Bu tercih doğru yapılmazsa eğer...
 "Değişim ihtiyacı MHP için 'mecburî istikamet' tabelasıdır artık… Bu, A veya B şahısları arasında bir tercih meselesi olmaktan ziyade, 'hızla küçülme' ile'yeniden iktidar mücadelesi' arasında bir tercih meselesi… Bu tercih doğru yapılmazsa eğer,Genel Başkan'a 'ağzındaki köpükleri itinayla yalayacaksın' diyebilenlerin ve yarın "İl Başkanı bile fazla, sizin muhatabınız Bağcılar İlçe Başkanı'dır" diyebilecek olanların önü daha fazla açılmış olacaktır…"

Başbakan Davutoğlu'nun MHP Genel Başkanı Bahçeli'yle yapacağı koalisyon görüşmesine bir gün kala, yani 10 Ağustos 2015'te tweet değil âdeta el bombası atılıyor masaya…

Önce o mesajı hatırlayalım: "Ağzından köpükler saçarak konuşan siyasetin zavallısı Devlet Bahçeli için bütün o köpükleri itinayla yalayacağı yeni bir süreç başlıyor."Mesajı atan kişi Aydın Ünal'dı… Saraya yakınlığıyla ve Erdoğan'ın konuşma metinlerini yazmasıyla biliniyordu… Ayrıca Ankara Milletvekiliydi…

Sabah koalisyon görüşmeleri başlayacak… Görüşmelerde "Ortak hükûmete kuralım"teklifi yapacak taraftan böylesine ağır hakaret geliyor… Buradaki gerçek amaç, karşıyı tahrik ederek teklifi reddetmelerini sağlamak ve kamuoyuna 'koalisyonu istemeyen taraf' olarak sunmaktı hiç şüphesiz…

Çünkü 7 Haziran'da isteği gerçekleşmeyen Erdoğan yeni oyunu 1 Kasım'a göre kurmuştu ve oyunun içindeki bütün 'aktörler' bu takvime hizmet edecekti… Nitekim işler planlandığı gibi yürüdü ve 7 Haziran akşamı 'asla denetlemeyen mutlak iktidarını kaybetmiş' olan AKP, 'el birliği'yle düştüğü yerden doğruldu ve 1 Kasım akşamı'denetlenemeyecek mutlak iktidarını yakalamış' oldu yeniden…

Bir partiyi 'iç tartışma ve belki de parçalanma eşiği'nden tekrar 'mutlak iktidar'a taşıyan o 5 aylık 'sihirli' süreç Türk siyasî tarihinin en kritik dilimlerinden birini oluşturdu… Bu süreçte "Kim hangi fonksiyonu üstlenmiş, bu başarı kimin veya kimlerin hânelerine yazılmalıdır?" soruları çok uzun yıllar tartışılacak, siyasî tezlere konu olacaktır…

***

MHP açısından kötü olan şu: Parti bir yerlere itilirken veya tahrik edilirken, oyunu kuranların pervasızca kullanabildikleri o dil… 'Milliyetçilerin lideri'ne 'ağzındaki o köpükleri itinayla yalayacaksın' şeklinde iddialı cümle kurabilmek düne kadar büyük cesaret işiydi… MÇP yüzde 3'lerdeyken bile bu tür hakaret cümlelerini ağıza almak değil, akıldan geçirmek bile mümkün değildi…

Meclis kürsüsündeki MHP'li hatibe oturulan yerden lâf atabilmek kimin haddineydi? İş o noktadan kalktı geldi Meclis'in ortasında tekme tokat MHP milletvekili dövmeye…  60 milletvekilinin 2 milletvekiline gücü yetebilirdi elbette… Bunda bir anormallik yok… Anormal olan, dün 60 değil, 600 kişi olsalar bile asla cesaret edemeyecekleri noktayı bugün yakalamış olmalarıydı… Ardından Şamil zübüğü nasıl da aşağılamaya devam ediyordu mesaj yoluyla… "Bunların aşılarını yaptırdınız mı?" diye… İşte burada iyi düşünmek gerekiyor: "Neyi, nerede, kimlerin elinde kaybettik?"

Siz merkezde 'şamar oğlanı'na dönüştükçe, bu etki taşraya doğru yayılıyor… Arkasına devlet desteğini alan beş para etmez bir partici, sizin mensuplarınızın hayat alanlarını daraltmaya kalkıyor, küstahlık ediyor, partililerinizi aşağılık kompleksine zorluyor… Baskı dönemlerinde gümüş yüzüğünü nereye saklayacağını bilemeyen, badem bıyıklarını hemen kesen bürokrat veya sarı sendikacı fırsatı ele geçirdiğinde bütün gücünü sizin mensuplarınız üzerinde test ediyor…

***

Bu sizin caydırıcılığınızın yok olduğu bir kültür hâline gelmeyedursun… Ondan sonra kendisini ispatlamak isteyen taze iktidar yöneticisi 'staj'a sizinle başlar!.. Ne diyor AKP Grup Başkan Vekili Bülent Turan: "MHP'nin 40 vekili var… AK Parti İstanbul teşkilâtının 46 vekili var… Dolayısıyla Bahçeli'nin muhatabı, ne Grup Başkan Vekili'dir, ne Başbakan'dır, ne Cumhurbaşkanı'dır… Bahçeli'nin muhatabı AK Parti İstanbul İl Başkanı'dır…"

Ne tuhaf bir ironi değil mi; terör örgütünün liderlerini muhatap almaktan çekinmeyenler, bugün MHP Genel Başkanı'na çok aşağılarda bir yerde muhatap tayin edebiliyorlar!.."Nereden nereye?" sorusu burada bir kere daha haklılık kazanıyor…

MHP'de değişim tam da bu psikolojinin def edilmesi için elzem, hattâ hayatî… Morali bozulmuş, yorulmuş, toplumda karşılığı son derece sınırlı olan, kitlesine ümit verme ve iddia sahibi kılma özelliğini yitirmiş, ringin köşesine sıkışarak abandone görüntüsü veren silik fotoğrafın siyaseten hiç vakit kaybetmeden son bulması gerekiyor…

***

Siyasî partilere devlet yardımının kaldırılarak, ABD'deki gibi bağış sistemine geçildiği, ondan da önemlisi dar bölgeli-çift turlu seçim seçeneklerinin ciddi ciddi planlandığı, yani MHP'nin tasfiyesinin sağlanarak seçmen kitlesinin önemli bir bölümünün daha AKP'ye akıtılmasının hesaplandığı bir Türkiye var artık… Bu kritik aşamada MHP'nin tek çaresi, hücrelerini yenileyerek, yeni kan, yeni yüzler ve hem kendi kitlesini hem de toplumun diğer kesimlerini ikna edebilecek iktidar projesi eşliğinde değişim yaşamak… Üstelik acilen…

Değişim ihtiyacı MHP için 'mecburî istikamet' tabelasıdır artık… Bu, A veya B şahısları arasında bir tercih meselesi olmaktan ziyade, 'hızla küçülme' ile 'yeniden iktidar mücadelesi' arasında bir tercih meselesi… Bu tercih doğru yapılmazsa eğer, Genel Başkan'a 'ağzındaki köpükleri itinayla yalayacaksın' diyebilenlerin ve yarın "İl Başkanı bile fazla, sizin muhatabınız Bağcılar İlçe Başkanı'dır" diyebilecek olanların önü daha fazla açılmış olacaktır…

Servet Avcı



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211