Bahçeli; Samsun'da partililere hitap etti
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ Samsun İl Teşkilatının düzenlemiş olduğu üç bin kişilik iftar yemeğinde konuştu.

Her anı fazilet ve bereketle geçen Ramazan-ı Şerif’in son günlerinde burada olmaktan, kurtuluşumuzun simgesi Samsun’da bulunmaktan mutluluk duyuyorum.
Şükürler olsun, bugün ihtimam ve sabırla kurulan iftar sofrasına birlikte oturduk.
Oruçlarımızı birlikte açtık.
Allah’tan niyazım, dua ve ibadetlerimizi kabul etmesidir.
Bugünkü iftar programını düzenleyen Samsun İl Başkanımıza, ilçe başkanlarımıza ve bütün dava arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Allah eksikliğinizi göstermesin.
Allah hiçbirimizi mahcup etmesin, yüzünü kara çıkarmasın.
Hem iftarımızı açalım, hem de birbirimizle, milli ve manevi değerlerimizle iftihar edelim.
Yunus’un dediği gibi, dostun evi gönüllerdir, biz gönüller yapmaya geldik.
Allah muhabbetimizi arttırsın.
Yine diyor ki Yunus; yol odur ki doğru vara, göz odur ki Hakkı göre.
Bizim yolumuz doğruya açık, yüzümüz Hakka dönüktür.
Kalbimiz Samsunla bir atmaktadır.
Bildiğiniz gibi, Ramazan Kur’an ayıdır.
Yüce Kitabımızda bu ayın bir hidayet rehberi olduğu yazılıdır.
Cenab-ı Allah’ın en büyük mucizesi olan Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı ve bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen Kadir Gecesi bu ayın manevi ihtişamıdır.
Kötülükten arınmak için Ramazan bir fırsattır.
Af ve bağışlanmak için Ramazan bir dönümdür.
Bu kutlu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise ebedi kurtuluştur.
Ramazan ayı hepimizin kurtuluşa ermesinin manevi anahtarıdır.
Bu mübarek ayda, üzerimize yağan rahmetten istifade etmek en büyük arzumuzdur.
Coşkuyla iftar sofralarında buluşuyor, aynı saflarda bulunuyor, nefsimizi terbiye ederken nimetleri paylaşmanın hazzını hep beraber yaşıyoruz.
İşte bu, aynı zamanda kardeşliğimizin sonucudur.
Ve de büyük bir millet olmanın mükâfatıdır.
Ümit ediyorum ki Yüce Rabbim, yardım ve himayesini üzerimizden esirgemez.

Değerli Dava Arkadaşlarım,
Bizler bu duygu ve düşüncelerle Ramazan ayını idrak etmek isterken, kana susamış hainler boş durmamaktadır.
Allah korkusu ve inancı nedir bilmeyen alçaklar eylemlerini sürdürmekte, nerdeyse her gün birer ikişer evlatlarımızın canlarına kast etmektedir.
Şehitlerimiz al bayrağa sarılı tabutlarla son yolculuklarına çıktıkça; acılarımız dağ gibi yükselmekte, yüreğimiz yanmaktadır.
İftiramızı gönül huzuruyla açsak da, şehit analarının, şehit babalarının, şehit yavrularının çektiği ıstırap nedeniyle lokmalar adeta boğazımızda düğümleniyor.
Biz iftar sofralarında buluşuyoruz ama vatan nöbetindeki asker ve polislerimiz akıllarımızdan bir an olsun çıkmıyor.
Biz aynı duaya amin derken, şehit düşen kahramanlarımızın anıları kalbimizde yaşıyor.
Şifa bekleyen gazilerimiz gözümüzün önünden gitmiyor.
İşte bu nedenle diyorum ki inancı bir, gönlü bir, dünü, bugünü ve geleceği bir olan aziz milletimizi bölmeye çalışan hainler ortadan tamamıyla yok edilmeden bizlere huzur yoktur.
Teröristte onur bulunmaz.
Terörist gurur nedir bilmez.
Terörist haysiyetten uzak, ahlaktan mahrum, vicdandan yoksun insanlık suçlusudur.
