Bahçeli Orduda: mantık sefaletinden kıvranan akılsızlar...
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Sekiz kamu görevlimizin 13 Mart 2013 günü AKP onayıyla teşkil edilmiş bir heyete tutanakla teslimi, PKK'nın küstahlığını ve aldığı mesafeyi göstermesi bakımından ibretliktir" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ordu'nun Fatsa ilçesinde belediye başkanı aday takdim toplantısında konuştu. Bahçeli, "AKP hükümeti; İmralı canisi ve çetesiyle koalisyon kurmuş, BDP'yi de posta hizmetleri vermek üzere yanına almıştır. Çözüm ve barış uydurmasıyla süreç pazarında tezgah açan bu güruh, haysiyet ve şerefini tümüyle elden çıkarmıştır. Hala Başbakan ve hükümeti çözümden neyi anladıklarını, çözümle neyi çözdüklerini aziz milletimize açıklayamamıştır. Besbelli ki İmralı canisine yanaşmanın ve yanında hizalanmanın adı çözüm olmuştur. PKK terör örgütüyle kucaklaşmanın, pazarlıklara odaklanmanın tercümesi süreç olarak tevil edilmiştir. PKK, AKP'yi en sonunda mıknatıs gibi kendine çekmiş ve silahla alamadığı ne varsa taksitler halinde ulaşmaya başlamıştır. Bu yüzden bölücülük havzası her geçen gün genişlemekte, terörün güç haritası devamlı kalın çizgilerle parlatılmaktadır. Hükümet, Türk milletini bölmeye çalışan, son yurdumuzu parçalamayı amaçlayan bölücü mihraklarla iç içe geçmiş, aynı hedeflerde buluşmuştur. Bunun da paratoneri, paravanı ve kılıfı sözde çözüm süreci olarak gösterilmiştir. Tekrar sormak isterim ki, çözüm nedir, neleri kapsamaktadır? 29 yıldır elinde silahla dağda gezen eşkıya eğer olursa hangi bedel, hangi ödün karşılığında silah bırakacaktır? İmralı canisine ne vaat edilmiş, PKK'ya ne umut verilmiştir? Kimlerle küsülmüştür de barışılmaya çalışılmaktadır? AKP hükümeti hangi karanlık ilişkilerinin diyetini ödemekte ve teröre karşı niçin boyun eğmektedir? Sayın Başbakan, çözüm sürecinin çöküşe gittiğini, terörün muhatap alınarak Türk devletinin bitişe yöneldiğini ne zaman anlayacaksın?" dedi.

"Biliyoruz ki, PKK terör örgütü 2012 yılında Doğu ve Güneydoğu ölçeğinde vurup kaçmayı değil, çatışarak kalmayı, alan hakimiyeti kurarak üst oluşturmayı denemiş, kısmen de başarılı olmuştur. Geçtiğimiz yıl özellikle temmuz ve ağustos aylarında Şemdinli'de yaşananlar, bu vatan yöresindeki provokasyonlar henüz unutulmamıştır" diyen Bahçeli, "PKK ölüm kartını sonuna kadar kullanarak, saldırı ve pusularını oldukça yoğunlaştırarak müzakere heveslisi AKP'yi çeke çeke masaya oturtmuştur. Biz parti olarak her desteği vermemize rağmen hükümet terörle mücadelede yan çizmiş ve çark etmiştir. Bu kapsamda Başbakan Erdoğan'ın partimizi hedefine alarak terörle mücadeleye engel olduğumuzu, bu konuda samimiyet ve iyi niyet göstermediğimizi, hatta terörün bitmemesi için uğraştığımızı söylemesi müfterice söylenmiş sözlerden ibaret kalacaktır. Başbakan Erdoğan Milliyetçi Hareket'e iftira atmıştır. Asıl terörle mücadele etmeyen, teröre hoşgörülü yaklaşan ve bölücülülük akıntısını millet varlığına çeviren bizzat kendisi olmuştur. Bölücü terör örgütü, attığı her adımda AKP hükümetini biraz daha köşeye sıkıştırmış, biraz daha korkutmuştur. Başbakan Erdoğan terörün bitmeyeceğini değişik zamanlarda itiraf ederken, aslında başarısızlığını ve yetersizliğini kapatmaya ve mazeretler bulmaya kalkışmıştır. Elinde silah tutanlardan fikir uman Başbakan'dır. Her yerlerinde şehitlerimizin kanı bulunan hainlerden medet uman, silahları gömmeleri karşılığında siyasete davet eden Başbakan'dır. 2012 yılının son aylarında, teröristlerin cezaevlerinde sahneledikleri açlık grevi şovuna boyun büküp, İmralı canisini acil yardıma çağıran da Başbakan'dır. Bu sayede teröristbaşı devreye girmiş, açlık greviyle gözdağı veren militanların eylemlerini sonlandırmış ve AKP'nin göz yummasıyla kendisini fiilli muhatap konumuna getirmiştir" ifadelerini kullandı.

