Bahçeli'ye Kayseri'de ilgi Büyüktü
MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Yolsuzluk ve rüşvet toplumu çürütür, devleti çökertir. Kalıcı ve yerleşik hale gelirse bütün vücudu saran kanser gibi toplumun her kesimine yayılır" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Yolsuzluk ve rüşvet toplumu çürütür, devleti çökertir. Kalıcı ve yerleşik hale gelirse bütün vücudu saran kanser gibi toplumun her kesimine yayılır. Böyle bir durum işsizlikle beraber o toplumda görülürse bir tarafta aç ve açıkta, öbür tarafta ise yolsuzluk ve rüşvet üzerinden milyonlar kazanan insanlar bir arada ateşle barut gibi kolay yaşayamaz" dedi.

Bahçeli, Kayseri programı kapsamında Boğazköprü mevkiinde MHP Grup Başkanvekili ve Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, İl Başkanı Mete Eke ve partililer tarafından karşılandı.

Uzun araç kuyruğunun oluştuğu karşılamada, yoldan geçen bazı araç şoförleri de korna çalarak, destek verdi.

Bahçeli, karşılamanın ardından geçtiği İncesu ilçe meydanında vatandaşlara hitap ederek, 30 Mart seçimlerinin önemine dikkati çekti.

Bu seçimlerin hemen ardından cumhurbaşkanlığı ve arkasından da 25'inci dönem milletvekilli seçimlerinin olduğunu belirten Bahçeli, bu niteliğiyle geçmiş dönemlerde yapılan seçimlerden çok daha farklı anlam yüklendiğini, o nedenle de tüm siyasi partilerin bu seçimlere daha fazla önem verdiğini vurguladı.

Türkiye'nin 11 yıldır Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından yönetildiğini belirten Bahçeli, "Adalet ve Kalkınma Partisi Türk siyasi hayatına yüzde 34'le başlayan sonra tırmanan bir oy çokluğuyla TBMM'de sayısal çoğunluğu da elde ederek, tek başına iktidar olmuştur. Böyle bir iktidarın gücü Türkiye'nin her türlü sorununu çözmeye muktedir olsa gerektir. Yani bu milletin sosyal ve ekonomik sorunlarını çözmek için mecliste çıkartamayacağı, değiştiremeyeceği yasa yoktur. Dolayısıyla halkımıza ne vaat edilmişse onu rahatlıkla yerine getirebilecek siyasal güç ellerinde olmakla birlikte 11 yıllık süreçte bunda başarılı oldukları söylenemez. Özellikle bu tespitin Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy vermiş kardeşlerimiz tarafından değerlendirilmesi gerekir. Eğer şu an burada veya yakın bir çevrede bizim bu görüşlerimizi dinleyen AK Partili kardeşlerimiz varsa bunu değerlendirmeleri gerekir" şeklinde konuştu.

Toplumdaki iki önemli hastalıktan birinin işsizlik olduğuna işaret eden Bahçeli, özellikle genç işsizliğin yaygınlaşmasının daha büyük sorun olduğunu vurguladı.

İşsizliğin her evde var olmasının aynı zamanda o evde sosyal patlamaya hazır bir dinamit de olduğu anlamına geldiğini ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:

"İşsiz gençlere, yakınlarının 'hala evdesin, bir iş bulamadın mı? sorusu onu ezer. Böylelikle çocuk eve kapandığı gibi sosyal sıkıntılara girer. İşte Türkiye'de her 5 kişiden birisi böyledir. Bu birileri tarafından istismar, tahrik edilirse her evdeki patlamaya hazır dinamitler alevlenirse o zaman Türkiye karmakarışık olur. Ama bu milletimiz dayanışmaya, aile beraberliğine, şükre ve kanaate sahip olduğu için bunu sabırla karşılar. Ama bu böyle devam ederken, bir başka sosyal hastalık başlarsa o zaman tehlike çok daha büyük artar. Bir başka toplumsal hastalık yolsuzluk ve rüşvettir. Yolsuzluk ve rüşvet toplumu çürütür, devleti çökertir. Kalıcı ve yerleşik hale gelirse bütün vücudu saran kanser gibi toplumun her kesimine yayılır. Böyle bir durum işsizlikle beraber o toplumda görülürse bir tarafta aç ve açıkta, öbür tarafta ise yolsuzluk ve rüşvet üzerinden milyonlar kazanan insanlar bir arada ateşle barut gibi kolay yaşayamaz. Birisi burada bir ateşi barutun üzerine sürerse ortalık karmakarışık hale gelir. 17 Aralık'tan itibaren ülkemizde bu yaşanıyor. Başta Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy vermiş kardeşlerimiz olmak üzere hep beraber düşünmeli, yolsuzluk ve rüşvet üzerine gitmeliyiz."

