'Bu dil; asgari nezaketten yoksun bir dildir'
 Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreteri  İsmet BÜYÜKATAMAN’ın “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada kullandığı ifadelere”ilişkin basın açıklaması yaptı.

Büyükataman'ın basın açıklaması şöyle:
Başbakan gezdiği, gittiği, konuştuğu her platformda paralelden girmekte, Pensilvanya’dan çıkmaktadır. Hatta Pınarhisar diyeceği yerde Pensilvanya demekte, Pensilvanya ile yatıp Pensilvanya ile kalkmaktadır. Her gördüğünü burası ile irtibatlı zannetmekte, yanındaki herkesi oranın ajanı olmakla suçlamaktadır. Başbakan kuvvetle muhtemel paranoid şizofrendir. Bu halde görevine devam etmesi millet ve devlet bekası için son derece tehlikelidir. Son olarak partisinin il başkanları toplantısında partimizin Pensilvanya ile işbirliği yaptığını iddia emiştir.
Cumhurbaşkanı olamayacağını anlayan Başbakan Erdoğan; hastalığının tesiriyle öfke nöbeti geçirmiş ve kendisini kaybederek ne dediğini bilmez bir hale bürünmüştür. Başbakan’ın bu ruh haliyle ağzına sahip olmakta zorlandığı, ağzından çıkanı kulağının duymadığı gözlenmiştir. Boşboğazlıkta rakipsiz olduğunu her defasında ispatlayan Başbakan, ağzının kaçan ayarının nelere yol açacağını hesaplamadan önüne koyulan tüm kürsülerde en hafif tabirle bozgunculara taş çıkartırcasına konuşmaktadır.
Başbakan, hesap verecek olmanın korkusu ve telaşlı ruh haliyle partisinin il başkanları toplantısında partimize ve Sayın Genel Başkanımıza tekrarı bile çirkin olacak ifadeler kullanmıştır. Başbakan Erdoğan meşrebinin, seviyesinin ve olmayan kalitesinin gereğini yapmış ve kendini tarif eden cümleler sarf etmiştir. Başbakan, bahsettiği yaratığı görmek istiyorsa, hayvanat bahçesine gitmesine gerek yoktur. Bir ayna bulup bakması adını dilinden düşürmediği hayvanı görmesi için yeterli olacaktır. Başbakan’ın dilinin ayarı yoktur. Tamamen suçlarını bastırmak için bağırmaktadır. Bu dil; ayrıştırıcı bir dildir. Bu dil; hakaret eden bir dildir. Bu dil; asgari nezaketten yoksun bir dildir.
Mevlana Hazretleri “Kör cehalet çirkefleştirir insanları” diyor. Çirkeflikte zirve olan küfrün babası Ebu Cehil’dir. Zira Ebu Cehil cehaleti, sıradan bir cehalet değildir. Her şeyden önce siyasi hedefleri olan ve bu hedefleri hak ederek değil, zorla, hileyle elde etmek isteyenlere ait bir cehalettir. Kör inatla izansızca her türlü değere hakaret ve küfür edenlerin Ebu Cehil’den hiçbir farkı yoktur. Tayyip Erdoğan artık şek ve şüphe kalmamıştır ki; küfrün babasıdır, bu devrin Ebu Cehil’idir. O sebeple Ebu Cehil’in dilini kullanmakta ve hakaret etmektedir.
Milletimiz bilir ki küfür ve hakaret korkak işidir. Omzu düşük yürüyüşlerle cesaret söylemini dilinden düşürmeyen Başbakan kendi ülkesinde ancak zihin ve üslup kardeşi Ariel Şaron’un kullandığı koruma tedbirleri ile dolaşabilir. Kızaran suratı korkunun belirtisi, ağzından tükürükler saçarak bağırması korkunun tezahürüdür.
12 yıllık AKP iktidarları Türkiye’yi dipsiz kuyuya benzeyen bir baskı, dayatma ve taviz sarmalına sokmuştur.Başbakan ve hükümeti, tavizkar anlayışının eseri ve sonucundan doğan küresel bir dayatma kampanyasının mahkûmu haline gelmiştir. Düşmanla masaya oturanların, katillerle sözde barış ve çözüm konuşanların gerçek yüzleri elbette anlaşılacak ve maskeleri de eninde sonunda düşecektir. Milliyetçi Hareket Partisi’ni marjinal gruplarla yan yana gösterebilecek kadar doğruluktan ve dürüstlükten uzaklaşan Başbakan Erdoğan, asıl kendisinin PKK’nın stepnesi, yedeği ve kuyruğu olduğunu bir an olsun unutmaması tavsiyemizdir. Bizim Cumhurbaşkanı adayımızda bir kusur yoktur. Asıl kusur, asıl arıza, asıl açmaz Başbakan Erdoğan’ın hasarlı, sakıncalı ve zararlı zihninde ve politikalarındadır.
Anlaşılan odur ki zoru gören Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı adayı olmayacaktır. “Kara çıkar, ak’ı derin eşince; Gece uzun, uyku yoğun, düş ince…” diyen şairin dediği gibi Başbakan’ın ak’ı kara çıkmış, yaptığı yanlışların bilinciyle Cumhurbaşkanlığı düşleri kâbus olmuştur. Bu kâbusların verdiği ruh haliyle de hakarete sarılmıştır.
Milli mücadele yıllarında nasıl ki kurtarıcı Türk milleti olmuşsa yine aynısını yapacak, gök kubbeyi hainlerin başına geçirecektir. Başbakan’ın korkusu bu yüzdendir. Türkiye’yi bölmek için işgalci düşman güçlerinin dayattığı Sevr anlaşmasını yırtıp yüzlerine çarpan milli ruh yeniden güneş gibi doğacak ve cesaretle harekete geçecektir. Kimse ümitsiz olmasın, kurtuluş yakındır, Başbakan ve hükümetinin Yüce Divan’a çıkma günü yaklaşmaktadır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211