Başbakan Erdoğan'ın bir yandan bölücülere bağırıp çağırırken, diğer yandan onlarla konuştuğunu ve el birliğiyle müzakere masası kurduğunu ileri süren Bahçeli, "Ayrıca Suriye, Irak ve İran'daki gelişmeler, bu ülkelerle ihtilaflar PKK'nın manevra alanını genişletmiş, stratejik hesaplarını güncellemeye yaramıştır. Şayet bugün Suriye'yle olan uzun sınır hattımızın önemli bir bölümünde PKK-PYD ittifakı hakim konumdaysa, bunun vebali doğrudan doğruya AKP hükümetinin üzerindedir. Başbakan ve hükümeti, komşu coğrafyalarda batı planlarına mihmandarlık yaparken, PKK'yı tetikçi ve kiralık örgüt olarak kullanma fırsatı gözleyenlere de altın tepsi içinde affı mümkün olmayan imkanlar sunmuştur. Dikkatimizi çekmektedir ki, Başbakan Erdoğan Esad'a savurduğu tehditlerin yarısını PKK'ya söylememiştir. Ülke içinde sözde çözüm süreci sakızı çiğneyen bu zihniyet, PKK'nın eylemsel, psikolojik, moral açısından son derece avantajlı olduğu bir zaman aralığında tuzağa takılmış, müzakere çukuruna düşmüştür. Terörle mücadeleden sonuç alınmak isteniyorsa çok yönlü ve çok ayaklı bir stratejinin izlenmesi elbette zorunludur. Bu stratejinin özü ve öznesi her alanda pres, her alanda mücadele, her seviyede baskı ve nefes aldırmamaktır. Gerek içte, gerekse de dış ölçekte; terörün beslendiği tüm kanallar kesilmeden, lojistik imkanları ve mali kaynakları kurutulmadan, militan devşirme yolları kapatılmadan, lütfen söyleyiniz bana, terörün üstesinden, bölücülüğün hakkından nasıl gelinecektir? PKK'nın silahından kan damlarken, örgüt iyice başaracağına ve hedeflerini gerçekleştireceğine inanmışken, pazarlık yapmak, görüşmelere dalmak Türk milletine haksızlık, hadsizlik ve sadakatsizlik değil midir? Başbakan Erdoğan Avrupa ülkelerinin terörle muhabbetlerini eleştirirken, yegane müttefiki Peşmerge başının canileri koruyup kollamasına neden ses çıkarmaktan uzaktır? Avrupalı bazı devlet ve hükümet başkanlarından, teröristlerin yakalanıp ülkemize iadesini istediğini bir ara iddia eden bu kafa yapısı, kendisinin ve hükümetinin teröristlerle kurduğu akla ve mantığa sığmayan dostluk ve yakınlığını nasıl izah edebilecektir? Demezler mi ki; bu ne perhiz, bu ne lahana turşusudur" şeklinde konuştu.

Konuşmasında kamu görevlilerinin serbest bırakılmasına da değinen Bahçeli, şunları söyledi:

