- AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, son iki hafta içinde sporda önemli başarılara şahit olduklarını anımsattı. Erdoğan, Bakü'de düzenlenen Avrupa Tekvando Şampiyonası'nda altın madalya kazanan milli tekvandocu Servet Tazegül'ü tebrik etti.

Erdoğan, 2003'te yılda 2,5 milyon kişi yurt dışına seyahat ederken, bu sayısının 8 milyona ulaştığını kaydetti. Erdoğan, ulaşım imkanlarını geliştirerek, vizeleri kaldırarak, refah seviyesini artırarak, daha çok insanın dünyayı tanımasını, dünyadan haberdar olmasını sağladıklarını dile getirdi.

İnternet altyapısını güçlendirerek, 12 yıl öncesiyle kıyas kabul etmeyecek bir özgürlük ortamı oluşturduklarını vurgulayan Erdoğan, 2003'te geniş bant internet abone sayısının 20 binken, şu anda 35 milyon olduğunu bildirdi.

Başbakan Erdoğan, "Türkiye'de haberleşme alanıyla ilgili olarak yok Twitter'dı, yok Facebook'tu, yok şuydu, yok buydu...Bu konuda iktidarımızı lekelemek isteyenler, önce bu rakama baksınlar da hizaya gelsinler. Nereden nereye" diye konuştu.

 -"Bu şekilde yayın yapılmasına izin verilmez"-

 Erdoğan, yurt içinde, yurt dışında "Türkiye'de özgürlüklerin kısıtlandığı, basın özgürlüğünün daraltıldığı, Türkiye'nin otoriterleştiği, daraltıldığı, otoriter, diktatör bir yapı oluştuğunu" iddia edenlerin, çok yoğun, ağır propaganda sürecine girmelerinin arkasında nelerin yattığını anlama bakımından bu rakamları verdiğini söyledi.

Bunun, bir algı operasyonu olduğunu yineleyen Erdoğan, bunun üzerinde zaman zaman değerlendirmeler yaptıklarını, en son  Afyonkarahisar'daki 22. İstişare Toplantısı'nda da bu konuya değindiğini anlattı. Erdoğan, şunları kaydetti:

"(Türkiye'de basın özgürlüğü yok) diyenler, bir zahmet her gün yayınlanan ulusal gazeteleri şöyle önlerine sersinler ve sadece manşetlere baksınlar. Mesela pazar günü çıkan yaklaşık 40 ulusal gazeteyi önlerine koysunlar, o manşetleri okusunlar. Danıştay'ın kuruluş yıl dönümünde oradaki nezaketsizliğe bizim gösterdiğimiz tepkinin, manşetlere nasıl yansıdığını bu 'basın özgürlüğü yok' diyenler, bir okusunlar. Özellikle yurt dışında Türkiye'deki basın üzerine ahkam kesenler, o manşetleri gördüğünde inanıyorum ki küçük dillerini yutacaklardır. Zira o manşetleri, dünyanın hiçbir hukuk devletinde, hiçbir demokratik rejimde göremezsiniz. Hiçbir ülkede, manşetler üzerinden, devletlerin ve hükümetlerin bu kadar edep, adap dışı, özellikle hukuk dışı şekilde tahkir edildiğine asla şahit olamazsınız. Öyle televizyon kanalları var ki Gezi olaylarında gördük, açık açık yalan söyleyerek, 24 saat boyunca gençleri kışkırttılar, halkı sokağa dökmek için her türlü çirkinliğe başvurdular. Dünyanın hiçbir ülkesinde ne Avrupa ne ABD'de bu şekilde yayın yapılmasına, bu şekilde tahrik yapılmasına, bu şekilde terör pompalanmasına  izin verilmez. Ama bizde öyle bir özgürlük anlayışı var ki mahkemeler bunu seyrediyor, üstüne üstlük içeride, dışarıda 'Türkiye'de basın özgürlüğü yok' diye propaganda yapılıyor. "

 "Kahkahadan birbirinizi kırar geçirirsiniz"

 Erdoğan, bir kuruluşun, dünya ülkelerini, özgür, kısmen özgür, özgür değil diye tasnif ettiğine işaret etti.

Bu örgütün raporlarında İsrail'in, basın özgürlüğünde dünyanın en özgür ülkelerinden biri olarak gösterildiğine işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Sevsinler seni, şu hale bak. Hatta Ortadoğu'daki en özgür ülke İsrail. Türkiye basın özgürlüğünde, bu örgütün raporlarına göre 1980'lerde, yani 12 Eylül'ün sonrasında, bugüne nazaran daha özgür ülkeymiş. 1990'larda aynı şekilde, Türkiye bugüne göre daha özgür ülkeymiş. Türkiye, öyle ülkelerin altında gösteriliyor ki listeyi gösterseniz inanın kahkahadan birbirinizi kırar geçirirsiniz. 

