki yerel seçimlerde MHP’nin seçim çalışmalarının büyük bölümünün sizin tarafınızdan organize edildiğini biliyoruz. O zaman MHP’nin adayına “Tanınırlık sorunu var” diyorlardı, şimdi aday sizsiniz, aynısını size de diyorlar, bu konuda ne diyeceksiniz?

Mevlüt Karakaya: Valla “tanınırlık sorunu” bazı medya kuruluşlarının İstanbul’daki salon adamları tarafından dile getiriliyor. Gelsinler Ankara’daki ortalama bir seçmene sorsunlar bakalım. Şimdi bir kişi düşünün: 10 yıldır aktif siyaset içinde olsun, geçmişte Ankara’dan milletvekilli adayı olsun, hâlihazırda MHP’nin üst yönetiminde olsun, bir sürü akademik faaliyet içinde olsun, binlerce talebe yetiştirmiş olsun, on binlerce talebe onun kitaplarını okumuş olsun, devletin en kritik kurumlarından birinde yöneticilik yapmış olsun; yine de bu adam hiç tanınmasın! Böyle bir şey mümkün mü?

Bunu diyenler eğer tanınırlıkla medyada sansasyonel biçimde yer almayı kast ediyorlarsa, zaten öyle tanınmak olmaz olsun! Biz alnımızın açıklığıyla, dosdoğru olma gayretimizle, gösterişe kaçmadan, ama vazife şuuru ve millete hizmet aşkı içinde bu yaşımıza kadar geldik. Cenâb-ı Allah da bizi hesabını vermeyeceğimiz bir şeyle imtihan etmedi, çok şükür, katrilyonluk bütçeleri yönettiğimiz hâlde o anlamda adımızın üstüne yağmur damlası kadar bile bir leke düşmedi. Düşseydi, Allah korusun adımız başka türlü işlerle anılsaydı, o zaman bu beyler bizi de tanırlardı. Zaten önemli olan halkın bizi tanımasıdır, o konuda da ben başlangıçtaki noktaya göre müthiş bir mesafe kat ettiğimizi sahada müşahede ediyorum.

DİĞER ADAYLARA HODRİ MEYDAN ÇAĞRISI

EtikHaber: CHP’nin ve AKP’nin adayına “Ankara’nın problemlerini televizyonda gelin tartışalım, hodri meydan” dediniz. Bir ses geldi mi onlardan?

Mevlüt Karakaya: Gelmedi, geleceğini de zannetmiyorum. Çünkü bu bir hazır olma meselesidir, dünyayı ve Türkiye’yi kavrama meselesidir. Ben ve arkadaşlarım büyük bir hazırlık içindeyiz, dinamik ve çağı anlayan kadrolarla hizmete tâlibiz. Biz kapsamlı hazırlığımızla AKP’nin Ankara’daki yerel yönetim anlayışının en önemli alternatifiyiz. Rakiplerimiz bunu biliyorlar, bir televizyon tartışmasında bunun meydana çıkmasını istemezler. O yüzden de bu çağrımıza bir ses vereceklerini zannetmiyorum.

ANKARA’NIN PROBLEMLERİ NELER

EtikHaber: Ankara’nın en büyük problemleri sizce nedir? Belediye Başkanı olduğunuzda bu problemlere çözümleriniz kısa zamanda olacak mı?