İnsani tüm değerleri yok sayan bu mahlûkatlar, hiçbir ulvi kavramla beraber anılamaz, anlaşılmaz, bir ve aynı görülemez.
Şayet aksi olsaydı kundaktaki bebeğe kurşun sıkacak kadar canileşmez, camileri ateşe verecek kadar aşağılık olamazlardı.
Çözüm denilerek büyütülen, demokratikleşme denilerek azdırılan ve nihayetinde bugünlere gelen terör belası artık daha derinlikli bir hal almaya başlamıştır.
Irak'ın ardından şimdi de Suriye'nin kuzeyini mesken tutan teröristler, eylemlerini dağlardan şehir merkezlerine indirecek kadar azmışlardır.
Katiller, eylem kapasitelerini artırmak amacıyla sokak ve caddelerle beraber, tehditle vatandaşlarımızın evlerinin altına varıncaya kadar bomba düzenekleri yerleştirmişlerdir.
Ne var ki biz olacakları çok önceden görmüş ve ikazlarımızı yapmıştık.
Çözüm belasının çözülme olduğunu hatırlatmış, Türkiye'yi ateşe sürükleyeceğini söylemiştik.
Teröristle müzakere etmenin terörü bitirmeyip, aksine daha da şımartacağını vurgulamıştık.
İhanet sürecinin terörü dirilteceği uyarısında bulunmuştuk.
Güney komşularımızda iç savaş ortamı günden güne ağırlaşırken, bölücü terör örgütünün bunu fırsat bilip, Türkiye'yi de benzer şartlara taşımak üzere maşa olarak kullanılacağını ifade etmiştik.
Artık görüldü ki biz haklıydık.
Yanılmadık ve yanlışımız da olmadı.
Keşke aksi olsaydı, fakat ne söylediysek gerçekleşti, uyarılarımızın hepsi doğru çıktı.
Netice itibariyle, geçmişte terörle kol kola girenler, ne derecede büyük bir yanlışın ve gafletin içerisine düştüklerini geç de olsa gördüler.
Şimdiyse ülke olarak teröre karşı yoğun bir mücadele dönemi içerisinde bulunuyoruz.
Milletimizin dua ve desteği güvenlik güçlerimizin azmiyle birleşerek kanlı örgütün başını ezmeye devam ediyor.
Endişeniz olmasın, terör belası bu topraklardan tümüyle silinecek, aziz milletimizi bölme amacı taşıyan hiçbir hain çaba amacına ulaşamayacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi üzerine ne düşüyorsa yapmaya vardır ve hazırdır.
Ortadoğu ülkelerini kapsamına alan şiddet, dehşet ve terör ortamına Türkiye'yi çekme gayreti taşıyan bütün şer planlar mutlaka boşa çıkarılacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimizin beka ve güvenliğine hizmet eden tüm gayretlerin yanındayız ve yanında olmayı da sürdüreceğiz.
Biz var olduğumuz müddetçe Türkiye bölünmeyecek, Türk milleti birlik ve bütünlüğünden taviz vermeyecektir.

Sınırlar değiştirilmeye çalışılırken, İslam dünyası etnik ve mezhep temelli bölünme projeleri ile hedef alınırken Türkiye'yi bu ateşe atmayı aklından geçirenlere, bunu dileyenlere asla izin vermeyeceğiz.
Bu cennet vatanı kurban ettirmeyeceğiz.
Dolmabahçe ihanetine "kaldığımız yerden devam edelim" diyen çürümüşlere, bunların arkasında duran, sürekli kulaklarına melanet fikirleri fısıldayan efendileri boş yere heveslenmesin; 19 Mayıs 1919 Samsun ruhu hala yaşıyor, ilk adım iradesi hala varlığını koruyor.
Bizim vazgeçecek tek bir insanımız, verecek tek bir çakıl taşımız yoktur.
Biz Türk milletiyiz, herkes eşittir Türkiye’dir.
Samsun’dan Ankara’ya destan yazan bir kahramanlığın bugünkü mirasçılarıyız.
Yüreği toplu çarpan 79 milyonluk aşılmaz kaleyiz, sağlam bedeniz.