Her gün yayınlanan ulusal 40 gazetenin önemli kısmı,  devlete ve hükümete sistematik olarak hakaret edecek, pek çok köşe yazarı dünyada örneği bulunmayacak derecede, her gün sistematik olarak hakaret yazacak, sonra da siz Türkiye'yi alacaksınız, 'basının özgür olmadığı ülke' diye göstereceksiniz. O bizim için atılan manşetlerden tek bir tanesi, bizden daha özgür olduğu iddia edilen ülkelerin gazetelerinde atılsın bakalım. O gazetenin, o gazetecilerin başına neler gelir. Almanya'da 'Hamburg olaylarını gösteriyor' diye TRT'yi kablolu yayından çıkardılar. Ben, Alman Cumhurbaşkanı'na söyleyince 'yok' demeye kalktı. Çıkarıldı. Bu ülkenin başbakanıyım, ne olduğunu dakikası dakikasına takip ediyorum. Ama haberi yok tabii. ABD'de gazeteci Helen Thomas'ın, işinden kovulmasını, Beyaz Saray'a girişinin yasaklanmasını kimse konuşmuyor."

 -"Ey örgüt, bunu benden dinle"-

 Başbakan Erdoğan, bu uluslararası örgütün, Türkiye'de 44 gazetecinin tutuklu olduğunu iddia ettiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Ey örgüt, bunu benden dinle, çünkü sen de örgütsün. Bu 44 kişiden 19'u zaten tahliye oldu. İşi nereden takip ettiğini anlamanız bakımından söylüyorum. 6 kişinin yargılanması halen devam ediyor. Bu listede adı yer alan bir kişinin kayıtlarda ismi bile yok. 18 kişi yargılandı, haklarında hüküm verildi. Bugün bir kez daha 18 kişinin, 'hapisteki gazeteciler' diye CHP Genel Başkanı başta olmak üzere, çünkü bunlarla beraber çalışıyorlar, CHP Genel Başkanı başta olmak üzere içeride ve dışarıda istismar edilen bu 18 kişinin hüküm aldığı eylemleri hatırlatacağım. Bunlar, nelerden hüküm giymişler: Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurmak, kişiye hürriyetinden yoksun etmek, konut dokunulmazlığını ihlal etmek, silahla kasten yaralamak, gazeteci. Nasıl gazeteci bu. Terör örgütüne eleman kazandırmak, 18 yaşından küçük çocukların örgüte katılımını organize etmek, polis memuru öldürmek, helikoptere bombalı saldırıda bulunmak, resmi evrakta sahtecilik, sahte kimlik kullanma, banka soymak. Evet içeride CHP'nin dışarıda malum örgütlerin gazeteci dedikleri kişilerin hüküm aldığı suçlar işte bunlar."

 "Hangi yüzle sen sandık getireceksin"-

 Erdoğan, Mısır'da seçilmiş hükümete darbe yapıldığını, yüzlerce masum göstericinin katledildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Sesleri çıktı mı? Ekranları başında bizleri izleyen milletime sesleniyorum. Sesleri çıktı mı, duydunuz mu? Dünyaya sesleniyorum duydunuz mu? Bunlar Mısır'da darbeye 'darbe' diyemediler. Halen de diyemiyorlar. Darbe mahkemelerinde yargılanıp, idama mahkum edilen masum insanlarla ilgili öylesine şöyle birkaç açıklama yaptılar, meselenin üzerini örttüler. Bangladeş'te 85, 90 yaşında bir ilim insanını, bir siyasetçiyi idam ettiler. Sesleri çıktı mı? Suriye'de 4 yıldır oluk oluk kan akıyor, kimyasal silahlar, varil bombaları, uçaklardan her taraf yakılıp yıkılıyor, 200 bin insan öldü sesleri çıkıyor mu? Hala bir müdahale var mı? Tam aksine orada zalim, katil bir yönetici destekleniyor ve şimdi de buyurun Cumhurbaşkanı adayı olarak kendi kendine Cumhurbaşkanı olmaya hazırlanıyor. Hangi yüzle sen sandık getireceksin, kimin huzuruna sandık getireceksin. Çocuklar katlediliyor, kadınlar tecavüze  uğruyor, katlediliyor. Nerede o insan haklarıörgütleri, nerede o kadın hakları, çocuk hakları örgütleri?