 "Vatandaş gereğini yapar"

Başbakan Erdoğan'ın memleketin meseleleriyle uğraşmasının asli vazifesi olduğunu dile getiren Bahçeli, "İşsizlik feryadını duyuyor olmana rağmen kayıtsız kalıyor, esnafın sesine kulak vermiyorsun. İşçiye 'al ananı git' diyorsun ama halkın arasındaki yolsuzluk ve rüşvet feryadına eğer kulak tıkıyorsan, bunu bir komplo olarak, montaj olarak kabul edip reddediyorsan o zaman kendinle beraber Türkiye’yi de yakmaya başlıyorsun demektir. Kime ulaşırsa ulaşsın kime dayanırsa dayansın yolsuzluk ve rüşvetten hesap sormadığın sürece vatandaşımızı ikna edemez, tatmin edemezsin ve vatandaşımız bir gün bunun gereğini yapar. Sandıkla nasıl gelmişsen sandığa da o şekilde gömer gider" diye konuştu.

Bunların hepsinin üstünün örtülebilmesi için ajan provakatörlerin, kışkırtıcı eylemlerle milletin birbirine düşürülmeye çalışıldığını öne süren Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bizim bin yıllık kardeşliğimizle bir arada yaşayan etnik, mezhep temeli ne olursa olsun her birini bu milletin aziz evlatları olarak kabul edip Cenab-ı Allah'ın kutsal bir emaneti olarak bağrımıza bastığımız insanları sağda solda olaylar çıkarttırarak, yolsuzluk ve rüşvetin üstünü örtmeye çalışıyorsun ama milletin birliğini ve dirliğini tahrip eden kışkırtıcılıklarla husumet zehri ekiyorsun. Bir yandan dolar alıyor kazanıyorsun, öbür yandan zehir saçıyorsun. Bu gidişat gidişat değil. Bunlar birçok ülkede kendini gösterdi oradaki tehlikeli gidişleri hep birlikte gördük. Tunus’u, Mısır’ı, Endonezya’yı, Ukrayna’yı şimdi Suriye'de de nasıl gelişmeler olduğunu görüyoruz. Yolsuzluk ve rüşvet ne kadar tek adam olursan ol, ne kadar otoriter bir rejim kurarsan kur, ne kadar diktatör olarak, baskı, zulüm yaparsan yap demokrasi içinde gelsen de, diktatör olsan da senin gidişini hızlandıracak olan yolsuzluk ve rüşvet olaylarıdır."

 "Ülkem ve milletim, sonra partim"

"Ülkem ve milletim, sonra partim" diye ifade edilen ilkeye şu an en fazla ihtiyaç duyulan dönem olduğunu belirten Bahçeli, "Onun için bundan demokrasi içinde çıkış yolu bulmalıyız, sağda solda olaylarla bir yere varmak mümkün değildir. Yaşanan bu yollar hep denenmiş, sonu felaket olmuştur. Şimdi 80 günden bu yana bunları söylüyorduk kimse kulak asmıyordu ama şimdi herkes MHP’nin tespit ve tedbirlerini konuşur hale geldi. Sokakla sandık arasında bir tercih olacaksa bu mutlaka sandıktan yana olmalıdır. Sandıkta olmak demek, demokrasi içinde milli iradeyle çözümün aranması demektir. Böyle karmakarışık, kutuplaşma, kaos, kriz kamplaşma ortamlarında başka yollar denenmemeli, millet iradesine başvurulmalıdır. Millet iradesine başvurmak demek seçim demektir. En yakın seçim 30 Mart'tır" şeklinde konuştu.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211