Son yurdumuzda bin yıldır varız ve bundan sonra da bu kutlu vatan topraklarının ebedi sahipleri olarak kardeşlik hukuku içinde var olmaya devam edeceğiz.

Muhterem dava arkadaşlarım,
Aziz Samsunlular,
Günümüz küresel tablosunda son derece büyük kırılma ve kopuşlar yaşanmaktadır.
İstikrarsızlık sahaları genişlemekte, dahası sadece ortaya çıktığı ülkelerde kalmayarak etrafına yayılmaktadır.
Hali hazırda dünya genelinde 65 milyonun üzerindeki insan yerlerinden edilmiştir.
Bunların büyük çoğunluğu mülteci tanımıyla başka ülkelere göç etmekte, ülkelerinde yaşanan savaşlardan kaçmaktadırlar.
Ne hazindir ki bu sayıya dahil olanların ağırlıklı kısmı Müslümanlardır.
Afganistan'dan Somali'ye, Libya'dan Lübnan'a, Suriye'den Irak'a, Doğu Türkistan'dan Kırım'a varıncaya kadar İslam dünyasının genelinde acı ve gözyaşı hakimdir.
Ümitsizlik İslam alemini esir almış, emperyalist oyunlar birer birer devreye sokulmuştur.
Küresel hesaplaşmaya kurban gidenler Müslümanlardır.
Suriye örneği her yönüyle karşımızdadır.
Ölen Müslüman, öldüren Müslüman; ama restleşme hep başka kesimler arasındadır.
Evleri, okulları, hastaneleri bombalanan Müslümanlar; ama o bombaları atanlar daha çok başka ülkelerin uçaklarıdır.
Meselenin acı yanı, İslam dünyasının terörle iç içe geçirilmesi, vahşet projelerinin hız kazanmış olmasıdır.
Barış ve kardeşlik dini olan İslam, şiddetle yan yana gösterilmeye çalışılmaktadır.
Farklı isimlerle anılan pek çok terör örgütü bu amaç için kurgulanmış ve hedef seçilen bölgelere yerleştirilmiştir.
Etnik ve mezhep temelli ayrışmaların tümünde de bu terör örgütleri yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.
Barbarlığın neredeyse sınırı kalmamıştır.
İnsani ölçülerden kimse bahsetmemekte, insanlık İslam dünyasının yaşadığı sıkıntılar karşısında sınıfta kalmaktadır.
Hepimizin vicdanını yaralayan bu duruma sessiz kalmak imkânsızdır.
Bir yandan Müslümanlar ölürken, yiyecek bir lokma ekmek, içecek bir damla su bulamazken, diğer yandan sözde petrol şeyhleri müsrifliğin ve umursamazlığın zirvesine çıkmaktadır.
Filistin’de akan kanlara yıllarca sessiz kalanlar, hatta el altından onay verip ön açanlar bilinmektedir.
Gazze’de çocuk öldürenlerle, yanak yanağa poz veren petrol zengini emirlerin nasıl bir günah ve vebale ortak oldukları da malumlarımızdır.
Biliyorsunuz, AKP’de, İsrail’e demediğini bırakmamıştı.
Erdoğan’ın ağzından İsrail’e karşı kurşun gibi sözler çıkmış; katil, cani, barbar, terörist gibi suçlamalar çok sık duyulmuştu.
Sonuçta ne oldu, sanki bir şey olmamış gibi masaya oturuldu, karşılıklı hazırlanan anlaşma metni imzalandı.
AKP, yine çark etti, yine döndü.
Erdoğan tüm sözlerini yedi, yuttu, unuttu.
Peki, bunca aldatma ve oyalamadan sonra; Samsun’dan kim özür dileyecektir?
Yıllarca İsraille kutuplaşıp, neredeyse savaş sınırına gelip; sonra pardon demek nasıl bir aklın ürünüdür?
Barışacak idiysek niye kavga ettik?
Kavgalıysak, tezlerimizi niye sonuna kadar savunamadık?
Erdoğan, pişkince süreci Filistinli kardeşlerimizle paylaştık diyor.
Filistinli olacakları biliyor da, Samsunlunun niye haberi olmuyor?
İsrail bu anlaşmadan kazançlı çıkmıştır.