Filistinli'yi susturursanız, bu ifade özgürlüğünü ihlal anlamına gelmez. Filistinli gazeteceyi hapsederseniz, hatta sokak ortasında vurursanız bu basın özgürlüğünü zedelemez. Gazze'de Filistinliler'in üzerine ölüm yağdırırsanız bu insan hakları ihlali olmaz. Niye? Çünkü onlar Filistinli. Bunların Mısır'daki darbecilere bir tek kez olsun 'darbeci, otokrat, diktatör' dediklerini asla duymazsınız. Duydunuz mu? Hayır. Sadece birkaç kişi biz bunu seslendiriyoruz. Ama bunun dışında yok. Uluslararası toplantılarda da seslendiriyoruz. Seslendireceğiz. Suriye'de katile 'katil' dediklerini duymazsınız. İsrail'deki ihlalleri, katliamları eleştirdiklerini duymazsınız. Onlar da hiç kusura bakmasınlar. İçerideki kibir abidelerine boyun eğmeyeceğimiz gibi dışarıdaki kibir abidelerine de boyun eğmeyiz."

 - "Kademe kademe Türkiye'nin standartlarını yükseltiyoruz"

 Erdoğan, içeride hiç kimsenin milleti, milletin temsilcilerini, siyasetçileri karşısına alıp, kibirle ders veremeyeceğini ifade ederek, "Kibirle hiza veremez. Aynı şekilde dışarıda da hiç kimse Türkiye'yi karşısına alıp, Türkiye'ye parmak sallayamaz. O günler geçti. Türkiye üzerinde ameliyat yapmak isteyen o örgütler de bilsinler ki karşılarında artık sinmiş, acziyet içerisinde bir ülke yok" dedi.

Erdoğan, hakkaniyet ölçüsünde, nezaket içinde yapıcı her eleştiriye açık olduklarını, eleştiriye açık oldukları için de reform yaptıklarını belirterek, "Şu bizim 12 yıl içerisinde yaptığımız reformları Cumhuriyet tarihinde acaba hangi iktidarlar yaptı? Kendimizi henüz ideal noktada görmediğimiz için özgürlük ve demokrasi mücadelesi veriyoruz. Uluslararası hukuku, evrensel değerleri benimsediğimiz için AB'ye üye olma gayemiz var ve bunu kararlılıkla sürdürüyoruz. Ama bu yanlış anlaşılmasın. İçeride olduğu kadar dışarıdaki mütekebbirler de yumuşak başlı olmamızı, uysal koyun olduğumuz şeklinde yorumlamasın" diye konuştu.

Gençlerin bu algı operasyonlarıyla hiçbir yere varamayacağını dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Bu uluslararası örgütler, bu uluslararası çevreler sergiledikleri çifte standartla Türkiye'nin saygınlığına gölge düşüremezler, sadece kendi itibarlarını yok ederler. Türkiye'yi gerçekten anlamak isteyenler varsa, gelsin halkın içerisine girsin gerçek Türkiye fotoğrafını burada, yerinde görsün. Ama bilgi kaynağı CHP olanlar sadece CHP'nin yandaş medyası olanlar Türkiye'yi yanlış tanırlar. Türkiye hakkındaki açıklamalarıyla da gülünç duruma düşerler. Biz güçlü bir ülke olarak istikametini, rotasını bilen ve bu yolda emin adımlarla yürüyen bir ülke olarak ihtiyaç duyulan reformları tek tek yapıyor, kademe kademe Türkiye'nin standartlarını yükseltiyoruz.

 Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, dün imzaladıkları ve TBMM'ye gönderdikleri  tasarıyla, suçla mücadelede bazı cezaları artırdıklarını, yargı sisteminde önemli değişikliklere gittiklerini anlattı. "Aile yaşamını tehdit eden, toplumsal değerlerimizi ayaklar altına alan ve sosyal dokuyu zedeleyen bazı suçlarda cezayı katlayarak artırıyoruz" diyen Erdoğan, tasarıyla, cinsel dokunulmazlığa karşı işenen suçların en sert şekilde cezalandırılmasını öngördüklerini kaydetti. 

Erdoğan'ın,  "Cezanın caydırıcılığı eğer esassa, bunu yapmak durumundayız. Şimdi bu adımı atıyoruz. Çünkü bugüne kadar olan tablo demek ki caydırıcı değil. Oturduk haftalarca, aylarca bu müzakereyi yaptık. Bu suçların çocuklara karşı işlenmesi, hiç kuşkusuz idam cezası gerektiriyor" sözleri salonda büyük alkış aldı. 

Konuşmasını sürdüren Erdoğan, "Ancak ülkemizde artık idam cezası uygulanmadığı için bunun yerine, çocuklara yönelik saldırılarda cezayı en ağır noktaya taşıyoruz. Örneğin çocuklara karşı suç işleyenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasında 30 yıl yatıyorlardı, bunu 39 yıla çıkarıyoruz. Yine çocuklara yönelik suç işleyenlerin müebbet hapis cezasını da 24 yıl infazdan, 33 yıla çıkarıyoruz. Failler, cezalarını tamamlasalar bile bazı kısıtlamalara tabi olacaklar" dedi.