Mevlüt Karakaya: Ankara’nın en büyük sorunu yönetim anlayışıdır. Biz Ankara’nın kötü yönetildiğinden bahsederken bunun da bir zihniyet sorunu olduğunu söylüyoruz. Yoksa Ankara kaynak yetersizliğinden bu hâlde değil. Ankara sahip olduğu muazzam ekonomik kaynaklara nispetle tel tel dökülen bir şehir ve bunun sebebi de bu yönetim anlayışı. Kaynaklarını ve potansiyelini harekete geçiremeyen bir şehir Ankara. Sorunları tek tek saymaya kalkarsak bu röportaj bitmez, ama yine de belli başlı sorunları şöyle sıralayabilirim: Bir kere Ankara hem Doğu hem de Batı ülkelerindeki çağdaş başkentlerle kıyaslandığında asgarî standartların maalesef çok altında kaldı. Trafiği keşmekeş içinde, sokakları delik deşik, suları ikide bir kesiliyor, kış gelince yolları kapanıyor, tabelaları ilkel, kaldırımları her yıl sökülüp yeniden yapılıyor. Ankara çoktan 5 katlı hâle getirilmiş olması gereken modern bir metrodan mahrum. Kentin nefes boruları tıkanmış, çirkin ve plansız yapılaşmayla doğal hava akımları bile yön değiştirmiş. İmar fecaatleri alıp yürümüş. Rant paylaşımları adaletsiz ve yer yer şaibeli. Kültür hayatı kurumuş, sosyalliği yok olup gitmiş, içindeki 21 tane üniversiteye rağmen kent canlılığını yitirmiş. Üstelik, hepsinden daha önemlisi, hemen her konuda kendisini gösteren “Ben yaptım oldu” anlayışıyla yönetiliyor. Ankara son 20 yılda çok vakit kaybetti. Çünkü perspektifi zayıf, vizyonu sınırlı, algısı kısıtlı, medeniyet ve estetik endişesi olmayan kadrolarla yönetildi. Üstelik uzunca bir süredir yeni bir şeyler yapma heyecanı kalmayan bir belediye başkanına sahip. Bu sürdürülebilir bir tablo değil. Allah’ın izniyle biz bu iç karartıcı tabloyu değiştireceğiz.

Çözümlerimizin ne kadar zaman alacağı sorundan soruna değişiyor. Ama işe yönetim anlayışından başlayacağız, isterseniz bununla neyi kastettiğimizi biraz açayım. Biz her şeyden önce vatandaşlarımızın sesine kulak vereceğiz, çünkü içinde bulunduğumuz çağın yönetim anlayışı bunu gerektiriyor. Biz Ankara’da yaşayanların taleplerini dinleyeceğiz, çünkü Ankaralı başına buyruk uygulamalardan, keyfî tasarruflardan yoruldu. Ben yaklaşık 3 aydır sahadayım, Ankara’yı karış karış geziyorum. Vatandaşlarımızla dertleşiyorum. Ortak kanâat şu: Çözümü en basit konularda bile işler arapsaçına dönüyor, çünkü kararlar özellikle teknik açıdan hiç de ehil olmayan birkaç kişinin tasarrufuyla alınıyor. Oysa bir yerde yaşayan insanlar, yaşadıkları sorunları gidermeye yönelik çok mantıklı fikirlere, önerilere sahip olabilirler, bunları dikkatle dinlemek lâzım.

Geçenlerde bir gecekondu mahallesindeydim, beni dinlemeye gelenler sadece o mahalleye özgü bir sorunu dile getirdiler. “Biz bu sorunu şu şekilde çözeceğiz” demek yerine onlara ne yapılması gerektiğini sordum. Tek bir cevap verdiler. Ve ben, olabilecek en ucuz, en mantıklı, yapımı en kolay seçeneği vatandaşlarımızın bulup çıkardığını gördüm. Kısacası, insanlarımıza güvenmek lâzım, onları karar süreçlerine dâhil etmek lâzım. Demokrasi biraz böyle bir şeydir. Bir mahallenin sorunu hakkında üç soruluk bir anketle çözüm önerilerini toplayıp genel eğilimi belirlemek, maliyetli bir iş de değildir, zor bir iş de değildir. Burada tek ihtiyaç duyulan böyle bir yönetim anlayışını Ankara Belediyesi’ne egemen kılmaktır. Biz de bunu yapmaya tâlibiz. “Birlikte düşünüp, birlikte yöneteceğiz” derken de bundan bahsediyoruz.

MEVLÜT KARAKAYA’NIN PROJELERİ NELER

EtikHaber: Ankara seçmenine sunduğunuz projeleriniz nelerdir? Ankaralı seçmen neden size oy versin?