Ekonomik ve siyasi avantajlar sağlamıştır.
Türkiye ise AKP sayesinde maalesef mahcup edilmiş, beklentileri karşılanmamıştır.
Mesela Gazze’ye ambargo sürecektir.
Bunu konuşan nedense yoktur.
Ne utanmazlıktır ki; Gazze’deki ambargoya Türk dış politikasını seferber eden hükümet, Türkmen Dağı’ndaki zulüm ve tecrite seyirci kalmıştır.
Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla sürekli faal halde olanların, sıra Türkmenlere gelince duyarsız ve ilgisiz kalmaları vicdansızlık olduğu kadar Türklüğe duyulan kinin sonucudur.
Filistin deyince ayağa kalkanların, Arakan ve Somali sevdalılarının; Türkmeneli’ne uzak durmaları, Türkmen Dağı’na yabancı kalmaları acımasızlık, İslam’ın hiçbir değeriyle bağdaşmayan ikiyüzlülüktür.
Bizim için değişen ve farklılaşan bir şey olmayacaktır.
Çünkü biz, hem Filistin’i gönlümüzde taşır, hem de Türkmenliğin hak ve çıkarlarını korkusuzca savunuruz.
Çünkü biz Türk’üz, Türk milletinin fedakar neferleriyiz.

Muhterem Dava Arkadaşlarım,
İslam dünyasında fitne ateşini yakan, etnik ve mezhepsel bölünme arzulayan çevreler şimdilerde kendi dertlerine düşmeye başladılar.
Geride bıraktığımız günlerde Birleşik Krallığın, Avrupa Birliği'nden ayrılma kararını aldığı 23 Haziran Referandum sonuçlarıyla bu durum artık tescil edilmiştir.
Görünüşe göre Avrupa Birliği büyük bir krize saplanma eğilimi göstermekte, diğer bazı ülkelerde de Birleşik Krallık gibi birlikten ayrılma görüşünü savunan akımlar ivme kazanmaktadır.
Duruma bakılırsa Avrupa'nın git gide çözülmeye başlamasının kaçınılmaz olacağı görülmektedir.
Ülkemiz böylesi bir küresel istikrarsızlık iklimi karşısında milli bütünlüğünden taviz vermeyecek adımları atmalıdır.
Sonu belirsiz maceralara sürüklenmek yerine Türk milletinin hissiyatları çerçevesinde sağlam zeminde varlığını sürdürmelidir.
Zira Ortadoğu'da yaşanan kargaşanın ardından, Avrupa'da başlayan karışıklık artık etrafımızda sorunsuz bir coğrafyanın kalmadığını bizlere ispat etmektedir.
Bu nedenle komşu ülkelerle sahip olduğumuz ikili ilişkilerin geliştirilerek, teröre karşı ortak tavır alınması milli bekamız açısından son derece önemlidir.
Diyeceğim odur ki, dostlar artsın; ama Türk milletinin onuru da çiğnenmesin, asla yere düşürülmesin.

Değerli dava arkadaşlarım,
Kıymetli Samsunlular,
Bildiğiniz üzere uzun süredir partimiz paralel bir kumpasın saldırısı altında, rezil bir oyunun hedefindedir.
Ne var ki oyunu ve figüranları çok iyi biliyoruz, ne yapılmaya çalışıldığına da uzun süreden bu yana vakıfız.
Bu anlamda, geride bıraktığımız günlerde Isparta'da yürütülen bir soruşturma kapsamında ele geçirilen vahim deliller iddialarımızın haklılığına yeni bir kaynak daha sunmaktadır.
Görünen odur ki, paralel köstebekler partimizin etrafını sarmışlar, aşağılık girişimlerle davamızı ve şahsımı hedef almışlardır.
Allah var ya, biz de aksini ummuyor, beklemiyorduk.
Allah'a hamd olsun bizim doğduğumuz kaynak belli, gideceğimiz yön bellidir.
Biz sadece Türkiye'nin yoluna baş koyduk, ülkemiz ve milletimizden başka bir adreste çare aramadık.
Bu nedenle Okyanus ötesinde beddua ve iftira seansları düzenleyen, dedikodu imalatı yapan mürşit kisveli münafıklarla örtüşen, kesişen, çakışan hiçbir yan ve ortak noktamız yoktur, olmamıştır, olmayacaktır.
