BORÇ GIRTLAĞA DAYANDI

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreter Yardımcısı  Recep DUMANLI basın açıklaması yaparak  “İstikrar Denilen Asıl Esaret; Borç Gırtlağa Dayandı” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreteri Recep Dumanlı yaptığı basın açıklamasında Türkiyenin içinde bulunduğu ekonomik buhranı değerlendirerek, "Son 12 yıldır devam eden ve vatandaşlarımızı
n yaşayarak yakından şahit oldukları hanehalkı borçlanma oranlarındaki gelişmeler insanlarımızın çok önemli bir kısmını yokluk ve yoksulluk içinde kıvrandırmaktadır." dedi.

Dumanlı'nın yaptığı basın açıklaması şöyle:

“İSTİKRAR DENİLEN ASIL ESARET”

Geçtiğimiz günlerde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) “Gelir ve Yaşam Koşulları” araştırmasının 2013 yılına ait olan sonuçlarını açıklamıştır. Bu araştırmalar kısaca Türkiye’de yaşayan hanelerin anketin yapıldığı yıl içindeki ekonomik ve sosyal durumunu ve hangi şartlar içinde yaşadığını ortaya koyması açısından yol gösterici olmakta, ülkemizde vatandaşlarımızın yaşama biçimlerinde ortaya çıkan gelişmeleri bizlere aktarmaktadır.

Türkiye’deki genel ekonomik ve sosyal durum hiç kuşku yok ki hanelerin yaşama biçimlerine ve tüketim alışkanlıklarına da doğrudan etki etmektedir. Makro seviyede ortaya çıkan göstergelerde (gelir dağılımı da dâhil olmak üzere) bir iyileşme, gelişme veya kalitesinde yukarı yönlü bir değişme olmadığı sürece hane halkı yaşam koşullarına da olumu bir destek sunmamaktadır.

Bu bağlamda Türkiye’nin toplam iç ve dış borçları (kamu+ özel) aynı zamanda hanehalkı borçlanmalarıyla da uyumlu bir artış seyri izlemektedir. Makro seviyedeki ulusal borçlanmalar, olması genel tasarruf oranlarının yetersizliğini ortaya koyarken, aynı zamanda yurtdışı kaynakların tasarruflarından da bedeli (faiz ödemeleri + ülke risk puanı) karşılığında yararlandığımızı göstermektedir.

2014 yılının 2. Çeyreği itibariyle Türkiye’nin toplam brüt borç stokunun GSMH’nın yüzde 51’i ne kadar yükseldiği görülmektedir. Gelinen bu nokta, 12 yıllık AKP iktidarının ülkeye getirdiği borç batağını açıkça gözler önüne sermektedir. Başka bir ifadeyle Türk Milleti ürettiği her şeyin yarısını aşan bir miktarı borçlanma yoluyla yabancılara aktarmaktadır.

Bu yılın ikinci çeyreğinin sonu itibariyle kamu ve özel kesime ait kısa vadeli borçların toplamı 130,6 milyar dolara ulaşırken, iç ve dış borçların toplamı da yaklaşık olarak 393,0 milyar dolar olmuştur.

Bu borç yapısı içinde son 12 yılda kamu kesimi borçları 2 kat, özel kesim borçları 8 kat, vatandaş borçları ise 6,3 milyar TL’den 339,0 Milyar TL’ye yükselerek adeta patlama yapmıştır. İşin özeti, ister kamu kesimi, ister özel kesim, isterse vatandaş açısından bakılsın artık deniz bitmiş ve “Borç Gırtlağa Dayanmıştır”.

Toplam borç cephesinden, hanehalkı gelir ve yaşam koşullarıyla ilgili analize geçtiğimizde de vatandaşın durumunun Türkiye’deki genel borçlanma durumundan farklı olmadığı görülmektedir.

Son 12 yıldır devam eden ve vatandaşlarımızın yaşayarak yakından şahit oldukları hanehalkı borçlanma oranlarındaki gelişmeler insanlarımızın çok önemli bir kısmını yokluk ve yoksulluk içinde kıvrandırmaktadır.

Türk Milletinin kahir ekseriyeti normal sayılabilecek hayat standartlarını devam ettirebilmek için gerekli olan ihtiyaçlarının çok önemli bir kısmını karşılamakta dahi büyük zorluklar yaşamaktadır.

Gelir ve Yaşam Koşulları araştırmasına göre Türkiye’deki hane halkının sadece yüzde 7’si konut harcamalarının aile bütçesi üzerinde baskı yaratmadığını ifade etmektedir. Geriye kalan yüzde 93’ü ise başta kira olmak üzere konut kredisi taksitlerinin aile gelirlerinin önemli bir bölümünü götürdüğünü ve bunları ödemekte büyük sıkıntılar ile karşı karşıya kaldığını ifade etmektedir.

Bu harcamalar benim aile bütçemi son derece zorluyor diyenlerin oranı yüzde 40,0 iken evet, bütçem üzerinde baskı yaratıyor diyenlerin oranı da yüzde 53’ü geçmektedir.

Bu göstergeler bile Türkiye’de konut sahibi olmak için bankalardan kullanılan kredilerin, hanelerin borçlarını artırdığı ve her yüz haneden 93’ünde bu ödemelerin aile bütçesini çok ağır bir baskı altına aldığını göstermektedir.

Konut sahibi olmayı arzu eden bu önemli büyüklükteki kitle, söz konusu borçlarını ödemek karşılığında bu borç geri ödeme süresince insanca yaşama şartlarından vazgeçmekte, bir konuta sahip olabilmek için neredeyse ömürlerini heba etmektedir.

