BEYTÜLMAL, VAKIF ADI ALTINDA PEŞKEŞ Mİ ÇEKİLİYOR?
MHP Aydın Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Ali Uzunırmak,TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı eleştirerek Hazreti Ömer ve Nuşirevan örneğini verdi.  

Aydın Cumhurbaşkanı Tayyip erdoğan'ın 1 milyar 340 milyon liraya yaptırdığı bin odalı Aksaray ile Erdoğan'ın vakfını eleştirirken, islam tarihindeki  Hazreti Ömer ve Nuşirevan örneğini verdi.  

 TBMM İdare Amiri Ali Uzunırmak'ın TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma şöyle:

 Meselelerimizi doğru tartışmamız lazım. Tarih, devlet adamları için zengin bir hazinedir ve kıssalardan hisseler çıkarmak lazım.

Vakıf tartışmalarını yaşıyoruz. Bir kıssayı sizlerle paylaşarak bize rehber olmasını istirham ediyorum.

 

EBÎ VAKKAS, HAZRETİ ÖMER, NUŞİREVAN VE ÇEŞİTLİ KAHRAMANLAR.

Hazreti Ömer bir gün İran'a ticarete gider. Ebî Vakkas'la beraber ve cirit oynayan gençleri seyrederken 200 devesi çalınır, parasız pulsuz kalırlar ve giderler bir hana sığınırlar.

Hancı üzgün olduklarını görünce sorar: "Ne oldu?" diye sorar. Olayı anlatırlar.

Hancı der ki: "Kral Nuşirevan adaletli bir adamdır, gidin ona derdinizi anlatın."

Giderler, anlatırlar ama Nuşirevan 2 kese altın verir, bunları gönderir.

Hancı, geldiklerinde sorar, "Ne oldu?" "Böyle oldu." "Hayır, böyle olmaz. Nuşirevan bunu yapmaz." der.

İkinci gün hancı bizzat kendisi tercüman olarak gider ve olayı anlatırlar, Kral Nuşirevan özür diler ve der ki: "Yarın, kaybolan emanetleriniz size ulaşacak ama sizden bir şey rica ediyorum: Şehri terk ederken biriniz doğu kapısından, biriniz batı kapısından çıkın."

Ertesi günü doğu kapısından çıkarken Ebî Vakkas 2 tane darağacında cesetle karşılaşır, sorar "Nedir bu?" diye halka. Derler ki: "Bu Nuşirevan'ın, veziri ile oğlu."

Hazreti Ömer'in çıktığı kapıda gene birisi vardır darağacında. Hazreti Ömer "Ne oldu? Kimdir bu?" diye sorar, derler ki: "Nuşirevan'ın tercümanı."

Ve olayı kavrarlar. Yanlış tercüme eden de asılmıştır, çeteyi kuran oğlu ile veziri de asılmıştır!

 

Aradan yıllar geçer. Ebî Vakkas, Şam Valisidir ve bir Yahudi'nin arsasını cami yapmak gerekçesiyle kamulaştırır, rızasız kamulaştırır.

Bu Yahudi'ye yol gösterilir, Medine'ye gider. Medine'ye gittiğinde İslam'ın Halifesi Hazreti Ömer'e bir hurma ağacının altında dinlenirken rastlar.

Bunlardan ders çıkarmamız lazım. Şam'daki debdebeyi görür, giyimin kuşamını görür saraylıların. Ama Halifenin hâlini de görür ve merak eder nasıl bir şeydir bu diye?

 
NUŞİREVAN'DAN DAHA AZ ADALETLİ DEĞİLİM!