Mevlüt Karakaya: Çok sayıda projemiz var. Biz sorunları sınıflandırdık, çözümlerimizi de ona göre belirledik. Ancak birbirinden çarpıcı projelerimizi zaman içinde ve sürece yayarak açıklayacağız. Çünkü proje anlamında rakiplerimizin bizim kadar hazırlıklı olmadığını düşünüyoruz. Özgün projelerimizin başkaları tarafından kopyalanmaması, başkalarına mal edilmemesi için, hazırlıklarımızı makul bir takvim içinde açıklamayı kararlaştırdık arkadaşlarımızla. Mesela Ankara’ya nefes aldıracak, bütün Türkiye’ye de örnek olacak Mogan, Eymir ve İmrahor bölgesini kapsayan anahatlarını anlattığımız bir projemiz var. Ben her anlatışımda büyük heyecan duyuyorum. Takvimi geldiğinde bu projemizin detaylarını ve görsellerini Ankaralılar’la paylayacağız. Projelerimizi açıkladığımızda Ankaralı seçmen bizim ne kadar hazırlıklı olduğumuzu görecek, farkı da görecek. Bizim tek ihtiyacımız olan şey, ulusal medyada diğer adaylara tanınan sürenin dörtte biri beşte biri kadar bir sürenin bize tahsis edilmesi. Bu kadarcık bir süre bile hem aday olarak bendenizin, hem de parti olarak MHP’nin nasıl sessiz ve derinden bir hazırlık yürüttüğünün anlaşılmasına yetecektir, buna garanti veriyorum.

VATANDAŞA YAPILAN YARDIMLAR KESİLECEK Mİ?

EtikHaber: Şu anda Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yaklaşık 400 bin ailenin gıda ihtiyacını karşıladığı söyleniyor, siz seçilirseniz bu yardımları kesecek misiniz, devam edecek misiniz?

Mevlüt Karakaya: Her vesileyle söylüyorum, biz “insan odaklı” bir belediyecilik anlayışına sahibiz. İnsanı merkeze almayı hedefliyoruz. Böyle hedefleri olan bir yapının, muhtaç durumdaki insanların aldıkları yardımları kesmesi mümkün müdür? Tam aksine, biz bu yardımları geliştirecek ve çeşitlendireceğiz. Projelerimizi açıkladığımızda nasıl bir yaklaşım içinde olduğumuz daha iyi anlaşılacak, ama şimdilik şunu söyleyeyim: Eski para birimiyle 7 katrilyonluk bütçenin içinde 400 bin ailenin aldığı gıda yardımı devede kulak gibidir. O 7 katrilyon, finans uzmanı ve dürüst ellere teslim edildiğinde, bu yardımların seviyesinin nasıl arttığını herkes görecek. Bundan bütün vatandaşlarımızın emin olmasını isterim.

VİZYONUMUZ “ANKARA’YI YENİ TÜRK-İSLÂM MEDENİYETİNİN SEMBOL ŞEHRİ YAPMAK”

EtikHaber: Söyleşimize ayırdığınız zaman ve sorularımıza verdiğiniz samimî cevaplar için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Son olarak Ankara halkına vereceğiniz bir mesaj var mı?

Mevlüt Karakaya: Biz vizyonumuzu “Ankara’yı yeni Türk-İslâm medeniyetinin sembol şehri yapmak” şeklinde belirledik. Projelerimizi de bu vizyona göre oluşturduk. Biz Ankara’ya dünyadan, dünyaya da Ankara’dan bakmak gerektiğine inanıyoruz. Allah nasip edip seçimleri kazandığımızda, son 20 yıldır hayâl dahi edilemeyen bir Ankara için kolları sıvayacağız. O yüzden biz Ankara’da yaşayan vatandaşlarımıza “ümitsiz olmayın!” diyoruz, “iyisi ve daha iyisi her zaman mümkündür.” Bu vesileyle, bize görüşlerimizi aktarma fırsatı verdiğiniz için size bir kez daha teşekkür ediyorum. Cenâb-ı Allah’tan size faaliyetlerinizde kolaylıklar vermesini diliyorum.

ETİKHABER

 



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211