Diğer taraftan İslama hizmet adı altında yüce dinimize en büyük zararı veren bu yapılanmanın MHP'yi kendisine öncelikli hedef seçmesi kimseyi şaşırtmamalıdır.
MHP, Türk-İslam davasının yılmaz savunucusudur.
MHP, milli vicdanın sesidir.
MHP, Türkiye'nin kalbi, geçmiş ve gelecek arasında kurulan yıkılmaz bir köprüdür.
MHP, Türk milletinin kendisidir.
MHP, aziz ecdadımızın hedef olarak koyduğu Türk-Cihan Hakimiyeti mefkûresinin takipçisidir.
Amaç, MHP'nin bu eşsiz konumunu kullanmak ve büyük potansiyelini küresel hesaplara alet etmek ve sonra da varlığını ateşe vermektir.
Bu amaç için bazı malum isimler içimizden devşirilmiş ve özel talimatlarla desteklenmişlerdir.
Bu zavallılar kendilerine biçilen rolü oynarken, perde gerisindeyse başka hesaplar yapılmaktadır.
Öne sürülen iki ayaklı hesabın ilk aşamasındaki gaye önce MHP'yi, ardından da Türkiye'yi yere sermek, tarihin gerisine düşürmek ve nihayetinde yok etmektir.
Fakat dini paraya dönüştürecek kadar alçalan ABD kuklaları ve İslam'ın yüz karaları bilsinler ki, bu can bu tende kaldığı müddetçe MHP'ye asla nüfuz edemeyecek, amaçlarına kesinlikle ulaşamayacaklardır.
Allah şahit ki, ne Milliyetçi Hareket'i ele geçirmenize izin vereceğim, ne de Türkiye'nin küresel komplolara teslim olmasına imkan tanıyacağım.
Ve kurguladığınız oyunu, tüm işbirlikçilerinizle birlikte alayınızın başına geçireceğim.
Ülkücünün çilesini ve emeğini bu çevrelerin emellerine kurban etmeyeceğim.
Kimse aziz dava arkadaşlarımı hafife almasın.
Kimse Ülkücünün vakurluğunu farklı anlamlara çekmesin.
Kimse Milliyetçi-Ülkücü Hareket'in kudret ve ferasetini örseleme gibi bir yanlışa düşmesin.
Biz 47 yıldır mücadele veren, her türlü imtihandan alnının akıyla çıkmış, bin bir zorluğun üstesinden gelmiş ve inanarak söylüyorum ki, Allah'ın rızasını üzerimizde taşıyan dualı, millet ve vatan aşığı bir davanın neferleriyiz.
Bu dava üzerinde leke taşımaz.
Bu bünye, ete kemiğe bürünmek için kendilerine beden arayan asalaklara izin vermez, müsaade etmez.
Şehitler mirası olan bu davanın yönü istense de değiştirilemez.
Yüce dileğe doğru koşar adım yürüyen ve Türkiye'yi çağlar ötesine ulaştırma azmi taşıyan kararlılığımız, böyle ucuz oyunlarla yolundan döndürülemez.
Kimsenin endişesi olmasın, MHP bundan sonra arınarak, güçlenerek ve daha azimli bir şekilde yoluna devam edecektir.
Ülkücünün birlik ve beraberliği oyunları bozup, engelleri aşacak, Türkiye'nin üzerindeki karanlıkları def edecektir.
İnşallah aziz dava arkadaşlarımızla omuz omuza vererek aziz milletimizi mutlu, umutlu, güçlü ve kudretli yarınlara ulaştıracağız.
İnanıyorum ki, Cenab-ı Allah, Milliyetçi Hareket'e Türkiye'nin geleceğine sahip çıkma mücadelesinde yardımcı olacak, heyecanımızı, azmimizi ve emeğimizi karşılıksız bırakmayacaktır.
Allah sofralarımızın bereketini artırsın, Oruçlarımızı kabul etsin.
Yaklaşan Kadir Gece’mizi ve Ramfazan Bayramı’mızı bugünden tebrik ediyorum.
Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211