"Terörle mücadele böyle olmaz, PKK bu şekilde pek tabidir ki bitirilemez. Kaldı ki Başbakan ve hükümetinin buna niyeti ve istediği de yoktur. 'Akan kan dursun, siz isterseniz olur, dua edin, amacımız terörü sonlandırmak, analar ağlamasın, barışa yakınız, çözüm süreci iyi gidiyor' açıklamaları tam bir aldatma ve yanıltmadır. Bu kapsamda çözüm süreci denilen, bize göre millet varlığının çözülmesine ve Türkiye'nin çöküşüne neden olan ihanet projesi, terörü bitirmeye değil, güçlenmesine ve meşru unsur haline gelmesine hizmet edecektir. Gelişmeler de bu yöndedir. PKK alçakça askerimizi, polisimizi, kaymakam adayımızı kaçırmakta, sonra da pazarlık malzemesi yapmaktadır. Türkiye öyle bir noktaya gelmiştir ki, cezaevlerinde mahkum teröristler esir olarak değerlendirilir olmuştur. ve insan kaçakçısı, ölüm makinesi, cinayet örgütü olan PKK, zorla dağa kaçırdığı devlet görevlilerimizi, suçları sabit görülen militanlarıyla eşit bir seviyede değerlendirmiş, takas şartları öne sürmüş ve hatta BDP'li bölücüler de bu şekilde beyanatlar vermiştir. Sekiz kamu görevlimizin 13 Mart 2013 günü, AKP onayıyla teşkil edilmiş bir heyete tutanakla teslimi PKK'nın küstahlığını ve aldığı mesafeyi göstermesi bakımından ibretliktir. Parti olarak, hiç kuşkusuz evlatlarımızın ailelerine kavuşmasından, buruk da olsa memnuniyet duyuyoruz. Nitekim bunun aksi de hiçbir şart altında düşünülemeyecektir. Sekiz evladımızın, sağ salim bir şekilde evlerine dönmelerinden rahatsız olduğumuzu ileri sürenler ise ya terör komisyoncusudur, ya utanmaları kalmayan zavallılardır veya insanlıkları çoktan iflas etmiş zalim kişiliklerdir. Bu zeka özürlüsü, mantık sefaletinden kıvranan akılsızlar ve kalpsizler; sekiz evladımızın PKK'nın elinde oyuncağa dönmesinden hiç mi rahatsızlık duymamışlardır? İnsan kaçıran, kan döken canilere tek söz etmeden, koro halinde Milliyetçi Hareket'e saldıran küstahlar; Zap'taki tablonun eleştirilecek ve ciğerleri dağlayan taraflarını görmekten bu kadar mı uzaktırlar? Şurasını da söylemeden geçemeyeceğim; PKK'lılara elini vermeyen evlatlarımızın alnından öpüyor, hepsini tebrik ediyorum. Medyaya yansıyan fotoğraflarda evlatlarımız ayakta ve sanki iştimaya alınmış, disiplin kuruluna sevk edilmiş ya da biraz sonra yoklamaya tabi tutulacakmış gibi yana yana dizilmiştir. Kaleşnikoflu bir kaç terörist ise gardiyan gibi başlarında beklemekte, terör örgütü elebaşları, Peşmerge yöneticileri ve AKP'nin kurduğu heyet caka satarcasına bir masada şerefsizce oturmaktadır. İşte teslim-tebellüğ zincirinin halkaları, süreç denilen millet varlığını tahrip etme sinsiliğine katkı olarak sunulan yaralayıcı görüntüler bu şekilde ortaya çıkmıştır. Basına demeçler veren, teslim ve tesellüm tutanağı tanzim edecek kadar da kendilerini bir halt sanan teröristler, maalesef Türkiye'nin itibar ve kudretini ağır şekilde darbelemişlerdir. Cenevre Sözleşmesi'yle ancak karşılıklı olarak devletlere tanınan hak ve yetkiler AKP sayesinde PKK'ya müzakereyle ikram edilmiştir. Şu işe bakınız ki, PKK, Türk devletine muhatap bir güç haline fiilen gelmiş ve hatta başta Sayın Cumhurbaşkanı tarafından karşı taraf olarak gösterilmiştir. Bu olanlar milli vicdanda öfkeyle karşılanmıştır. Soruyorum sizlere, Türk devletini bu hallere, Türk milletini teröristlerin lütfüne bırakmaya kimin ne hakkı vardır? Teröristlerin yanında ayakta dikilen sekiz evladımız olmayıp, Türk milletidir. Mahcup edilen, hakaretamiz uygulamalara maruz kalan sekiz çocuğumuz olmayıp esasen hepimizdir. Yaşanan rezillikleri görmezden gelip de, sevinç çığlıkları atanlara, PKK'nın jest yaptığını şuursuzca dile getirenlere, insani bir tavır olarak yorumlayanlara, göz aydınlığı temennisinde bulunanlara, diyeceğim tek şey vardır: Alayınıza yazıklar olsun, milletimizin hakkı haram zıkkım olsun."

MHP Lideri Bahçeli, mahalli idareler seçiminin önemine değinerek, "AKP bu seçimde uyarılmalıdır, yanlışları yüzüne vurulmalıdır. Kusurları karşılıksız bırakılmamalıdır. Bunun için Fatsa Belediyesi'ne talibiz, Fatsa Belediyesi'ni kazanmak istiyoruz. Bu vesileyle değerli dava arkadaşım ve Fatsa'nın güzide evladı Sayın Mustafa Sade Bey'i partimizin belediye başkan adayı olarak ilan ediyor, kendisine başarılar diliyor ve Fatsa Belediye Başkanı olması için hepinizin desteğini bekliyorum" şeklindeki sözleriyle konuşmasını tamamladı


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211