    -"Uyuşturucu maddeyle mücadelede önemli adımlar..."

 Uyuşturucu maddeyle mücadele konusunda da önemli adımlar attıklarını anlatan Erdoğan, bunun çok farklı ve önemli olduğunu vurguladı. Kenevir ekimi suçunun cezasının 1 yıldan 7 yıla kadar hapis iken, bunu 5 yıldan 12 yıla kadar olarak artırdıklarını belirten Erdoğan, uyuşturucu ve uyarıcı madde ithal ve ihraç suçunun cezasını 10-20 yıl aralığından 20-30 yıl, satma cezasını da yanı şekilde 5-15 yıl aralığından 10-20 yıl aralığına yükselttiklerini söyledi. 

 Çocuklara uyuşturucu verilmesi ve satılması durumunda cezanın 15 yıldan az olmayacağına işaret eden Erdoğan, bu suçtan koşullu salıverilme sürelerini de uzattıklarını kaydetti. Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanma cezası 1 ile 2 yıl iken, bunu 2 ila 5 yıl aralığına uzattıklarını dile getiren Erdoğan, madde kullananlara defalarca "denetimli serbestlik" kararı verilmesinin de önüne geçtiklerini anlattı. 

 Erdoğan, son yıllarda artış gösteren hırsızlık ve kapkaç gibi suçların cezalarını da önemli ölçüde artırdıklarına işaret ederek,  "Konutta hırsızlığın cezası 2 ila 5 yıl arasındaydı, bunu 5 ila 10 yıl aralığına çıkarıyoruz. Kapkaç cezası da 3 ila 7 yıl aralığındaydı, onu da 5 yıl ila 10 yıl aralığına uzatıyoruz. Gece yapılan hırsızılığın cezası üçte bir artırılıyordu, bunu da yüzde 50 oranında artırıyoruz. Telefon, elektrik, demiryolu hatlarının altyapısını oluşturan bakır kablo ve makas motoru gibi malzemeler çalınıyor, kamu hizmetleri engelleniyor, hayati riskler ortaya çıkıyor. Bu tür suçların cezasını iki katına kadar artırılmasını getiriyoruz" diye konuştu.   

 -"Her üye, tek adaya oy verecek"-

 Hazırladıkları tasarıyla, Yargıtay Kanunu'nu da değişikliğe gittiklerini anlatan Erdoğan, şu anda 38 dairenin olduğunu; bunun 23'ünün hukuk, 15'inin ceza dariesi olduğunu, yeni düzenlemeyle bu sayısal dağılım belirleme yetkisini Yargıtay Büyük Genel Kurulu'na verdiklerini, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nun üye sayısını 8'den 11'e çıkardıklarını kaydetti. Mevcut durumda, Yargıtay Genel Sekreteri olunabilmesi için kıdem şartının gerekmediğini, yeni düzenlemede ise 5 yıl kıdem şartı getirdiklerini belirten Erdoğan, Yargıtay'daki önemli unvanlar için gereken kıdem sırasını da artırdıklarını söyledi. 

 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı adayı belirlemek için yapılacak seçimde, her üyenin tek adaya oy vereceğini ifade eden Erdoğan, tasarıyla, asliye ticaret mahkemelerinin heyet halinde çalışmasını getirdiklerini ifade etti.

 Erdoğan, "Bunlar kapsamlı paketimizin sadece özetidir. Suçla mücadele, caydırıcı tedbirler, yargının hızlı işlemesi konularında çok sayıda yeniliği, düzenlemeyi inşallah Meclis'te görüşecek ve Meclis kapanmadan bunu süratle bitireceğiz ve bunu Türkiye'ye kazandıracağız. Bu önemli paketin ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi.

  -Cumhurbaşkanı adayı tartışması-

 Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı tartışmasına ilişkin "Millet ne yaparsa en güzelini yapar. Milletin seçtiği bir cumhurbaşkanı ile milletin seçtiği bir başbakanla, devlet-millet el ele Türkiye çok daha yüksek seviyelere ulaşır. Muhafet altına gireceği damı akmayan bir çatı aramaya devam etsin. Çocuklar soruyor; 'Dede şapkadan nasıl tavşan çıkacak'. 'Biz de merakla bunu bekliyoruz, torunum oğlum' diyoruz. Durum bu."  dedi.

 -Çiftçinin kredi borcuna erteleme-

 Başbakan Erdoğan, "23 Ağustos 2013 tarihinden 31 Aralık 2014'e kadar afetlerden yüzde 30 zarar gören çiftçimizin vadesi gelen kredi borçları, yüzde 3 faizle bir yıl ertelenecek. Bu kolaylıktan 6.5 milyar lira borcu olan 876 bin çiftçi yararlanabilecek."


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211