Konut dışı harcanmalarda veya diğer borçların ödenmesinde de farklı bir durum söz konusu değildir. Zira hanelerin sadece yüzde 46’sı konut harcaması dışında borçlanmadığını söylemektedir. Başka bir ifadeyle hanelerin en az yüzde 50’si değişik borçlanma yolu ile başka biçimli (konut dışı) borç yükü altına girmektedir. Yani borcu olmayan hanehalkı nerdeyse kalmamıştır.

İnsanlarımızın çok önemli bir kısmı evinde haftada 2 kez et, tavuk veya balık yiyemediğini, hanelerin neredeyse yüzde 85’i beklenmedik bir harcamayla karşılaşmaları durumunda bu harcamaları karşılayamayacaklarını açıkça ifade eder duruma gelmiştir. Haneler sosyal ve ekonomik açıdan diken üstünde olup, 12 yıllık AKP iktidarında deyim yerindeyse adeta Allah’a havale edilmişlerdir.

Başta elektrik ve doğalgaz olmak üzere diğer girdilere gelecek olan okkalı zam beklentilerinin doruğa ulaştığı yaklaşan bu kış aylarında, özellikle de ısınma konusunda aileler imkânlarını son derece zorlamakta, bu anlamda toplam ailelerin yüzde 60’ı sağlıklı bir ısınma için gerekli olan parayı bulamamaktadır. Diğer bir ifadeyle vatandaşımız bir odada yaşamaya, çoluk çocuk soğuk ve üşümeye mahkûm edilmektedir.

Hanehalkı borçluluğu açısından önemli bir gösterge de kredi kartı kullanımıdır. Bireysel borçlanmada önemli bir araç olan kredi kartı kullanımları da 2014 yılı Ağustos ayı sonu itibariyle son bir yılda 600 bin adet artarak 57,1 milyona yükselmiştir.

Kredi kartı kullanımı son bir yılda yüzde 17 oranında artış gösterirken, her bir kredi kartı üzerinde 2014 yılı Temmuz ayı itibariyle ödenmesi gereken ortalama borç tutarı da 1.308 TL’ye yükselmiştir.

Bütün boyutlarıyla insanımızın içinde bulunduğu yaşam koşullarını değerlendirdiğimizde yoksulluk ve yoksunluğun diz boyu olduğu görülmektedir. Genel yoksulluk oranı yüzde 16,3 olurken özellikle kırsal kesimde bu oran iki katına kadar yükselebilmektedir. En ufak bir ekonomik kriz durumunda yoksullaşma riski ile karşı karşıya kalan nüfus ise neredeyse yüzde 30 civarındadır.Buradan ilgililere ve vatandaşlarımıza bir uyarı yapmak istiyoruz. Açık şekilde ifade etmek gerekirse; Türk Milletinin önemli bir bölümünün ekonomik ve sosyal durumu göründüğünden çok daha kötü ve muhtemel risklere karşı çok daha hassas durumdadır.

Nitekim son 12 yılda iç ve dış borçlardan dolayı hanehalkı başına düşen ortalama borç bugünkü kur üzerinden hesaplandığında 43.000 TL’ye yükselmiştir. Yıllık ortalama eşdeğer hane halkı geliri 13.250 TL/yıl olan ortalama bir aile, kazandığı bu parayı yemeden içmeden tümüyle borcuna aktarsa bile bu borcu ödeyebilmek için maaile tam 40 ay çalışmak zorunda kalacaktır.

Aynı şekilde vatandaş borçları dediğimiz tüketici kredileri ile kredi kartı borçları açısından değerlendirme yaptığımızda da ortalama bir hane halkı reisinin bu tür borçlarını ödeyebilmesi için yine yemeden içmeden tam 15 ay çalışarak elde edeceği bütün gelirini kendi bireysel borç ödemesi için kullanması gerekmektedir.

Daha anlaşılır bir ifadeyle; ortalama bir Türk ailesinin Türkiye’nin dış borçlarından payına düşeni ödemesi için elde edeceği bütün gelirini 3,5 yıl, kendi özel harcamalarından kaynaklanan borçlarını ödeyebilmesi içinde 1,5 yıl sürekli çalışması gerekecektir. İnsan hayatının devam ettirilebilmesi için bazı temel harcamaların yapılması gerekli olduğuna göre, Türkiye’de hanelerin tamamına yakının en azından gelecek 10 yılının borç yükü tehdidi altında olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Daha doğru bir ifadeyle milletimizin gelecek 10 yılı AKP tarafından borçlandırma yoluyla rehin alınmıştır. İşte istikrar denilen asıl esaret budur.

Sonuç olarak, AKP’nin gelir dağılımı, yoksullukla mücadele ve istihdam politikaları iflas etmiş durumdadır. Yoksulluğun doğrudan 25-30 milyon insanı etkilediği, işsizliğin resmi kayıtlara göre 5 milyonu aştığı ve 12 yıldır gelir dağılımında hiçbir düzelmenin olmadığı bir Türkiye manzarası ortadadır. İnsanların yüzde 85’inin borçlara karşı son derece hassas hale geldiği, insanca yaşamak için gerekli olan dokuz temel şartın zar zor beşinin karşılandığı, eğitim, sağlık, iç ve dış güvenlik konularında bir çıkmaz içine girilen bir Türkiye manzarası ortada dururken aman istikrar bozulmasın demenin hiç bir anlamı yoktur. Bu şartlarda istikrar zaten yoktur zira artık “Borç Gırtlağa Dayanmış, Alacaklılar Kapıda Beklemektedir”



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211