Hazreti Ömer'e olayı anlatır. Hazreti Ömer -kıssadır- bir kemik parçasının veya derinin üzerine şöyle bir şeyi yazar: "Bilesin ki ben Nuşirevan'dan daha az adaletli değilim." Ve bunu Ebî Vakkas'ın eline gitmesi için Yahudi'ye verir. Ebî Vakkas'a geldiğinde Yahudi "Halifeden sana mesaj var." deyip, verir. Ve Ebî Vakkas o mesajı gördüğünde sapsarı kesilir, kafasını yerden kaldıramaz, bu olayı anlatır. Der ki, böyle böyle olmuştu. Ve ondan sonra o kamulaştırmadan vazgeçilir ama diğeri de arsayı bağışlar, Müslüman olur ve cami gene inşa edilir.

 BEYTÜLMAL, VAKIF ADI ALTINDA PEŞKEŞ Mİ ÇEKİLİYOR?

Değerli milletvekilleri, vakıf, vakfetmek, bir varlığı olan insanın menkul veya gayrimenkul gelirlerinden hayır işlemesi için bir kurumsallaşmadır. Acaba bugün "vakıflar" adı altında yapılan birtakım icraatlar, gerçekten vakıf sahiplerinin, vakfedenlerin kendi menkul veya gayrimenkul değerlerinden mi yapılıyor, yoksa hepimizin, bütün milletimizin varlığı olan hazine arazilerini, beytülmalı ekmek elden su gölden birilerine vakfederek mi bu hizmetler yapılıyor? Burada bir yanlışlık var.

 KİRLİ SUYLA ABDEST ALINIR MI?

Değerli milletvekilleri, hatta vakfa giren paraların kaynağı bile aslında vakfı kirletir. Sizlere bir şey soruyorum: Kirli suyla abdest alınır mı? Kirli suyla alınan abdestle namaz kılınır mı, ibadet yapılır mı? Bu, inancımızın neresinde var?

KAÇAKÇININ, DOLANDIRICININ PARASIYLA VAKIF MI OLUR?

Bugün vakıflar vasıtasıyla birçok istismar yapılmaktadır. İşte, yapılan bağışlarda devleti dolandıran, uluslararası kara paranın içinde olan, halkı zulmeden birtakım insanların kaçakçısından başkasına varıncaya kadar paraları vakıf amaçlı sözde bir şeyler hizmet edilmeye çalışılıyor.

BİN ODALI SARAY LÜZUMSUZDUR

Değerli milletvekilleri, biz vicdanı olan insanlar olmalıyız ve bilmeliyiz ki değerler uğruna siyaset yaparken hiçbirimiz Nuşirevan'dan daha az adaletli olmamalıdır.

Hazreti Ömer'in yaşantısıyla, o değerlerle yönettiğimize inanıyorsak, bugün bu saraylar lüzumsuzdur değerli arkadaşlar. Bu ülkenin bu kaynaklarını doğru kullanmamız lazım. Evet, bin oda, daha tefrişi hesap edilmiş değil, bin odanın tefrişinin nereye çıkacağı belli değil. Mermerlerin faturaları İtalya'dan geliyor. Ama Türkiye mermer ihracatçısı bir ülke. Bunları bile bu yüce Meclisin görmesi gerekiyor değerli arkadaşlar.

İSTİSMARDIR, HARAMDIR, YANLIŞTIR

Vakfetmek, bir varlıklı kişinin menkul veya gayrimenkul değerlerini vakfetmesi demektir. Sayılan birçok kişinin acaba bundan beş on sene önce veya şu anda nasıl bu varlıkları edindiği ve bu varlıklarının ne olduğu…

Ayrıca, hazine arazilerini Kredi Yurtların bizzat devlet olarak yurt yapması varken vakfettiği sözde "ekmek elden su gölden" misali, böyle ucuzdan, daha dün hiçbir ekonomik varlığı olmadan bugün vakıf kisvesi altında böyle şeylerin yapılmasını kınıyorum, vakıf düşüncesine aykırı ve istismar olduğunu canı yürekten Türkiye Büyük Millet Meclisiyle paylaşmak istiyorum. Bu istismardır, bu haramdır, bu yanlıştır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211